Skip to content

ÜLKE

HAZİRAN 2017 SAYI: 109

Orta Doğu’nun İstikrar Vahası: Ürdün

Eski çağlardan bu yana pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan Ürdün toprakları, aynı zamanda insanoğlunun ilk yerleşim yerlerinden de biri. 1921 yılında Transjordan adıyla İngiliz mandası olarak kurulan ülke, 1920–1946 yılları arasında İngilizler tarafından yönetilirken bu tarihten sonra bağımsızlığına kavuştu. Akabe Limanı ile Akabe Körfezi’ne açılan ve İsrail’le en uzun sınırı paylaşan Ürdün; Irak, Suudi Arabistan, Suriye ve Batı Şeria ile de komşu. Topraklarının doğusu daha çok çöllerle kaplı düzlüklerden, batı bölgeleri ise dağlık arazilerden oluşan ülkenin sadece yüzde 3’ü ekilebilir arazilerden, yüzde 1’i de düzenli hasat elde edilen alanlardan oluşuyor. Anayasal kurallara bağlı krallık sistemiyle yönetilen Ürdün’de yürütme ve yasama gücüne sahip olan kral, dış politikaya ve ülkenin stratejik vizyonuna ilişkin önemli kararları alma ve başbakan ile bakanlar kurulunu atama yetkisine sahip. Aşiret ve aile bağlarının sosyal hayatta önemli bir güce sahip olduğu ülkede çok sayıda siyasi parti de mevcut. Temsilciler meclisi ve senato olmak üzere iki kanada sahip parlamenter yapı dâhilinde; temsilciler meclisi 110 milletvekilinden oluşuyor ve üyeleri dört yılda bir yapılan seçimler yoluyla halk tarafından belirleniyor. 55 senatörden oluşan ve görev süresi dört yıl olan senatonun üyeleri ise kral tarafından atanıyor. 2014 yılı tahminlerine göre 7,4 milyon olarak hesaplanan nüfusun yaklaşık yüzde 83’ü kentlerde yaşıyor. Başkent Amman 2,5 milyon ile ülke nüfusunun yüzde 39’undan fazlasını barındırıyor. Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle 1 milyondan fazla göçmene ev sahipliği yapan ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı ise Filistin kökenlilerden oluşuyor. Okur-yazarlık oranının yüzde 90 düzeyinde seyrettiği Ürdün’ün 2014 yılı tahminlerine göre toplam işgücü 2 milyon civarında. Çalışan nüfusun yüzde 75’inden fazlasını oluşturan erkekler çoğunlukla ticaret, imalat ve eğitim sektörlerinde istihdam edilirken çalışan kadınların yarısından fazlası ise eğitim ve sağlık sektörlerinde yer alıyor. Resmi dilin Arapça olduğu Ürdün’de daha çok tekstil, iletişim, bankacılık ve eğitim alanında en çok konuşulan ikinci dil ise İngilizce. Akdeniz iklimine benzer iklim koşullarının hüküm sürdüğü ülkede kışlar yağışlı ve serinken diğer mevsimler ise sıcak ve kurak geçiyor. Ürdün Vadisi’nde yaz sıcaklıkları 49°C’ye kadar yükselirken Vadi’nin doğu tarafındaki ovalarda yıllık yağış ortalaması 200 milimetre civarında. Ülkenin batı kısmında yağış miktarı ise yılda 380-640 milimetre arasında. Ülkenin batısında yer alan Ürdün Vadisi, en verimli alanları oluştururken meyve ve sebze üretiminin büyük bölümü de bu bölgede yapılıyor. Turunçgiller, domates, salatalık, zeytin, çilek ve çekirdekli meyveler Ürdün’ün başlıca tarım ürünleri arasında. Sınırlı miktarda petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip olan Ürdün’ün başlıca maden kaynakları ise fosfat, potaş ve şist yağı. Periyodik olarak meydana gelen depremler, ormanlık alanların tahribi, hayvanların aşırı otlatılması, erozyon ve çölleşme ülkenin başlıca çevre sorunları arasındayken son yıllarda yaşanan kuraklık, sanayi ve turizm yatırımlarının yoğunlaşması, tarımda suyun verimsiz kullanılması ve hızlı nüfus artışının da su ihtiyacının ilerleyen yıllarda daha da büyütmesi öngörülüyor. Ölüdeniz’e (Lut Gölü) su taşıyan ve Büyük Rift Vadisi’nin doğu ve batı olmak üzere ikiye ayırdığı Ürdün Nehri’nin sularının son yıllardaki aşırı kullanımı, Ölüdeniz’in su seviyesinin dünyadaki diğer denizlere kıyasla en düşük seviyede ölçülmesi sonucunu doğurdu. Bu tablo çerçevesinde uzmanlar, Ölüdeniz’in her an kuruma riski taşıdığına dair ciddi uyarlılarda bulunuyor. Ürdün için önemli bir su kaynağı yaratması öngörülen Kızıldeniz-Ölüdeniz Kanal Projesi’nin fizibilite çalışmaları ile ilgili olarak Ürdün, İsrail ve Filistin arasında anlaşma sağlanarak çalışmalara başlanırken proje kapsamında Kızıldeniz’den yılda 1 milyar metreküp deniz suyunun, 200 kilometre boyunca inşa edilecek kanallar ve pompa istasyonlarıyla Ölüdeniz’e taşınması ve içme suyuna dönüştürülerek bu üç ülke arasında paylaştırılması düşünülüyor. Ayrıca kanalın döneceği güzergahın Ölüdeniz’e varmadan büyük rakım farkına ulaşacağı göz önüne alınarak suyun aşağı doğru akmasının yaratacağı enerjinin, kurulacak hidroelektrik santrali vasıtasıyla elektriğe dönüştürülmesi de planlanıyor.

TARİHİN TANIKLARINDAN: PETRA

635 yılında Müslümanların eline geçen Amman, 1516’da Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında Osmanlı topraklarına katıldı. II. Abdülhamit devrinde Rusya’dan kaçarak Osmanlı Devleti’ne sığınan Çerkezlerin bir kısmı Amman civarına yerleştirildi. 1908’de tamamlanan Hicaz Demiryolu hattının Amman’dan geçmesi şehrin önemini daha da artırdı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiliz manda yönetimine giren Amman, 1946’da ise Ürdün Krallığı’nın başkenti oldu. Ürdün’ün Ölüdeniz ile Akabe Körfezi arasındaki toprakları üzerinde yer alan Petra Antik Kenti M.Ö. 400 ile M.S. 106 yılları arasında Nebatiler’in başkentiydi. Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilene kadar başkent olarak varlığını sürdüren şehir, M.S. 400 yıllarından sonra deprem ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle gözden düştü ve zaman içerisinde unutuldu. 1812 yılında İsviçreli gezgin Johann Burckhardt tarafından keşfedilen Petra’daki tiyatro, tapınak, ev, gibi yapılar kireç taşına oyularak yapılmıştır. Al-Khazna ve Roma Dönemi’nde yapılan amfitiyatro antik kentteki en bilinen yapıdır. 1985’te UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası listesine dâhil edilen Petra, 2007 yılında da Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri seçildi. Ürdün’ün en önemli turizm merkezlerinden bir diğeri de Ölüdeniz’dir. Günümüzde akarsularla beslenemeyen ve 600 kilometrekare civarında bir alanı kaplayan Ölüdeniz, Afrika-Suriye ayrımındaki en alt noktada yer alıyor. Eski Lisan Denizi’nin bir parçası olan Ölüdeniz’in tabanı, deniz seviyesinden 422 metre aşağıdadır. Bu büyük tuzlu göl, karşılıklı uzak noktalarından 80/18 kilometre genişliktedir. Ölüdeniz bugün, Ürdün ve İsrail’in bromür endüstrisi tesisleri nedeniyle kuruma tehlikesiyle karşı karşıya. Geniş bir mutfak kültürüne sahip Ürdün’ün en meşhur yemekleri arasında kıtır pideler, domates, marul, salatalık ve sumaktan yapılan fattoush salatası; haşlanmış nohutun içerisine tahin, kimyon, limon suyu ilave edilerek yenen humus yer alıyor. Kuzu etiyle yapılan ve yanında pilavla sunulup tek elle yenen mansaf; alayet bandora adındaki et sote; tavuk ve et dönerin Arap mutfağına göre hazırlanmış hali olan ve lavaş ekmeği arasında servis edilen shawarma ile çölün altında pişirilen kuzu tandır da Ürdün mutfağının vazgeçilmezleri arasında.

YOĞUN BİR LİMAN KENTİ: AKABE

Ürdün’deki önemli yerleşim bölgeleri daha çok kuzey ve orta kesimlerde yoğunlaşıyor. Ülkenin başlıca ticaret şehirlerinden olan Amman, turizm açısından da oldukça önemli. İrbid ve Zarqa’da sanayi üretimi gelişmişken Karak’ta ise madencilik, potas ve fosfat işleme tesisleri bulunuyor. Suriye sınırı yakınındaki Mafraq kenti ise imalat ve tarım merkezi olma yönündeki gelişimini sürdürüyor. Akabe şehri, sanayi ve turizm faaliyetleri nedeniyle her zaman yoğun bir liman olmakla birlikte, Akabe Sanayi Bölgesi’nin faaliyete geçmesi, Liman’ın yoğunluğunu ve bölgedeki emlak yatırımlarını daha da artırdı. Diğer bölgelerin de kalkınması amacıyla hükümet tarafından yatırımcılar ve iş insanları, Amman’ın dışındaki bölgelerde iş yapmaya teşvik ediliyor. Bu amaçla 2007 yılında Mafraq ve İrbid’de özel ekonomik bölgelerin (SEZ) kurulduğu görülüyor.

ÖZEL SEKTÖRE DAYALI BÜYÜME HEDEFİ

Ürdün’de yıllardır düşük gelirli iç piyasaya üretim yapan ve güvenilir ihraç pazarları bulmakta zorluk çeken imalatçılar, nitelikli sanayi bölgelerinin oluşturulmasıyla (ABD’ye 2005 yılından bu yana gümrüksüz ihracat yapma imkanı sayesinde) ihraç ürünlerini de çeşitlendirdi. Diğer yandan su, petrol ve doğal kaynakların yetersizliği, dış yardımlara bağımlılık, yoksulluk, işsizlik ve yüksek enflasyon Ürdün ekonomisinin başlıca yapısal sorunları arasında gösteriliyor. Devletin ekonomideki ağırlığının azaltılarak kamu-özel sektör işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla yürütülen özel sektöre dayalı büyüme hedefine rağmen kamu hala GSYİH’ye en fazla katkı sağlayan sektör pozisyonunda. Ürdün ekonomisinde 1988-1989 yıllarında yaşanan mali krizlerin ardından, makroekonomik istikrarın yeniden sağlanması amacıyla IMF ile detaylı bir geri ödeme planı oluşturuldu. Bu çerçevede kamu çalışanlarının ücretlerinin dondurulması, yeni işe alımların ertelenmesi, ithalattan alınan vergilerin indirilmesi ve belirli ürün grupları için verilen teşviklerin kesilmesi gibi uygulamalar getirildi. Ürdün yeniden yapılanma sürecinde, Batılı ülkelerden aldığı maddi yardımlar ve diğer bölge ülkelerine göre daha istikrarlı bir yapıya sahip olması sayesinde, gelir düzeyi düşük gruplara yardım yaparken bütçeden sağlık ve eğitim harcamalarına ayrılan payı da koruyabildi. Bu süreçte uygulanan liberalleşme politikaları sayesinde Ürdün ekonomisi rekabet gücü de kazandı.

Ülkede gümrükler, vergilendirme, şirketler kanunu ve finansal piyasalar gibi alanlarda son yıllarda özel sektörün lehine yapılan değişiklikler ve fikri mülkiyet haklarının korunmasına ilişkin çıkarılan yasalar; özellikle bilgi teknolojileri, medikal, inşaat, turizm ve madencilik sektörlerinde yabancı yatırımcıların güveninin kazanılmasında etkili oldu ve yabancı yatırımların payı da arttı. Ucuz ve eğitimli işgücü, kaliteli altyapı hizmetleri, 2000 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne üyelik, özelleştirme politikaları ve AB ve ABD ile imzalanan ticaret anlaşmaları Ürdün’ün Orta Doğu’nun en istikrarlı ekonomilerinden biri haline gelmesini sağladı. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen Ürdün’ün mali ve dış ticaret dengesi, petrol piyasasında yaşanan dalgalanmalara bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Kamu gelirlerinin kısıtlı olması dolayısıyla dış kaynaklara bağımlılık sürüyor ve dış ticaret açığı yabancı işçilerin dövizleriyle kapatılmaya çalışılıyor. Sonuç olarak Ürdün ekonomisi yıllardır açık veriyor ve cari hesap ancak petrol fiyatlarının düşük olduğu yıllarda fazlalaşıyor. Bu noktada uzmanlar iç talepteki artışın ekonomik büyümenin sürdürülmesinde başlıca etken olduğunun altını çiziyor.

YABANCI YATIRIMCILAR İÇİN CAZİPLEŞİYOR

1990’lı yılların ikinci yarısında yavaşlayan ve 2000’li yıllarda ise toparlanma sürecine giren Ürdün ekonomisinde özellikle bilgi teknolojileri sektörü ve nitelikli sanayi bölgelerinde büyüme daha fazla hissediliyor. Bu süreçte geleneksel ihraç pazarları olan Irak ve Körfez Ülkeleri’ne yapılan ihracatta da ivme kaydedildi. 2000 yılında ekonomik büyüme yüzde 4,2 olarak gerçekleşirken küresel ekonomideki durgunluk ve 11 Eylül 2001 sonrası Körfez Ülkeleri’ne karşı oluşan olumsuz bakış açısı, turizm gelirlerini ve yabancı yatırımları da olumsuz etkiledi. Ne var ki ihracattaki artışın etkisiyle söz konusu olumsuzluklar büyüme oranına yansımadı ve 2001 yılında ekonomideki reel büyüme yüzde 5,3 olarak kaydedildi. 2003 yılının başında Irak’ın işgal edilmesiyle bir kez daha darbe alan Ürdün ekonomisi; ABD’nin Ürdün’den tekstil ithalatını artırması ve Irak bağlantılı ticaret yollarının yıl ortasında yeniden açılması sayesinde yüzde 4,2’lik bir reel büyüme kaydetti. Bu tarihten sonra ise Ürdün, Irak’a komşu olmasını bir avantaja dönüştürdü. Ülkede güvenlik kaygısının yaşanmaması ve yabancılar için Irak’a geçiş kapısı olması sayesinde, yabancı yatırımların da etkisiyle otelcilik, emlak ve ulaşım gibi birçok sektörde büyüme yaşandı. 1985 yılından bu yana üzerinde durulan bir konu olan özelleştirme, ancak 1990’ların sonunda hayata geçirilebildi. Bazı çimento ve telekomünikasyon şirketlerinin özelleştirilmesinin ardından çalışmaların hızı yavaşladı. Ekim 2002’de Ürdün Telekomünikasyon Şirketi’nin (JTC) hisseleri Amman Borsası’nda satışa çıkarıldı. 2003 yılı ortalarında Arap Potas Şirketi’nin yüzde 52 hissesi Kanadalı bir şirkete, geri kalanı da borsada satıldı. 2006 ve 2008 yıllarında ise özelleştirmelere tekrar hız verilirken petrol ve diğer tüketim maddelerine yönelik sübvansiyonlar kaldırıldı ve ülke yabancı yatırımcılar için daha da cazip bir hale getirildi.

DIŞ TİCARETTE KRONİK AÇLIK

Ürdün’ün AB ile imzaladığı ortaklık anlaşması 2002 yılında yürürlüğe girdi. Söz konusu anlaşma gereğince Ürdün’ün sanayi malları kademeli indirimler sonrasında gümrüksüz biçimde AB pazarlarına girebilirken tarım ürünleri ise belirli tarife ve kotaya tabi. Öte yandan Ürdün-ABD Serbest Ticaret Anlaşması ise 2001 yılında uygulanmaya başlandı. Anlaşma sayesinde Ürdün; Kanada, Meksika ve İsrail’den sonra ABD ile serbest ticaret anlaşması bulunan dördüncü ülke oldu. Anlaşma uyarınca, başta tekstil ve gıda maddeleri olmak üzere bir çok ürünün gümrük vergilerinde kademeli olarak indirimler gerçekleştirildi. 2000 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olan Ürdün, EFTA Ülkeleri ve Singapur’la da serbest ticaret anlaşmaları imzaladı. Öte yandan Ürdün, Mısır, Fas ve Tunus arasında 2004 yılında imzalanan Aghadir Anlaşması ise 2009 yılında yürürlüğe girdi. Ürdün aynı zamanda Arap Serbest Ticaret Alanı’nın da (GAFTA) üyesi. Kısıtlı sanayi altyapısı ve hammadde kıtlığı nedeniyle Ürdün, dış ticaretinde geçmişten bugüne kronik açıklar veren bir ülke. Hızlı nüfus artışıyla beraber petrolde ve gıda maddelerinde dışa bağımlılık artarken 1980 yılından itibaren ithalatın ihracatla dengelenmesi yoluna gidildi.

Özellikle medikal, sağlık ve tekstil gibi sektörlerde de gelişim desteklendi. Ülkenin ithalatı ihracatına kıyasla hala yüksek seyrederken 2015 yılı rakamlarına göre Ürdün’ün ihracatı 7,8 milyar dolarken ithalatıysa 20,5 milyar dolar seviyesinde. 2015 yılı rakamlarına göre Ürdün’ün ihracatındaki en önemli ürünleri giyim eşyaları, potaslı mineral- kimyasal gübreler, tabii kalsiyum-tabii alüminyum, kalsiyum fosfat, ilaçlar, domates ve canlı hayvanlar oluşturuyor. Buna karşılık ülkenin en önemli ithalat kalemleri ise petrol yağları, ham petrol, otomobil, altın ve petrol gazlarıdır. 2015 yılı verilerine göre Ürdün’ün ihracatındaki en önemli ülkeler ABD, Suudi Arabistan, Irak, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri iken en fazla ithalat gerçekleştirdiği ülkeler ise Suudi Arabistan, Çin, ABD, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, İtalya ve Türkiye.

TÜRKİYE-ÜRDÜN TİCARİ İLİŞKİLERİ

İki ülke arasındaki dış ticaret dengesi Türkiye lehine seyrederken 2016 yılı Ocak-Kasım döneminde Türkiye’nin Ürdün’e gerçekleştirdiği ihracat 649 milyon dolar olarak kaydedildi. Aynı dönemde Türkiye’nin Ürdün’den gerçekleştirdiği ithalat ise 100,7 milyon dolar oldu. Türkiye’nin Ürdün’e ihracatındaki en önemli ürünler petrol yağları, römorklar, giyim eşyaları, demir-çelikten gaz için kaplar, buzdolapları, ahşap kutu, sandık ve ambalajlar, ekmek-pasta, çamaşır makinesi, otomobil, yarış arabaları ve özel amaçlı motorlu taşıtlar şeklinde sıralanıyor. Bunun yanında oto ana ve yan sanayisi, kozmetik, temizlik maddeleri, kağıt, mücevherat, mobilya, ambalaj, inşaat malzemeleri, demir çelik, doğal taşlar, kablo ve teller, hazır giyim, kumaş, tekstil yan sanayi, iş makineleri, elektrikli makineler, plastik işleme makineleri, beyaz eşya, aydınlatma malzemeleri, temizlik maddeleri, boru ve bağlantı parçaları, pompa ve kompresörler, inşaat ve müteahhitlik hizmetleri, enerji, telekomünikasyon, perakendecilik, ulaştırma, güvenlik, danışmanlık, nohut, tatlı bisküvi ve gofretler, peynir, makarna, mercimek, zeytinyağı, bulgur, şekerli ve çikolatalı mamuller sektörlerinde Ürdün pazarında önemli bir potansiyel mevcut. Türkiye ile Ürdün arasında serbest ticaret alanı tesis eden ortaklık anlaşması 2009’da imzalandı. Anlaşma, taraflar arasında mal ticaretinde tarife ve tarife dışı engellerin kaldırılmasından, hayvan ve bitki sağlığı önlemlerine, fikri, sınai ve ticari mülkiyet haklarından menşe kurallarına kadar birçok başlığa ilişkin düzenlemeler içeriyor. Söz konusu anlaşma ayrıca iç vergilendirme, yapısal uyum, anti-damping, korunma önlemleri, ödemeler dengesi gibi alanlarda da uluslararası kuralları esas alan konu başlıkları barındırıyor.

ÜRDÜN’ÜN 2016 YILINDA MAKİNE İHRACATI 240,6 MİLYON DOLAR OLDU

BM İstatistik Bölümü verilerine göre Ürdün’ün makine ihracatı 2016 yılında 240,6 milyon dolar olarak kayda geçti. 2015 yılında bu rakam 297,3 milyon dolar seviyesindeydi. 2016 yılında Ürdün’ün makine ihracatı yüzde 19,1 azaldı. Ürdün 2016 yılında 76 milyon dolarla en fazla toprakları içerisindeki serbest bölgeye makine ihraç etti. Makine ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 38,6 azalan Ürdün’ün 2015 yılında serbest bölgeye ihraç ettiği makinelerin değeri 123,8 milyon dolardı. Ürdün’ün 2016 yılında en fazla makine ihraç ettiği ikinci ülke Suudi Arabistan oldu. 2015 yılında söz konusu ülkeye 62,2 milyon dolar değerinde makine ihraç edilirken bu rakam, 2016 yılında yüzde 47,2 azalarak 32,8 milyon dolar olarak kaydedildi. Ürdün’ün 2016 yılında en fazla makine ihraç ettiği ilk 10 ülke listesinin üçüncü sırasında ise 18,9 milyon dolarla Birleşik Arap Emirlikleri yer alıyor. Söz konusu ülkeye 2015 yılında ihraç edilen ürünlerin değeri 16,6 milyon dolar seviyesindeydi. Birleşik Arap Emirliklerine yönelik makine ihracatı 2016 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 14,1 arttı.

Türkiye, Ürdün’ün en fazla makine ihraç ettiği ülkeler listesinin 12. sırasında yer alıyor. 2015 yılında Türkiye’ye 2,8 milyon dolar değerinde makine ihraç edilirken 2016 yılında bu rakam yüzde 18,1 artışla 3,3 milyon dolar oldu. Ürdün 2016 yılında 84. fasıl itibariyle en fazla klima cihazları-vantilatörlü, ısı, nem değiştirme tertibatlı kaleminde ihracat gerçekleştirdi. 2015 yılında söz konusu ürün grubunda 91,3 milyon dolarlık ürün ihraç edilirken 2016 yılında bu rakam, yüzde 23,9 azalarak 69,5 milyon dolar seviyesinde kaydedildi. Listenin ikinci sırasında ise otomatik bilgi işlem makineleri, üniteleri bulunuyor. Söz konusu kalemde 2015 yılında gerçekleştirilen ihracatın değeri 23 milyon dolarken 2016 yılında bu rakam yüzde 9,4 artarak 25,2 milyon dolar seviyesinde kayda geçti. Listenin üçüncü sırasında bulunan muslukçu, borucu eşyası-basınç düşürücü, termostatik valf dahil kaleminde 2015 yılında 4,8 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken 2016 yılında bu rakam yüzde 300 artarak 19 milyon dolar oldu. Muslukçu, borucu eşyası-basınç düşürücü, termostatik valf dahil, Ürdün’ün 2016 yılında en fazla ihracat gerçekleştirdiği ürün grubu oldu.

ÇİN İTHALAT LİSTESİNİN İLK SIRASINDA

BM İstatistik Bölümü verilerine göre Ürdün’ün makine ithalatı 2016 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 11,6 azalarak 1,4 milyar dolar olarak kaydedildi. 2015 yılında bu rakam 1,6 milyar dolar seviyesindeydi. 2016 yılı rakamlarına göre Ürdün’ün en fazla makine ithal ettiği ilk 10 ülke listesinin ilk sırasında Çin bulunuyor. Söz konusu ülkeden 2015 yılında 360,2 milyon dolar değerinde makine ithal eden Ürdün’ün, 2016 yılı makine ithalatı yüzde 9 artışla 392,7 milyon dolar olarak kaydedildi. Ürdün, 2016 yılında listenin ikinci sırasında bulunan ABD’den 208,3 milyon dolar değerinde makine ithal etti. 2015 yılında bu rakam 254,8 milyon dolar seviyesindeydi. 2016 yılında Ürdün’ün ABD’den gerçekleştirdiği makine ithalatı yüzde 18,2 azaldı. Ürdün’ün 2016 yılında en fazla makine ithal ettiği ilk 10 ülke listesinin üçüncü sırasında ise Almanya yer alıyor. Ürdün 2015 yılında Almanya’dan 209,5 milyon dolar değerinde makine ithal ederken bu rakam, 2016 yılında yüzde 19,2 azalarak 169,3 milyon dolar olarak kaydedildi. Ürdün’ün 2016 yılında, ilk 10 ülke arasında bir önceki yıla göre makine ithalatını en fazla artırdığı ülke yüzde 15,4 ile Fransa oldu. Fransa’dan 2015 yılında 30,6 milyon dolar değerinde makine ithal edilirken 2016 yılında bu rakam 35,3 milyon dolar seviyesinde kaydedildi. Türkiye, 2016 yılında Ürdün’ün en fazla makine ithal ettiği ülkeler listesinin 5. sırasında bulunuyor.

Ürdün 2015 yılında Türkiye’den 74,2 milyon dolarlık makine ithal ederken 2016 yılında bu rakam yüzde 3,5 azalarak 71,6 milyon dolar seviyesinde kayda geçti. Ürdün 2016 yılında en fazla alternatif-rotatif kıvılcım ateşlemeli, içten yanmalı motorlar kaleminde ürün ithal etti. 2015 yılında söz konusu ürün grubunda 176,4 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirilirken bu rakam, 2016 yılında yüzde 10 azalarak 158,7 milyon dolar olarak kayda geçti. Listenin ikinci sırasında otomatik bilgi işlem makineleri, üniteleri bulunuyor. Ürdün, 2015 yılında söz konusu kalemde 135,3 milyon dolar değerinde makine ithal ederken 2016 yılında bu rakam yüzde 4,5 azalarak 129,3 milyon dolar oldu. Ürdün’ün en fazla ithalat gerçekleştirdiği üçüncü kalem klima cihazları-vantilatörlü, ısı, nem değiştirme tertibatlı oldu. 2016 yılında söz konusu ürün grubunda 116,5 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirildi. 2015 yılında söz konusu mal grubunda gerçekleştirilen ithalatın değeri 57,9 milyon dolardı. Klima cihazları- vantilatörlü, ısı, nem değiştirme tertibatlı kalemindeki ithalat yüzde 101,4 arttı. Ürdün’ün 2016 yılı makine ithalatında en fazla artış da söz konusu ürün grubunda yaşandı.

TÜRKİYE’DEN 73,7 MİLYON DOLARLIK MAKİNE İHRACATI

TÜİK verilerine göre Türkiye’nin 84. fasılda Ürdün’e gerçekleştirdiği makine ihracatı, 2016 yılında 73,7 milyon dolar olarak kaydedildi. 2015 yılında bu rakam 75,2 milyon dolar seviyesindeydi. Ürdün’e yönelik makine ihracatımız yüzde 2 azaldı. Türkiye’nin Ürdün’e yönelik makine ihracatının ilk sırasında buzdolapları, dondurucular ve diğer soğutucu ve dondurucu cihazlar ve ısı pompaları yer alıyor. Söz konusu kalemde Ürdün’e 2015 yılında 13,3 milyon dolar değerinde ürün ihraç edilirken bu rakam 2016 yılında yüzde 21,9 artışla 16,2 milyon dolar seviyesinde kaydedildi. Listenin ikinci sırasında bulunan ev veya çamaşırhane tipi yıkama makineleri (yıkama ve kurutma tertibatı bir arada olanlar dahil) ürün grubunda 2016 yılında gerçekleştirilen ihracatın değeri 10 milyon dolar seviyesinde kaydedildi. 2015 yılında bu rakam 12,1 milyon dolar seviyesindeydi. Ev veya çamaşırhane tipi yıkama makineleri (yıkama ve kurutma tertibatı bir arada olanlar dahil) grubundaki ihracat 2016 yılında yüzde 17,3 azaldı. Türkiye’nin Ürdün’e yönelik makine ihracatında ilk 10 ürün grubu listesinin üçüncü sırasında ise borular, kazanlar, tanklar, depolar ve benzeri diğer kaplar için musluklar, valfler (vanalar) kalemi bulunuyor. 2015 yılında söz konusu ürün grubunda 6,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken 2016 yılında Ürdün’e yönelik ihracat yüzde 0,3 azalarak 6,7 milyon dolar olarak kaydedildi. TÜİK verilerine göre 2016 yılında 84. fasıl itibariyle Türkiye’nin Ürdün’den makine ithalatı 1,4 milyon dolar seviyesinde kaydedildi.