Skip to content

POZİTİF

TEMMUZ 2019 SAYI: 134

TEKSAN JENERATÖR PAZARLAMADAN SORUMLU YÖNETİM KURULU ÜYESİ EBRU ATA TUNCER: “KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİNDE EN ÖNEMLİ KOŞUL, KOŞULSUZ DESTEKTİR”

GÜNÜMÜZDE KADINLARIN İŞ HAYATINDA VAR OLMASINI ERKEKLERİN DE KABUL ETTİĞİ VE İSTEDİĞİ BİR DURUM OLARAK ÖZETLEYEN TEKSAN JENERATÖR PAZARLAMADAN SORUMLU YÖNETİM KURULU ÜYESİ EBRU ATA TUNCER, ÖZELLİKLE AĞIRLAŞAN KOŞULLARIN ERKEKLERİN KADINLARI İŞ DÜNYASINDA KABUL ETMESİNİ DAHA DA KOLAYLAŞTIRDIĞINI SÖYLERKEN, “YAVAŞ YAVAŞ DA OLSA KADINLARIN ARTIK İŞ DÜNYASINDA BİR YERİNİN OLDUĞU KABUL EDİLİYOR. KADININ İŞ DÜNYASINDA EŞİT HAKLARA SAHİP OLMASI İÇİN EN ÖNEMLİ KOŞUL İSE KOŞULSUZ DESTEKTİR.” DİYOR.

Teksan Jeneratör Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Ata Tuncer, üniversite eğitiminin ardından çalışmaya başladığı aile şirketlerinde finans, dış ticaret operasyonu, stratejik pazarlama gibi departmanlarda farklı görev ve sorumluluklar almış ve bugün ikinci kuşak temsilci olarak firmanın yönetim kademesinde yer alıyor. 1994 yılında İstanbul Tuzla’da kurulduklarını ve ihracat odaklı bir üretim yapısına sahip olduklarını söyleyen Ata Tuncer, “Elbette mesleklerin ya da sektörlerin cinsiyeti yoktur. Bu doğrultuda kadını herhangi bir mesleğin dışında tutmaya çalışmayı son derece yanlış bir yaklaşım olarak görüyorum. Kadın ya da erkek fark etmeksizin bireysel tercihlerimiz doğrultusunda yapacağımız işi seçiyor olmamız gerekiyor. Eğer bir taksi şoförü olacaksak erkek ya da kadın ayırmaksızın ehliyete ihtiyacımız olduğu gibi mühendis olacaksak da aynı diplomaya doğal olarak aynı yetkinliğe sahip olmamız gerekiyor. Ülkemizde sanayide çalışan erkek sayısının kadın sayısından fazla olduğu yadsınamaz bir gerçek ancak günümüzde bu dengenin hızla değiştiğini görüyoruz” diyor.

Sadece Türkiye’de değil dünyada da kadın gücünün daha fazla öne çıktığı bir dönemde olduğumuzun altını çizen Ebru Ata Tuncer ile Türk sanayisinde kadının yükselişini, gelenekselle güncelin nasıl buluşabileceğini Moment Expo okuyucuları için konuştuk.

Öncelikle sizi, sizin sözlerinizle tanıyabilir miyiz?

Hayatta hepimizin birden fazla rolü var. Ben de kız çocuğu, kardeş, eş, anne ve iş insanı kimliklerine sahip şanslı bir birey olarak yaptıklarımla hayata fayda sağlamayı hedefliyorum. Hepimizin biricik hayatlarında üzerine düşen sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Gerek kişisel gerekse iş hayatında sevginin gücüne ve sürekli gelişime inanıyorum; hayatımı da bu doğrultuda planlıyorum.

Bulunduğunuz göreve gelme sürecinizden söz edebilir misiniz?

Temelleri Abdulkadir Teksan ve babam Özdemir Ata tarafından atılan Teksan Jeneratör, 1994 yılında İstanbul Tuzla’da kuruldu. 1998 yılında Özcan Başeğmezler Teksan Jeneratör’ün ortakları arasına katıldı ve şirketimiz bugünkü ortaklık yapısına kavuştu. Üç ortaklı şirketimizin yönetiminde bugün birinci kuşak ve ikinci kuşak bir arada görev alıyor. Ben de İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olduktan sonra 2013 yılında Teksan’da muhasebe departmanında çalışmaya başladım. Sonrasında finans, dış ticaret operasyonu, stratejik pazarlama gibi departmanlarda farklı görev ve sorumluluklar aldım. Teksan’da ikinci kuşak temsilcileri olarak hepimiz rotasyonla, farklı departmanlarda deneyim kazanarak kariyerlerimize devam ediyoruz. Şu anda Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyorum. Bunun yanında TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kurulu üyesiyim.

Ortalama bir iş gününüz nasıl geçiyor?

Güne, gündemdeki haberleri ve sektörümüzle ilgili öne çıkan başlıkları, gelişmeleri inceleyerek başlıyorum. Pazarlama çok dinamik bir alan ve gün içinde gerek kendi ekibimle gerekse ofis dışında pek çok görüşmem oluyor. Rutin toplantılarımız yanında işimize katkı sağlayacak toplantılara da katılıyoruz. Yoğun çalışma temposunda enerjimizi ve motivasyonumuzu markamıza ileriye taşıyacak ve artı değer yaratacak işler geliştirme heyecanından alıyoruz. Teksan’ın bugünlere gelmesinde hep farklı olanı yapma ve yenilik getirme isteği çok büyük paya sahiptir. Bizler de işlerimizde bu heyecan ve istekle çalışıyoruz.

Erkek egemen bir sektörde kadın yönetici olmanın zorluklarını yaşıyor musunuz?

Elbette mesleklerin ya da sektörlerin cinsiyeti yoktur. Bu doğrultuda kadını herhangi bir mesleğin dışında tutmaya çalışmayı son derece yanlış bir yaklaşım olarak görüyorum. Kadın ya da erkek fark etmeksizin bireysel tercihlerimiz doğrultusunda yapacağımız işi seçiyor olmamız gerekiyor. Eğer bir taksi şoförü olacaksak erkek ya da kadın ayırmaksızın ehliyete ihtiyacımız olduğu gibi mühendis olacaksak da aynı diplomaya doğal olarak aynı yetkinliğe sahip olmamız gerekiyor. Ülkemizde sanayide çalışan erkek sayısının kadın sayısından fazla olduğu yadsınamaz bir gerçek ancak günümüzde bu dengenin hızla değiştiğini görüyoruz. Kadın ve erkek iş dünyasında yan yana durduklarında ortaya çok değerli işler çıkıyor. Sonuç olarak kadınlar isterlerse yapamayacakları, başaramayacakları hiçbir şey yok; yeter ki kendimize güvenelim ve inanalım. Kadın yöneticiye değer veren ve fikirlerini önemseyen çalışma arkadaşlarına ve paydaşlarına sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Buna rağmen zaman zaman farklı yaklaşımlara sahip kişilerle iş yapmak durumunda kaldığım oluyor. Böyle durumlarda işimdeki başarım ve aldığım görevin tüm sorumluluklarını yerine getirmem sayesinde ön yargıları yıkabiliyorum.

Ev-aile-iş üçgenini nasıl dengeliyorsunuz?

Kadınlar detaylara olan hâkimiyetleri ve organizasyon becerileri sayesinde birden çok işi aynı anda yürütebilme konusunda çok yeteneklidir. Buna rağmen sahip olduğumuz alanların kendine ait çizgileri olması ve birbirlerine karışmamaları gerektiğini düşünüyorum. Terazinin dengesini bozmamak adına işi işte, özel hayatı da özel hayatta bırakmak gerekiyor. Ben şu ana kadar bu dengeyi korumayı başardım. Üç yaşında Alp isminde bir oğlum var ve mutlaka ailemle zaman geçirmeye gayret ediyorum. Zamanınızı iyi programladığınızda iş ve aile dengesini kurmakta zorlanmıyorsunuz.

Yurt dışı gezilerinizde makine sektöründe yönetici pozisyonunda görev yapan bir kadın yönetici olarak nasıl tepkiler alıyorsunuz, gözlemleriniz nelerdir?

Günümüzde kadınların iş hayatında var olması erkeklerin de kabul ettiği ve istediği bir durum. Özellikle ağırlaşan koşulların erkeklerin kadınları iş dünyasında kabul etmesini daha da kolaylaştırdığını görüyoruz. Yavaş yavaş da olsa kadınların artık iş dünyasında bir yerinin olduğu kabul ediliyor. Biz, ihracat ağırlıklı çalışan bir şirketiz. Bu doğrultuda gerek fuarlar gerek pazar araştırmaları ya da müşteri ziyaretleri kapsamında çok sık yurt dışı seyahatlerim oluyor. Tabii ki her bölgede farklı yaklaşımlar gözlemlense de bugüne kadar genel olarak pozitif bir yaklaşımla karşılaştığımı söyleyebilirim. İş dünyasında erkeklerin kadınlara da alan açması ve desteklemesi büyük önem taşıyor ve artık cinsiyetten çok işteki başarıya bakıldığını gözlemliyorum.

Sizce makine imalat sektöründe neden daha az sayıda kadın çalışan görev yapıyor? Profesyonel iş yaşamında daha fazla kadın yönetici görmek için sizce neler yapılmalı?

Eskiden mesleklerin de bir cinsiyeti vardı. Bu büyük oranda değişmiş olsa da bu algıyı tamamen yıkmamız gerekiyor. Kadınlara fırsat verildiğinde neleri başarabileceğine dair çok güzel örnekler mevcut. Kadınlar olarak her geçen yıl sesimiz daha yüksek çıkıyor, buradayız diyoruz ve iş dünyasından payımıza düşeni almak için var gücümüzle çalışıyoruz. Diğer yandan, bir kadının en temel haklarından biri de anne olmaktır. “Kadın anne olunca iş hayatındaki performansı düşer” ön yargısını yıkmamız gerekiyor. Bu noktada anne-bebek ilişkisinin sağlamlığını koruyacak ve kadını iş hayatından koparmayacak bir takım düzenlemelere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Böylece anne olmaya karar veren kadınlar işlerinden vazgeçmek zorunda kalmayacaktır.