Skip to content

KAPAK

OCAK 2019 SAYI: 128

2019 YILI İHRACAT RİSKLERİ VE FIRSATLAR

DÜNYA MAL TİCARETİNİN 2019 YILINDA MİKTAR OLARAK YÜZDE 3,6 GENİŞLEMESİ; PETROL, EMTİA VE MAL FİYATLARINDAKİ DURAĞANLAŞMAYLA BİRLİKTE DEĞER BAZINDA YÜZDE 5 BÜYÜMESİ BEKLENEN KÜRESEL TİCARETİN İSE 19,7 TRİLYON DOLARA ULAŞABİLECEĞİ ÖNGÖRÜLÜYOR. DÜNYA EKONOMİSİNDE YAVAŞLAMA VE KORUMACILIK ÖNLEMLERİ, MAL TİCARETİNDEKİ GENİŞLEMEYİ SINIRLANDIRABİLECEK ETKENLER OLARAK ÖNE ÇIKARKEN, BUNA BAĞLI KÜRESEL İHRACAT PERFORMANSININ 2017 VE 2018 YILLARININ ALTINDA KALACAĞI DA BEKLENEBİLİR. BU ÖNGÖRÜLER, TÜRKİYE İHRACATI İÇİN DE ÖNEMLİ BİR VERİ OLUŞTURUYOR.

2019 yılında dünya ekonomisi ve ticareti önünde önemli riskler de bulunuyor. Bu riskler dünya ekonomisinde beklenen yumuşak iniş ve yüzde 3 büyüme yerine, sert iniş ve yüzde 2 büyümeye yol açabilir. Riskler, ayrıca 2019 yılında beklenen yüzde 5 mal ticareti büyümesini de yavaşlatabilir. Riskler içinde ilk sırada ABD’nin politika uygulamaları geliyor. Bunlar hem ABD içinde belirsizlikler yaratıyor hem de dünya için öngörülebilirliği azaltıyor. ABD Başkanı ile ilgili yürüyen soruşturmaların sonuçları da bu süreçte önemle takip edilen konular arasında yer alıyor. Diğer yandan, Çin ekonomisindeki yavaşlama da önemli bir risk başlığı olarak karşımızda duruyor. Çin ekonomisi 2014 yılı başından itibaren kontrollü olarak ihracat ve yatırımlara dayalı büyümeden, iç talebe dayalı ve daha dengeli bir büyümeye geçiyor. Buna bağlı olarak yıllık ekonomik büyüme de çift haneli rakamlardan yüzde 6,5’lere kadar indi. Ancak ABD’nin başlattığı korumacılık önlemleriyle Çin’in büyümesinin yüzde 6’nın da altına düşmesinden endişe ediliyor. Çin’de gerçekleşecek daha yavaş bir büyüme, dünyanın geri kalanı için de önemli bir yavaşlama anlamına gelecektir.

Bununla birlikte, küresel mali varlıklar 2017 ve 2018 yıllarında yaşanan hızlı ekonomik büyümeye bağlı olarak önemli bir getiri sağlamıştı. Ancak dünya ekonomisindeki yavaşlama endişeleri ve merkez bankalarının finansal sıkılaşma kararları sonrasında küresel mali piyasalarda önemli kayıplar yaşanma riski artış eğilimini koruyor. 2019 yılında dünya ticareti üzerinde doğrudan etkili olacak en önemli risk ise ABD ile Çin arasındaki ticari korumacılık adımlarının bir savaşa dönüşmesi ihtimali... Her iki ülke 1 Mart tarihine kadar ticaret görüşmelerini sürdürerek anlaşma arayacak ancak anlaşma sağlanamaması halinde karşılıklı olarak ticaretin tamamını kapsayacak ek gümrük vergileri uygulanması riski bulunuyor. Bu riskin gerçekleşmesi halinde dünyanın geri kalanında da ticarette korumacılık önlemleri uygulanması kaçınılmaz olacaktır.

İngiltere ile AB arasında anlaşmasız ayrılık yaşanması ihtimali de bir diğer önemli riski oluşturuyor. Jeopolitik riskler ise her yıl olduğu gibi dünya ekonomisi ve ticareti önünde risk oluşturmaya devam edecek. ABD’nin İran’a yönelik esnek enerji yaptırımlarındaki altı aylık süre 1 Mayıs tarihinde dolacak. ABD’nin bu tarihten itibaren muafiyetleri kaldırması ve tam bir yaptırım uygulaması halinde siyasi gerginlikler de artacak; petrol ve enerji fiyatları da yükselecektir. Suriye, Yemen, Kuzey Kore, Ukrayna ise diğer jeopolitik risk alanları olarak önem taşımaya devam ediyor.

TÜRKİYE’NİN 2019 YILI İHRACET HEDEFLERİ

Türkiye’nin 2019 yılı ihracat hedefleri Yeni Ekonomi Programı kapsamında belirlenmişti. Buna göre, 2019 yılında 182 milyar dolar ihracat hedeflenmişti. Yani, 2018 yılındaki yüzde 7,1’lik ihracat artışı sonrası 2019 yılında daha yüksek bir ihracat artışı hedefleniyor. Küresel ekonomide ve ticarette 2019 yılında beklenen yavaşlama dikkate alındığında Türkiye’nin bu ihracat hedefine ulaşması için daha yüksek bir çaba göstermesi gerekecek. 2019 yılında bu ihracat hedefine ulaşılabilmesi için ihracat birim fiyatlarının arttırılması, mevcut pazarlarda payın genişletilmesi ve yeni pazarlara erişim ile ürün çeşitliliğinin arttırılması önemli olacak. Dünya mal ticaretinde 2019 yılında yüzde 5 büyüme beklendiğini söylemiştik, bu çerçevede Türkiye 2019 yılındaki yüzde 8,3 ihracat artışı hedefine ulaşmak için kamu ihracat desteklerini de artırmalı. Bu süreçte özellikle Eximbank kredi ve teminat olanakları, alacak sigortaları ve döviz kuru riski yönetim ürünleri önemli olacaktır. 2019 yılında Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşmasında ihracat pazarlarındaki gelişmeler, ekonomik büyümeler ve buna bağlı olarak oluşacak ithalat talebi de önemli olacak. 2019 yılında genel olarak ekonomik büyümelerde 2018 yılına göre bir yavaşlama olacağı görülüyor. ABD ve AB’de büyümeler daha yavaş gerçekleşecek. Enerji ihracatçısı yakın ve komşu ülke pazarlarımız da ise büyümeler durağanlaşacak. Bununla birlikte, 2019 yılında yüksek büyüme beklentileriyle öne çıkan ülkeler de olacak: Polonya, Romanya, Kazakistan, Türkmenistan, Gürcistan, Irak, BAE, Mısır, İsrail, Gana ve Kenya pazarlarına yoğunluk verilmesinin yararlı olacağı söylenebilir.

İHRACAT İÇİN 2019 YILI FIRSATLARI VE ÖNCELİKLERİ

2019 yılında ihracat için fırsatlar ve önceliklerin tespit edilmesi ve değerlendirilmesi, ihracat hedeflerine ulaşılması ve ihracatçıların doğru pazarlara erişmesinde belirleyici olacaktır. Bu çerçevede, öncelikle 2019 yılında dört ülkenin ihracatta öncelikli pazar ilan edildiğini anımsatmalıyım: Çin, Hindistan, Meksika ve Brezilya. Bu dört hedef pazardan Hindistan 2019 yılında yüzde 7,4 ile en hızlı büyüme gösterecek ülke olacak. Hindistan, büyüme hızında Çin’i de geçerken, Mayıs ayında yapılacak başkanlık seçimi dışında önemli bir risk de barındırmıyor. Çin’de 2019 yılı büyüme beklentisi yüzde 6,2 olarak açıklanıyor. Ancak Çin’de ekonomide yavaşlama endişeleri bulunduğunu söylemiştik. Meksika’da ise 2019 yılında yüzde 2,5 büyüme bekleniyor. Meksika 2019 yılında NAFTA’nın yerini alacak olan yeni ticaret anlaşmasına uyum sağlamaya çalışırken, ABD ile olan ilişkileri de riskler içeriyor. Brezilya’da da 2019 yılı büyüme beklentisi yüzde 2,4 ve Brezilya’da büyüme emtia fiyatlarından etkilenmeye devam edecek. Ayrıca yeni Başkan Borselano 1 Ocak tarihinden itibaren göreve başladı ve Brezilya’yı yeni bir süreç bekliyor. Bu çerçevede, 2019 yılında ihracatçılarımız için birçok fırsat ve tehdit, her yıl olduğu gibi ortaya çıkıyor. Öncelikle Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” projesinin yaratacağı fırsatlar yakından izlenmeli. Diğer yandan, Orta Avrupa ile Balkan ülkelerinde yeni sanayileşme hamlesi hem fırsatlar hem de tehditleri içermeye devam ediyor. Asya Pasifik bölgesinde ise artan sayıda ülke küresel ticaret ağına ekleniyor; Sahra Afrikası’nda da azalan Çin etkisi fırsatlar sunmaya devam ediyor.