Skip to content

GÜNDEM

OCAK 2018 SAYI: 116

Sanayide Yüksek Teknolojiye Geçiş Programı İzmir’den Anlatıldı

Sanayi üretiminde katma değerli ve ileri teknolojili ürünlerin payını artırmak üzere Sanayi Bakanlığınca beş ana sektörde başlatılan “Sanayide Yüksek Teknoljiye Geçiş Programı”nın ilk toplantısı makine imalatçılarıyla İzmir’de yapıldı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından başlatılan ve beş sektörü kapsayan “Sanayide Yüksek Teknolojiye Geçiş Programı’nın ilk ayağı “Türkiye Makine Sanayi Zirvesi” adı altında 15 Şubat’ta İzmir’de gerçekleşti. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federayonu (MAKFED) işbirliği ile gerçekleşen zirveye; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, MAKFED ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yönetici ve uzmanları ile üniversitelerin ve kamunun ilgili kurumlarının temsilcileri ve makine sektöründen isimler katıldı.

“MAKFED SEKTÖRÜN STRATEJİK KARARLARINDA ETKİLİ OLMA YOLUNDA”

Konuşmasına MAKFED ile ilgili bilgi vererek başlayan MAKFED Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, 18 makine derneğinin aynı çatı altında buluştuğunu ifade ederek, “Makine İhracatçıları Birliği’ndeki çalışmalarımız sırasında sektörün faaliyetlerini kurumsal bir alana taşımak için elimizden gelen gayreti gösterdik. Bu çerçevede sektörel derneklere çok önem verdik ve onları destekleyerek uzmanlık alanlarını geliştirmelerine yardımcı olmaya çalıştık. Daha sonraki aşamada da bütün bu dernekleri bir federasyon çatısı altında bir araya getirdik." Türkiye’nin orta gelir tuzağı olarak nitelendirilen alandan çıkıp, yüksek gelir seviyesine ulaşmaya çalışan bir ülke olduğunu belirten Dalgakıran, “Bu alandan yukarıya çıkmak kolay bir hadise değil. Dünyada son 60 yılda orta gelir tuzağından çıkan iki ülke var: Güney Kore ve Tayvan. Peki iki ülke neyi ya da neleri doğru yaptı ve kendini orta gelir tuzağından kurtardı? Çok derin stratejiler takip ederek, kalkınmanın ana temasını makine, elektronik ve yazılım üzerine kurdu” dedi. Türkiye’nin içinde bulunduğu orta gelirin sürdürülebilir bir ortam olmadığını dile getiren Dalgakıran, “Orta gelirden yüksek gelire çıkmak biraz zor. Bunu Güney Kore ve Tayvan örneğinde çok net bir şekilde görüyoruz. Ancak düşük gelirden orta gelire çıkan 20’den fazla ülke var. Dolayısıyla bizimle rekabet eden ülke sayısının giderek arttığı bir dünyanın içinde yaşıyoruz. MAKFED bu noktada sektörün stratejik kararlarında etkili olmak, çatı örgütü olarak ülkenin makine paydaşlarını bir araya getirerek kapsamlı projeksiyonlar ortaya koymak için elinden gelen tüm çabayı gösteriyor” dedi.

“SANAYİLEŞME, MAKİNE SEKTÖRÜ İLE MÜMKÜN”

Türkiye Makine Sanayi Zirvesi için İzmir’de bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, zirve boyunca ele alınacak konuların, ortaya konulacak fikirlerin ve çözüm önerilerinin Türk makine sektörü için olumlu sonuçları da beraberinde getireceğine inandığını ifade etti. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde makine sektörünün çok özel bir konumda bulunduğunun altını çizen Bakan Özlü, “Makine sektörü olmadan sanayileşmeden bahsetmek söz konusu olamaz. Makine varsa sanayileşme vardır, makine varsa üretim ve katma değer vardır. Bu nedenle dengeli ve istikrarlı bir ekonomi için güçlü bir makine sanayisinin varlığı şarttır. Makine sektörünün üretim ve istihdam büyüklüğü, sanayileşmenin temel göstergelerinin başında geliyor. 2017 yılının son çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre sanayide yüzde 8,7’lik bir büyüme yaşadık. Söz konusu rekor büyümede sanayinin önemli bir katkısı oldu” diyerek sanayi öncülüğünde büyümenin, sağlıklı bir ekonominin en net göstergesi olduğunun altını çizdi.

Makine sektörünün 2017 yılında 15 milyar dolarlık rekor bir ihracat rakamına ulaştığını kaydeden Bakan Faruk Özlü, söz konusu ihracat rakamının bir önceki yıla göre yüzde 10,7’lik bir artışı ifade ettiğini söyledi. Özlü, “Makine sektörünün kapasite kullanım oranı 2010 yılından bu yana artmaya devam ediyor. Sektördeki kapasite kullanım oranı 2017 yılında yüzde 79,2’ye ulaştı. Bu rakamlar ışığında sektöre olan güvenimizin kesintisiz bir biçimde artarak devam edeceğine yürekten inanıyorum” diye konuştu.

“MİLLİ VE YERLİ ÜRETİM, STRATEJİK BİR DURUŞTUR”

“Ülkelerin gelişme süreçlerinde makine sektörünün, imalat sanayisinin içerisindeki önemi giderek artıyor. Gelişmiş ülkelerde makine sektörünün ihracattaki payı yüzde 20’ler seviyesindedir. Bizim de mutlaka bu seviyelere ulaşmamız gerekiyor. Tasarım, teknoloji, üretim, marka ve pazarlama da dahil tüm yönleriyle yerli ve milli makine sanayimizi oluşturmak durumundayız. Ancak bu hedefe doğru giderken tasarımdan, Ar- Ge’den inovasyondan güç almak zorundayız. Aksi halde mesafe almamız mümkün değil” diyerek çağa ayak uydurulması gerektiğinin altını çizen Bakan Özlü, konuşmasına şöyle devam etti: “Firmaların mevcut durumlarını koruyarak büyüme devri tarihe karışmıştır. Devir, kendini yenileme ve geliştirme devridir. Ürünlerimize yenilik ekleyerek Ar- Ge ve tasarımla geliştiremezsek maalesef yok olup gideriz. Bütün bunlardan hareketle kalkınma politikalarımızın temeline yerli ve milli üretimi koyduk. Unutmayalım ki kalkınma yerlileşme ile başlar. Bundan böyle üretim odaklı, bir yerlileştirme ve kalkınma politikası takip edeceğiz. Altını çizerek ifade etmek isterim ki, bu politikamız yabancı yatırımı dışlayan bir politika değildir. Biz herkese ‘Türkiye’de üret, ihtiyaçlarını buradan tedarik et, burada istihdam oluştur, burada vergi ver, buradan ihracat yap’ diyoruz. Bunu derken sermaye yapısına bakmıyoruz. Bizim yerli üretimi desteklememizden daha doğal bir şey olamaz. Bütün gelişmiş ülkeler kendi üretimlerini ve teknolojilerini yoğun biçimde destekleyerek korumaktadırlar. Dolayısıyla milli ve yerli üretim bizim için stratejik bir duruş ve stratejik bir politikadır. Artık leblebi ve üzüme hapsedilmiş ‘Yerli Malı Haftası’ ezberini bozmamız gerekiyor. Artık savunmadan enerjiye, sağlıktan tarıma, ulaştırmadan sanayiye kadar çok geniş bir yelpazede kendi yerli teknolojisini üretmek için sağlam adımlar atan bir Türkiye’nin varlığı söz konusu. Bugünün Türkiyesi; ayağı yere sağlam basan, gerektiğinde kendi göbeğini kendi kesen, milli ve yerli kaynaklarıyla büyümeyi hedefleyen bir Türkiye’dir.”

“KAMU VE ÖZEL SEKTÖRÜ STRATEJİK ORTAKLAR OLARAK GÖRÜYORUZ”

Belirlenen hedeflere ulaşmak için somut adımlar atıldığını, atılmaya da devam edileceğini belirten Özlü, üretim ve Ar-Ge reform paketleriyle birlikte Sanayi Mülkiyet Kanunu’nun yerli üretimin önünü açan, geniş kapsamlı çalışmalar olduğunun altını çizdi.

Sanayide Yüksek Teknolojiye Geçiş Programı’nın da bu düşüncenin bir ürünü olduğunu söyleyen Bakan Özlü, bu çalışmaya sanayicilerden ciddi bir katkı beklediklerine dikkat çekti.

Özlü, “Türkiye Makine Sanayi Zirvesi’ni, bu programın önemli bir aşaması olarak görüyoruz. Sanayide Yüksek Teknolojiye Geçiş Programı’na tüm paydaşlarımızdan, tüm sektörlerimizden ve sanayicilerimizden ciddi bir farkındalık ve katkı bekliyoruz. Türkiye ekonomisini güçlendirmenin anahtarının güçlü bir özel sektörden geçtiğini biliyoruz. Dolayısıyla kamu ve özel sektörü birbirinin stratejik ortağı olarak görüyoruz. Bu anlamda kanun yaparken, mevzuat hazırlarken, destek paketleri oluştururken, teknik düzenlemeler yaparken sizlerle birlikte uyum içerisinde hareket etmek istiyoruz” dedi. 24 Ocak 2018 tarihinde hayata geçirilen Yerleştirme Yürütme Kurulu’na da değinen Bakan Özlü, Kurulun sanayinin rekabet gücünü artıracak programları hayata geçireceğini ifade etti. Özlü, “Bu Kurul, yerli ve milli sanayimize bakışımızın en somut ifadesidir” dedi.

Zirvede ele alınacak konuların sadece makine için değil Türk sanayisinin tüm sektörleri için yol gösterici olacağını söyleyen Bakan Özlü, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sanayide Yüksek Teknolojiye Geçiş Programı entegre bir programdır. Sizlerden alacağımız güncel fikirleri, bilgileri önümüzdeki günlerde hükümet programı yapmak için Bakanlar Kurulumuza sunacağız. Biliyorsunuz Bakanlık olarak aslında iki paydaşımız var: Bir tarafta sanayiciler, bir diğer tarafta hükümetin Bakanlıkları yer alıyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak buradan aldığımız bilgileri hükümete anlatacağız, diğer taraftan sizlerle yeni çözümler ve yeni öneriler konusunda neler yapabileceğimizi tartışacağız.”