Skip to content

MAKALE

MART 2018 SAYI: 118

Makine Ve Teçhizat Yatırımlarında Gelişmeler Ve Beklentiler

Dünya sanayi üretimi küresel kriz sonrası en yüksek seviyelerine ulaştı. Üretimdeki artış ile küresel mali piyasalar ve fiyatlardaki göreceli istikrar, makine-teçhizat talebini de tetikledi. Özel sektörün makine ve teçhizat yatırımları uzun süre sonra ilk kez 2017 yılında yeniden artış gösterdi. Makine talebi hem kapasite artışı, hem modernizasyon, hem de sanayi 4.0 ve sürdürülebilirlik etkilerine bağlı olarak ortaya çıktı.

TÜRKİYE’DE SABİT SERMAYE YATIRIMLARI 2017 YILINDA YÜZDE 21,0 BÜYÜDÜ

2017 yılında toplam sabit sermeye yatırım harcamaları cari fiyatlarla yüzde 21 büyüdü. Böylece enflasyondan arındırıldığında reel olarak yüzde 10 büyüme gerçekleşti. Sabit sermaye yatırımları içinde inşaat harcamaları en yüksek payı almaya devam etti.

Makine ve teçhizat yatırımları ise özellikle yılın ikinci yarısındaki artışa bağlı olarak 2017 yılında cari fiyatlara yüzde 15,2 artarak 326,9 milyar TL olarak gerçekleşti. Böylece bir önceki yıl reel olarak gerileyen makine ve teçhizat yatırımları 2017 yılında reel olarak yüzde 5 büyüdü.

2018 YILINDA MAKİNE VE TEÇHİZAT YATIRIMLARI İÇİN BEKLENTİLER

2017 yılının ikinci yarısında büyüme eğilimine giren özel sektör yatırımlarında, 2018 yılındaki gelişmeleri birkaç önemli unsur belirleyecek. Bunların başında 2017 yılında alınan yatırım teşvikleri geliyor. 2017 yılında alınan yatırım teşvikleri büyüklüğü 2016 yılına göre sadece yüzde 3,9 artarak 101,9 milyar TL oldu. Bu itibarla değerlendirildiğinde yatırım iştahının bir önceki yılla hemen hemen aynı kaldığı görülüyor. Teşvike bağlanmış yatırımların 2018 yılına etkisi sınırlı olacaktır. Teşviklerin sektör dağılımında ise imalat sanayisi yatırımlarında yüzde 60,6 artış olduğu görülüyor. Enerji yatırımı teşvikleri değişmezken hizmetler ve madencilik yatırımlarında düşüş yaşandı. 2018 yılında imalat sanayisi yatırımlarının makine talebinde hissedilir bir artış olması muhtemeldir.

Özel sektörün yatırım iştahını ölçen Merkez Bankası İmalat Sanayisi Yönelim Anketleri önemli bir gösterge olmayı sürdürüyor. Reel kesimin yatırım eğilimi 2017 yılının ilk yarısından itibaren toparlanma eğilimine girdi. 2018 yılında ise yatırım eğiliminin (gerçekleşen ve beklenen yatırımlar birlikte) güç kazandığı görülüyor. Bu güncel anket verisi 2018 yılı ilk çeyrek döneminde de özel sektör yatırımlarında artış olduğunu gösteriyor.

İmalat sanayisindeki yatırımların daha çok yeni ve ilave kapasite yatırımları oldukları görülüyor. 2017 yılında iç ve dış talepteki canlanmanın 2018 yılında da sürmesiyle birlikte imalat sanayisindeki birçok sektörde azami kapasiteler kullanılmaya başlandı. 2018 yılının ilk çeyrek döneminde de KKO artışı sürdü.

Buna bağlı olarak ilave kapasite ihtiyaçları ortaya çıktı. 2018 yılında imalat sanayisinin yeni ve ilave kapasite yatırımları sürecektir. 2015 ve 2016 yıllarında yatırımlardaki zayıflamaya bağlı olarak, yatırım malı ithalatı gerilemişti. 2017 yılında ise yatırımlardaki göreceli toparlanmaya rağmen yatırım malı ithalatı yılın genelinde 2016 yılının da altında kalmıştı. Yatırım malı ithalatı 2018 yılına ise kuvvetli bir artışla başladı. Yılın ilk çeyrek döneminde yatırım malı ithalatında yüzde 20’ye yakın artış gerçekleşti. Yatırım malı ithalatındaki bu artış da yatırımların canlandığını gösteriyor. 2018 yılında özel sektör yatırımlarında canlanma sağlayacak bir diğer unsur ise -hayata geçmesi halinde- stratejik yatırım teşvikleri olacak. Açıklanması beklenen 128 milyar TL tutarında, yedi sektörde 22 proje stratejik yatırım olarak teşvik edilecek. Bu yeni yatırımlar ve bu yatırımların tetikleyeceği yeni yan sanayi yatırımları, makine ve teçhizat talebini olumlu etkileyecektir. Yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik olarak Mart ayında yürürlüğe giren birçok iyileştirme de yatırımların önünün açılmasına katkı sağlayacak.

MAKİNE VE TEÇHİZAT YATIRIMLARINI SINIRLAYAN GELİŞMELER VE RİSKLER

2018 yılı yeni yatırımlarla makine ve teçhizat talebi için son birkaç yılın en iyi koşullarını sahip bulunuyor. Ancak 2018 yılında beş önemli unsur, yatırım taleplerini sınırlayacak. Bunlardan ilki yüksek finansman maliyetleridir. TL faiz oranları önemli ölçüde arttı. Yurt dışında finansmana erişim de hem küresel mali koşullardaki sıkılaşmadan hem de Türkiye’nin artan riskleri nedeniyle daha zor ve daha pahalı hale geliyor. TL cinsinden uygun maliyetlerle uzun vadeli kaynak sağlayacak bir olanağın olmaması da yatırımları sınırlamaya devam ediyor. Dördüncü olarak Türk Lirasının hızlı değer kaybı da hem yatırımcı güvenini bozuyor hem de sağlıklı yatırım fizibiliteleri yapılmasını zorlaştırıyor. Son olarak Türkiye’nin jeopolitik riskleri yatırımlar için de risk yaratmaya devam ediyor.