Skip to content

GÜNDEM

KASIM 2017 SAYI: 114

HPKON Sekizinci Kez Kapılarını Açtı

8. Ulusal Hidrolik Pnömatik Kongresi ve Sergisi (HPKON), uluslararası katılımla 22-25 Kasım tarihlerinde İzmir MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleştirildi.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, MMO İzmir Şube Başkanı Battal Kılıç, Hannover Fairs Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Alexander Kühnel, HPKON Yürütme Kurulu Başkanı Semih Kumbasar ve Akışkan Gücü Derneği (AKDER) Yönetim Kurulu Başkanı Suat Demirer’in açılışını gerçekleştirdiği 8. Ulusal Hidrolik Pnömatik Kongresi ve Sergisi’ne 528 kayıtlı delegenin yanı sıra 3 bin 328 ziyaretçi katıldı. Açılış konferansı, bildiriler, atölye çalışmaları, kurslar, paneller, yuvarlak masa toplantıları, konferanslar ve forumlarla dinamik bir platformun oluşturulduğu kongre kapsamında 45 bildiri sunulurken 15 atölye çalışması, bir panel, altı kurs, beş yuvarlak masa toplantısı ve bir forum düzenlendi. Kongreyle eş zamanla gerçekleştirilen HPKON 2017 Fuarı’na ise 45 firma katıldı. Kongre çerçevesinde “Hidrolik Pnömatik Sektöründe Yeni Stratejiler” konulu bir panel gerçekleştirildi. Panelde; iletişim teknolojisinde ve internet teknolojisindeki gelişmeler, dijital devrimin hidrolik pnömatik alanına etkisi, sektörde Ar-Ge, üniversiteoda- sanayi işbirliğiyle sektörün sorunları ve çözüm önerileri tartışıldı. Kongrede ulaşılan çok yönlü birikimi içeren 519 sayfalık “Bildiriler Kitabı” da tüm sektör ilgililerinin kullanımına sunuldu.

15 ATÖLYE ÇALIŞMASI DÜZENLENDİ

Kongre kapsamında; “Pnömatik ve Elektrik Tahrikli İş Elemanları ve Karşılaştırılması”, “Mobil Hidrolikte Endüstri 4.0 Uygulamaları”, “Pnömatik Teknolojisinde Devrim, Dijital Pnömatik, Motion Termina (VTEM)”, “Medikal Sistemler Ve Laboratuvar Alanlarında Otomasyon Çözümleri”, “Mobil Uygulamalarında Elektronik Çözümler”, “Medikal Proses Ekipmanları, İlaç Hazırlama (Kemoterapi) ve Temiz Oda Uygulamaları”, “Sızıntı Bulma Teknikleri”, “Radyal Pistonlu Hidrolik Motorlarda Elektronik Deplasman Kontrolü”, “Vinç Ve İş Makinelerinde Yük Kontrol ve Yük Tutma Valfleri”, ”Yeni Nesil Servo Performanslı Oransal Valfler”, “Mobil Araçlarda Soğutma Uygulamaları”, “Pick&Place Uygulamalarında Vakum Seçimi”, “Kabin Stabilizasyonu” ve “Filtrasyon” başlıklarında 15 atölye çalışması düzenlendi. Organize edilen kurslar çerçevesindeyse; “Pnömatik Devre Elemanları ve Uygulama Teknikleri”, “Hidrolik Devre Elemanları ve Uygulama Teknikleri”, “Hidrostatik Tahrik ve Kapalı Devre Tekniği”, “Sızdırmazlık Elemanları Seçiminde Yenilikçi Yaklaşımlar ve Uygulama Örnekleri” “Hidrolik Boru Bağlantı Elemanları” “Hidrolik Endüstrisinde Kullanılan Akışkan İletimi Elemanlarına Genel Bakış” konuları ele alındı.

Kongre’de ayrıca “Makine İmalatçılarının Hidrolik-Pnömatik Sektöründen Beklentileri”, “Hidrolik Akışkanlar”, “Makine Emniyeti ve İş Güvenliği”, “Geleceğin Teknolojileri” ve “Mühendis ve Ara Teknik Eleman Belgelendirmesi ve Sektörde İstihdam” ana başlıklarında beş yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi.

YERLİ ÜRÜNLERE ÖNCELİK VERİLMELİ

Kongrede hidrolik pnömatik sektörüne ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuldu: “2008 ortalarından başlayarak 2009’u da kapsayan dönemde küresel krizin etkisiyle sanayi sektörü de küçüldü. Makine imalat sektörünün yanı sıra hidrolik pnömatik girdilerini, demir-çelik, iş ve inşaat makineleri, otomotiv, savunma, gıda, ambalaj, gemi inşa, sağlık, barajlar, otomasyon ve robot teknolojileri gibi sektörler de yaygın olarak kullanıyor. Tüm bu sektörlerdeki dinamiğin makine imalat sektöründekine benzer bir olumsuzlukta olduğu söylenebilir. Hidrolik pnömatik sektörünün tüm bu olumsuz havadan etkilenmemesi mümkün değil. Teknoloji kullanımı ve projelendirme açısından dünyanın gerisinde kalmayan fakat aynı performansı üretimde gösteremeyen hidrolik pnömatik sektörünün ana sorunları şöyle sıralanabilir: Öncelikle yerli üretim sorunu ve Ar-Ge, teknolojik ve endüstriyel birikimle başlayan bu sorunları sermaye/finansman ve kalifiye işgücü yetersizlikleriyle yüksek girdi maliyetleri, ithal ürünlerin yerli üretime göre pazar paylarının yüksek oluşu ve dışa bağımlılık olarak sıralamak mümkün. Makine imalatçılarının, tasarım ve uygulama¬larda yerli ürünlere öncelik vermemesi, güven duymaması, dünya pazarında rekabet edebilen yerli üretici sayısının azlığı, üreticilerin sorunları arasındadır. Bunun yanı sıra kalitesi belgelenmemiş, sertifikası olmayan ve haksız rekabete neden olan ürünlerin ülkeye girişinin kontrol edilmesi ve zorlaştırılması için önlem almada ve denetim konusunda harekete geçmede önemli sorunlar yaşanıyor. Sektör bu ürünlerin ülkeye girmemesi konusunda tavır almalı, siyasi irade yerli ürün kullanımı konusunda zorlanmalıdır. Özellikle ihracat yapan yerli üreticilerin desteklenmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet edilmesi için yatırımlar ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmeli, üretim ve istihdam üzerindeki yükler azaltılmalı ve kamu ihalelerinde yerli malı kullanımı teşvik edilmelidir. Bugün itibarıyla yerli üretimde yüzde 62 oranında ithal girdi kullanılırken makine imalat sanayisinde iç pazar talebinin yüzde 51’i ithal makinelerle karşılanıyor. Makine üreticileri yerli devre elemanlarını yeterince kullanmıyor. Rekabet edebilmenin ön koşullarından birisi; kullanılan teknolojilerin inşaat sahaları, tüneller, maden ocakları, demirçelik tesisleri ve tersaneler gibi yüksek riskli ortamlarda işçiler için güvenli çalışma koşullarının sunulmasıdır. Sektörün sunduğu güvenli ürünler ile iş kazalarının önüne geçilmesinin mümkün olduğu, insan, makine ve tesisin güvenliğini sağlamanın, sektörde, tasarım ve üretim sürecinde sistem ve donanım seçiminde güvenliğin önemli bir kriter olduğu unutulmamalıdır.

Sanayide enerji verimliliği, uluslararası rekabet gücü açısından önemli bir unsurdur. Enerjide sürdürülebilirliğin sağlanması, dışa bağımlılığın azaltılması, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi gerekiyor. İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik çalışmalar yapılmalı, enerjinin ve enerji kaynaklarının verimli kullanımının tespiti yapılarak sektörde, hidrolik pnömatik sistem tasarımlarında ve üretiminde, enerji verimliliğine önem verilmelidir. Sistemlerin enerji verimliliği ölçülebilir olmalı, belgelendirilmeli ve teşvik edilmelidir.”