Skip to content

ÜÇÜNCÜ KUŞAK

MAYIS 2017 SAYI: 108

Başarının Yolu, Sorumluluk Bilinciyle Çalışmaktan Geçiyor

Kuşaktan kuşağa aktarılan kesintisiz bilgi birikiminin aile firmalarının büyüyüp güçlenmesinde önemli bir etken olduğunu söyleyen Göçmenler Group İhracat Müdürü Tuğba Göçmen, “Geçmişten gelen birikimleriniz olmazsa büyüme süreci daha fazla zaman gerektirebilir. Fakat firmanın tarihsel tecrübelerinin ve ailedeki deneyimli kuşakların yol göstericiliğinde, yeni yatırım kararlarını daha sağlıklı almanız mümkün” diyor.

Ankara’da 1984 yılında doğan, ilk ve orta öğrenimini Arı Koleji’nde tamamladıktan sonra Bilkent Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık Bölümü’nden 2007 yılında mezun olan Tuğba Göçmen, mezuniyetinin ardından çalışmaya başladığı aile firmalarında birçok görev üstlendiğini söylüyor.

Göçmen’le üçüncü kuşak bir yönetici olmanın beraberinde getirdiği sorumlulukları ve firmayı taşımak istediği noktaya dair düşüncelerini konuştuk.

Aile şirketinde görev alma serüveniniz nasıl başladı? Üretimin içinde yer almak size neler kattı?

İlk altı ay boyunca deyim yerindeyse imal ettiğimiz ürünleri tanımak için fabrikamızda staj gördüm. Sonrasında OSTİM satış ofisimizde çalışmaya başladım. İlk bir yıl süresince masam ve sandalyem dahi olmadı. Ofiste çalışan personel ve diğer aile büyüklerimin yanında deneyim kazanmaya çalıştım. Çocukluğumdan bu yana daima ailemle çalışmak ve onlara destek olmak hevesindeydim. Firma sahibinin kızı olmak size ister istemez bir sıfat yüklüyor.

Firmamızın reklam, tanıtım, satış, ihracat ve koordinasyon departmanlarında tam sorumlulukla olmasa da çeşitli çalışmalar yürüttüm. Bu kadar farklı alanda çalışmak da, beklenenden kısa sürede deneyim kazanıp işi öğrenmeme vesile oldu. Belki de tek bir alanda çalışsaydım, kısa zamanda ve şimdi olduğu kadar geniş bilgi birikimine sahip olamayacaktım. Ancak kariyerimdeki kilometre taşı muhasebe departmanına geçişimle oldu. Muhasebe alanında gerçekten de beklemediğim kadar başarılı oldum. Bu noktadaki başarımda bana olan desteği ve güveni dolayısıyla babamın rolü çok önemlidir. Şimdilerde çalışma arkadaşlarımın farklı konularda bana gelip danışması ve birikimimi onlarla paylaşmak bana büyük bir gurur ve mutluluk yaşatıyor. Üretimin içinde bulunmak ve bu süreçte görev almak bana kariyer bir yana bireysel olarak inanılmaz kazanımlar sağladı. Rahmetli Vehbi Koç’un da söylediği gibi “Hayat matematiğe benzer, sağlığımızı bir rakam olarak kabul edersek sonrasında yanına ekleyeceğimiz başarılar hayat grafiğimizin artılarını gösterecektir.” Bu anlamda firmamızda görev almam, “bir” ile başladığım hayatımda birçok artı kazanç sahip olmama ve başarı grafiğimi üstlere taşımama sebep oldu.

Aile firmasında çalışmanın zorlu yanları nelerdir?

Aileden biri olmak size gereğinden fazla çalışma, her işi takip etme, insanlara karşı tavır ve yaklaşımınızı ailenize yakışır şekilde belirleme gibi sorumluluklar yüklüyor. Ailenizin sizden beklentileri de bu doğrultuda oldukça yüksek olduğundan, omuzlarınızdaki yük de artabiliyor. Aslına bakarsanız kendi firmanızda yetişmek, büyümek, öğrenmek çok güzel bir süreç. Deyim yerindeyse bir bebek gibi önce emeklemeyi sonra da yavaş yavaş adım atmayı öğreniyorsunuz. Sonrasında ise öğrendiğiniz her yeni bilgiden aldığınız keyif size tarifi mümkün olmayan duygular yaşatıyor. Ailenizle birlikte çalışmayı bir zorunluluk olarak görmemek ve firmanızı bugün bulunduğu konumdan çok daha üst noktalara taşıyacağınıza inanarak sorumluluk bilinciyle çalışmak sizi başarıya ulaştıracaktır diye düşünüyorum. Mevkii ve makam kaygınız olmadan öğrenmek için çaba sarf ettiğiniz sürece başarıya ulaşabileceğinizi düşünüyorum.

İş hayatının yoğunluğuna kapılıp, ötelediğiniz hayalleriniz oldu mu?

İç mimari ve tasarıma yoğun bir ilgi ve yatkınlığım olmasına rağmen iş yoğunluğundan ötürü bu hayalimin gerçekleştirmeye vakit ayıramıyorum. İş hayatının dışında vaktimin çoğunu iki kızımla geçirmek bana büyük bir keyif veriyor. Çocuklarımın ofiste büyüdüklerini söyleyebilirim. Sürekli yanımda ve yakınımda olmalarını istedim. Çoğu zaman ofisteki koltuklarda uyuyup kalırlardı. Onların mutlu ve huzurlu olmaları benim için çok önemli. Öyle ki çocuklar için çok da rahat olmayan ofis ortamında bile daima onlarla beraber olmaya çalıştım.

Türkiye’nin makinecilik serüvenini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de özellikle son yıllarda, dünyadaki marka değeri yüksek firmaların ürettikleriyle rekabet edebilecek kalitede makineler imal ediliyor. Bu noktada makine ve diğer ürün gamlarında üretim yapan firmaların unutmaması gereken en temel nokta, ihraç ettikleri her ürün, firmanın yanında aynı zamanda Türkiye’yi de temsil ediyor. Bu durumu yurt dışında katıldığımız birçok fuarda gayret net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Biz firma olarak bu hassasiyeti oldukça önemsiyoruz.

İş hayatı haricinde kişisel hobileriniz var mı?

Kızlarımla bol bol vakit geçirip, her anımı onların yanında çeşitli aktiviteler yaparak geçirmek bana mutluluk veriyor ve motive ediyor.

Köklü bir firma olarak üçüncü kuşağa kadar gelmenizin en önemli sebepleri nelerdir?

Aile bağlarımız oldukça kuvvetlidir. Bir aile firmasını başarıyla bu kadar uzun süre yönetmek kolay bir iş değil. Aileniz geçmişine sıkı sıkıya bağlı değilse en ufak bir sarsıntıda büyük yıkımlar yaşanabilir. Küçücük bir anlaşmazlıktan bile firmanız bölünüp aile fertleri yapıdan ayrılabilir. Aile bağlarının kuvvetli olması bu tür olasılıkları en aza indirger. Öte yandan işe başlayacak her bir aile bireyine işin en küçük detaylarının dahi öğretilerek deneyim kazanmasına yardımcı olmak gerekir. Köklerine sıkı sıkıya bağlı olan bir firmanın başarıyla yoluna devam etmesi şüphe götürmez bir gerçek.

Türkiye’de büyük firmaların çoğunun aile firması olduğunu da unutmamak gerekir. Kuşaktan kuşağa aktarılan kesintisiz bilgi birikiminin aile firmalarının büyüyüp güçlenmesinde de önemli bir etken olduğuna inanıyorum. Geçmişten gelen birikimleriniz olmazsa büyüme süreci daha fazla zaman gerektirebilir. Fakat firmanın tarihsel tecrübelerinin ve ailedeki deneyimli kuşakların yol göstericiliğinde yeni yatırım kararlarını daha sağlıklı almanız mümkün. İlk kuşak firmayı kurar, ikinci kuşak geliştirir ve üçüncü kuşak da kurumsallaşma sürecini inşa eder. Bu noktada geleneksel yönetim biçimine alışkın ve kurumsallaşmayla birlikte aile firmasının yapısının bozulacağına inanan ikinci kuşakla problemler yaşamanız olasıdır. Bu anlamda kurumsallaşma deneyiminin olgunlaşması için biraz zaman tanımak en iyi yöntemdir. Eğer kurumsallaşma süreci üçüncü kuşakta başlamazsa o zaman firmanızın yapısı bozulmaya başlar.