Skip to content

POZİTİF

HAZİRAN 2012 SAYI: 49

Daha Hızlı Düşünüyor ve Risk Almaktan Korkmuyoruz

Anadolu Metalurji’de çekirdekten yetişen Satış Yöneticisi Selcen Fadıllıoğlu, Türk kadınının daha hızlı düşünüp risk alabildiğine ve daha esnek yapıda olduğunu vurguladı.

Erkek egemen olan makine sektöründe ‘Biz de varız’ diyen kadın çalışanlar hem idari kadroda, hem de imalathanede görev alıyor. Anadolu Metalurji’de bu anlamda ‘çekirdekten yetişen’ Satış Yöneticisi Selcen Fadıllıoğlu ise bu zamana kadar disiplinli bir çalışmayla kendini eğittiğini vurgulayarak, Türk makine sektöründe var olan kadınların yurt dışındakilere göre çok daha başarılı olduğunu söyledi.

Fadıllıoğlu;  kadınların yeterli eğitimlerinin olmamasından dolayı arka planda kalabildiğine dikkat çekti.

Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

Ankara’da 1978 yılında doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Yükseliş Koleji’nde tamamladım. 2001 yılında Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü bitirdim.Evliyim, Yücel Altan ve Türker Bora adında iki çocuk annesiyim.

Ne zamandan bu yana makine sektörü içerisinde bulunuyorsunuz? Sektörle tanışmanız nasıl başladı?

Anadolu Metalurji bir aile şirketidir. Ben ailenin en küçük üyesiyim. Anadolu Metalurji babam Türker Gündüz tarafından kuruldu. Hafta sonları ve yaz tatillerinde kendisi ile çok sık işe giderdim. Fotokopileri, faksları çekerdim. Toplantıların tutanak ve raporlarını yazar, sonrasında defalarca okurdum ve bundan da büyük bir zevk alırdım.

Bir işin gelişip büyümesi için ne kadar emek sarf edildiğini görme imkanım oldu. Bununla ilgili çocukluğumdan bir gözlemimi aktarmak istiyorum: Türker Bey sandalyesini alır, saatlerce fabrikanın inşaatını izlerdi. Ben de o zaman çocuğum tabii, bir türlü anlam veremezdim. İçimden ‘Saatlerdir neye bakıyor acaba?’ derdim. Bugün neye baktığını anlıyorum. Bundan neredeyse 23 yıl öncesinde bugün bile büyüklüğü ve teknolojisi ile Türkiye’nin nadide ve önde gelen tesislerinden olan Anadolu Metalurji’yi tasarlıyormuş.

 

Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra yine aile şirketi olan gruba bağlı Gündüz Gümrük Müşavirliği’nde Müşteri Temsilcisi olarak çalıştım.

Fakat bu dönemde Kalite Yönetim Sistemleri ve İnsan Kaynakları Yönetimi ile ilgili çeşitli uzun dönemli eğitimlere katıldım.

Üç yıl burada çalıştıktan sonra Anadolu Metalurji’de var olan Kalite Yönetim Sistemi’nin iyileştirilmesi ve sürekli iyileştirme döngüsünü sağlayacak sistemin kurulması ile ilgili çalışmalarda görev aldım.

 

Bu sayede tüm operasyonel ve yönetsel süreçlerin işleyişini öğrenme fırsatım oldu. 2008 yılından beri kuruluşun iç ve dış ticari faaliyetleri ile satış süreçlerini yönetiyorum.

Çalışma hayatınızda normal bir iş gününüz nasıl geçer?

Öncelikle iş yerinden ayrılmadan önce ertesi gün yapacaklarımı planlıyorum. Sabah geldiğimde önce e-maillerimi kontrol ediyorum, birlikte çalıştığım arkadaşlarımla görüşüyorum ve bir önceki günkü planıma istinaden öncelikleri belirliyorum. Diğer bölümlerin benden veya benim sürecimden beklediği bilgiler var ise onları iletiyorum ki, ben diğer işlerimle uğraşırken diğer bölümlerde aksama olmasın.

Bunun dışında haftalık planlı toplantılar olabiliyor, onlara katılıyorum. Öğle arasında Anadolu Metalurji’nin güzel bahçesinde yürüyüş yapıyorum. Ziyaretçilerimi genelde öğleden sonra kabul ediyorum. Onun dışında incelemem ve üzerinde düşünmem gereken konularla ilgileniyorum. Gün bitiminde günün değerlendirmesini yapıyorum. Tekrar bir sonraki günü planlıyorum.

Köklü ve büyük bir firma olan Anadolu Metalurji’de çalışmak sizi nasıl etkiliyor?

Anadolu Metalurji demir-çelik ve enerji tesisleri için hadde merdaneleri, işlet-me malzemeleri, makine ve tesislerin üretimi ile ileri teknoloji gerektiren savunma sanayi araç ve gereçleri üretiyor. Tüm bu sektörler için imal edilen ürünlerin birçoğu Türkiye’de ilk defa Anadolu Metalurji tarafından üretilen ürünlerdir. İlk kuruluş amacı ise kurulduğu yıllarda tedarikçi anlamında neredeyse tamamen yurt dışına bağımlı olan demir çelik sektörü için sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek katma değeri yüksek ürünler üretmekti.

Hatta ilk imalatlarını yerli firmaların yurt dışına sipariş verdikleri büyük orijinal ekipman üreticilerine yaptı. Ürünleri bu yabancı firmalar tarafından yurt içindeki müşterilere satıldı.  Ürettiği kaliteli ürünler ile yurt içi ve yurt dışında sektörde aranan bir marka oldu. Bugün Türkiye’de ve yurt dışında piyasanın önde gelen firmalarına hizmet veriyor. Yurt dışından yine aynı şekilde dünyaca bilinen firmalarla partnerlik yapıyor ve bir dünya şirketi konumunda yer alıyor.

Peki, çalışma hayatına başlarken ailenizin size yaklaşımı nasıldı?

Tabii ki böyle hazır bir düzenin içeri-sinde kendinizi bulmanın sağladığı çok büyük kolaylıklar var. Fakat bunun yanı sıra üzerinizde çok büyük bir sorumluluk hissediyorsunuz. Çok zor şartlarda kazanılmış bu ismin korunması ve daima daha ileriye taşınması gerekiyor. Bu konuda Türker Bey bizleri her zaman cesaretlendiriyor ve güven kazanmamızı sağlıyor.

Türk insanı, özellikle kadınlarımız, yabancı ülkelerdeki kişilere göre problem çözme ve çözüm üretmekte daha yetenekli. Yabancı kadınlar daha iyi eğitim almış olmalarına rağmen bir kalıp içerisinde hareket ediyor. Ama Türk kadınları daha hızlı düşünen, risk alma özelliğine ve daha esnek bir yapıya sahip.

 

Sizce makine sektöründe çalışmanın herhangi bir zorluğu var mı?

Staj dönemlerimde ve sonrasında hizmet sektöründe çalıştım. Fabrikada çalışmaya başlayacağım zamanlar-da sanırım herkeste olan ön yargı ile zor olacağını düşünüyordum. Zaman içerisinde öyle olmadığını gördüm. Türkiye’de sadece makine sektörün-de değil, birçok sektörde çok büyük ilerlemeler kaydedildi. Teknoloji çok ilerledi. Her sektörün kendine has zorlukları muhakkak var; ama makine sektörünün daha farklı olduğunu düşünmüyorum.Artık yaptığınız her işte sürekli olarak kendinizi yenilemeniz ve geliştirmeniz gerekiyor.

Yaşadığınız zorluklarla ilgili olarak başınıza gelen ilginç bir anınız var mı?

Anadolu Metalurji’de yeni çalışmaya başladığım zamanlarda Avrupa’daki merdane dökümü yapan partnerlerimizden birini rutin olarak yapılan toplantılar için ziyarete gitmiştik. Şirket üst düzey yetkilileri ile beni döküm proseslerini göstermek için sabah 4’te otelden alıp, tesislerine götürdüler. Orada saatlerce toz duman içinde bir merdanenin nasıl döküme hazırlandığını ve döküldüğünü izledik.

Bu organizasyon keyifli olmasının yanı sıra bir hayli de zordu. Sonrasında gün içeri-sinde toplantımızı yaptık. Akşam bizi yemeğe götürdüler ve gece 3’e kadar yemek yedirdiler.

Erkek egemen bir yapıya sahip iş hayatında kadın olmanın zorluklarını anlatabilir misiniz?

Kendinizi kabul ettirmeniz biraz daha zaman alıyor. Etrafınızdakiler sizin evlilik, çocuk gibi nedenlerle süreklilik sağlayamayacağınızı düşünebiliyor. Bunda sanırım bazı sektörlerde sadece erkeklerin çalışabileceği ön yargısı da etken oluyor. Burada biraz sabırlı olmak gerekiyor. Bunun aksini anlatmak elbette ki çok zor. Ancak zaman içinde insanlar bir kadının da bu sektörde var olabileceğine inanıyor. Belki de ben daha şanslı bir dönemde başladım. Bundan 15-20 yıl önce başlayanlar için çok daha zor olduğunu düşünüyorum.

İş seyahatlerine çıkıyor musunuz? Aile yaşamınızı nasıl dengede tutuyorsunuz?

İlk başladığım yıllarda Türker Bey ile çok fazla yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim oluyordu. Bu seyahatler sırasında kendisinin önemli tecrübelerini gözlemleme imkanım oldu. Bilhassa yabancılar ile yapılan toplantılarda en büyük öğreticim oldu. Elbette ki çocuğum beni çok özlüyordu. Ben de oğluma onu çok sevdiğimi ve en erken zamanda döneceğimi anlatıyordum. 

Kadınlar yeterli eğitimlerinin olmamasından dolayı biraz arka planda kalabiliyor. Tabi ki iyi eğitim görmüş başarılı kadınlarımız da var. Erkeklerle aynı eğitim şartlarına sahip olan kadınların en az aynı başarıyı gösterebildiklerini düşünüyorum.

 

Çocuklar için onlarla oyun oynuyorsanız onları seviyorsunuz. Oynamıyorsanız onları sevmiyorsunuz. Eşim de, ben de eve geldiğimizde önce çocuklarla ilgileniyoruz. Yemekten sonra hep beraber oyun oynuyoruz. Bu sayede onlar da huzurlu oluyor. Zaman içerisinde işten çıktığınızda işi unutmayı, evden çıktığınızda ise evi unutmayı öğreniyorsunuz. Bunun için tabii ki hem ailedeki, hem de iş yerindeki işleri çok iyi planlayıp düzenlemeniz gerekiyor.

Yurt dışında çalışan kadınlarla ülkemizdeki çalışan kadınları kıyaslarsak, sizin hangi konular dikkatinizi çekiyor?

Öncelikle belirtmeliyim ki bana göre Türk kadınının bizim ilişkilerimizin olduğu ülke kadınları ile mukayese kabul etmeyecek düzeyde özellikleri vardır. Türk kadınları problem çözme ve çözüm üretmekte daha yetenekli. Yabancı kadınlar çok daha iyi eğitim almış olmalarına rağmen bir kalıp içerisinde hareket ederler. Ama Türk kadınları daha hızlı düşünen, risk alma özelliğine sahip ve daha esnek yapıda.

Sektöre bakıldığında erkek egemen bir sektörde çalışıyorsunuz, sizce niçin sayıca az kadın yer alıyor?

Tabii sektörü analiz ettiğimizde ofis çalışanlarının dışında kas ve kol gü-cüne dayalı hizmetlerin yanında beyin gücüne dayalı hizmetler de var. Ülkemizde meslek okulları kız meslek ve erkek meslek okulları diye ayrılıyor. Kız meslek okullarında, ticari konular, biçkidikiş, çocuk gelişimi; erkek meslek okullarında ise motor, torna, tesviye, elektrik gibi eğitimler veriliyor. Bu eği-timleri alanlar kendi işlerinde çalışıyor.

Yurt dışındaki fabrikaları gezdiğimizde devasa torna tezgahlarının, bohrwerk tezgahlarının, büyük vinçlerin başında kadınları çokça görmek mümkündür. Bu sektörlerde kadın istihdamı artırılmak isteniyorsa öncelikle, olaya eğitim açısından bakılması ve incelenmesi gerekir.

Erkeklerin çalışma üslubuyla kadınları kıyasladığımızda hangi noktalarda kadınlar sizce kendini daha donanımlı hale getirmeli?

Bence kadınlar yeterli eğitimlerinin olmamasından dolayı biraz arka planda kalabiliyor. Tabi ki iyi eğitim görmüş başarılı kadınlarımız da var; ama bunlar ülke nüfusu ile doğru orantılı değil.

Erkeklerle aynı eğitim şartlarına sahip olan kadınların en az aynı başarıyı gösterebildiklerine inanıyorum. Yani fark var ise bu farkın fiziksel ve ruhsal özelliklerden değil, toplumun kadına yaklaşımından kaynaklandığını düşünüyorum. Profesyonel olabilmeyi başardıktan sonra ben her iki cinsin de aynı başarıyı yakalayacağı inancındayım.

Kadınların iş hayatında daha aktif olabilmesi için neler yapılmalı?

Yine daha önce bahsettiğim gibi kadınlara da farklı alanlarda mesleki eğitimler verilirse kas gücü gerektiren işlerin dışında rahatlıkla başarılı olabi-leceklerine inanıyorum.

Diğer kadın çalışanlara neler söylemek istersiniz?

İş hayatına yeni başlayan kadın arkadaşlara öncelikle sağlıklarını korumalarını, meslekleri ve çalıştıkları iş kolu ile ilgili güncel eğitim ve seminerlere katılmalarını, bunun yanı sıra kendi-lerini mesleklerinde geliştirmelerinin gerektiğini söylemek istiyorum.