Skip to content

YATIRIM

EYLÜL 2018 SAYI: 124

Teşvikli Yatırımın Yüzde 54’ü İthal Makineye Gidiyor

TİCARET BAKANLIĞI VERİLERİNE GÖRE, OCAK-AĞUSTOS DÖNEMİNDE TÜRKİYE’DE 98,8 MİLYAR TL TUTARINDA TEŞVİK BELGELİ YATIRIM YAPILIRKEN, BU YATIRIMLAR KAPSAMINDA 12,6 MİLYAR DOLARLIK MAKİNE TEÇHİZAT İTHALATI YAPILMASI DİKKAT ÇEKİYOR.

DÜNYA Gazetesi’nin Ticaret Bakanlığı verilerinden derlediği verilere göre, teşvik belgeli yatırımlar kapsamında, yatırımcıların kullandıkları ithal makine ve teçhizatın bedeli, kurlardaki yükselişe bağlı olarak yatırım tutarının yarısını geçerek, Ağustos ayı itibarıyla yüzde 74,4’e kadar yükselmiş durumda. Ocak-Ağustos döneminde Türkiye’de 98 milyar 759 milyon TL tutarında teşvik belgeli yatırım yapılırken, bu yatırımlar kapsamında 12 milyar 642 milyon dolarlık makine-teçhizat ithalatı yapılmış.

DÜNYA Gazetesi’nde yayımlanan habere göre, Türkiye’de yerlileşme konusunda ne kadar adım atılırsa atılsın, fiiliyatta yerli sanayicilerin bile ağırlıklı olarak ithal ürün kullanması dikkat çekiyor. Ocak-Ağustos döneminde Türkiye’de 98,8 milyar TL’lik teşvik belgeli yatırımda 12,6 milyar dolarlık makine-teçhizat ithalatı yapılması, bunun en somut kanıtı. Teşvik belgelerinin yayımlandığı ayların ortası itibarıyla Merkez Bankası döviz satış kurlarından yapılan hesaplamalar uyarınca, sekiz aylık dönemde 12,6 milyar dolarlık ithal makine teçhizatın karşılığı ise 53 milyar 324 milyon TL’ye ulaşmış durumda. Başka bir ifadeyle, teşvik belgeli yatırımların yüzde 54’ü kadar ithal makine ve teçhizat kullanılmış. Bir yatırım için teşvik belgesi düzenlenmiş olması yatırımın hemen gerçekleşmesi anlamına gelmiyor ancak yatırım kapsamında ithal makine teçhizata yönelik vergi muafiyetinden yararlanabilmek için önce yatırım teşvik belgesi düzenlenmesi gerekli.

2018 yılında teşvik belgeli yatırımların aylar itibarıyla incelendiğinde ise kurlarda hareketliliğin henüz yaşanmadığı yılın ilk yarısında, Şubat ayı hariç olmak üzere, ithal makinenin toplam yatırıma oranı yüzde 36,6 ile yüzde 41,1 arasında değiştiği görülüyor. Şubat ayında ise teşvik belgeli yatırımda ve ithal makinede olağanüstü artış yaşanmıştı. Bu ay 25 milyar 589 milyon liralık yatırım kapsamında 5 milyar 90 milyon dolarlık ithal makine ve teçhizat kullanımı öngörülürken, makinenin yatırıma oranı yüzde 75’i bulmuştu.

Geçtiğimiz yıl ise kurda çok hareketlilik yaşanmadığı için ithal makine-teçhizatın sabit yatırıma oranı yüzde 22,9 ile yüzde 42,1 arasında değişmişti. Yılın tamamında 174 milyar 620 milyon dolarlık yatırım kapsamında 14 milyar 291 milyon dolarlık ithal makine ve teçhizat kullanımı öngörülürken, bunun TL karşılığı belgelerin alındığı aylardaki kur seviyesine göre 52 milyar 20 milyon TL olarak hesaplanmış; makinenin yatırıma oranı ise ortalama yüzde 29,8 seviyesinde gerçekleşmişti.

“İTHALATA BAĞIMLI DEĞİLİZ, KATMA DEĞERİ EN YÜKSEK İMALAT SEKTÖRÜYÜZ”

Öte yandan, Makine İhracatçıları Birliği Kutlu Karavelioğlu da DÜNYA Gazetesi’nde yayımlanan röportajında ithal makine kullanımının yüksekliğine işaret ederek, “İlk sekiz ayda 12,6 milyar dolarlık makine ithal edilmiş, yazık. Yıkama kurutma, klima, soğutma, gıda, kazanlar, tarım makinelerimiz pozitif veriyor. Motorlarda, tekstil makineleri ve rulmanlarda hak ettiğimiz yerde değiliz henüz. İthalatın büyük kısmının yapıldığı büro makineleri ile kâğıt ve matbaa makinelerinde ise zayıfız. İthalata bağımlı deniliyor bizim sektör için, tam tersi. Katma değeri en yüksek imalat sektörüyüz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Öte yandan, dünya makine ihracatı halen 2 trilyon doların üzerinde seyrediyor ve bunun yarıdan fazlasını Çin, Almanya, ABD, Japonya ve İtalya üstleniyor. Küresel makine ticaretinde Türkiye ise ithalatta 22’nci, ihracatta 29’uncu sırada bulunuyor. 2001’den beri yaşanılan üç krize rağmen, ortalamada her yıl yüzde 15 ihracat artışı sağlayan Türkiye, 16 yılda makine ihracatını dokuza katlamış durumda. Bu yılın ilk sekiz ayında da yüzde 20 artışla 11,5 milyar dolara ulaşıldı. Dünya makine ihracatı ortalama yüzde 10 artarken, Türkiye’nin Makinecileri son üç yılda yüzde 20 artış gerçekleştiriyor ve bunun en az yarısının değer artışından geliyor olması önem arz ediyor