Skip to content

AKADEMİK

AĞUSTOS 2018 SAYI: 123

Teknoloji Üreten Mühendisler Yetiştirmeyi Hedefliyoruz

YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ MAKINE MÜHENDISLIĞI BÖLÜM BAŞKANI DOÇ. DR. ÖĞRETİM ÜYESİ HAMZA KEMAL AKYILDIZ, ÇEVRE VE KÜLTÜR DEĞERLERİNE DUYARLI, ÜLKESİNE VE İNSANLIĞA YARARLI, TOPLUMUN YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK BİLİMSEL ARAŞTIRMA YAPAN VE TEKNOLOJİ ÜRETEBİLEN, GENİŞ BİR UFKA SAHİP BİREYLER YETİŞTİRMEYİ AMAÇLADIKLARINI SÖYLÜYOR.

Yozgat Bozok Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi’nin temel bölümlerinden biri olan Makine Mühendisliği Bölümü, 1992 yılında Erciyes Üniversitesi bünyesinde Yozgat Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü adıyla kuruldu. 2006 yılında Bozok Üniversitesi’nin kurulmasıyla birlikte, günümüze kadar Bozok Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü olarak eğitim-öğretim hayatına devam ederken üniversitenin adı Yozgat Bozok Üniversitesi olarak değiştirildi. Makine Mühendisliği Bölümü’nün, üniversitenin mühendislik mimarlık fakültesinde açılan ilk bölümlerinden biri olduğunu aktaran Yozgat Bozok Üniversitesi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Öğretim Üyesi Hamza Kemal Akyıldız, “Öncelikli olarak temel eğitim prensibimiz, ulusal ve uluslararası düzeyde lisans ve lisansüstü eğitim-öğretim vererek, mühendis adaylarımızın güncel bilimsel ve teknolojik çalışmaları birleştirebilecek, sanayide teknik, idari ve Ar-Ge çalışmalarında görev alabilecek bilgi ve deneyimle donanmış, girişimci, ekip çalışmasına yatkın, çözüm odaklı, yenilikçi, araştıran, analiz ve sentez becerisi kazanmış, teknolojik gelişmelere açık adaylar yetiştirmektir” diyor.

ODTÜ bünyesinde yer alan URAP Araştırma Laboratuvarı’nın 2017- 2018 yılı için yaptığı “2000 Yılından Sonra Kurulan Üniversiteler Genel Sıralaması”nda 77 üniversite arasında 18’inci sırada bulunduklarını kaydeden Akyıldız, uzman akademik kadrolarının çok yönlü katkılarıyla konumlarını daha üst sıralara taşımayı hedeflediklerini söylüyor.

Doç. Dr. Öğretim Üyesi Hamza Kemal Akyıldız ile bölümün yapısı, hedefleri ve eğitim imkânları hakkında ayrıntılı bir röportaj gerçekleştirdik.

Kuruluşundan bugüne bölümünüzde gelişim ve değişim yaşandı mı?

Bölümümüz ilk kurulduğu yıllarda yalnızca normal örgün öğretimle faaliyetlerini sürdürürken, ilerleyen yıllarda ikinci öğretim seçeneğini öğrencilerine sunarak kapasitesini hızlıca büyüttü. 2017-2018 yılı itibarıyla kayıtlı öğrenci sayımız 1000 civarındadır. Bu zamana kadar 921 normal öğretim, 366 ikinci öğretim olmak üzere 1300’e yakın öğrencimiz mezun olarak iş hayatına atıldı. 1992’den 2016 yılına kadar bir teknik resim salonu ve beş dersliğimizin bulunduğu eski fakülte binamızda eğitim-öğretim faaliyetlerimizi sürdürürken, 2016 yılında 52 bin metrekare kapalı alana sahip yerleşkemize taşındık. Fakültemizde, bölümümüze ait 44 öğretim elemanı odası, dört adet 48 kişilik derslik, dört adet 42 kişilik derslik, dört adet 84 kişilik derslik, bir dinlenme salonu ve iki toplantı salonu bulunuyor. Bu genişlemeyle birlikte fiziki kalitemizi önemli oranda artırmış olduk. Fiziksel imkânların yanında bölümümüze kariyer sahibi öğretim elemanlarının katılımının devam etmesiyle birlikte toplam kalitemiz de her geçen gün yükseliyor.

Akademik kadronuzun uzmanlık alanları hakkında bilgi verir misiniz?

Bölümümüzde termodinamik, enerji, konstrüksiyon ve imalat, mekanik, makine teorisi ve dinamiği olmak üzere beş ana bilim dalı bulunuyor. İki profesör, beş doçent, altı doktor öğretim üyesi, iki öğretim görevlisi ve altı araştırma görevlisi de söz konusu ana bilim dallarında çalışmalarını sürdürüyor. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayımız biraz yüksek olmakla birlikte, her geçen gün artan kariyer sahibi öğretim elemanı sayımız sayesinde makul sayılara doğru düşüşün sürdüğünü de söylemeliyim. Öğretim elemanlarımız aynı zamanda yakıtlar ve yanma, mekanik titreşimler, bilgisayar destekli tasarım, biyomekanik, hesaplamalı akışkanlar dinamiği, kompozit malzemeler, yenilenebilir enerji sistemleri, nükleer enerji sistemleri, mekatronik, kontrol teorisi ve uygulamaları, talaşlı imalat ve parça yüzeyine ve ömrüne etkileri gibi konularda uzmanlığa sahiptir. Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde, ana bilim dalımızda yüksek lisans ve doktora eğitimi de veriyoruz. Öğretim üyelerimizin danışmanlığında sonuçlanmış ve halen devam etmekte olan çok sayıda tez çalışması mevcuttur.

Eğitim konularını oluştururken sanayiden gelen talepleri de dikkate aldınız mı? Teorik eğitimlerle pratik arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?

Biliyoruz ki, bir makine mühendisi edindiği teorik bilgiyi uygulanabilir pratik bilgiye dönüştürdüğünde doğru ve verimli bir iş ortaya koyabilir. Bölüm öğretim elemanları olarak teorik bilginin yanı sıra uygulamalı dersler de veriyoruz. Öğrencilerimizin bilgisayar destekli tasarım dersleriyle tasarım yeteneklerini gösterme ve uygulama şansı bulması, verebileceğimiz örneklerden sadece biridir. Buna ek olarak, öğrencilerimiz son sınıfta analiz, sentez ve tasarımcı özelliklerini gösterebilecekleri doğrudan doğruya uygulamalı proje dersleri de alıyor. Aynı şekilde öğrencilerimiz, makine mühendisliği sistem laboratuvarı dersiyle imalat, CAD/CAM atölyeleri ve hidrolik-pnömatik sistemler, malzeme test, içten yanmalı motorlar, mekatronik, termodinamik, katı cisimler mekaniği ve simülasyon laboratuvarlarında kazandıkları teorik bilgileri uygulamalı olarak görebilme şansına sahip.

Teorik eğitimler haricinde Ar-Ge ve yenilikçiliğe önem veren bir eğitim kurumu olarak öğrencilerinize sunduğunuz teknik olanaklar konusunda neler aktarmak istersiniz?

Ar-Ge ve inovatif süreçler makine mühendisliğinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Teorik bilginin tamamlanması için uygulamanın da hayat bulması gerekiyor. Bu sebeple üniversitemiz bünyesinde öğrencilerimizin de aktif rol aldığı Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin koordine ettiği Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) mevcuttur. Öğrencilerimizin talebi doğrultusunda uygun görülen projelerde öğrencilerimiz, öğretim elemanlarımızla söz konusu projelerde çalışabiliyor. Bunun yanı sıra öğrencilerimizin çok aktif çalıştığı öğrenci kulüplerimiz mevcut. Neredeyse tamamının makine mühendisliği öğrencilerinin oluşturduğu Bozok Alternatif Enerjiler Topluluğu ve 3M Elektro Topluluğu öğrenci kulüplerimiz, her yıl üniversite öğrencilerine yönelik TÜBİTAK tarafından düzenlenen elektromobil yarışlarına katılıyor. Bu kapsamda Bozok Alternatif Enerjiler Topluluğu öğrenci kulübümüz 2010 yılında en iyi tasarım ödülünü kazandı. Ayrıca 2013-2014 yılında Türkiye sekizincisi ve 2015-2016 yılında Türkiye yedincisi olarak yarışı tamamlayan öğrencilerimiz, kazandıkları derecelerle kendilerini gösterme şansı buldu. Diğer yandan Yozgat ili içerisinde veya yurt genelindeki fabrikalara ve fuarlara teknik geziler de düzenliyoruz.

Makine mühendisliği eğitimi almak isteyen bir öğrencinin Bozok Üniversitesi’ni seçmesindeki temel nedenleri sıralayabilir misiniz?

Üniversitemiz öğrenci dostu sakin bir şehirde kuruludur ve Ankara, Kayseri gibi büyükşehirlere yakındır. Alanında uzman, nitelikli bir akademik kadroya sahiptir. Yakın zamanda tamamlanacak hızlı tren projesi ve kurulacağı açıklanan havalimanıyla birlikte ulaşım imkânları daha da artacaktır. Diğer avantajlarımız arasında öğrencilerin kalabileceği devlet ve özel yurt imkânları, öğrencilere hitap eden çok sayıda aktif öğrenci kulüpleri, üniversitemiz tarafından her yıl düzenlenen ulusal ve uluslararası çok sayıda sempozyumları örnek gösterebilirim.

Yurt dışı öğrenci değişim programları çerçevesinde öğrencilerinize ne tür imkânlar sunuyorsunuz?

Rektörlüğümüze bağlı uluslararası ofis, karşılıklı anlaşması bulunan yurt dışındaki üniversitelerle Erasmus+ ve Mevlana değişim programları vasıtasıyla öğrenci ve personel hareketliliği faaliyetlerini gerçekleştiriyor. Bu programlar sayesinde öğrencilerimiz yurt dışında farklı bir eğitim- öğretim sistemi görme, yabancı dil öğrenme, gidilen ülkelerdeki kültürel, ekonomik ve sosyal hayatı gözlemleme imkânına sahip olmanın yanı sıra farkındalıklarını da artıyor.

Makine mühendisliği öğrencileri sanayiyle koordineli çalışma yapma şansına sahip mi? Sağladığınız staj olanakları nelerdir?

İlimizde sanayi sektörünün imkânları biraz kısıtlı olsa da öğrencilerimiz Yozgat’ta staj yapabilme imkânına sahip. Özellikle uygulamalı projelerde yer alan öğrencilerimiz Yozgat sanayisi ile iyi ilişkiler kurabiliyor ve bu ilişkiler mezuniyetlerinden sonra da devam ediyor. Öğrenciyken çalışma fırsatı buldukları firmalarda mezuniyet sonrası mühendis olarak çalışan öğrencilerimiz de mevcut.

Bölümünüz bünyesinde gerçekleştirdiğiniz veya gerçekleştirmeyi planladığınız sanayi projeleriyle ilgili bilgi verir misiniz?

Bölümümüzde tamamlanan ve halen devam eden çok çeşitli bilimsel araştırma projeleri yürütüyoruz. Öğretim elemanlarımız BAP birimince aldıkları destekleri kullanarak çeşitli araştırmaları öğrencilerimizle birlikte gerçekleştiriyor. Ayrıca bölüm öğretim elemanlarımız ve öğrencilerimizle birlikte hazırlanan bir projemiz TANAP tarafından değerlendirilip desteklenmeye layık bulundu. Proje kapsamında bölüm bünyesinde kapsamlı bir malzeme test laboratuvarı kurulum çalışması da halen devam ediyor. Bu proje tamamlandığında, hem üniversitemize hem de Yozgat’ta faaliyette bulunan sanayi firmalarımıza hizmet vererek ilimiz için önemli bir ihtiyacı karşılayacağımızı düşünüyorum.

Ülkemizdeki sanayi kuruluşlarının üniversitelere bakışını nasıl yorumluyorsunuz? Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında nasıl bir algı farklılığı gözlemliyorsunuz?

Türkiye’de sanayi kuruluşlarının üniversitelerin değerini henüz tam olarak anlayamadığı kanaatindeyim. Kanuni zorunluluk olmadan bir mühendis çalıştırmanın ne gibi faydaları olduğunun farkına tam olarak varıldığını düşünmüyorum. En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün firmaların iyi, kaliteli ve ucuz ürün imal etmenin yanında her bir çevrimde mevcut ürünün bir seviye üste çıkarılması gereğinin farkına varması gerekiyor. Bu nedenle en küçük firmadan en büyük firmaya kadar bir Ar-Ge kültürünün benimsenmesi elzemdir. Artık dededen kalma yöntemlerle aynı ürünü üretip satmak, maalesef yeterli değil. Bir ürünü imal etmek de artık eskisi kadar anlam ifade etmiyor.

Herhangi bir firmanın günümüz koşullarında hayatta kalabilmesi için söz konusu ürünü en az rakiplerininki kadar kaliteli, onlardan daha hızlı ve onlardan daha ucuza üretmesi gerektiği açıkça görülüyor. Dolayısıyla bunun yolu da üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesinden geçiyor. Firmaların üniversitelere olan ilgi ve desteğinin artması gerekiyor.