Skip to content

ÜLKE

EYLÜL 2018 SAYI: 124

Dağların Ardındaki Kardeş: Pakistan

Güney Asya’da yer alan Pakistan; doğuda Hindistan, güneyde Hint Okyanusu, güneybatıda İran, batı ve kuzeyinde ise Afganistan’la komşudur. 1947 yılında bağımsızlığına kavuşarak İngiliz Hindistanı’ndan (British India) ayrı bir devlet haline gelen ülke, 1972 yılına kadar Batı ve Doğu Pakistan (bugünkü Bangladeş) olmak üzere aralarında 1700 kilometre mesafe olan iki bölümden oluşuyordu. Bangladeş’in söz konusu tarihte bağımsızlığını ilan etmesiyle Pakistan bugünkü sınırlarına kavuştu. Dünyanın en kalabalık ülkeleri arasında dokuzuncu sırada yer alan Pakistan’ın 2016 yılı tahmini rakamlarına göre nüfusu 201 milyon 995’tir. Ülkenin nüfus artış hızı aile planlama programlarının da katkısıyla 1980’lerin başında yüzde 3’ten 2006 yılında yüzde 2’ye düşürüldü. Bununla beraber ülkede son nüfus sayımı 1988 yılında yapıldığı için nüfusla ilgili rakamların kesinliği şüphelidir. Nüfusun yüzde 0,7’si başkent İslamabad’da yaşar.

Pakistan’da çalışabilir işgücü, nüfusun yüzde 33’ünü oluşturuyor. Çalışan nüfusun yüzde 43,7’si tarımda, yüzde 22,4’ü imalat sektörlerinde ve yüzde 33,9’u ise hizmet sektörlerinde istihdam ediliyor. Ülkedeki işsizlik oranı ise yüzde 6,4 olarak açıklanıyor.

Güneyinde yarı tropikal bir iklim görülen ülkenin iç ve yüksek kesimlerinde ise karasal iklim hâkimdir. Sindh Bölgesi’nde hidrokarbon rezervleri geniş bir alana yayılırken, Belucistan’da da doğal gaz rezervleri bulunuyor. Bununla beraber bölgede merkezi hükümetin kontrolü zayıf ve yerel aşiret liderleri çıkarılan doğal gazdan daha fazla pay sahibi olmak için rekabet ediyor. Bölgede ruhsat sahibi olan bazı yabancı sermayeli şirketlerin aşiretlerce engellenmesi nedeniyle olağanüstü hal ilan edilirken, Belucistan’daki gaz taşıyan boru hatlarında, ülkenin diğer kesimlerinde de yapılan enerji kesintileri yüzünden sıklıkla arızalar meydana geliyor. Ülkede doğal gaz dışında az miktarda petrol, düşük kalitede kömür, demir, bakır, tuz ve kireçtaşı rezervleri de bulunuyor. Pakistan’ın büyük bir bölümü dağlık arazidir. Kuzeydeki dağlar oldukça yüksek ve karlıdır. 7 bin 700 metre yüksekliğindeki Tiriş Mir Dağı ülkenin en yüksek noktasıdır. Batı bölgeler, İran Yaylası’nın bir devamı olup bir seri yaylayla doludur. İran Yaylası çoğunlukla çıplak ve kurak, bazı bölgeler ise sulaktır. İndus Nehri ve Tar Çölü’ne ev sahipliği yapan Pakistan’ın kuzey dağlarının tamamı ormanlık arazidir.

EKONOMİYİ TARIM SEKTÖRÜ SIRTLIYOR

Pakistan’ın ekonomik gelişiminde tarım sektörü büyük pay sahibidir. Ülkede GSYİH’nin yaklaşık yüzde 20’sini tarım sektörü oluştururken, başlıca tarım ürünleri ise pamuk, buğday, pirinç, şeker kamışı ve mısırdır. Pakistan’ın endüstriyel büyümesinde tekstil sektörü önemli bir rolü üstleniyor. Pek çok tüketim malı açısından kendi kendine yeterli olan Pakistan’da pamuk ve yün dokumacılığı, hazır giyim sanayisi, deri ve deri mamulleri, çimento, sağlık ürünleri ve şeker, meşrubat gibi işlem görmüş gıda maddeleri temel endüstri malları arasında yer alıyor. Ayrıca kimyasal madde üretimi de ülkede önemli bir gelişme göstermiş durumda.

Pakistan, makroekonomik olarak geçmişe göre daha istikrarlı bir görüntü verirken 2008 yılı sonunda IMF ile yapılan anlaşma neticesinde alınan krediler bu durumun en büyük sebebi olarak gösteriliyor. IMF de Pakistan ekonomisinin daha istikrarlı bir yapıya kavuştuğunu kabul ederken, ekonomide hala risklerin var olduğu uyarılarını sürdürüyor. Pakistan hükümetinin ekonomik istikrarı yakalama çabaları uluslararası piyasalardaki kriz ortamı ve bazı iç faktörler nedeniyle zorlukla yürüse de IMF ile yapılan anlaşma neticesinde Pakistan hükümetinin ve Pakistan Merkez Bankası’nın ekonomi politikalarındaki tek karar merci olma durumu ortadan kalkmış durumda. Pakistan ekonomisinin büyüme performansına dönemler itibarıyla bakıldığında, 1980’ler boyunca yıllık ortalama yüzde 6 olan oranın 1990’ların ilk yarısında yüzde 5, ikinci yarısında ise yüzde 4 olarak gerçekleştiği görülüyor. Ekonomisi ve ihracatının sadece pamuk-tekstil ve buğday üçlüsü olarak son derece dar bir tabana sıkışmış olması, Pakistan’ı dış şoklara ve dalgalanmaların etkilerine açık ve kırılgan bir hale getiriyor. Kamu ve dış açıklar gibi makroekonomik dengesizlikler de istikrarlı ve yüksek büyüme oranlarının önündeki en ciddi engeller olarak gösteriliyor. İmalat sanayisi ise 11 Eylül 2001 saldırısından sonra geniş çaplı bir bunalım yaşarken, hemen ertesinde lağvedilen ABD yaptırımları ve sektöre açılan yeni krediler sayesinde toparlanma yoluna girdi. Bu alandaki en büyük sorun, Hindistan ile girilen siyasi ve askeri gerginlik iken bu gerginlik, bölgede (Afganistan ve terör eylemleri sorunlarının ön plana çıkması nedeniyle) ikinci plana düşmüş gibi görünmesine karşın sürekli bir “potansiyel rahatsızlık kaynağı” olarak ekonomik performans üzerinde olumsuz etki yaratmaya devam ediyor.

Pakistan’ın kalkınma programlarının uygulanmasında, uluslararası finans kuruluşları önemli rol oynuyor. IMF’nin Pakistan’a sağladığı “standby” kredileri, likidite sıkışıklığına önemli bir rahatlama getirirken, aynı zamanda uluslararası finans kuruluşlarının gözünde ülkenin mali güvenilirliği konusundaki tereddütlerin giderilmesinde de rol oynuyor. Bu çerçevede, söz konusu uluslararası finans kuruluşları Pakistan’a yönelik kredi hatlarını hayata geçirmeye başlamış durumda. Ancak uzun yıllar boyunca iç siyasi ihtilaflara maruz kalan Pakistan’da yabancı yatırımlarla sanayi ürünleri ihracatı oldukça düşük seviyede ilerlemeye devam ediyor. Ülkede 2004-2007 yılları arasında ciddi seviyede bir elektrik sıkıntısı yaşanmasına rağmen sanayi ve hizmet sektörlerinin katkısıyla GSYİH büyüme oranı ise yüzde 6-8 aralığında kaydedildi. 2001 yılından itibaren fakirlik yüzde 10 oranında azaldı ve hükümet kalkınma harcamalarını düzenli olarak artırdı. Ancak Pakistan rupisi, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık yüzünden önemli oranda değer kaybetti.

ÜLKE İHRACATI HALEN SINIRLI İLERLİYOR

2001 yılından bu yana dünya ticaretindeki genişlemelere paralel olarak Pakistan’ın ihracat ve ithalat oranları sürekli artış gösteriyor. Bunun sonucunda 2001 yılında 9,1 milyar dolar olan ihracatı 2015 yılında 22,1 milyar dolara; 9,7 milyar dolar olan ithalatı da yaklaşık 44 milyar dolara yükseldi. Pakistan’ın 2015 yılında dış ticaret açığı ise 21,9 milyar dolara ulaştı. Ülkede gümrük duvarlarının indirilmesiyle tekstil sektörü rekabete açıldı ve verimliliği arttı. Bunun yanında tekstil sektörünün haksız rekabetten korunması için de antidamping gibi gerekli önlemler alındı.

Pakistan, ihracatı temel alan bir büyüme modeli seçmiş olmasına ve bu çerçevede bugüne kadar çeşitli teşvik, fiyat ve döviz kuru politikaları uygulamasına rağmen, ihracat rakamları ödemeler dengesini rahatlatacak ve ülke kalkınmasında lokomotif etkisi yapacak seviyelere çıkarılamadı. Ülkenin ihraç kalemleri ve ihraç pazarlarının sayısının düşük olması, ihracatın önündeki en büyük risk olarak duruyor. Pakistan’ın toplam ihracatının yüzde 60’tan fazlasını tekstil ürünleri oluştururken, ihracatın yaklaşık yarısı altı-yedi ülkeye gerçekleştiriliyor. Öte yandan Pakistan’da bazı malların ihracatı, üretimin az olması nedeniyle kısıtlanıyor. Pakistan hükümeti bu tür mallar için bazı yasaklamalar ve lisans şartları uyguluyor. Silah, yenilebilir yağ, post ve deri, kereste, madenler, süt ve süt ürünleri, antikalar ve insan iskeletleri ihracatı yasaklanan veya kısıtlanan ürünlerken, canlı hayvan ve et ihracatı bazı dönemlerde ihracatı geliştirme bürosunun iznine bağlı olarak yapılabiliyor. Petrol ürünleri, kok kömürü, soda ve kaya tuzu ise sadece kamu sektörü tarafından ihraç edilebiliyor. Bunlara ek olarak, ihracattan kazanılan tüm dövizin Pakistan Merkez Bankası’na teslim edilmesi zorunlu.

Pakistan, yabancı yatırımlar konusunda ise liberal bir politika izliyor. Bu durumun sebepleri IMF gibi uluslararası örgütlerin etkisi, politik istikrarsızlık ve yüksek terörist saldırı riski yüzünden yatırımcıların tedirgin olması olarak gösteriliyor. Ülkede yatırım konusunda az sayıda sınırlama mevcutken, pek çok sektör için cömert teşvikler sağlanıyor. 2015/2016 döneminde ülkeye 1,2 milyar dolar civarındaki yabancı yatırım gelirken, ülkedeki en önemli yabancı yatırımcı ülke ABD olarak dikkat çekiyor. Önemli özelleştirmelerin hızla yapılamaması ve güvenlik konusundaki problemler, yabancı yatırımların önündeki en büyük engeller olmaya devam ederken, Çin de Pakistan’daki en önemli yatırımcılardan biri olmaya devam ediyor. Çin’in yatırımlarının çoğu ise altyapı projelerine yönelik olarak gerçekleşiyor.

Diğer yandan, enerji sektörü de, özellikle Pakistan’ın kronik enerji darboğazı yüzünden yabancı yatırımcılar için gelecek vadeden bir alan olmayı sürdürüyor. Pakistan’ı İran ve Hindistan’a bağlayacak boru hattı projesi, Hindistan’ın Pakistan güvenlik durumu hakkındaki endişeleri nedeniyle belirsizliğini korusa da hattın İran-Pakistan arasındaki kısmı için görüşmeler halen sürdürülüyor.

TÜRKİYE İLE TİCARİ İLİŞKİLER GELİŞİME AÇIK

Türkiye’nin Pakistan’la dış ticareti yıllara göre farklılık gösteriyor. 2000 yılına kadar zaman zaman lehimize seyreden ikili ticarette, 2000’li yıllar boyunca Türkiye’nin aleyhine bir dış ticaret açığı söz konusuydu. İki ülke arasında ticaret hacmi 2011 yılında yaklaşık 1,1 milyar dolarla en yüksek rakama ulaşırken 2016’da ise 610,4 milyon dolara geriledi. Türkiye ile Pakistan arasındaki mevcut dış ticaret hacmi her iki ülkenin potansiyelini yansıtmaktan çok uzak.

Türkiye’nin Pakistan’a en çok ihraç ettiği ürünler: Telefon/ telgraf için elektrikli cihazlar, sentetik filamentler, inşaat demirleri, hijyenik havlular- bebek bezleri, elektrik transformatörleri, pamuklu mensucat, tekstil makineleri, fişek ve mermiler, kendine özgü fonksiyonu olan makine- cihazlar ve kauçuktan yeni dış lastikler olarak sıralanıyor. Türkiye’ye Pakistan’dan yapılan ithalatın çok büyük bir bölümünü ise pamuklu mensucat oluşturuyor. İthal edilen diğer belli başlı ürünler ise pamuk ipliği, etil alkol, poliasetaller, diğer polieterler, epoksit-alkid reçineler, deri ve köseleden giyim eşyası, örme eldivenler ve hazır giyim ürünleridir.

Öte yandan, Türkiye ile Pakistan arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin temelini oluşturan ticaret, ekonomik ve teknik işbirliği, çifte vergilendirmeyi önleme, yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması anlaşmaları hâlihazırda imzalanmış ve yürürlüktedir. Ticaret anlaşması çerçevesinde de karma ekonomik komisyon toplantıları gerçekleştiriliyor. 1986 yılında kurulan Türk-Pakistan İş Konseyi kapsamında ise ortak toplantılar ve pek çok üst düzey ve ticari heyet ziyareti gerçekleştiriliyor. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Ticaret Anlaşması, 16-17 Temmuz 2003’de, Pakistan’ın Başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen Bakanlar Toplantısı’nda imzalanmıştı. Buna göre, üye ülkeler, birbirlerine yönelik gümrük vergilerini, sekiz yıl içinde kademeli olarak yüzde 15 seviyesine indirme ve fonları kaldırma kararı vermiş, ayrıca ülkeler birbirlerine karşı tarife dışı engelleri kaldırmayı da taahhüt etmişti. İmzalanan anlaşma, üye ülkelerin parlamentolarında onaylandıktan sonra yürürlüğe girmiş olsa da gümrük indirimlerine ilişkin müzakereler halen devam ediyor. Anlaşma; İran, Pakistan, Türkiye, Azerbaycan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan, Afganistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ı kapsıyor.

2017 YILINDA 199 MİLYON DOLARLIK MAKİNE İHRAÇ ETTİ

BM İstatistik Bölümü verilerine göre Pakistan’ın makine ihracatı 2017 yılında 199 milyon dolar olarak kayda geçti. 2016 yılında bu rakam 169 milyon dolar seviyesindeydi. Pakistan’ın, makine ihracatı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 18 arttı. Pakistan 2017 yılında 33 milyon dolarla en fazla Belçika’ya makine ihraç etti. 2016 yılında bu rakam 200 bin dolardı. Pakistan’ın Belçika’ya gerçekleştirdiği ihracat yüzde 14 bin 838 arttı. Pakistan’ın 2017 yılında en fazla makine ihraç ettiği ikinci ülke 28 milyon dolarla Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Söz konusu ülkeye 2016 yılında 18 milyon dolar değerinde makine ihraç edilmişti. Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik ihracat yüzde 55 arttı. Üçüncü sırada bulunan Bangladeş’e 2016 yılında 17 milyon dolarlık makine ihraç edilirken, 2017 yılında bu rakam yüzde 7 azalarak 15 milyon dolar oldu. Pakistan, 2017 yılında 84. fasıl itibarıyla en fazla turbojetler, turbopropeller, diğer gaz türbinleri kaleminde ihracat gerçekleştirdi. 2016 yılında söz konusu ürün grubunda 16 milyon dolarlık ürün ihraç edilirken, 2017 yılında bu rakam yüzde 217,6 artarak 52 milyon dolar seviyesinde kaydedildi. Listenin ikinci sırasında ise hava-vakum pompası, hava/gaz kompresörü, vantilatör, aspiratör ürün grubu bulunuyor. Söz konusu kalemde 2016 yılında gerçekleştirilen ihracatın değeri 35 milyon dolarken, 2017 yılında bu rakam yüzde 4,2 artarak 37 milyon dolar seviyesinde kayda geçti. Listenin üçüncü sırasında bulunan alternatif- rotatif kıvılcım ateşlemeli, içten yanmalı motorlar kaleminde 2016 yılında 13 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleştirilirken, 2017 yılında bu rakam yüzde 1,5 artarak 14 milyon dolar oldu.

ÜLKENİN MAKİNE İTHALATINDA ÇİN İLK SIRADA

BM İstatistik Bölümü verilerine göre Pakistan’ın makine ithalatı ise 2017 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 17,7 artarak 6,8 milyar dolar olarak kaydedildi. Pakistan 2016 yılında 5,8 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirmişti. 2017 yılı rakamlarına göre Pakistan’ın en fazla makine ithal ettiği ilk 10 ülke listesinin ilk sırasında 3,3 milyar dolarla Çin yer alıyor. Söz konusu ülkeden 2016 yılında ithal edilen makinelerin değeri 2,9 milyar dolardı. Pakistan’ın 2017 yılında Çin’den gerçekleştirdiği ithalat yüzde 12,5 arttı. Pakistan, listenin ikinci sırasında bulunan ABD’den 2016’da 499 milyon dolar değerinde makine ithal ederken, 2017 yılında bu rakam yüzde 5,1 artışla 524 milyon dolara çıktı. Listesinin üçüncü sırasındaki Japonya’dan 2016 yılında 342 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirilirken, 2017 yılında bu rakam yüzde 5,6 artarak 361 milyon dolar oldu.

Pakistan, 2017 yılında 84. fasıl itibarıyla en fazla buhar jeneratörleri, kızgın su üreten kazanlar ithal etti. 2016 yılında söz konusu ürün grubunda 346 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirilirken, 2017 yılında bu rakam yüzde 54,7 artarak 535 milyon dolar olarak kayda geçti. Listenin ikinci sırasında turbojetler, turbopropeller, diğer gaz türbinleri ürün grubu bulunuyor. Pakistan, 2016 yılında söz konusu kalemde 466 milyon dolar değerinde makine ithal ederken, 2017 yılında bu rakam yüzde 0,7 artışla 469 milyon dolar oldu. Pakistan’ın en fazla ithalat gerçekleştirdiği üçüncü kalem ise hava-vakum pompası, hava/ gaz kompresörü, vantilatör, aspiratör ürün grubu oldu. 2016 yılında söz konusu ürün grubunda 326 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirilirken, 2017 yılında bu rakam yüzde 22,9 artarak 401 milyon dolara çıktı.

TÜRKİYE’NİN PAKİSTAN’A MAKİNE İHRACATI ARTIYOR

BM İstatistik Bölümü verilerine göre Türkiye’nin 84. fasılda Pakistan’a gerçekleştirdiği makine ihracatı da 2017 yılında 94,2 milyon dolar olarak kaydedildi. 2016 yılında bu rakam 78 milyon dolar seviyesindeydi. Pakistan’a yönelik makine ihracatımız yüzde 20,8 arttı.

2017 yılı itibarıyla Türkiye’nin Pakistan’a yönelik makine ihracatının ilk sırasında 10,1 milyon dolarla dokumaya elverişli maddeleri biçimlendirmeye mahsus makine ve cihazlar yer alıyor. Söz konusu kalemde 2016 yılında gerçekleştirilen ihracatın değeri 7,9 milyon dolardı. Dokumaya elverişli maddeleri biçimlendirmeye mahsus makine ve cihazlar kaleminde gerçekleştirilen ihracat artışı yüzde 26,8 oldu. Listenin ikinci sırasında bulunan santrifüjle çalışan kurutma, filtre, arıtma cihazları ürün grubunda 2016 yılında gerçekleştirilen ihracatın değeri 4,7 milyon dolar olarak kaydedilirken, 2017 yılında bu rakam yüzde 82,9 artarak 8,5 milyon dolar oldu. Türkiye’nin Pakistan’a yönelik makine ihracatında ilk 10 ürün grubu listesinin üçüncü sırasında ise transmisyon milleri, kranklar, yatak kovanları ve mil yatakları, dişliler ve sistemleri ile vidalar ürün grubu bulunuyor. 2016 yılında söz konusu kalemde 4,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken, 2017 yılında bu rakam yüzde 65,7 artarak 7,1 milyon dolar seviyesinde kaydedildi. Diğer yandan, BM İstatistik Bölümü verilerine göre Türkiye, 84. fasıl bazında Pakistan’dan 2017 yılında 413 bin dolarlık makine ithal etti.