Skip to content

ÜÇÜNCÜ KUŞAK

EKİM 2016 SAYI: 101

“Çıraklığını Yapmadığın İşin Ustalığını Yapamazsın”

Şirkette üçüncü kuşak olarak görev almanın, her zaman aile büyüklerinin tecrübelerinden yararlanmak gibi bir pozitif yanı olduğunu söyleyen Dal Lunapark Makinaları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Baki Mustafa Dal, bu sayede işin içerisinde kişinin kendini geliştirmesinin her zaman daha kolay olduğunu söylüyor.

Aile şirketinde çalışmanın kendisine büyük bir tecrübe kazandırdığını ifade eden Dal, “‘Çıraklığını yapmadığın işin ustalığını yapamazsın!’ der babam Özcan Dal. Ben de çıraklıkla başladığım bu yolda, şirket içinde birçok görev üstlendim. Bu sayede aldığım sorumluluklarla deneyimlerim günden güne arttı” şeklinde konuşuyor.

İnsanın sorumluluk aldıkça yaptığı işi daha çok benimsediğini ve bunun arkasından da çalışma arzusunun arttığını vurgulayan Dal ile firmalarının kurumsallaşması yönünde gerçekleştirdiği çalışmaları ve üçüncü kuşak yönetici olarak sektöre bakışını konuştuk.

Aile şirketinde görev alma serüveniniz ne zaman ve nasıl başladı? Şirket içinde hangi görevleri üstendiniz?

Henüz dört yaşındayken Bursa lunaparkına gondol kurmaya gittiğimizi çok net hatırlıyorum. Tabii ki çocuksunuz, ne kadarını anlayabilirsiniz ama o zamandan beri o kadar büyük oyuncakların kurulması ve çalıştırılması ilgimi çekmiştir. İlerleyen zamanda ise fabrikaya ve işletmelere gitmeye başladım. Kardeşim de okul tatillerinde babamla birlikte işe gelir, yabancı dilde eğitim gördüğü için yabancı müşterilerimizle yaptığımız toplantılara o da katılırdı.

Hayatınız ilgi duyduklarınız ve başardıklarınızla şekilleniyor. Benim hayatım ise küçük yaşlarda ilgi duyduğum çarpışan arabalarla şekillenmeye başlamıştı bile. Lunaparklardaki ilk görevim atlıkarıncada bilet toplamak olmuştu. İşinizde sorumluluk aldıkça o işi daha çok benimseye başlıyorsunuz ve bunun akabinde çalışma arzunuz artıyor. 15 yaşıma kadar fabrikada ve lunaparklarda çıraklık yaptım. Kamikaze adıyla bilinen lunapark oyuncağını ilk defa kurduğumda henüz 16 yaşındaydım sonrasında ise parklarımızdaki oyuncaklarımızın montaj ekibinin başına geçtim. Kışları fabrikada imalatı, yazları ise parklarda işletmeciliği öğrendim. Bizim işimiz sadece imal etmekle bitmiyor. Ürettiğiniz oyuncakları en iyi dekorasyonla sunabilmek ve eklediğiniz ışıklandırmalarla ürünün görsel yanını güçlendirebilmek de önemli detaylardan biri. Oyuncakların kurulumu ve sökümünü üstlendikten sonra elektriğe ve ışıklandırmalara olan ilgim sayesinde artık lunaparkların ve oyuncak dediğimiz makinelerin renk ve ışık tasarımlarını bizzat yapmaya başladım. İşinizi sevdikten sonra inanın bu sadece hayal gücünüze kalıyor. Babamın her zaman söylediği bir söz vardır, “Çıraklığını yapmadığın işin ustalığını yapamazsın!”. Çıraklıkla başladığım bu yolda, şirket içinde birçok görev üstlendim. Bu sayede aldığınız sorumluluklarla deneyimleriniz günden güne artıyor. Bugün itibarıyla firmamızın yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum.

Türkiye’nin önemli firmalarından biri olan Dal Lunapark Makinaları’nda görev almak bir zorunluluk muydu? Üretiminin içinde olmak size neler kattı?

Bizim sektörümüz gerçekten ilgi gören bir alan. Çocukluğumdan bu yana işle büyüdüğüm için görev almak zorunluluktan öte bir amaçtı benim için. Üçüncü kuşak olmanın, her zaman büyüklerinizin tecrübelerinden yararlanmak gibi bir pozitif yanı olduğu için işin içerisinde kendinizi geliştirmek her zaman daha kolaydır. Kendimi geliştirmemin de bir parçası olduğu için bu işte çalışmak bir yerden sonra hedefim oldu. Dedem ve babamın izinden yürümek bana daima gurur verdi ve hayatıma daha net hedefler kattı.

Aile şirketinde çalışmanın zorlukları ve avantajlı yanları nelerdir? Sizden beklentiler hangi düzeydeydi? Ötelediğiniz hayalleriniz oldu mu?

Türkiye’de bulunan her 10 aile şirketinden yedisinin yaşadığı durumu ben de yaşıyorum. Bizde hayat, iş demektir. Başaramamak, sıkılmak, işlerin yetişmemesi, hata yapmak gibi lükslerimiz yok. Aile şirketinde çalışmak kişiye kendisi bizzat deneyimlemese bile büyük bir tecrübe kazandırır ve şirketin gelişimini hızlandırır. Geçmişte yapılanlardan ders çıkarılarak firmanın hafızası kuşaktan kuşağa taşınır. “Bu da kulağına küpe olsun!” diyerek başlayan cümleler sizi her zaman yanlış yapmaktan kurtarır. Öğütleri göz ardı etmediğinizde işinize ne kadar yaradığının da farkına varırsınız. Aile şirketlerinde kurumsallaşma, bünyesinde belli başlı bazı zorlukları da barındırıyor. Bir düşünceden yola çıkarak büyük bir firmafabrika kuran dede ve babamızdan sonra bizim üstümüze düşen de şirketi kurumsallaştırmak. Kurumsallaştırma süresince ana değer ve amaçlar göz ardı edilmezse ne kadar zor olursa olsun firma da büyüyecektir.

Ülkemizin köklü firmalarından birinin üçüncü kuşak yöneticisi olarak Türkiye’nin makinecilik serüvenini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yakın bir geçmişe kadar Türk makine sektöründe dünya genelinde önemli bir yere gelen ve markalaşmış olan az şirket vardı. Teknoloji, eğitim ve yeni kuşakların işe katılmasıyla birlikte sektörde kısa süre zarfında adını duyuran firmalar ortaya çıktı. Bunun sebebi de işleyişin yerine oturması ile birlikte firmaların kaliteli ve en ince detayına kadar düşünülmüş makineler üretmeye başlamış olmasıdır. Türkiye’nin de her geçen gün gelişmesi ve devletin sanayiye sağladığı desteklerle adımızın bir yerden sonra şirket isimleriyle değil ülkemizin adıyla anılacağını ümit ediyorum.

Firmanızın geleceğine yönelik öngörüleriniz neler? Firmanızı taşımak istediğiniz nokta nedir?

Dal Lunapark Makinaları olarak istikrarlı bir şekilde daha özgün, daha detaylı ürünleri ortaya koymaya devam ediyoruz. İlk ihracatımızı Yunanistan’a gerçekleştirdik ve bugün itibariyle de üretimimizin yüzde 90’ını Almanya, İngiltere, İrlanda, Fransa, İsviçre, İsveç, Norveç, Hollanda gibi ülkelere gönderiyoruz. Avrupa pazarının daralmasıyla birlikte Irak, Dubai, Suudi Arabistan, Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelere ağırlık vermeye başladık. Firmamız aynı zamanda Türkiye’de tema parkın öncüsüdür ve Dal Tema Park adı altında beş adet açık ve bir adet de kapalı eğlence merkezimiz bulunuyor. Firma olarak lunapark makinelerimizin yanı sıra üretimimize 2015 yılında hava ray taşıma sistemlerini, 2016 yılındaysa dünyaca ünlü Alpine Coaster adlı ilk yerli Türk dağ kızağı projesini ekledik. İlk ürünümüzü de Gebze-Eskihisar yerleşkesinde gerçekleştiriyoruz. Sadece üretici olarak değil, eğlence boyutunda da çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. Her yıl düzenlenen yurt dışı ve yurt içi eğlence-rekreasyon fuarlarına katılıyoruz. Pazar hacmimizi artırarak yenilikçi ürünlerimizi tüm dünya ülkelerine ihraç etmeyi ve yurt dışında ve yurt içinde yüksek cirolara ulaşmayı hedefliyoruz. Her geçen gün titizlik içerisinde yapılan çalışmalarla kaliteli ürünlerimize yenilerini ekleyip, büyük yabancı firmalarla rahatlıkla rekabet ederek ihraç pazarındaki etkinliğimizi artırmaya devam edeceğiz.

İş yaşamı dışında kişisel hobileriniz var mı? Sizin gibi aile şirketinde yöneticiliğe hazırlanan üçüncü kuşaklara tavsiyeleriniz neler olur?

İnsan işini bu denli benimseyince kişinin hobileri de işinin etrafında gelişiyor. Hal böyle olunca benim de hobilerimin başında, firmamıza yeni bir şeyler katabilmek için çıktığım iş gezileri yer alıyor. Aynı zamanda işimiz hakkında farklı yazarlardan farklı konular üzerine (makine, işletme, pazarlama) kitaplar okumak da hobilerim arasında. Babamın bizlere hep nasihat ettiği bir cümle ise aile şirketinde yöneticiliğe hazırlanan üçüncü kuşaklara tavsiyem olabilir: “İşinize büyük bir aşkla sarılın ve ona harcadığınız zamanı hayatınızdan eksilmiş zaman olarak değil, kendinizi geliştirdiğiniz zaman olarak düşünün. Aynı zamanda çok çalışıp, bilime önem verin ve sorumluluk sahibi olun!”. Honore de Balzac’ın çok sevdiğim bir sözü vardır, “Tüm mutluluk cesaret ve işe bağlıdır!” der büyük yazar. Tarih boyunca çalışan ve çalışmak için fedakarlık edenler kazanmıştır. Bizler de hem kendi firmalarımız hem de ülkemizin geleceği için fedakarlık yapmaya hazır olmalıyız.