Skip to content

KAPAK

MAYIS 2019 SAYI: 132

TEKNOLOJİSİYLE SARIP SARMALAYAN AMBALAJ MAKİNELERİ

Ambalajlama, bir ürünü, malı, nesneyi ya da eşyayı türlü malzeme ve araçlarla kaplayarak, sararak paketleyerek, bir kaba veya bir yere yerleştirerek taşınabilir, saklanabilir ve tanınabilir hale getirme; sarmalama, sandıklama işlemi olarak tanımlanabilir. Ambalajlamanın temel amacı satılan eşya ya da besin maddelerini temiz tutmak, dış etkilere karşı korumak ve hasar görmesini önlemektir. Mala alım satım kolaylığı sağlamak da ambalajlamanın amaçlarındandır.

Günümüzde ambalaj; malı korumak ana amacının da ötesinde bir pazarlama ve sürüm aracı olarak başlı başına bir endüstri haline gelmiş durumda. Ticari eşyanın cazip gösterilmesi ve üzerinde müşterinin malı tanımasına yardımcı olacak bilgilerin yer alması, eşyanın sürümünü de kolaylaştırır. Çeşitli maddelerden göz alıcı şekillerle yapılmış ambalajlarla piyasaya arz edilen ürünler, tıbbi malzeme ve ilaçlar, mücevher, kadın ve erkek giyim eşyaları ile gıda maddeleri, rekabet piyasası içinde müşteri tarafından tercih ediliyor. Cazip ambalajlarla satışa arz edilen bir malın, ondan üstün niteliklere sahip fakat ambalajsız veya zevksiz bir şekilde ambalajlanmış aynı maldan daha çok satılıyor olması da bunun en güçlü göstergesi.

Ambalaj makineleri ise fabrikalarda üretilen birçok ürünün makine gücüyle kolayca paket yapılmasını sağlayan makineler olarak, ürünlerin daha çok tercih edilmesinde önemli bir görev üstleniyor. Ambalaj türüne göre çeşitlendirilebilen bu makineler içerisinde vakumlu olanlar hem insan sağlığı açısından en güvenli olan hem de ürünlerin tazeliği ve kalitesini kaybetmeden korunmasında en etkili olanlar olarak dikkat çekiyor.

AMBALAJIN TARIHI INSANLIK TARIHIYLE YAŞIT

Basitçe, “ürünü koruyan kabuk” olarak da tarif edebileceğimiz ambalajların doğada milyarlarca farklı türünü görmemiz mümkün; ancak hepsinin temel amacı aynı: Koruyucu bir kılıf oluşturmak… İnsan eliyle ambalajlamanın tarihinin de doğayı izleyerek evrimleşen insanoğlunun tarihiyle eş zamanlı olduğu düşünülüyor. Özellikle besin kaynaklarının azaldığı, gıda bulmanın zor olduğu günler için besinleri korumaya çalışan insanoğlu, bu amaçla yine doğadan ilham alarak besinlerini yaprak, hayvan derisi gibi doğal malzemelere sarmayı düşündü; daha sonra da bitkisel liflerle örülen, ağaçtan oyulan ilk ambalaj modellerini ortaya koydu.

İlk ambalaj malzemelerinin kullanıldığı çağlarda, toplum gereksinimleri arttıkça kullanılan ambalaj türleri de çeşitlilik göstermeye başladı. Ancak insanoğlunun en çok kullandığı ambalaj malzemesi cam ve toprak şişe/kaplar ile tahta/saz sandıklar olmuştur. Ambalajlamanın ve ambalaj malzemelerinin gelişimini hızlandıran en önemli kilometre taşları ise MS 105 yılında kâğıdın bulunuşu ve 12’nci yüzyıldan sonra üretim ve tüketiminin hızla yaygınlaşması ile 15’inci yüzyılda Avrupa’da başlayan siyasi ve ekonomik hareketlerdir. Diğer yandan, daha 1400’lü yıllarda Almanya’da yiyeceklerin metal kutularda saklandığı ve özellikle orduların beslenmesinde önemli olan bu tekniğin titizlikle korunmaya çalışıldığı da biliniyor.

Tarihi kaynaklar, ambalajlamadaki asıl gelişmelerin Napoleon Bonaparte devrinde, 1795’te başladığını söylüyor: Bu dönemde askerlerinin kötü beslenmesi ve yiyeceklerin besin zehirlenmesine sebep olduğundan şikâyet eden Napolyon, meseleyi çözene ödül vaat etmişti. Çözümü, 1809’da besinleri cam kavanozlarda konserveleyerek bulan Nicolas Appert’in ardından, ertesi yıl Peter Durand adlı bir İngiliz, konservelemeyi ilk kez metal kutular içerisinde yapmayı başardı ve bu buluşunu ticari olarak patentleştirdi. Teneke kutu daha önceleri kullanılan cam gibi kırılabilir değildi ve aynı zamanda cam konserveler, pişirme işleminin uzunluğu sebebiyle o dönemde pahalı bir işlem olarak biliniyordu. Almanların yüzyıllar önce geliştirdiği saklama tekniğine göre oldukça uzun sürelerde yiyecekleri bozulmadan koruyan bu buluş, günümüzdeki hava geçirmez ve sızdırmaz konserve kutularının da ilk örneği olarak kabul ediliyor. 1850’li yıllarda ise kâğıt fiyatlarının ucuzlamasıyla kâğıt da ambalaj malzemesi olarak kullanmaya başlandı. 1852’de ABD’li mucit ve din insanı Francis Wolle’un karton kutu yapma makinesini geliştirmesinin ardından 1880’lerde oluklu mukavva yapan makineler icat edildi ve 1884’te ABD’de “Quaker Yulafları” katlanan karton kutuda satılan ilk kahvaltılık ürün olarak raflardaki yerini aldı. Bu tarihten sonra kâğıt ve mukavvanın ambalaj malzemesi olarak kullanılması çok yaygınlaştı. 1892’de, günümüzde de kullanılan şişelerin ağzını kapatan taç kapaklar, İrlandalı makine mühendisi ve mucit William Painter tarafından patentleştirildi. Son yüzyılda hem ambalajlama teknikleri ve ambalaj makinelerinde hem de ambalaj maddeleri ve sanayisinde büyük gelişmeler oldu; plastik maddelerin ortaya çıkışıyla bu konuda müthiş ilerlemeler yaşandı.

TERZI IŞI MAKINELER!

Ambalaj makineleri segmenti diğer makine sektörlerinden farklıklar gösteriyor. Bunun en önemli nedeniyse ambalaj makineleri segmentinde imalatların üretim/doluma özel siparişler üzerine yapılıyor olması. Hem ürün hem de ambalaj çeşitliliğindeki sonsuz seçenekler göz önüne alındığında yine sonsuz çeşitte ambalaj makinesi imalatı da mümkün olabiliyor. Cam, plastik, metal, kâğıt ve karton ambalaj malzemesi seçeneklerini içeren ambalaj dolum sistemleri sıvı ürün makineleri, katı ürün makineleri, ıslak ürün makineleri, kuru ürün makinelerinden oluşuyor. Dolum sistemi seçilirken, doldurulacak ambalajın çeşidine göre hattın hızı da önem kazanıyor: Cam, metal ve sert plastik ambalajlar diğerlerine göre çok daha yüksek hızlı hatlarda doldurulabilir. Dolum sonrası ihtiyaç duyulacak olan kapak kapatma, etiketleme, kolileme, paketleme işlemleri ise ambalaj sonrası işlemler olarak değerlendiriliyor.

133 ÜLKEYE IHRACAT YAPIYORUZ

Türkiye ve dünyada gelişmişlik seviyesi yükseldikçe ambalaj malzemesi kullanımı ve paralel olarak ambalaj makineleri talebi ve üretimi de artıyor. Küresel ölçekte artan rekabet ve özellikle Avrupa’da yaşanan ekonomik daralmayla birlikte maliyetlerini düşüren ve geçmişe göre daha ucuz makine satmaya başlayan yurt dışındaki firmaların agresif satış politikaları izlemesi, Türkiye’deki ambalaj makineleri üreten firmaların teknoloji, kalite ve verimlilik çalışmalarını arttırması ve daha fazla profesyonel çalışmasını da sağlıyor.

Bu kapsamda Türk ambalaj makineleri üreticileri 133 ülkeye ihracat yaparken, ambalaj makineleri ihracatında Almanya ve İtalya’nın hâkimiyeti sürüyor. Bununla birlikte, ambalaj makinelerine ait aksam ve parçaların ihracatında Asya ülkelerinin etkisi de yıldan yıla artış eğilimine devam ediyor. Ambalaj makinelerinin ithalatına bakıldığında ise ABD, Çin ve Almanya’nın etkin olduğu görülüyor.

Uzmanlar, Türk ambalaj makineleri sektöründeki başlıca sorunu ikinci el makinede ithalatın eski makine ağırlıklı olması olarak değerlendirirken, bu durumun yerli üreticileri etkilemesinin yanı sıra yurt dışından gelen yıpranmış ve verimsiz makineler nedeniyle verimlilik oranındaki kayıpların artıyor olmasına da dikkat çekiyor. Dolayısıyla, hem yerli üreticinin korunması hem de üretimde kalite ve verimlilik açısından ikinci el makinede ithalatın sınırlandırılması gerekliliğinin altını çizen uzmanlar, diğer yandan ambalaj makineleri segmentinin yetişmiş iş gücü temin etme sorununun da halen güncelliğini koruduğuna dikkat çekiyor. Özellikle Ar-Ge ve inovasyon için çok önemli olan tecrübeli mühendis ve konstrüktörlerin sayısıyla makine tasarımında tecrübeli genç mühendislerin sayısı ne yazık ki halen Türkiye’de oldukça az.

KÜRESEL HACIM 50 MILYAR DOLAR

Küresel ölçekte ambalaj makineleri segmenti, BM İstatistik Bölümü verilerine göre, 2018’de 50 milyar dolara yaklaşan bir ticarete konu oldu. Dünya genelinde 25,68 milyar dolarlık ihracat ve 24,28 milyar dolarlık ithalat pazarı bulunan ambalaj makineleri segmentinde Türkiye ise yükselişini sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye, küresel ihracatta yüzde 11,8’lik artışla 202,4 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi.

2018’de ambalaj makineleri segmentinin en güçlü ihracatçıları 6,81 milyar dolar ve yüzde 10’luk artışla Almanya; 6,38 milyar dolar ve yine yüzde 10’luk artışla İtalya ile 1,53 milyar dolar ve yüzde 4,4’lük artışla Çin olurken, Türkiye de 202,4 milyon dolar ve yüzde 11,8’lik ihracat artışıyla 19’uncu sırada yer aldı. Ürün bazında ihracat rakamları incelendiğinde ise 2018’de en çok ihracata konu olan ambalaj makinelerinin 842240 GTİP kodlu “Diğer paketleme/ambalajlama makineleri” olduğu görülüyor. Bu ürün grubunda geçtiğimiz yıl yüzde 10,5’lik artışla 9,69 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleşti. 842230 GTİP kodlu “Şişe, kutu, çuval doldurma, kapama, etiketleme makineleri” ürün grubunda yüzde 8,1’lik artışla 8,96 milyar dolarlık ihracat yapılırken, 842290 GTİP kodlu “Diğer paketleme ve ambalajlama makinelerine ait aksam ve parçalar” ürün grubunda da yüzde 5,1’lik artışla 7,03 milyar dolar değerinde ihracat yapıldı.

Bununla birlikte, aynı dönemde Türkiye, ithalatını yüzde 13 azalttı ve ambalaj makinelerinin dünya ithalat sıralamasında 19’uncu sırada yer aldı. BM İstatistik Bölümü verilerine göre Türkiye, 24,28 milyar dolara ulaşan küresel ithalat içerisinde 382,2 milyon dolarla yer alırken, 2018’de sektörün en fazla ithalat yapan ülkeleri ise 3,4 milyar dolar ve yüzde 16,5’lik artışla ABD; 1,45 milyar dolar ve yüzde 11,7’lik artışla Çin ile 1,3 milyar dolar ve yüzde 8,4’lük artışla Almanya oldu.

CEZAYIR’E SATIYOR İTALYA’DAN ALIYORUZ

Türkiye özelinde detaylı ihracat ve ithalat rakamları incelendiğindeyse TÜİK’in 2018 yılı verilerine göre en çok Cezayir’e ihracat yaparken, en yüksek ithalatı ise İtalya’dan gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz.

Türkiye’nin ambalaj makineleri ihracatı ülkelere göre incelendiğinde, BM İstatistik Bölümü verileriyle uyumlu olan TÜİK verilerine göre, Türkiye 2018’de yüzde 11,8’lik artışla 202,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk 10 ülke listesinin birinci sırasında yüzde 23,8’lik artışla 17,87 milyon dolarlık ürün ihraç ettiğimiz Cezayir yer alıyor. Bu ülkeyi, yüzde 4,8’lik azalış ve 14,7 milyon dolarlık ihracatla İran izlerken, listenin üçüncü sırasında yer alan Irak’a ise yüzde 17 azalışla 12,17 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmiş durumda. Bu dönemde Almanya ve İtalya pazarlarında sırasıyla yüzde 21,7 ve yüzde 33’lük ihracat artışları ise dikkat çekiyor.

Yine TÜİK’in açıkladığı verilere göre, 2018’de Türk ambalaj makineleri imalatçıları, en çok 842240 GTİP kodlu “Diğer paketleme/ambalajlama makineleri” ürün grubunda ihracat gerçekleştirmiş durumda. Bu ürün grubunda, 2017’ye göre yüzde 5,9’luk artışla 117,47 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken, listenin ikinci sırasında yer alan 842230 GTİP kodlu “Şişe, kutu, çuval doldurma, kapama, etiketleme makineleri” ürün grubunda da yüzde 18,2’lik artışla 47,47 milyon dolar değerinde ihracat yapıldı. Üçüncü sıradaki 842290 GTİP kodlu “Diğer paketleme ve ambalajlama makinelerine ait aksam ve parçalar” ürün grubunda ise 2017’ye göre yüzde 24,9’luk artış yaşandı ve 37,47 milyon dolarlık ihracat değerine ulaşıldı.

İTHALATIMIZ HÂLÂ YÜKSEK!

Bununla birlikte, BM İstatistik Bölümü verileriyle uyumlu şekilde TÜİK’in açıkladığı veriler, ambalaj makineleri segmenti ithalatında önemli bir gerileme olduğunu da ortaya koyuyor. 2018’de 202,4 milyon dolara ulaşan ihracatında yüzde 11,8’lik artış gerçekleştiren Türkiye, aynı dönemde ithalatını ise yüzde 13 azalttı ve 382,23 milyon dolar değerinde ithalat yaptı. Ancak ambalaj makinelerindeki ithalat bağımlılığının halen güçlü olduğunu da söylemeliyiz. 2018’de Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ilk 10 ülke listesinin ilk sırasında yüzde 16,1’lik azalış ve 162,88 milyon dolarlık ithalatla İtalya yer alırken, ikinci sırada yüzde 17,2’lik azalışla 114,62 milyon dolarlık ithalatla Almanya yer aldı. Bu iki ülkeden gerçekleşen ithalatın, toplam ihracatımızdan yüksek olması dikkat çekici bir veri olarak önümüze çıkarken, listenin üçüncü sırasındaki Çin’den gerçekleşen ithalatın da yüzde 22,6 artarak 20 milyon dolar sınırını geçmiş olması önem arz ediyor.

Ürün bazında ithalat rakamlarını detaylı incelediğimizde ise TÜİK verilerine göre 2018’de en çok 842240 GTİP kodlu “Diğer paketleme/ ambalajlama makineleri” ürün grubunda ithalat gerçekleştirildiğini görüyoruz.

Bu ürün grubunda, 2017’ye göre yüzde 22’lik azalışla 166,51 milyon dolar değerinde ürün ithal edilirken, listenin ikinci sırasında yer alan 842230 GTİP kodlu “Şişe, kutu, çuval doldurma, kapama, etiketleme makineleri” ürün grubunda yüzde 18,6’lık azalışla 121,7 milyon dolar değerinde ürün ithal edildi. Üçüncü sıradaki 842290 GTİP kodlu “Diğer paketleme ve ambalajlama makinelerine ait aksam ve parçalar” ürün grubunda ise 2017’ye göre yüzde 21,7’lik artışla 94,02 milyon dolarlık ithalat değerine ulaşıldığı söylenebilir.