Skip to content

MAKİNECİLER NE OKUYOR

ARALIK 2017 SAYI: 115

“Okumak Kadar Yazmaktan Da Keyif Alırım”

Makine sektörünün okuma alışkanlıklarını öğrenme ve sektörde yer alan tüm kesimlere bir okuma listesi önerme amacıyla sürdürdüğümüz söyleşilerimizin bu ayki konuğu, PAGDER Yönetim Kurulu Başkanı Reha Gür oldu.

Reha Gür, öncelikle iş süreçlerine yararlı olacak yayınları okumayı sevdiğini söylerken, güncel siyaset ya da kültüre yönelik kendisini yenileyecek yayınların da sıklıkla okuma listesinde yer aldığını söylüyor. Genellikle Türkiye’nin yakın geleceğine dair yazılmış kitapları bu kapsamda okumaya gayret ettiğini dile getiren Gür, bu kitapların hem güncele ve yakın geçmişe dair hafızasını tazelediğinin hem de yoğun gündem içerisinde kaçırmış olabileceği detaylar ya da göremeyeceği arka plan hakkında bilgi sahibi olduğunun altını çiziyor. Diğer yandan, tatil dönemlerinde ise akıcı ve dinlendirici kitapları seçmeye özen gösterdiğini ifade eden Gür, bu dönemlerde ise roman okumalarına ağırlık veriyor ve özellikle Dan Brown, Tess Gerritsen, Ayşe Kulin, Zülfü Livaneli gibi yazarların eserlerini ilgiyle takip ediyor.

“İşin özünde, doğal olarak her adımımızda olduğu gibi, konu kitap okumak olduğunda da verimli ve sonuç odaklı seçimler yapmak durumunda kalıyoruz. Herkes gibi ben de okuduğum kitapların bana şahsi olarak bir şey katmasını beklerim” diyen Gür, halen Eliyahu M. Goldratt’ın “Amaç” ve Başak Tecer’in “İkna Mühendisliği” isimli kitaplarını eş zamanlı olarak okuduğunu söylüyor. 2011 yılında hayatını kaybeden yönetim danışmanı ve imalat yönetimi uzmanı Dr. Eliyahu M. Goldratt, “Amaç” isimli kitabında, “Kısıtlar Teorisi”ni tanıtırken, kapanmak üzere olan bir fabrikanın üretim müdürü olan Alex Rogo’nun hikâyesi üzerinden karmaşık üretim yönetimi sorunlarına, art arda ortaya çıkan darboğazlara, iş ortamındaki çekişmelere, iş arkadaşları dayanışmasına, küresel rekabete, rakiplerin kurnazlıklarına, yönetim kurulu toplantılarına, iş ve yaşam dengesini kurma problemlerine odaklanırken, imalat ortamında harikalar yaratan isimsiz kahramanların yakından tanıdığı kaosu yönetmenin tüyolarını da paylaşıyor. Başak Tecer’in “İkna Mühendisliği” isimli kitabı ise iknanın şifresini nasıl çözeceğiniz konusunda bir gelişim kılavuzu olarak öne çıkarken, alıştırmalar, gerçek hikâyeler ve vakalarla pratiğe dayalı çözümler sunuyor.

Geçmişte okuduğu, Henri Charriere’nin “Kelebek” ve Mario Puzo’nun “Baba” ile devamında okuduğu “Omertà-Suskunluk Yasası” isimli romanlarından çok etkilendiğini söyleyen Gür, son dönemde okuduğu ve gerçekten çok etkilendiği bir başka kitabın ise Lube Ayar’ın “Ne Şikesi Memleket Elden Gidiyor” isimli kitabı olduğunun altını çiziyor: “Bir ülkede koskoca bir camiaya oynanan oyunlara karşı medyanın halktan önce tuzağa düşüşü ve algı operasyonları, beni derinden etkilemişti.”

Reha Gür, son olarak, genellikle geceleri yarım saat kadar kitap okuduğunu, iş yerinde ise yoğun süreçler nedeniyle okumaya vakit bulamadığını söylüyor ve “Geçmişte seyahatlerde de okuma şansım olurdu ancak son dönemlerde seyahat esnasında da maalesef çalışmak zorunda kalıyorum. Oysa öğrencilik yıllarımda şiirler yazardım, kalemi iyi kullandığımı söyler çevremdekiler. Ancak son yıllarda bu tür faaliyetlere de ayıracak vakit bulamıyorum. Sadece, yaşadıklarımı, tecrübelerimi küçük notlar halinde toplamaya özen gösteriyorum. Bir gün, bu notlarımı derleyerek, özellikle çocuklarıma tecrübe ve anı paylaşımı şeklinde sunmayı planlıyorum” diyor.