Skip to content

AKADEMİK

MART 2018 SAYI: 118

“Geleceğin Mühendislerini Yetiştirmek İçin Var Gücümüzle Çalışıyoruz”

Afyon Kocatepe Üniversitesi’ne bağlı olarak 1992 yılında kurulan Uşak Mühendislik Fakültesi, 1992-1993 eğitim ve öğretim yılında “Tekstil Mühendisliği Bölümü”nü açarak eğitim hayatına başladı. 1995 yılına gelindiğinde fakülte bünyesinde “Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği” ile “Seramik Mühendisliği” bölümleri Afyon’da öğretime başlarken “Kimya Mühendisliği Bölümü” ise Uşak’ta öğrencilerine kapılarını açtı. Makine Mühendisliği Bölümü’nün açılması ise 1998 yılına rastlarken 2006 yılında Uşak Üniversitesi’nin kurulması ile Mühendislik Fakültesi Uşak Üniversitesi’ne bağlandı.

Aradan geçen 20 yıllık süreçte bölüm olarak hatırı sayılır bir mesafe kaydettiklerini dile getiren Uşak Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsa Yeşilyurt, gelinen noktada 2017 yılı sonu itibarıyla lisans ve lisansüstü öğrenimi dahil olmak üzere toplam 1012 kayıtlı öğrencilerinin bulunduğunu söylüyor.

Prof. Dr. Yeşilyurt, bölümlerinin temel amacının; uluslararası düzeyde eğitim vererek, sanayi ve araştırma kurumlarında; tasarım, üretim, uygulama ve Ar-Ge çalışmalarında başarı ile görev alabilecek yeterlilik ve beceriye sahip makine mühendisleri yetiştirmek olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Yeşilyurt ayrıca, yaratıcı, problem çözmede analitik düşünceye ve sistematik yaklaşıma sahip, takım çalışmasına yatkın, çevreye duyarlı, sosyal, meslekî etik bilincine sahip, özgüveni yüksek, sürekli öğrenme bilinciyle kendini yenileyen makine mühendisleri yetiştirmek için var güçleriyle çalıştıklarını ifade ediyor. Uşak Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü ne zaman kuruldu? Eğitimde belirlediğiniz temel hedefler nelerdi? Uşak Üniversitesi, Makine Mühendisliği Bölümü ilk olarak Afyon Kocatepe Üniversitesi, Uşak Mühendislik Fakültesi bünyesinde kuruldu ve 1997–1998 eğitim-öğretim yılından itibaren lisans öğrencilerini kabul etmeye başladı. Bölüm, 2006 yılında Uşak Üniversitesi’nin kurulmasıyla birlikte, Uşak Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü olarak faaliyet göstermeye devam etti. Lisans düzeyinde normal öğretim öğrencilerine ek olarak, 2008 yılından itibaren ikinci öğretim öğrencileri de alınmaya başlandı. 2008 yılında yüksek lisans programının, 2009 yılında da doktora programının açılmasıyla başlayan lisansüstü eğitimlerimiz devam ediyor. 2013-2014 eğitim-öğretim yılıyla birlikte “Mühendislik Tamamlama” öğrencilerinin ve 2014-2015 eğitim-öğretim yılından itibaren de yabancı uyruklu öğrencilerin kabulüne başlandı. 2017 yılı sonu itibarıyla lisans ve lisansüstü öğrenimi dahil olmak üzere toplam 1012 kayıtlı öğrencimiz bulunuyor. Bölümümüzün temel amacı; uluslararası düzeyde eğitim vererek, sanayi ve araştırma kurumlarında; tasarım, üretim, uygulama ve Ar- Ge çalışmalarında başarı ile görev alabilecek yeterlilik ve beceriye sahip makine mühendisleri yetiştirmek. Ayrıca, yaratıcı, problem çözmede analitik düşünceye ve sistematik yaklaşıma sahip, takım çalışmasına yatkın, çevreye duyarlı, sosyal, meslekî etik bilincine sahip, özgüveni yüksek, sürekli öğrenme bilinciyle kendini yenileyen makine mühendisleri yetiştirmek için çalışıyoruz. Bununla birlikte, uluslararası düzeyde bilgi ve teknoloji üretimini sağlayan araştırmalar yaparak, ulusal sanayinin problemlerine çözümler üreten bireyler yetiştirmek de önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Kuruluşundan bugüne bölümünüzde gelişim ve değişim yaşandı mı? Daha iyiye ulaşma noktasında önceliği hangi konulara verdiniz?

Bölümümüz, kuruluşundan bu yana akademik kadro ve altyapı şartları bakımından ciddi bir yol kat etmiş olsa da, bu şartların daha da iyileşmesi noktasında yolculuğunu sürdürüyor. Gelişen teknolojiye ve bilime ayak uydurabilen, ülkemize ve ekonomimize faydalı projeler üretme ve çağın problemlerini çözme yeterliliğine sahip makine mühendisleri yetiştirmek için öğrencilere imkanlar dahilindeki en iyi eğitim-öğretim şartlarını sağlamaya çalışıyoruz. Bunun için, ders konuları dolu dolu işlenirken seçmeli ders çeşitliliği artırılıyor, hem teorik altyapıyı oluşturan hem de sanayi uygulamalarına ve projelere dönük derslere önem veriliyor ve ders içerikleri mümkün olduğu kadar güncel bilgi ile doldurularak sürekli güncelleniyor. Diğer taraftan bilimsel çalışma ve eğitim amaçlı oluşturulan uygulama laboratuvarlarının yeni, güncel ve işlevsel makine / teçhizatlarla geliştirilmesi için gerekli çalışmalar yapılıyor.

Üniversite-sanayi işbirliğinin toplum refahı ve kalkınma üzerindeki önemi göz önünde bulundurularak, proje ve sanayi odaklı eğitimlere de önem veriyoruz. Bu bağlamda, lisans öğrencilerimizin proje temelli çalışmanın önemini kavrayabilmeleri ve takım çalışmasına daha yatkın olmaları için bazı derslerin ve bitirme tezinin kapsamında uygulamaya dönük projeler verilebiliyor. Bununla birlikte, belli kalitedeki bitirme tezi konularının TÜBİTAK öğrenci projesi kapsamında destek alması için gerekli başvurunun yapılması konusunda, öğrencilerimizi teşvik ediyoruz. Ayrıca, bölümümüz öğretim üyeleri almaya hak kazandıkları TÜBİTAK, SANTEZ, BAP gibi proje destekleri ile araştırmalarına yoğun bir şekilde devam ederken bu projeler kapsamında lisansüstü öğrencilerine de aktif olarak bir takım görevler veriyor.

Akademik kadronuzun uzmanlık alanları hakkında bilgi verir misiniz?

Öğretim üyelerimiz; “Makine Teorisi ve Dinamiği”, “Konstrüksiyon ve İmalat”, “Mekanik”, “Termodinamik” ve “Enerji” anabilim dalları olmak üzere beş anabilim dalında görev yapmakta olup; titreşim analizi, gürültü kontrolü, sistem modelleme ve otomatik kontrol, makine tasarımı ve malzeme, güneş enerji sistemleri ve yenilenebilir enerji, ısıl sitemlerin tasarımı ve analizi ile sınır elemanlar ve kompozit malzemeler alanlarında çalışmalarına devam ediyor.

Eğitim konularını oluştururken sanayiden gelen talepleri de dikkate aldınız mı? Teorik eğitimlerle pratik arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?

Bölümümüz, üniversite-sanayi işbirliğinin bir ülkenin kalkınmasında en önemli itici güç olduğunun farkında. Bu anlamda çeşitli proje, panel, konferans ve gezilere sanayi ile iletişim kurma çabasıyla yaklaşıyoruz. Bu faaliyetler esnasında sanayicilerin problem ve istekleri öğrenilirken bu isteklere cevap vermek için gerekli çalışmaları yürütüyoruz. Öğrencileri teori ile pratik arasındaki ilişkiyi daha kolay algılayabilmeleri için, lisans müfredatına özellikle beşinci yarıyıldan itibaren sanayide geniş uygulama alanlarına sahip mesleki ve serbest seçmeli dersler yerleştiriyoruz. Bu sayede öğrenciler ilgi ve becerilerine göre yönlendirilirken çalışma hayatına da hazırlanmış oluyor. Ayrıca, zorunlu yaz stajları ile bazı teorik bilgilerin uygulamasını gören öğrencilerimizin genellikle uygulamalı olarak verilen ders projeleri ve bitirme projeleri ile imkanlar dahilinde laboratuvarlarımızda uygulama yapması ve/veya sanayi ile iletişim kurması ve oradan destek alması sağlanıyor. Diğer taraftan, öğretim üyesi seviyesinde sanayicilerin sorunlarına proje bazlı çözümler sunulmaya çalışılırken, bu projelerde lisansüstü seviyedeki öğrencilere de sıklıkla görev veriyoruz.

Makine mühendisliği eğitimi almak isteyen bir öğrencinin Uşak Üniversitesi’ni seçmesindeki temel nedenleri sıralayabilir misiniz?

Bölümümüz genellikle Ege Bölgesi’nde yaşayan, makine mühendisliği eğitimi almak isteyen ve ailesinden çok uzaklaşmak istemeyen öğrenciler tarafından tercih ediliyor. Uşak’ın özellikle tekstil ve seramik sektöründe oldukça aktif bir sanayiye sahip olması, bölümümüzün tercih edilmesine pozitif yönde etki ediyor. Ayrıca, bölümümüz, başta İzmir olmak üzere büyük şehirlerde yaşayan, fakat oradaki makine mühendisliği bölümlerini kazanamayan öğrenciler tarafından ikinci seçenek olarak da tercih ediliyor.

Diğer taraftan, aslında bilinçli öğrenciler için tercih sebebi olması gereken önemli sebepleri şöyle özetleyebiliriz: Bölümümüz, öğrenci odaklı çalışmakta olup, öğrencilerin aktif olarak projelerde görev alması mümkün olduğunca destekleniyor. Öğrencileri gerekli mesleki ve teknik bilgiler ile donatarak çağın gereklerine uygun şekilde yetiştirmeye yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Bunun için ders içerikleri, konuların teorik altyapısı verildikten sonra çağın gereklerine uygun şekilde çeşitli tasarım ve analiz programlarında bilgisayar uygulamaları ve deneysel laboratuvar uygulamaları ile desteklenecek şekilde oluşturuluyor ve dersler her yeni öğretim yılında daha iyi bir eğitim-öğretim için güncelleniyor. Laboratuvar olanaklarını olabildiğince artırmak için gerekli çalışmalar halen sürdürülüyor. Öğretim üyelerimiz bilimsel ve akademik faaliyetler konusunda oldukça etkindir. Öğrencilerimizin “Makine-Ar-Ge Topluluğu” ve “Robot Topluluğu” gibi oluşumlara dahil olarak yürüttüğü faaliyetler, öğrencilerimize takım çalışması tecrübesi kazandırmakla birlikte ilave uygulama bilgisi de veriyor. Öğrencilerimiz zaman zaman bu takım çalışmaları kapsamında katıldıkları yarışmalarda çeşitli ödüller alarak motive de olmuş oluyor.

Yurt dışı öğrenci değişim programları çerçevesinde öğrencilerinize ne tür imkanlar sunuyorsunuz?

Avrupa Birliği ve uluslararası ilişkiler ofisimizin sağlamış olduğu olanaklar (Erasmus, Mevlana, Farabi değişim programları ve ikili anlaşmalar) çerçevesinde, istemeleri ve gerekli koşulları sağlamaları halinde öğrencilerimiz öğrenim hareketliliği ve staj hareketliliği programları kapsamında anlaşmalı olduğumuz üniversite ve kurumlarda öğrenimlerini ve stajlarını gerçekleştirebiliyor.

Bu programlardan faydalanan öğrencilerimiz farklı kültürlerle etkileşime girme imkânı bularak bakış açılarını zenginleştirirken yapmış oldukları çalışmalar esnasında da yabancı dillerini geliştirmiş oluyorlar.

Makine mühendisliği öğrencileri sanayiyle koordineli çalışma yapma şansına sahip mi? Sağladığınız staj olanakları nelerdir?

Bölümümüz, proje temelli ders ve çalışmalar kapsamında, öğrencilerin sanayi ile iletişim kurmaları için gereken yönlendirmeyi yapıyor. Lisans düzeyinde, genellikle uygulama ve üretim kapsamında verilen ders projeleri ve bitirme projeleri, öğrenciler tarafından sanayi ile iletişime geçilerek ve onlardan destek alınarak yapılıyor. Ayrıca, öğrencilerimiz yaptıkları yaz stajları ile hem aldıkları teorik bilgileri uygulama ile taçlandırmış oluyor, hem de gelecekte çalışabilecekleri fabrika ve kurumlarda kendilerine referans edinme imkânına kavuşuyor. İlgili kurumların şartlarını sağlayan öğrencilerimiz Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde veya yurt dışında alanlarında öncü kurumlarda da stajlarını yapabiliyor. Gerekli şartları sağlayan öğrenciler, Erasmus staj hareketliliği kapsamında da yurt dışında staj yapma imkanına sahip oluyor. Lisansüstü seviyedeki öğrencilerimiz de öğretim üyelerimiz tarafından yürütülen sanayi ortaklı projelerde görev alarak sanayi ile koordineli bir şekilde çalışmış oluyor.

Bölümünüz bünyesinde gerçekleştirdiğiniz veya gerçekleştirmeyi planladığınız sanayi projeleriyle ilgili bilgi verir misiniz?

Bölüm öğretim üyelerimiz tarafından tamamlanan ve hali hazırda devam eden TÜBİTAK ve San-Tez projeleri bulunuyor.. Projeler öğretim üyelerimizin uzmanlık alanlarıyla ilgili olup, kompozit malzemeler, güneş enerjisi, alışılmamış yöntemler ile malzeme özelliklerinin belirlenmesi, dönen kiriş titreşimleri konularını kapsıyor. Ayrıca, öğretim üyelerimiz, sanayi ortaklı çeşitli projelerde proje ortaklığının yanı sıra izleyicilik, danışmanlık, hakemlik gibi çeşitli görevlerde bulundu ve bulunmaya devam ediyor. Bölümümüz bundan sonra da, makine mühendisliği kapsamında geniş bir yelpazede ele alınabilecek makine durum izleme sistemleri, titreşim ve gürültü kontrolü, otomatik kontrol sistemleri, ısıtma/ soğutma sistemleri, makine tasarımı ve üretimi, malzemeler gibi sanayi odaklı konularda proje ortağı olma ve/veya danışmanlık yapma kapasitesine sahiptir. Bu projelerin çıktıları proje ortağı olan kuruluşlara ticari kazanım olarak geri dönerken ülke ekonomisine de katma değer sağlıyor.

Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının üniversitelere bakışını nasıl yorumluyorsunuz? Gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında nasıl bir algı farklılığı gözlemliyorsunuz?

Türkiye sanayicilerinde Ar-Ge kültürü ve çalışmaları son yıllarda belirli bir oranda ivme kazandı. Sanayicimiz kendi pazarında önemli bir yer bulabilmek için araştırmaya ve ürün geliştirmeye önem vermesi gerektiği konusunda her geçen yıl daha çok bilinçleniyor. Üniversite ve sanayinin ortak bir konuda proje temelli olarak çalışması; üniversitelerimize teorik bilgiyi uygulamaya dökmede karşılaşılan sorunlar hakkında bilgi ve tecrübe edindirirken, sanayicilerimize ise üretimde yapılan teknik hataların ortadan kaldırılması ve Ar-Ge kültürünün oluşturulması hususunda katkı sağlıyor. Bilinçlenme artışına rağmen, halen Ar-Ge konusunda yeterli birikime sahip olmayan ve eksikliklerini gidermek için üniversitelerden ve projelerden nasıl yararlanacaklarını bilmeyen özellikle KOBİ ölçekli kuruluşların varlığı söz konusu. Bu tür sanayiciler daha çok karşılaştıkları günlük problemlerin acil çözümü ve aksaklıkların giderilmesi gerektiğinde üniversitelere başvuruyor, işlerinin belli bir düzende yürümesi durumunda Ar-Ge’ye ve proje temelli yenilikçi yaklaşımlara çekimser davranabiliyor. Bu çekincenin önemli nedenlerinden biri, sanayicinin kısa vadede maddi kazancı birinci planda tutan, üniversitelerin ise orta ve uzun vadede bilimsel ve teknolojik yeniliği birinci planda tutan bakış açısı farklılığı olabilir. Bu algı farklılığı, gelişmiş ülkelerde bir şekilde en aza indirilmiştir ve belki de bundaki önemli etkenlerden biri üniversite-sanayi ortaklı proje destekleridir. Ülkemizde de son yıllarda giderek yaygınlaşan proje ortaklıkları ile üniversitelerle ilişki kuran KOBİ’ler veya daha kurumsal firmalar, aldıkları desteklerle önemli adımlar atıyor.