Skip to content

AKADEMİK

EKİM 2016 SAYI: 101

“Temel İlkemiz, Teknoloji Odaklı Eğitim”

Iki yıl önce kurulan TED Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nün temel hedefinin; Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu makine mühendislerini çağın ve global dünyanın gereklerine uygun olarak yetiştirmek ve onları yarının gerektirdiği bilgi ve yeteneklerle donatmak olduğunu söyleyen TED Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Kemal Levend Parnas, “Her kurum gibi bölümümüz de belli bir gelişme çizgisi göstererek, temel hedefler açısından yapısını koruyup, akademik eğitim yöntemlerini zaman içerisinde şekillendirdi. Bu açıdan bakıldığında temel makine mühendisliği eğitimini en iyi şekilde vermek öncelikli hedefimizdir. Bunun yanısıra, bugünün dünyasında yükselen konularında öğrencilerimize bilgi ve deneyim kazandırmak da diğer önceliğimiz. Mekatronik ve robotik, ileri ve nano-malzemeler, biyomekanik sistemler, ileri akışkanlar mekaniği, ileri imalat yöntemleri bu konu başlıklarına örnek olarak gösterilebilir” dedi.

Akademik kadronuzun uzmanlık alanları hakkında bilgi verir misiniz?

Akademik kadromuz, bugün geldiğimiz seviyedeki dersleri verecek ve öğrencileri uygun bir biçimde yönlendirecek sayıda ve üstün özelliklere sahip bir öğretim üyesi ve yardımcı öğretim elemanlarından oluşuyor. Her biri Massachusetts Institute of Technology (MIT), Georgia Institute of Technology, ODTÜ ve Vrije Universiteit Brussels gibi dünyanın önemli üniversitelerinden doktora derecesine sahip bir öğretim üyesi kadromuz bulunuyor. TED Üniversitesi kalite anlayışının bir gereği olarak öğretim üyelerimizin verdikleri dersler dışında araştırma yapmaları ve toplumsal hizmet sunmalarını bekliyoruz. Bu talebe paralel olarak öğretim üyeleri uzman oldukları konularda hem araştırma projeleri yapıyor hem de sanayinin değişik taleplerine danışmanlık kapsamında hizmet veriyor.

Eğitim konularını oluştururken sanayiden gelen talepleri de dikkate aldınız mı? Teorik eğitimlerle pratik arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?

Derslerin yapısı ve uzmanlaşma konularını bu kritere göre belirleyerek makine mühendisliği eğitim felsefesini oluşturulurken de bu görüşleri göz önüne aldık. Dinamik bir süreç olan makine mühendisliği eğitiminin günün ihtiyaçlarına göre sürekli gözden geçirilmesi için dış paydaşların da yer aldığı bir danışma kurulu kurulma aşamasındadır.

Teorik eğitimler haricinde araştırmageliştirme ve yenilikçiliğe önem veren bir eğitim kurumu olarak öğrencilerinize sunduğunuz teknik olanaklar konusunda neler aktarmak istersiniz?

TED Üniversitesi çağdaş mühendislik eğitiminin gerektirdiği tüm teknik altyapıyı kurma konusunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan bir kurumdur. Talepler önceden oluşturulan bütçelere göre yürütülür ve karar süreçlerinde akademik kaygılar temel değerlendirme kriteri olarak kullanılır. Bu kapsamda modern deney setlerinden oluşan ölçme sistemleri, mekanik, akışkan, ısı transferi, kontrol ve titreşim laboratuvarları mevcuttur. Bu laboratuvarlarımızda 3 boyutlu yazıcılar, rüzgar tüneli ve mekanik test aletleri bulunuyor. Hemen hemen tüm test sistemleri bilgisayar kontrollü ve veri toplama sistemleriyle donatılmıştır. Bunlara ek olarak 60 öğrencinin kullanabileceği bir laboratuarımızı, bilgisayar destekli teknik resim dersleri için ayırdık ve burada eğitim için Solid Works yazılımını kullanıyoruz. Okulun tüm mekanlarında kablosuz internet bağlantısı mevcuttur ve laboratuvar eğitim alanlarımız dahil olmak üzere dersliklerimizin hepsinde yüksek çözünürlüklü datashow sistemleri vardır.

Makine mühendisliği eğitimi almak isteyen bir öğrencinin TED Üniversitesi’ni seçmesindeki temel nedenleri sıralayabilir misiniz?

TED Üniversitesi’ni mühendislik alanında diğer üniversitelerden ayıran temel özelliklerden birisi öğrenci odaklı eğitimdir. Eğitimdeki bu temel özellik sadece sözde kalmayıp kuruluş aşamasından itibaren üniversitenin temel felsefesi haline gelmiştir. Bu yapı, öğrencilerin aktif bir şekilde eğitime katıldığı ve öğrenme sürecini okulda bizzat katılarak gerçekleştirdiği bir süreç olarak kurgulanmıştır. TED Üniversitesi’nin bir diğer temel özelliği; öğrencilerinin “liberal arts” diye tanımladığımız ve bugünün dünyası için çok önemli olduğunu düşündüğümüz sanat, sosyal bilimler, hukuk gibi mühendislik dışı konularda da bilgi ile deneyimlerini artırmak üzere zorunlu derslerin ve en önemlisi bu öğeleri içeren bir eğitim modelinin olmasıdır. Bölümümüzü benzeri diğer bölümlerden ayıran bir diğer özelliğimizse eğitim programındaki felsefemizden kaynaklanıyor. Buna göre tasarım içerikli eğitim bileşenleri ve laboratuvar dersleriyle uygulamaları tüm sınıflardaki eğitimin öğeleri durumundadır. Derslerde ikinci sınıftan başlayarak ucu açık tasarım içerikli çalışmalar gerçekleştiriliyor ve öğrencilerin takımlar halinde bu projelerde çalışmaları sağlanıyor. Deney dersleri ve derslerdeki deneysel uygulamalar bizzat öğrencilerinin gerçekleştirdiği çalışmalardan oluşuyor. Bazen öğrencilerin deney tasarımı yapmalarını beklediğimiz bu dersler, öğrencileri ilerdeki meslek yaşamlarına doğru bir şekilde taşımanın bir aracı olarak kabul ediyoruz. Bunların dışında bizim daha iyisini yaptığımıza inandığımız yüzde 100 ingilizce eğitim, ders materyallerinin tamamen İngilizce olması, derslerde uluslararası büyük yayın evlerinin İnternete dayalı çevrim içi eğitim modüllerinin kullanımı, öğrencilere sağlanan sosyal ve kültürel olanaklar da programımızın diğer önemli özellikleri arasındadır.

Robot el projesi kapsamındaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

İnovasyon ve sentezleme gücüne yönelik eğitim öğeleri de bizi diğer üniversitelerden ayıran temel özellikler arasındadır. Bu konuya örnek olarak öğrencilerimizin üniversitemizin sosyal inovasyon merkeziyle birlikte geliştirdiği bir “Robot El Projesi” söz konusudur. Bu proje kapsamında öğrencilerimiz, ekonomik durumu uygun olmayan ailelerden gelen ve eli olmayan çocuklar için bir robot el tasarlıyor ve çalışan bu kolu 3 boyutlu yazıcı yardımıyla basıp montajını yaparak ilgili çocuğumuzun hayatını kolaylaştırma noktasında bir görev üstleniyorlar.

Yurt dışı öğrenci değişim programları çerçevesinde öğrencilerinize ne tür imkanlar sunuyorsunuz?

Üniversitemizde bir uluslararası programlar ofisi bulunuyor. Bu ofis bir yandan üniversitemize yabancı öğrencileri getirmek için çalışırken diğer yandan bazı karşılıklı öğrenci değişim programları aracılığıyla öğrencilerimizin belli sürelerle yurt dışına gidişini de organize ediyor. Erasmus Programı’nda aktif bir şekilde yer alan TED Üniversitesi olarak öğrencilerimizi Avrupa’nın değişik üniversitelerine yolluyor ve öğrencilerin o üniversitelerde bir ya da iki sömestr boyunca eğitim almasını sağlıyoruz.

Makine mühendisliği öğrencileri sanayiyle koordineli çalışma yapma şansına sahip mi? Sağladığınız staj olanakları nelerdir?

Okulumuz, öğrencilerine mesleklerinin gereklerini yerine getirebilecekleri bir yerde staj yeri bulma garantisi veriyor. Öğrenciler genelde hem gittikleri işletmelerden ve buradaki eğitimlerinin uygulama kısmını bizzat deneyimlemiş olmaktan oldukça menun olduklarını bizlere aktarıyor. Öğrenciler stajla ilgili hazırladıkları bir İngilizce raporu izleyen dönem içerisinde hazırlayarak teslim ediyor ve bu konuda yine kendilerinin hazırladıkları bir sunumu diğer öğrencilerle paylaşıyorlar.

Bölümünüz bünyesinde gerçekleştirdiğiniz veya gerçekleştirmeyi planladığınız sanayi projeleriyle ilgili bilgi verir misiniz?

Bölümümüzde iki adet sanayi projesi yürütüyoruz. Bunlardan ilkinde bir öğretim üyemiz projesi kapsamında TUSAŞ firması için helikopter projelerinde kullanılabilecek yüksek çözünürlüklü akış simülasyon teknolojileri geliştiriyor. Ayrıca mühimmatların uçaklardan güvenli bir şekilde bırakılması için çalışmalar yürütüyor. Diğer bir öğretim üyemiz, helikopterlerin ileri kompozit panelleri için bir tasarım metodolojisi geliştirmek üzere TUSAŞ tarafından yürütücü olarak seçildi ve ayrıca helikopterlere kuş çarpmasıyla ilgili çalışmalar da yapıyor. insan vücudundaki bazı protein moleküllerinin biyomekanik olarak modellenmesiyle ilgili TÜBİTAK destekli bir araştırma projesi de bir diğer öğretim üyemiz tarafından başarıyla tamamlandı.

Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının üniversitelere bakışını nasıl yorumluyorsunuz? Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında nasıl bir algı farklılığı gözlemliyorsunuz?

Türkiye’deki sanayi kuruluşları ağırlıklı olarak üretim yapan firmalardan oluşuyor. Yabancı firmaların geliştirdiği ürünleri imal etmek şeklinde tanımlanabilecek bu emek-yoğun çalışmalarda söz konusu faaliyetin katma değeri maalesef çok düşük kalıyor. Bugünün dünyasında özellikle gelişmiş ülkelerde durum ise katma değeri yüksek bilgi ve teknoloji-yoğun ürün geliştirme noktasında karşımıza çıkıyor. Yetişmiş insana ve teknolojiye fedakarca yatırım yapmayı gerektiren bu yaklaşımı sanayimizin tam anlamıyla benimsediğini söylemek maalesef mümkün değil. Devletin bu konudaki desteğine rağmen henüz Ar-Ge konusunda istenen seviyeye geldiğimizi söyleyemeyiz. Bu konuda toplum olarak daha çok çaba göstermemiz gerekiyor.