Skip to content

BAŞKANDAN

EKİM 2016 SAYI: 101

Çözümün Anahtarı Makinecilerin Elinde

Türkiye’de çok uzun yıllardır cari açık konuşuluyor. Söz konusu bu cari açığı ise enerji ve yatırım malları ithalatı oluşturuyor. Petrol ve doğal gaza zaten sahip değiliz. Yatırım malları konusunda ise çözümün anahtarı makinecilerin elinde. Dünyada son 60 yılda orta gelir tuzağını sadece iki ülke, Tayvan ve Güney Kore aştı. Bunu makine, elektronik ve yazılıma önem vererek başardılar. Dünya ticaretinde yüksek teknolojili sektörlerin payı her geçen gün artıyor. Biz bu sektörlerde sınırlı ölçüde ihracat yapıyoruz. İmalat sanayisinde düşük ve orta düşük teknolojili ürünlerin fiyatları düşerken, orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin fiyatları artıyor. Biz ise daha çok düşük ve orta düşük teknolojili ürünler üretip ihraç ediyoruz. Sanayi değer zincirinde Ar-Ge, inovasyon, buluş, tasarım, pazarlama, lojistik, satış kanalları, satış sonrası hizmetler daha çok kârlılık yaratıyor. Dünya makine sektöründeki makro gelişmeler, imalat sanayisinin ürünlerine talebin artarak süreceği yönünde. Gelişen ülkelerin imalat sanayisi ürünlerinde payı artacak. Dolayısıyla gelişen ülkelerin makine sanayisindeki payları da aratacak. Yani Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerle Türkiye’nin payı da artıyor ama bizim artış hızımızı yukarıya çekmemiz gerekiyor. Yabancı sermaye yatırımları Ar-Ge kapasitesi olan ülkelere yönelecek. Yan sanayi tedarik zinciri genişleyecek ve daha erişilebilir olacak. Biz aslında jeopolitik olarak da çok önemli bir yerdeyiz.

Makine sektörünün daha rekabetçi bir ivme kazanabilmesi için iç pazarda da yerli makine alımını teşvik edici önlemler alınması gerekiyor. Bizler bu noktada çok güçlü bir lobi çalışması yürütüyoruz. Kamu ve kamu destekli makine ve teçhizat alımlarında, yerli üretimin var olması durumunda kesinlikle bu ürünler tercih edilmeli. Özel sektör de alımlarda Türk makine imalatçılarına öncelik vermeli. Yerli sanayiciye yerli makine yakışır. Her sektöre, her yatırıma devlet desteği şeklindeki toptancı anlayıştan vazgeçilmeli. Teknolojik açılım sağlayarak dışa bağımlılığı azaltacak yatırımlar teşvikte öncelikli sırada olmalı. Teşvik ile destekler seçici ve hedef odaklı planlanmalı; sadece bölge odaklı değil, sektör ve ürün odaklı verilmeli. Sanayi yatırım alanları da aynı şekilde üretimi ve yatırımı kolaylaştırıcı imkân ve mekanizmalarla kurgulanmalı. Sanayide finansmana erişimi kolaylaştırmak için de makine ve teçhizat kredi teminatı olarak gösterilebilmeli. Sınai Kalkınma Bankası’nın yurt içi yatırımları desteklemede, Eximbank’ın ihracatta oynadığı rolü üstlenmesi de büyük önem taşıyor.