Skip to content

KAPAK

OCAK 2017 SAYI: 104

Ekonomimizi Koruyucu Tedbirler Almamız Lazım

Sektörlerin performanslarının anlık değil uzun dönemli değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Son beş yılda, makine sektörü dünyada büyümezken, Çin bile yüzde 9 oranını ancak yakalamışken, biz yüzde 30 büyüdük. Geçen yıl genel ihracatımız azalırken çok olmasa da makine ihracatımız artış gösterdi. Üstelik makine sektörü çok temkinlidir, borcu sevmez. Yaptığımız araştırmada makine sektörünün çoğunluğunun özkaynakla büyüdüğünü gördük. Özelde bizim sektörümüz proje bazında fiyat verdiği için dalgalanmalardan çok fazla etkilenmez, dövizin değer kazanması ile proje bazında siparişlerin artması söz konusu. Ama temkinli olmak lazım. Dövizdeki belirsizlik ve ani hareketlenmeler tüm ihracatçılar için olumsuz elbette. Daha az risk aldığımız için kaçırdığımız işler de olabilir. Bu sene makine sektöründe ihracat düşüşü yaşanmayacağını umut ediyorum. Tüm dünyada iş yapma zemini çok kaygan, bu belirsizlikleri iyi yöneten bu dönemden avantajla çıkacaktır. Makine sektörünün daha rekabetçi bir ivme kazanabilmesi için iç pazarda yerli makine alımını teşvik edici tedbirler 2016’nın sonuna doğru açıklandığı için geçtiğimiz yıla pek faydası olmadı. Alınan bu tedbirlerin sonuçlarını bu yıl göreceğiz. Yatırım ve Ar-Ge harcamalarının beklenenin üstünde olacağını umuyorum.

ALTERNATİF PAZARLAR BULMALIYIZ

Dünya makine ihracatında küresel ortalamanın üzerinde artış kaydeden iki ülkeden biri olarak pazar çeşitliliğimizi artırmalı ve alternatif pazarlar bulmalıyız. Bu en önemli husus. Finansal araçları daha etkin kullanarak döviz risklerinden işletmelerimizi arındırmalıyız. Katma değeri yüksek ürünlerin üretimi için Ar-Ge yatırımlarına önem vermeli, hükümetin açıkladığı tedbirleri takip edip bunlardan azami faydayı sağlamaya çalışmalı ve çalışanlarımızı korumalıyız. 2008 krizinde Ar-Ge harcamaları arttı. Yaşadığımız yavaşlama sürecinde Ar-Ge konusunda benzer bir artışın gerçekleşeceğine inanıyorum. Teknolojik olarak gelişmiş ürünün ne kadar önemli olduğunu da biliyor sanayici. Son zamanlarda uygulanan teşvikler ve desteklerde orta ve ileri teknoloji ürünlerinden bahsedilmesi bu konudaki farkındalığı da artırıyor.

Rekabette öne çıkmak için tüm süreçlerde nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyuluyor. Bu noktada kamuya düşen mesleki ve temel eğitimin yapılandırılmasıdır. Bu gerçekleştikten sonra şirketler de yaşam boyu gelişim kapsamında yenilikleri personeline öğretmeli. Ancak şu anda öncelikle gençleri çalışmaya motive etmeye çalışıyoruz. Mühendisler ofis işi arıyor, zaten hepsi en kısa zamanda nasıl zengin olurum diye düşünüyor. En büyük zenginlik bilgidir, deneyimdir. Onun için de zamana ihtiyaç vardır. Firmalar, mesleki gelişim için ihtiyaç analizlerini yapıp, özel dizayn edilmiş eğitimler vermeli.

Sektörümüz için en önemli nokta istikrardır. Dünyada bir güç kavgası ve kırılma yaşanıyor. Tüm ülkeler korumacı yaklaşımlar sergiliyor. Bizim de korumacı yaklaşımlara karşı savunma hazırlamamız ve kendi ekonomimizi koruyucu tedbirler almamız lazım.