Skip to content

AKTÜEL

EYLÜL 2018 SAYI: 124

Makine Sektörü Denildiğinde İnsanların Aklına Ne Geliyor?

MAKİNE SEKTÖRÜ, YAN SANAYİLERİYLE BİRLİKTE MİLYONLARCA İNSANIMIZI İLK ELDEN İLGİLENDİRİYOR. ANCAK, EKONOMİNİN ANA DAMARLARINDAN BİRİ OLAN, GÜNLÜK YAŞAMIN HEMEN HER ANINDA VAR OLAN ÜRÜNLERİN ÜRETİLDİĞİ MAKİNELERİ, BU DEVASA CAMİAYI VE BU CAMİANIN İÇERİSİNDEKİ KAVRAMLARI NE KADAR TANIYORUZ?

“İNSAN ÇAĞI BİTİYOR MAKİNE ÇAĞI BAŞLIYOR!”

“Bence makinelerin yetkinlikleriyle insanların yetkinliği arasındaki fark bir süre sonra tamamen kapanacak. İnsanların çağı artık bitmek üzere, Endüstri 4.0 da bunun aşamalarından biri. Endüstri 4.0 ile artık eskiyen sanayi kavramı yeni bir modele dönüşüyor. Makine sektörü dünya genelinde bir yarış içerisinde ve bu yarış, isteğe bağlı değil bir zorunluluk içeriyor. Bu nedenle, sektöre yapılan yatırımların kapsamı, ülkelerin makine sektörlerinin diğer ülkelerden geri kalma ihtimaliyle doğru orantılı ilerlemeli. Yatırımın ne kadar ve hangi alt sektörlere yapılacağı, ayrıca yapılan yatırım sonucunda sağlanacak gelişme beklentileri de bu yüzden çok önemli. Gelecek kavramı, çok sorunlu ve ucu açık bir kavram. Ne olacağını, nasıl olacağını hiçbir şekilde tam olarak kestiremiyoruz; olumlu bir gelişme bir anda olumsuz bir gelişmeyi beraberinde getirebiliyor. Bu anlamda makinelerin geleceği elbette daha güçlü, daha bağımsız, daha ekonomik olacak ancak bu gelecek senaryosunda insanların konumunu şimdiden kestirebilmek çok zor. Dolayısıyla insanların bencilliği, kibri ve geleceğin makineleri ve robotlarının daha akıllı olmaları, insan-makine ya da insan-robot ilişkilerini de karmaşıklaştıracaktır. Bence, kendimizden daha güçlü olanları, şimdi olduğu gibi gelecekte de ‘kötü’ olarak görmeye devam edeceğiz: Bize zarar vermelerine gerek yok, bizden daha güçlü, ve akıllı olmaları ‘kötü ve düşman’ olmaları için yeterli olacaktır.”

“SEKTÖRE YÖNELİK YATIRIMLAR DEVAM ETMELİ”

“Makineler, hayatı pratikleştirse ve insanlığı daha üretken hale getirseler bile mekanikliğin soğukluğunu da ifade ediyorlar. Ancak sektör, üretim gücüyle, ekonomik gelişmişlikle de yakından ilişkili. Dolayısıyla makine sektörüne yönelik yatırımların doğru alanlara ve doğru oranlarda olmak koşuluyla devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Gelecekteki insan-makine ilişkisi ise özellikle iş, üretim gibi alanlarda günümüze göre daha sıkı olacaktır. Kişisel kullanım alanında da daha çeşitli alternatiflerin geliştirilebileceğini, mekanik faktörlerin insan hayatına daha fazla müdahil olacağını düşünüyorum. Bu nedenle insan-robot ya da insan-makine ilişkisinde gereken önlemler alınmazsa, gelecekte bu ilişkinin tehlike arz edebileceği de göz ardı edilmemeli. İnsan iradesinin dışına çıkan ve kendi kendine karar verebilme yetkinliği bulunan yapay zekânın insanlığa her anlamda zararı dokunabilir. Ayrıca mekanik varlıklara insansı özellikleri taklit yeteneğinin verilmesini doğru bulmuyorum.”

“İNSAN GÜCÜNE İHTİYACIN AZALMASI TOPLUMSAL BİR SORUN OLUŞTURABİLİR”

“İnsan yaşamını kolaylaştıran, zaman kazandıran, üretimi hızlandıran makineler, gelecekte, bugünkünden çok daha önemli konumda olacaklar. Üretim miktarı ve kalitesini artırmaya odaklanan Endüstri 4.0 da bu yolun ilk adımlarından biridir. Üretim artarken insan gücüne duyulan ihtiyacın azalması ise gelecekte toplumsal bir sorun oluşturabilir. Halen makine sektörüne olan yatırımların miktarını bilmiyor olsam da insanları daha da tembelleştirmeye yönelik adımların atılmaması ya da insan-makine dengesinin gözetildiği yeni yatırımların gerçekleşmesi taraftarıyım. Bilim insanlarının öngörüleri gerçekleşirse, kendi kendini üretme yeteneğine kavuşacak robotlar, gelecekte insanları makinelerin köleleri haline getirebilir. İnsan-robot ya da insan-makine ilişkisinde önemli olan insan tarafının sürece yaklaşımı olacaktır. Makineler bizden daha ileri bir sisteme ulaşırlarsa buna iyi diyemeyiz, hatta bilimkurgu filmlerinden farklı bir gelecek olmayacaktır. Fakat yapay zekâ gelişirken insanoğlu aptallaşmazsa, bundan zarar değil fayda sağlayabiliriz.”

“ROBOT TEKNOLOJİLERİ ENDÜSTRİNİN AYRILMAZ PARÇASI OLDU”

“Makine kelimesi bana üretimi anımsatıyor. Yaşamımızın her alanında kullandığımız ürünlerin üretildiği dev tesisler veya küçük bir sanayi sitesindeki torna makinesi ya da bir tarlada kullanılan traktör gibi. Makineler, bu anlamda, hayatımızın her alanında üretime yardımcı olarak kullanılan, insanoğlunun yaşamı ve yaşam standartlarının gelişimine katkı sağlayan araçlardır. Endüstri 4.0 ile tüm makineler İnternet üzerinden etkileşim halinde olabilecek ve daha nitelikli ve gelişmiş hizmetler sunabilecekler. Makine üretimi ifade ederken, üretim ise ekonominin en önemli parçasıdır. Bu sebeple makine sektörüne yapılacak her yatırım ekonomiye, dolaylı olarak da yaşam standartlarının yükselmesine katkı sağlayacaktır. İnsan-makine ilişkisi ise geçmişe bakıldığında inanılmaz bir seviyede. Bugün akıllı telefonlar, akıllı televizyonlar gibi nesnelerin sürekli ‘akıllı’ hale gelmesi aslında makine-insan iletişimini de ifade ediyor. Ses ile komut verme, yüz tanıma sistemi gibi ileri seviye teknolojiler sayesinde nesnelerin daha kolay ve güvenilir olarak kullanılması, onları yaşamımızın daha mutlak parçaları haline getirecek. Böylece her geçen gün yaşamımıza daha fazla adapte ettiğimiz nesneler, gelecekte çok daha farklı bir yaşam portresi ile karşılaşacağımızın da habercisidir. Bu süreçte robot teknolojileri de endüstrinin ayrılmaz parçaları haline geldi. Üretimin çok daha hızlanması ve hatanın neredeyse ortadan kalktığı bir durumu ortaya çıkaran üretim robotları, diğer yandan işsizlik tehlikesine de yol açıyor. Ancak robotların insan kontrolünden çıkarak tehlike yaratabilecekleri fantastik senaryoları da bir o kadar yersiz buluyorum. Robotu mevcut yeteneği ile üretmeyi başarmış insanoğlunun, o kontrolü elinden kaçırabileceğine pek olasılık vermiyorum. Dolayısıyla robotların akıllanması aslında çok iyi bir gelişme olacakken, bu onların ne için kullanıldığı ile doğru orantılı olarak değişkenlik gösterecektir.”