Skip to content

KAPAK

HAZİRAN 2019 SAYI: 133

SANAYİNİN OMURGASI TAKIM TEZGÂHLARI

Ulkelerin gelişme sürecinde stratejik öneme sahip, sunduğu yatırım, ara malı ve hizmetlerle girdi sağladığı sektörlerin üretim becerilerini belirleyerek ekonomik gelişmede çarpan etkisi yaratan takım tezgâhları, sanayide imal edilen her üründe karşımıza çıkıyor: Üretilen her bir ürün ya bir takım tezgâhı ya da yine bir takım tezgâhıyla imal edilmiş bir makine ya da kalıp vasıtasıyla üretiliyor. Öyle ki kalemden otomotiv sanayisine kadar her ürünün üretilmesinde bir veya birden fazla takım tezgâhı kullanılıyor. Dolayısıyla, takım tezgâhları segmenti güçlü olan ekonomiler, stratejik öneme sahip birçok sektörde önemli rekabet avantajı sağlıyor. Takım tezgâhları, bu açıdan makine imalat sanayisi içinde özel öneme sahip bir alt segment olarak değerlendiriliyor ve otomotiv, savunma, havacılık, gemi inşa, medikal ve beyaz eşya gibi kritik sektörler başta olmak üzere sanayi ürünleri ve imalat sanayisinin tüm sektörlerinde katma değeri yüksek teknolojiler üretmek için kullanılan “Temel Yatırım ve Üretim” makineleri olarak anılıyor.

Bu açıdan, takım tezgâhları segmentinin yapısı ve yaşanan gelişmeler, ülke ekonomisi açısından da önemli bir gösterge sayılıyor. Dolayısıyla yerli üretimin hızla büyümeye ve gelişmeye devam edebilmesi için çarpan etkisi yaratan takım tezgâhları segmentinin büyümesi ve gelişimini sürdürmesi, mutlaka desteklenmesi önem arz etmeye devam ediyor.

TAKIM TEZGÂHLARI STRATEJİK ÜSTÜNLÜK SAĞLIYOR

Diğer bütün endüstrilere ana malzeme sağlayan takım tezgâhları segmenti, standart üretimin yanı sıra siparişle talep edilen teknoloji yoğun ürünler de imal ediyor. Takım tezgâhları, yüksek kalitede ana makinelerle imal edilen yüksek hassasiyetteki mil, rulman, hassas kaymalı yatak ve vidalı hareket millerinden oluşurken, sahadaki makine imalatında kullanılan ana takım tezgâhları teknolojisi, başka bir endüstri sahasında da yardımcı veya destekleyici teknoloji görevini üstlenebiliyor. En ufak bir bağlantı, aktarma elemanını ve komponenti istenilen toleransta imal etmek için, takım tezgâhları teknolojisine, bilgi ve tecrübesine ihtiyaç duyuluyor. Bu anlamda, bir ürünün imalinin, bu üretim için kullanılan takım tezgâhlarıyla doğru orantılı olduğunu da söylemek mümkün. Başka bir deyişle, bir ülkenin teknolojik üstünlüğü ürettiği ve kullandığı takım tezgâhlarının miktarı ve özellikleriyle doğru orantılıdır diyebiliriz.

İLK TAKIM TEZGÂHINI 1984’TE ÜRETTİK

Ticaret Bakanlığının 2016 yılında yayımladığı “Takım Tezgahları Sektörü Raporu” başlıklı belgeye göre, Türkiye’de sanayileşme sürecinde yapılacak atılımlarda öncelikle takım tezgâhları üretiminin oluşturulması bir gereklilik olarak görülmüş ve 1970’li yıllarda bu konudaki öncülük, öğreticilik görevi kamu tarafından yerine getirilmeye başlanmış. Bu karar doğrultusunda, dünyanın önemli iki takım tezgâhı üreticisiyle 10 tip konvansiyonel tezgâhla ilgili lisans anlaşması yapılırken, takım tezgâhının cıvata, pim gibi standart parçaları hariç, kalan büyük/küçük tüm parçalarını üretebilecek tezgâhlarla donatılmış entegre üretim tesisleri kurularak üretime başlanmış.

Bu çerçevede, ilk takım tezgâhı 1984 yılı sonunda devlet tarafından üretilirken, bu tarihten itibaren üniversal/dik frezeler, üniversal/revolver tornalar, silindirik/satıh taşlama tezgâhları, takım bileme tezgâhları ve radyal matkaplar seri şekilde Türkiye’de üretilmeye başlandı. Aynı dönemde, CNC (bilgisayarlı sayısal kontrol) takım tezgâhlarının dünyada kullanılmaya başlanmasıyla, Türk makine imalatçıları da CNC takım tezgâhlarına ilgi göstermeye başladı. Çünkü CNC takım tezgâhları yüksek hassasiyet, imalatta standardizasyon, operatör el melekesinden bağımsızlık, emek-yoğun teknolojilerden bilgi ve sermaye yoğun teknolojilere geçiş vaat ediyordu. Türkiye takım tezgâhları sanayisi, bu talebe kısmi olarak 1990 yıllarında cevap vermeye başlarken, geçen zaman diliminde, Türk makine sanayisi hızlı bir gelişim gösterdi ve hidrolik/abkant pres, testere, ağaç işleme makineleri gibi alanlarda üretim yeteneklerini arttırdı. Halen dünyanın 200 ülkesine takım tezgâhı ihraç eden Türk takım tezgâhı üreticileri, geçtiğimiz yıl 584 milyon dolarlık ihracatla, dünya takım tezgâhı ticaretinden yüzde 1,12 pay aldı. Diğer yandan Makina İmalatçıları Birliğinin (MİB) de üyesi olduğu Avrupa Takım Tezgahları Sanayii ve İlgili İmalat Teknolojileri Derneği (CECIMO) 2018 yılı verilerine göre Türkiye, CECIMO’nun oluşturduğu 15 ülke arasında üretimde yüzde 2,6’lık payla yedinci, tüketimde ise yüzde 6,3 payla dördüncü sırada yer alıyordu.

ÜRETİMDE ANADOLU’NUN PAYI ARTIYOR

Mühendisliğin birçok dalının (makine, metalürji, kimya, elektrik/elektronik) ve alt dallarının hem yoğun şekilde kullanıldığı hem de tecrübe kazanıldığı takım tezgâhı üretiminin aşamaları müşteri isteğine uygun tasarım, tasarıma uygun imalat ve montaj ile aktif satış sonrası servis hizmetlerinden oluşuyor. TÜİK’in 2017 yılı iş istatistiklerinde takım tezgâhları segmentinde faaliyet gösteren firmaların sayısı; 1236’sı metal işleme makinesi imal eden, 336’sı diğer takım tezgâhı imal eden ve 964’ü takım tezgâhlarının toptan ticaretini yapan olmak üzere, toplam 2 bin 536 olarak açıklanmıştı. Aynı iş istatistiklerine göre takım tezgâhı segmentindeki toplam istihdam ise 11 bin 990’ı metal işleme makinesi, 3 bin 920’si diğer takım tezgâhı imal eden ve 4 bin 462’si takım tezgâhının toptan ticaretini yapan firmalar olmak üzere toplam 20 bin 372’ydi.Bununla birlikte Türkiye’de takım tezgâhı üretimi ve ticareti yapan firmaların büyük bölümünün KOBİ ölçeğinde olduğu da söylenebilir. Türkiye’deki imalatçıların büyük bölümü Marmara Bölgesinde faaliyetlerini sürdürürken, İzmir, Ankara, Konya ve Kayseri’de de üretim ve ihracata önemli katkılar sağlayan firmaların kümelendiği gözleniyor. Diğer yandan, sektöre yönelik hazırlanan raporlar dikkate alındığında, üretimin çoğunlukla ihracat yapan firmalar tarafından canlı tutulduğunu da söyleyebiliriz.

KÜRESEL İHRACAT 50 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE

Küresel ölçekte takım tezgâhları segmenti, BM İstatistik Bölümü verilerine göre, 2018’de 52,14 milyar dolarlık bir ticarete konu oldu. Bu segmentte Türkiye’nin hızlı yükselişi ise sürüyor: Geçtiğimiz yıl Türkiye, küresel ihracatta yüzde 19’luk artışla 584,14 milyon dolar değerinde takım tezgâhı ihraç etti. 2018’de takım tezgâhı segmentinin en güçlü ihracatçıları 10,37 milyar dolar ve yüzde 7 artışla Almanya; 9,23 milyar dolar ve yüzde 12,6 artışla Japonya ile 4,05 milyar dolar ve yüzde 12,9 artışla İtalya olurken, Türkiye, az önce ifade ettiğimiz gibi, 584,14 milyon dolar ve yüzde 19’luk ihracat artışıyla 17’nci sırada yer aldı. Bununla birlikte, aynı dönemde Türkiye’nin sektör ithalatı yüzde 0,3 arttı ve 995,79 milyon dolar oldu. BM İstatistik Bölümü verilerine göre 51,27 milyar dolara ulaşan küresel ithalat içerisinde en güçlü alıcı ülkelerse 9,67 milyar dolar ve yüzde 10,6’lık artışla Çin, 6,36 milyar dolar ve yüzde 18,1’lik artışla ABD ile 3,50 milyar dolar ve yüzde 15,5’lik artışla Almanya oldu.

RUSYA’YA SATIP TAYVAN’DAN ALIYORUZ

Türkiye özelinde detaylı ihracat ve ithalat rakamları incelendiğinde ise TÜİK’in 2018 yılı verilerine göre en çok Rusya’ya ihracat yaparken, en yüksek ithalatı ise Tayvan’dan gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz.

Türkiye’nin takım tezgâhı ihracatı ülkelere göre incelendiğinde, TÜİK verilerine göre, en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk 10 ülke listesinin birinci sırasında yüzde 52,2’lik artışla 38,38 milyon dolarlık ürün ihraç ettiğimiz Rusya yer alıyor. Bu ülkeyi, yüzde 10,9’luk artış ve 32,49 milyon dolarlık ihracatla ABD izlerken, listenin üçüncü sırasında yer alan Almanya’ya ise yüzde 10’luk azalışla 30,21 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmiş durumda.

Yine TÜİK’in açıkladığı verilere göre, 2018’de Türk takım tezgâhı imalatçıları, en çok 8462 GTİP kodlu “Dövme, çekiçleme, kesme, taslak çıkarma tezgâhları” ürün grubunda ihracat gerçekleştirmiş durumda. Bu ürün grubunda, 2017’ye göre yüzde 15,7’lik artış yaşanırken, ihracatımız da 327,06 milyon dolar oldu. Listenin ikinci sırasında yer alan 8456 GTİP kodlu “Maddelerin aşındırılarak işlenmesine yönelik makine ve aletler” ürün grubunda yüzde 29,6’lık bir artış görülürken, ihracat da 138,76 milyon dolar oldu. Üçüncü sıradaki 8463 GTİP kodlu “Metalleri ve sermetleri talaş kaldırmadan işleyen makineler” ürün grubunda ise 2017’ye göre yüzde 12,3’lük artış yaşandı ve 35,59 milyon dolarlık ihracat değerine ulaşıldı. 2018’de sektörün en güçlü ihracat artışı da 8457 GTİP kodlu “Metal işlemeye mahsus işleme makineleri” ürün grubunda oldu. Bu ürün grubunda 2017’ye göre yüzde 44,5’lik artış gerçekleşirken, 15 milyon dolar değerinde makine ihraç edildi.

İTHALATIMIZ HÂLÂ ÇOK YÜKSEK

Bununla birlikte, BM İstatistik Bölümü verileriyle uyumlu şekilde TÜİK’in açıkladığı veriler, takım tezgâhı segmentindeki ithalatın hâlâ yüksek ilerlediğini de ortaya koyuyor. 2018’de 584 milyon dolara ulaşan ihracatında yüzde 19 artış gerçekleştiren Türkiye takım tezgâhları segmentinin aynı dönemdeki ithalatı ise yüzde 0,3 artışla 995,80 milyon dolar oldu. 2018’de Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ilk 10 ülke listesinin ilk sırasında yüzde 3,1’lik artış ve 183,39 milyon dolarlık ithalatla Tayvan yer alırken, ikinci sıradaki Almanya’dan gerçekleşen ithalat yüzde 12,4 azalsa da 180,62 milyon dolar olarak kaydedildi. Diğer bir deyişle, 2018’de Almanya’ya sattığımız her bir takım tezgâhına karşılık altı takım tezgâhı ithal etmeye devam ettik. Listenin üçüncü sırasındaki Japonya’dan gerçekleşen ithalat ise yüzde 9,7 artarak 143,16 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Ürün bazında ithalat rakamlarını detaylı incelediğimizde ise TÜİK verilerine göre 2018’de en çok 8457 GTİP kodlu “Metal işlemeye mahsus işleme makineleri” ürün grubunda ithalat gerçekleştirildiğini görüyoruz. Bu ürün grubunda, 2017’ye göre yüzde 15,2’lik artışla 297,72 milyon dolar değerinde ürün ithal edilirken, listenin ikinci sırasında yer alan 8458 GTİP kodlu “Metal işlemeye mahsus torna tezgâhları” ürün grubunda yüzde 1,9’luk artışla 200,55 milyon dolar değerinde ürün ithal edildi. Üçüncü sıradaki 8462 GTİP kodlu “Dövme, çekiçleme, kesme, taslak çıkarma tezgâhları” ürün grubunda da 2017’ye göre yüzde 11’lik azalışla 180,97 milyon dolarlık ithalat değerine ulaşıldığı söylenebilir. 2018’deki takım tezgâhı ithalatında en güçlü gerileme ise 8461 GTİP kodlu “Vargel, yiv açma, broş, dişli açma, testere tezgâhları” ürün grubunda gerçekleşti. Bu ürün grubunda 2017’ye göre yüzde 35,9’luk düşüş yaşanırken, 30,02 milyon dolar değerinde makine ithal edildi.

İHRACATIMIZ ARTMAYA DEVAM EDECEK

2018’in hem Türkiye hem de Makina İmalatçıları Birliği (MİB) için oldukça verimli bir yıl olarak tamamlandığını söyleyen MİB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Emre Gencer, özellikle ihracatta MİB üyelerinin güçlü performans gösterdiklerinin altını çizerken, MİB Genel Sektereri M. Nail Türker ise yurt içindeki güçlü makine ithalatı zafiyetinin ise fiyat odaklı gerçekleştiğine işaret ederek, “Gelişmiş ülkelerde alıcı firmalar alacakları makinenin kalitesinden önce imalatçı firmanın kalitesine, yerli alternatifi olup olmadığına, yaşına, dünya pazarlarında nasıl bilindiğine ve satış sonrası hizmetlerinin etkinliği ve yetkinliğine dikkat ederler. En son değerlendirdikleri ölçüt, makinenin fiyatıdır” diyor. Yerel rekabette alıcıların daha çok fiyata önem verdiklerinden kaliteye yeterince dikkat etmediklerinin altını çizen Gencer de “Türk makinelerinin ithal makinelerle her alanda kalite bakımından çok rahat rekabet edebildiğini de hatırlatmak isterim: Makinelerimizin eksiği yok, fazlası var!” değerlendirmesinde bulunuyor.

2018 yılında makine ihracatında yüzde 15,5 artış ve 17,1 milyar dolarla; takım tezgâhları ihracatında da yüzde 19 artış ve 584 milyon dolarla tüm zamanların rekorunun kırıldığını da anımsatan Gencer, “İhracatın ithalatı karşılama oranı makine için yüzde 65,2’ye, takım tezgâhları için yüzde 59,3’e yükseldi ki bunlar da birer rekordur” değerlendirmesinde bulunuyor.

Türkiye toplam takım tezgâhı pazarının 1,1 milyar dolar olduğu bilgisini de paylaşan Gencer, “Bu yıl makine ve takım tezgâhında ihracatımızın daha düşük hızlarda artmaya devam edeceğini ve ithalatımızın düşüş eğiliminde değişme olmayacağını düşünüyoruz” derken, yerli makine kullanımının artması konusunda ise “En önemlisi, yerli makine satın alanlar ek teşviklerle desteklenmelidir. Bununla birlikte, eşdeğer yerli imalatı olan ithal makinelerin tedarikinde verilen teşviklerin kesilmesi gerektiğini de her fırsatta dile getiriyoruz. Bir diğer önemli nokta ise kamu alımlarında ithal markaya özel teknik şartnameyle ihaleye çıkılmasının engellenmesi gerektiğidir. Yine, finansal kiralama için yapılan satışlarda imalatçı KDV iadesi için denetimden geçiyor ve KDV iadesini kesintili ve bir yıla varan sürelerde gecikmeli alıyor. İthalatçı firmalar ise finansal kiralama ile yaptıkları satışlarda bu durumu beyan ederek ithal aşamasında KDV ödemiyor. Bu farklı uygulama yerli imalatçıya karşı haksız rekabet demektir ve önlenmelidir” değerlendirmesinde bulunuyor. MİB Genel Sekreteri M. Nail Türker ise aynı konuda “Bu konudaki önerimiz, finansal kiralama şirketlerine satışında KDV indirimi uygulanmamasıdır: KDV iadesi için finansal kiralama şirketleri de imalatçı firmalar gibi başvuruda bulunabilir. İthal makinelere sağlanan rekabet avantajına karşı imalatçılarımızı haksız rekabetten bu şekilde koruyabiliriz” diyor.