Skip to content

SEKTÖRDEN

MART 2018 SAYI: 118

“Avrupa’da İlk Beş Üretici Arasındayız”

Sektördeki yolculuğuna 1974 yılında tarım makineleri imalatı gerçekleştirerek başlayan Efe Endüstri, zaman içinde beton ekipmanları ve araç üstü ekipmanları imalatına adım atarak 1999 yılında MERT Teknik Şirketler Grubu’na dahil oldu. Grup bünyesinde yer alan üç şirketten biri olan Efe Endüstri, bugün özellikle belediye hizmet ekipmanları alanında tanınan bir firma. İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan fabrikasında 220 kişilik bir ekiple çalışmalarına devam eden firma, tek vardiyada 2 bin adet/yıl ekipman üretim kapasitesine sahip. Katı/evsel atıklar, inşaat/moloz atıkları ve transferleri, kanalizasyon temizliği, yol süpürme ve yıkama gibi tüm belediye hizmet ekipmanlarının ürün gamında bulunduğunu söyleyen EFE Endüstri ve Tic. A.Ş. Genel Müdürü Filip Minasyan, “Özellikle hidrolik sıkıştırmalı kamyon üstü çöp toplama araçlarında, yurt içinde en yüksek kapasiteye sahip üretici olduğumuzu söyleyebilirim. Keza bu alanda pazar lideriyiz. Avrupa’nın ilk beş üreticisi arasında olduğumuzu da söylemek sanırım yanlış olmaz” diyor.

1999 yılından bu yana yurt içi ve yurt dışında yaşanan kriz ve olumsuzlukların hedeflerine ulaşmalarında öngörülen tarihlerin uzamasına neden olduğunu ifade eden Minasyan, ancak her şeye rağmen, halen yüzde 100 yerli sermayeli bir şirket olarak öngörülen hedeflerin önemli bir bölümüne ulaştıklarını vurguluyor. Minasyan; “Her ne kadar daha çok gidecek yer olsa da, öncelikle Avrupa, Afrika, Orta Doğu, Türki Cumhuriyetler ve hatta Uzak Doğu’da bilinen, güvenilir ve ticaret hacmimizi her yıl artıran bir konuma ulaştık” şeklinde konuşuyor.

Öncelikle sizden EFE Endüstri ve Tic. A.Ş. firmasının kuruluş hikâyesini dinleyebilir miyiz?

EFE Endüstri 1974 yılında tarım makineleri imal edilmek üzere kurulmuş, zaman içinde beton ekipmanları ve araç üstü ekipmanları üretimine geçiş yapmış ve 1999 yılında MERT Teknik Şirketler Grubu’na dahil olmuştur. Bugün şirketimiz yurt içinde belediye hizmet ekipmanları pazarındaki en önemli oyunculardan biri olmasının yanı sıra 55 ülkeye olan ihracatı ile de ülkemize önemli ölçüde döviz girdisi sağlayan bir firma konumuna geldi.

Kurulduğunuz gün nasıl bir vizyonla yola çıkmıştınız? Bugün bu vizyonun neresindesiniz?

1999 yılında EFE Endüstri’nin MERT Teknik Şirketler Grubu tarafından devir alınırken ilk hedefi şirketin bir dönem olduğu gibi yurt içi ve yurt dışı pazarlarda itibarlı ve güçlü konumuna ulaşmasını sağlamaktı. Bir sonraki adımda ise eskisinden bile daha iyi bir performans ile küresel bir marka olmak üzere yola çıkıldı. 1999’dan günümüze yurt içi ve yurt dışı birçok kriz ve olumsuzluklar, hedeflerimize ulaşmamızda öngörülen tarihlerin biraz uzamasına neden oldu. Ancak bugün, her şeye rağmen, 18 yıl sonra halen yüzde 100 yerli sermayeli bir şirket olarak öngörülen hedeflerin önemli bir bölümüne ulaştığımızı söyleyebilirim. Her ne kadar daha çok gidecek yer olsa da, öncelikle Avrupa, Afrika, Orta Doğu, Türki Cumhuriyetler ve hatta Uzak Doğu’da bilinen, güvenilir ve ticaret hacmimizi her yıl artıran bir konuma ulaştık.

Firmanız için kilometre taşı sayılabilecek dönüm noktaları neler oldu?

1980’lerde dünya devi olan Alman firmalarından biri ile imzalanan lisans altında beton santralleri ve transmikserlerin üretim anlaşması; yine aynı dönemde İtalyan bir firma ile imzalanan lisans altında hidrolik sıkıştırmalı çöp kasalarının imalatı ve şüphesiz 1999 yılında EFE Endüstri’nin MERT Şirketler Grubu’na dahil olması kilometre taşı sayılabilecek dönüm noktaları olarak sayılabilir. Öte yandan, askeri projeler ve son yıllarda münhasıran temsil etmeye ve servis vermeye başladığımız İtalyan menşeli NORD ENGINEERING akıllı çöp toplama sistemleri, İngiliz menşeli Johnston yol süpürme araçları ve Amerikan menşeli KEITH yürüyen taban sistemleri ile şirketimizin küresel alanda bilinirliği ve güvenilirliği anlamında diğer kritik gelişmeler olarak değerlendirilebilir.

İhracata adım atmanız ne zaman, nasıl, hangi ürününüzle gerçekleşti?

Aslında EFE Endüstri’nin doğasında ihracat var. İlk günden itibaren tarım makineleri, römork, vb. ürünlerin ihracatını yapıyorduk. Zaman ve şartlara göre ürün yelpazesi değişse de ihracat hep oldu ve artarak devam edeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Üretim yelpazenizden ve yıllık üretim kapasitenizden, ihracat pazarlarınızdan bahseder misiniz?

Aslında katı/evsel atıklar, inşaat/moloz atıkları ve transferleri, kanalizasyon temizliği, yol süpürme ve yıkama gibi tüm belediye hizmet ekipmanları ürün gamımızda bulunuyor. Özellikle hidrolik sıkıştırmalı kamyon üstü çöp toplama araçlarında, yurt içinde, en yüksek kapasiteye sahip üretici olduğumuzu söyleyebilirim. Keza bu alanda pazar lideriyiz. Avrupa’nın ilk beş üreticisi arasında olduğumuzu da söylemek sanırım yanlış olmaz. Mevcut personel sayımız ile tek vardiyada üretim kapasitemiz 2 bin adet/yıl ekipmandır. Mevcut durumda güçlü olduğumuz bölgelerin dışında yeni hedefimiz Batı Avrupa olacak.

Üretiminizi nerede, nasıl, kaç kişilik bir ekip ile gerçekleştiriyorsunuz?

EFE Endüstri’nin şirket merkezi ve fabrikası İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alıyor. Hali hazırda mavi ve beyaz yakalı olmak üzere yaklaşık 220 kişilik bir ekibiz. MERT Şirketler Grubu, EFE Endüstri dahil, yaklaşık 500 kişilik bir ekipten oluşuyor. Üretimlerimizin niteliği her ne kadar seri üretimi desteklemese de, ısmarlama ürünlere rağmen, çevik ve yalın üretim prensiplerini, hali hazırda düzenli bir şekilde Dr. Lütfi Apilioğulları’ndan aldığımız Endüstri 4.0 danışmanlığı ile en üst seviyeye taşıyoruz. Şirket içi laser kesim, robotik kaynak, uluslararası kaynakçı sertifikalı mühendis ve sertifikalı kaynakçılarımız ile güncel ve kontrollü her parçaya ait aparatlarımız ile imalatımızı gerçekleştiriyoruz.

Ar-Ge yatırımlarınızdan ana hatlarıyla bahseder misiniz?

Her alanda ancak özellikle sanayi de kaçınılmaz ve sürekli yatırım gerektiren en önemli alanlardan biri de şüphesiz Ar-Ge. Artık sürekli gelişim ve sürdürülebilir bir organizasyon için sadece sac şekillendirme ve dizaynın ötesinde inovasyon odaklı ve akıllı ürünler geliştirmek bir zorunluluk. Bizde bu alanda akıllı üretim teknikleri ile akıllı ürünler üretmeye odaklandık. Hatta daha da öteye giderek ürünlerimizin operasyonlarını internet üzerinde takip edip, bilgiler toplayıp bunları müşterilerimiz ve kendi kullanımımız için ayrı ayrı anlamlandırmaya çalışıyoruz.

Yeni geliştirdiğiniz bir ürün var mı? Kullanım alanı ve özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

Her dönem şüphesiz yeni ürünler üzerinde çalışmalarımız oluyor. Mevcut koşullar bugün sadece bir üründe uzmanlaşsanız dahi sürdürülebilir ve gelişen bir ortam için yeterli olamıyor. Dolayısıyla sürekli yeni ürün ve ürünler üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Burada iki ürünümüzden bahsedebilirim. Biri hali hazırda ürün gamımızda bulunan ancak dizayn ve donanım olarak yenilediğimiz konteynır yıkama aracımız. Bu araç her gün bir şekilde yanından geçtiğiniz, hatta çöpünüzü attığınız, evinizin önü ve/veya yakınındaki metal veya plastik çöp kutularının/konteynırlarını yıkama amaçlı geliştirildi. Dizayn olarak iş makinesinden çok binek, otomobil aerodinamiği vermeye çalıştık. Bunun dışında konteynırın kirliliğine göre ayarlanabilir farklı yıkama özellikleri olacak. Böylece gereksiz su sarfiyatı önlenecek ve bir seferde daha çok konteynır yıkanabilecek. 300 ton kapasiteli kendinden tahrikli mobil taşıyıcı/ Self Propelled Mobile Transformer (SPMT) ise hali hazırda TÜBİTAK destekli yürüyen farklı bir projemiz. Bu ürün, ağır özel yükler için tasarlandı. En yaygın kullanım alanları ise tersaneler.

Faaliyet alanı içinde yer aldığınız sektörün Türkiye ekonomisine verdiği katkıyı nasıl yorumluyorsunuz? Söz konusu fayda sizce istenilen seviyede mi?

Türkiye araç üstü ekipman, treyler ve benzer makine imalatı yurt içi ihtiyaçlarını neredeyse tamamen karşılıyor. Bundan öte, dış pazarlara gönderilen ürün adeti yurt içinden çok daha fazla olup, ülkemizin olumlu yönde tanıtımı kadar ciddi döviz getirisi sağlıyor.

Sektörün önünde duran en büyük sorunlar neler? Bu sorunları ortadan kaldırmak için ne gibi çalışmalar yapılması gerekiyor? Maalesef sektörümüz haksız rekabet ile bir süredir karşı karşıya. Halen çalışan haklarının tam olarak yerine getirilmediği işletmeler mevcut. Bu işletmeler maddi olarak çalışanlarını suistimal ettiği gibi, iş sağlığı ve güvenliği, çevre mevzuatları ve kalite standartları gibi bir çok konuya önem vermiyor ve yerine getirmiyor. Bunun sonucunda sadece fiyat ve kâr odaklı strateji ile özel sektör ve özellikle kamu kaliteli ürüne ulaşmada zorluk çektiği gibi iş gücü de hak ettiği standartların uzağında kalıyor. En az bunun kadar zararlı bir unsurda bu şirketlerin ihracat yapması. Bu durum kısa vadede kalite yönünden son kullanıcıyı mağdur ediyor ve dolayısı ile Türkiye imajına zarar veriyor.

2017 EFE Endüstri için nasıl sonlandı? Bu yıl için beklentiler ne yönde?

Şüphesiz her kesim için 2017 zor bir yıldı. Tüm politik gelişmeler şüphesiz doğrudan reel sektörü de direkt olarak etkiliyor. Her şeye rağmen şirketimizin sağlıklı bir şekilde öngörülen hedeflere ulaştığını söyleyebilirim. 2018’den de son derece umutluyuz. Keza Mart 2018 itibarıyla kesilen fatura ve mevcut siparişlerimizin toplamı geçen seneki 12 aylık toplam ciromuzun yüzde 85’ini geçmiş durumda. 2018’in firmamız adına rekorlar yılı olmasını bekliyoruz. Hatta beklemiyor; bu yolda çok çalışıyoruz.

Yurt içinde ve yurt dışında katıldığınız fuarlardan bahseder misiniz? Söz konusu fuar katılımları firmanıza ne yönde katkı sağlıyor?

Fuar katılımları konusunda biraz cimri olduğumuzu itiraf etmeliyim. Bu yıl için katılım göstereceğimiz ilk fuar, sektörümüze ait Avrupa’daki en büyük fuar olan, Almanya’daki IFAT 2018. Bu fuar dünyanın dört bir yanından katılımcıların ve ziyaretçilerin geldiği, iki yılda bir düzenlenen, sektörümüze ait en önemli organizasyon. Bu organizasyonda en az üç ayrı ürünümüzü sergilenmeyi planlıyoruz. Bu tip organizasyonlar şirketimizin pazardaki konumunu sağlamlaştırdığı gibi, tüm dünyadan müşterilerini bir noktada buluşturduğu ve yeni ürünlerini sergileme imkanı bulduğu çok önemli bir platform. Şüphesiz yeni, gelişmiş ve teknolojik ürünler ve mutlu müşteriler Türkiye’nin de imajına olumlu katkılar sağlıyor.