Skip to content

SAĞLIK

NİSAN 2019 SAYI: 131

BU RİSKLERDEN BİRİ BİLE VARSA GEÇ KALMAYIN! HER İKİ GLOKOM HASTASINDAN BİRİ HASTALIĞINI BİLMİYOR

HALK ARASINDA “GÖZ TANSIYONU” VE “KARASU HASTALIĞI” OLARAK DA BILINEN GLOKOM, GÖRME SINIRININ ILERLEYICI HASARI VE GÖRME ALANININ DARALMASIYLA KARAKTERIZE BIR HASTALIK. ÜLKEMIZDE GLOKOM 40 YAŞ ÜZERINDE HER 100 KIŞIDEN IKISINDE GÖRÜLÜRKEN, BU ORAN 80 YAŞINDAKI ERIŞKINLERDE YÜZDE 10’LARA KADAR YÜKSELIYOR. ÖZELLIKLE AILESINDE GLOKOM ÖYKÜSÜ OLAN KIŞILERIN GLOKOMA KARŞI DAHA DIKKATLI OLMALARI GEREKIYOR. BUNUN NEDENI ISE GLOKOM GELIŞME RISKININ BU KIŞILERDE ALTI KAT ARTMASI.

Dünyada körlük nedenleri arasında ilk sırada yer alan glokom erken teşhis edildiğinde görme kaybının ilerlemesi durdurulabiliyor. Ancak görme alanındaki daralma çevreden merkeze doğru olduğu için çoğunlukla kendini hastalığın en son aşamalarında, yani görme alanında belirgin hasar oluştuğunda fark ettiriyor. Çok geç evrelere kadar belirti vermediği için de her iki kişiden biri glokom hastası olduğunu bilmiyor ve doktora görme kaybı ileri boyutlara ulaştığında başvuruyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Bülent Buttanrı, hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 35 yaşından itibaren yılda bir kez muayene olması gerektiğine dikkat çekerek, “Glokom açısından risk faktörüne sahip olan kişilerin bu yaşı beklemeden göz hekimine başvurmaları, görme kaybının önlenmesi için çok önemli” diyor.

YETIŞKIN HASTALIĞI SANILIYOR, ANCAK…

Toplumda glokomun sadece yetişkinlerde, özellikle de 40 yaş üzerindeki kişilerde görüldüğüne dair bir inanış var. Oysa sanılanın aksine her 10 bin bebekten biri dünyaya glokom hastası olarak gözlerini açıyor. Normalde, anne karnında son 2-3 ayda gözün içerisinde su yapımı başlıyor ve oluşan kanal sistemiyle bu sıvı göz dışına iletiliyor. Ancak bazı bebeklerde sıvı göz dışına çıkamıyor ve bunun sonucunda göz içi basıncı yükseliyor. Doç. Dr. Buttanrı, çocukların göz küreleri büyüklerden farklı olarak elastik olduğu için gözün büyümeye başladığını ve bunun sonucunda da iri gözlü dünyaya geldiklerini belirterek, “Dolayısıyla bebeklerinin gözlerinin normalden iri olduğunu fark eden ebeveynlerin zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurmaları gerekiyor” diyor.

YILDA BIR KEZ MUAYENE ŞART

Glokoma geç tanı konulduğunda görme sinirindeki hasarı geriye döndürmek mümkün olmuyor. Bu nedenle glokoma bağlı kalıcı görme kaybını önlemenin tek yolu erken tanı konulması. Doç. Dr. Buttanrı bu nedenle erken teşhis için aile hikâyesi olsun veya olmasın, 35 yaş ve üzerindeki her kişinin yılda en az bir kez göz muayenesi olması gerektiğine işaret ederek, “Riskli kişilerde sinir hasarını tespit etmemizi sağlayan tanısal ve takip testlerine daha erken başvurabiliyoruz. Düzenli göz tansiyonu takibi, görme alanı ve sinir lifi tabakasının kalınlık ölçümleri ile tanı konabiliyor. Ancak pek çok hasta, tanısı konmasına rağmen ilaçlarını kullanmadığı ve takibine devam etmediği için hasar ilerliyor. Bu nedenle erken teşhis kadar hastanın tedaviye uyumu da çok önemli” diyor.

TEDAVIYLE HASARIN ILERLEMESI ÖNLENEBILIYOR

Glokomda herkes için geçerli ortak bir tedavi yöntemi yok. Glokomun tipi, hastanın yaşı, göz siniri ve retinanın durumu, göz tansiyonun yükseklik derecesi ile diğer hastalıkların olup olmadığı gibi birçok etken tedavi planını etkiliyor. Doç. Dr. Buttanrı tedavi ile ancak gözdeki hasarın ilerlemesinin durdurulabildiğini söyleyerek, “Glokomda oluşan hasarı ve görme kaybını geri döndürmek mümkün olmuyor. Glokom tedavisinde amaç göz tansiyonunu düşürerek görme sinirini korumak. Bunun için göz tansiyonunu düşüren ilaçlar kullanılabiliyor, ihtiyaç halinde lazer uygulamaları veya cerrahi yöntemlere başvurulabiliyor. Doğumsal glokomlarda ise genelde cerrahi yöntemler öncelikli olarak uygulanıyor” diyor.