Skip to content

MAKALE

AĞUSTOS 2012 SAYI: 51

TÜBİTAK’ın Özel Sektöre Yönelik Sanayi, Ar-Ge ve Yenilik Destekleri

TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB), ülkemiz özel sektör kuruluşlarının araştırma-teknoloji geliştirme ve yenilik faaliyetlerini desteklemek ve bu yolla Türk sanayisinin araştırma-teknoloji geliştirme yeteneğinin,yenilikçilik kültürünün ve rekabet gücünün artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla kurulmuştur.

Ülkemizin ekonomik ve sosyal refahını artırmak için özel sektör kuruluşlarının araştırma-teknoloji geliştirme ve yenilikçilik yeteneği ile rekabet gücünü yükseltmek, ülkemizde girişimcilik kültürünün oluşmasına katkıda bulunmak,sanayi kuruluşlarının kendi arasında ve üniversitelerle daha yakın işbirlikleri ve ortaklıklar sağlamasını teşvik etmek amacıyla proje esaslı araştırma-teknoloji geliştirmeye kaynak ayrılmasını özendirecek,risk paylaşımlı destek programları TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) tarafından yürütülmektedir.

TEYDEB tarafından sağlanan destek programları kapsamında, sektör ve büyüklüğüne bakılmaksızın özel sektör kuruluşlarının araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilik faaliyetlerine proje esaslı olarak hibe destekler sağlanmaktadır.

Bu programlar kapsamında bilimsel ve teknolojik bilgiyi, ürüne, sürece, yönteme veya sisteme dönüştürme aşamalarında yapılacak; teknoloji ve yenilik odaklı araştırma, geliştirme, iyileştirme faaliyetlerine ilişkin proje önerileri değerlendirilmekte,izlenmekte ve geri ödemesiz olarak desteklenmektedir.

Söz konusu destek programlarında yenilikçiliği hedefleyen Ar-Ge projelerinin desteklenmesi, sanayinin uluslararası rekabet gücünü geliştirecek en önemli araç olarak görülmektedir.

Bu programlar ile özel sektörün Ar-Ge’ye kaynakayırması, firmaların kendi aralarında veya üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla yapacakları işbirlikleri ile çağımızın en önemli ekonomik gelişme kaynağı olan bilimsel ve teknolojik birikimin toplumsal faydaya (ürüne) dönüştürülmesi süreci desteklenerek Ar-Ge’ye dayalı yenilikçiliğe daha fazla yatırım yapılması teşvik edilmektedir.TEYDEB 1995 yılından 2011 yılı sonunakadar özel sektöre 2.5 milyar TL hibe desteği sağlayarak toplam 4.7 milyarTL’lik Ar-Ge hacmi oluşturmuştur.

Bu süreçte yaklaşık 14 bin proje başvurusundan 8 bin 500’e yakını desteklenmiş ve bunlardan 5 bin 500’den fazlası tamamlanmıştır. Firmalara ödenen toplam 2.5 milyar TL’lik hibe desteğinin yarıdan fazlası son dört yılda gerçekleşmiştir.Proje başvuru sayısında İstanbul,Ankara, Bursa ve İzmir ön sıralarda yer almaktadır.

Ayrıca sanılanın aksine KOBİ ölçeğindeki firmaların aldığı pay son yıllardahızlı bir artış göstermektedir. Proje başvuru sayısında KOBİ ölçeğindeki firma oranı, son üç yıllık ortalama yüzde 80’lerde olup, grafikte de görüleceği gibi sağlanan hibe desteğinde de hızlı bir yükseliş trendi göstererek 2012 yılı ilk yarısında yüzde 60 oranına çıkmıştır.

2012 yılı hedeflerimiz arasında, KOBİ’lerin Ar-Ge kapasitesi ve yetkinliklerinin artırılması başlığı altında; TEYDEB bütçesi içerisinde KOBİ’lere ayrılan kaynak oranının artırılması ve büyük bütçeli projelerde KOBİ’lerin alt yüklenici olarak projelerde yer alması zorunluluğu ve kota getirilmesi ile sanayi Ar-Ge başlığı altında özellikle özel sektör,kamu ve akademik işbirliğini teşvik eden mekanizmalar ve ortamın geliştirilmesi gibi konularda çalışmalarımız devam etmektedir.

Amacımız daha fazla ve nitelikli KOBİ’nin Ar-Ge süreçlerine dahakolay dahil olmasını sağlayacak avantajlarıKOBİ’ler lehine sunmaktır. Aşağıdaana başlıklarını verdiğimiz yeni programlarımız bu amaçla kurgulanmış olup,mevcut programlarımızda bu konuda gerekli düzenlemeler ve iyileştirmeler yapılmıştır.

 

TEYDEB Destek Programları

Özel sektör kuruluşlarının araştırma,teknoloji geliştirme faaliyetlerini proje esaslı olarak desteklemek, özendirmek,izlemek ve üniversite-sanayi ilişkilerini geliştirmek TÜBİTAK’ın temel işlevleri arasındadır. Bu işlevleri gerçekleştirmek amacıyla oluşturulan TEYDEB sektörler bazında altı ayrı grup altında yapılanmış bulunuyor. Bu gruplar aşağıda listelenmiştir:

• Bilişim Teknolojileri Grubu (BİLTEG)

• Biyoteknoloji, Tarım, Çevre ve GıdaTeknolojileri Grubu (BİYOTEG)

• Elektrik, Elektronik Teknolojileri Grubu(ELOTEG)

• Ulaştırma, Savunma, Enerji ve TekstilTeknolojileri Grubu (USETEG)

• Makine, İmalat Teknolojileri Grubu(MAKİTEG)

• Malzeme, Metalurji ve Kimya Teknolojileri Grubu (METATEG)

TEYDEB tarafından yürütülen programlar aşağıda listelenmektedir:

• 1501 - TÜBİTAK Sanayi Ar-Ge ProjeleriDestekleme Programı

• 1503 - TÜBİTAK Proje Pazarları DesteklemeProgramı

• 1505 - TÜBİTAK Üniversite-Sanayiİşbirliği Destek Programı (YENİ)

• 1507 - TÜBİTAK KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı

• 1509 - TÜBİTAK Uluslararası SanayiAr-Ge Projeleri Destekleme Programı

• 1511 - TÜBİTAK Öncelikli AlanlarAraştırma Teknoloji Geliştirme ve YenilikProjeleri Destekleme Programı (YENİ)

• 1512 - TÜBİTAK Bireysel GirişimcilikAşamalı Destek Programı (YENİ)

TEYDEB tarafından yürütülmekte olan programlara ait mevzuat, başvuru dokümanları,kılavuzlar ve her bir aktif çağrılı projelerin çağrı kapsamları ve çağrılı programlar için çağrı tarihlerine http://www.teydeb.tubitak.gov.tr ve http://eteydeb.tubitak.gov.tr adreslerinden ulaşılabilmektedir. Destek programları başvuruları, elektronik ortamda http://eteydeb.tubitak.gov.tr adresindeki çevrimiçi (online) Proje Değerlendirme ve İzleme Sistemi (PRODİS) uygulaması üzerinden yapılmaktadır.

Projelerden Beklenen Hedef veAşamalarTÜBİTAK TEYDEB bünyesinde özel sektöre yönelik yürütülen Ar-Ge destek programlarına yapılan proje başvurularında proje hedefleri olarak; yeni ürün geliştirilmesi, ürün kalitesi veya standardının yükseltilmesi, maliyet düşürücü ve standart yükseltici yeni tekniklerin geliştirilmesi, yeni üretim teknolojilerinin geliştirilmesi beklenmekte ve bu kapsamdaki Ar-Ge projeleri desteklenmektedir.

TÜBİTAK TEYDEB destek programları kapsamında desteklenen Ar-Ge aşamaları kavram geliştirme, teknolojik/teknik ve ekonomik yapılabilirlik etüdü, geliştirilen kavramdan tasarıma geçiş sürecinde yer alan laboratuvar ve benzeri çalışmalar,tasarım, tasarım geliştirme ve tasarım doğrulama çalışmaları, prototip üretimi, pilot tesisin kurulması, deneme üretimi ve tip testlerinin yapılması olarak belirlenmiştir.

TÜBİTAK TEYDEB destek programları kapsamında desteklenen gider kalemleri ise genel olarak şu şekilde belirlenmiştir:Personel giderleri; alet, teçhizat, yazılımve yayın alımları; danışmanlık hizmeti ve diğer hizmet alımları; üniversitelere yaptırılan Ar-Ge hizmet giderleri; malzemeve sarf giderleri; seyahat giderleri;yeminli mali müşavir giderleri; proje hazırlatma giderleri; bursiyer ödemeleri,proje teşvik ikramiyesi, proje kurum hissesi.Proje toplam bütçesinin yüzde 25’i kadar ve en fazla 500.000 TL ön ödeme yapılabilmektedir.

Hangi Projeler Desteklenmez ?

TÜBİTAK TEYDEB tarafından, genel olarak, aşağıda belirtilen özelliklere sahip projelerin desteklenmesi uygun bulunmamaktadır. Ar-Ge ve yenilikçi yönü zayıf, fonksiyonel değişiklik içermeyen rutin mühendislik uygulamalarını içeren projeler; sadece şekil ve estetiğe yönelik değişikliklerden ibaret projeler;araştırma geliştirme faaliyeti içermeyen ağırlıklı olarak üretim altyapısına yönelik yatırım projeleri; proje Ar-Ge faaliyetlerinde firmanın özgün katkısının sınırlı olduğu ya da hiç olmadığı projeler; kazanılmış Ar-Ge yeteneğinin tekrarını içeren projeler;

güncel teknolojinin gerisinde kalmış çalışmaları içeren projeler; proje bilgilerinin değerlendirmeyi sonuçlandırıcı yeterlilikte ve belirginlikte olmayan projeler; proje Ar-Ge sistematiğinin olmadığı veya yetersiz olduğu projeler;proje ekibinin nitelik veya nicelik olarak projeyi gerçekleştirecek yeterlilikte olmayan projeler; firma Ar-Ge altyapısının proje faaliyetlerini yürütmek için yetersiz olması; proje çıktısının ekonomik yarara dönüşebilir nitelikte olmayan projeler;TÜBİTAK TEYDEB destek programlarında Ar-Ge faaliyetleri dışında kalan, üretim,satış, pazarlama ve organizasyonayönelik faaliyetler desteklenmemektedir.

Makine İmalat Sektörü Avrupa Birliği Komisyonunca hazırlatılanraporlarda, makine sektörü, mühendislik sanayilerinin önemli bir bölümüdür ve Avrupa Birliği ekonomisinin başlıca dayanağı ve önemli temel direğidir ifadesiyer almaktadır.

Makine sanayii; gıdasanayii, tekstil, mobilya, otomotiv, gemiinşa, malzeme taşıma, tarım, inşaat,nakliye, kimya, tıbbi ekipmanlar, elektronik,uzay-havacılık, savunma sanayileri gibi bütün önemli sektörlerin verimliliğini etkilemektedir.

Bütün sanayi kollarının performansı son derece etkin çalışan Avrupa makine sektörüne bağımlı durumdadır.Ülkemiz gelişmekte olan her ülke gibi kendi ihtiyaçlarını yerli olarak karşılayabilmek,dünya pazarlarına ürün sunabilmek için üretim yapmak zorundadır.Üretim yapmak için de makinelere ihtiyaç vardır. Dolayısıyla makine imalatı,özellikle de makine imal eden makinelerin imalatı ülkelerin gücünde belirleyici bir role sahiptir.Ekonomik ve sosyal gelişmenin kaynağıolarak Ar-Ge’ye dayalı yenilikçiliğe(inovasyon) daha fazla yatırım yapma düşüncesi özellikle son 25 yıldır tüm dünyada kabul görmüştür.

ABD, Japonya,Almanya, İsveç gibi ekonomisi güçlüülkelerce benimsendiği kadar sonradanbüyük ilerleme gösteren Güney Kore,İrlanda, İsrail, Finlandiya gibi ülkelerinde başarısının arkasındaki neden, buyaklaşımın politika haline getirilerek kararlılıkla uygulanmasıdır.Ülkemiz makine sektörü, nitelikli ve genç insan gücünün fazlalığı ve işçilik maliyetlerinin nispeten ucuz olması ile oldukça rekabetçi bir potansiyele sahiptir. Son yıllarda ülkemiz makine sektörü oldukça önemli gelişmeler kaydetmiş ve birkaç yıl öncesine kadar ülkemizde üretilmesihayal olarak görülen pek çok ileri teknolojiürünü makine ve ürün bugün rahatlıklaüretilebilir hale gelmiştir.

Otomotivkonusunda önceleri sadece montaja yönelik olan yatırımlarımız artık çeşitlimodeller için dünyadaki tek üretici olmak onumuna ulaşmış ve ülkemiz kendi imkanları ile imalat tesisini kurabilir,hatta kendi araç tasarımlarını yapar hale gelmiştir. Kalite konusundaki sıkıntılarını aşan ülkemiz makine üreticileri dünyanın dört bir yanına yıllarca güvenle kullanılan makinelerini ihraç etmektedirler.

Makine Sektörü , Ar-Ge ve Yenilik Faaliyetleri TEYDEB proje başvurularında yüzde 27 ile makine imalat sektörü ilk sıradadır.Özellikle son dört yılda makine imalat sektörünün TÜBİTAK’a proje başvuru sayısında ciddi bir artış gözlemlenmiştir.2007 yılında TÜBİTAK’a yapılan başvurularının yaklaşık yüzde 20’si makine imalat sektöründen gelirken 2011 yılı itibari ile bu oran yüzde 27’ye ulaşaraken hızlı yükselen sektör olmuştur.

Proje önerilerindeki artışlara paralel olarak başvuru yapan kuruluş sayılarında da ciddi artış gözlemlenmektedir. Özel sektörde Ar-Ge kültürünün özümsenmesi ve bu kültürün yerleşmesi zaman alıcı bir süreç olup, TÜBİTAK’ın proje destekleri ile bu süreç hızlanmakta ve sistematik Ar-Ge yapabilen firmalarımızın sayısı hızla artmaktadır.Ar-Ge ve yenilikçiliğin ana hedefi, rakiplere göre önde olmak ve önde kalmaya devam etmek olarak yorumlanmalıdır.

Günümüzde bilgiye ve dolayısıyla teknolojiye hakim olan toplumlar, aynı zamanda dünya ticaretine de hükmetmektedir.Bilgiye ve teknolojiye ise ancak Ar-Ge çalışmaları ile hakim olunabilir. Bu doğrultuda, makine imalat sektörümüzün Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vererek katma değeri yüksek, yenilikçi ve özgün ürünler ortaya koymayı hedeflemelidir.İhracatın artırılabilmesi için markalaşma ve markanızın kalite, güvenilirlik, hızlıve yaygın servis hizmeti ile kanıtlanması zorunludur. Makine ihracatı bir anlamda teknoloji ihracatıdır ve teknolojik bağımlılık doğurduğundan tekstil veya gıda ürünleri gibi tek kullanımlık ürünlerin sektörüne benzememektedir.

Orta Doğu ülkeleri, Kuzey Afrika ülkelerive komşu ülkelerimiz bu anlamda ihracat için bir fırsat oluşturmaktadır.Bu pazarlar makine açısından hala bakir ve kolaylıkla girilebilir durumdadır. Bu başarılırsa makine ihracatımız da önemli ölçüde artacaktır, aksi takdirde ithalat/ihracat dengemiz sürekli ithalat yönünde artmaya devam edecektir.Ülkemiz makine ihracatının yüzde 60’ı AB ülkeleri ile ABD ve Kanada gibi gelişmiş ülkelere yöneliktir. Bu gelişmiş pazarlarda yer edinmenin en önemli şartı; güncel teknolojileri kullanmak,mevcut tasarımları müşteri beklentilerine göre geliştirmek, kaliteye önem vermektir.

Makine imalat sektörü, kalıcıve süreklilik arz eden Ar-Ge yapılanmasıve bilinci ile güncel teknolojileri veyenilikleri uygulayan, kaliteli, farklı hedefpazarların standardları ile uyumlu, güvenilir makineler imal etmeli ve imalatta müşteri isteklerine cevap verecek esnek üretim metotlarını uygulama yeteneğine sahip olmalıdır. Şüphesiz bunlar kurumsalbir Ar-Ge çalışması ile mümkündür.Firmaların uzun vadeli ve kalıcı rekabet sağlayabilmek için gerekli kaynakları ayırıp Ar-Ge’ye gereken önemi ve önceliğivermesi gerekmektedir.

Ürün geliştirme veya yeni ürün tasarımı Ar-Ge çalışmaları ile yapılır. Ar-Geçalışmaları bu sektörün gelişmesinde,teknolojisinin yenilenmesinde önemli birrol oynar. Makine imalat sanayi sektörü genel olarak KOBİ nitelikli şirketlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla öncelikle sorunları diğer sektör KOBİ firmalarına benzer sorunlardır. Ar-Ge açısından budurum, KOBİ’lerin Ar-Ge harcamalarına fon ayırma zorluğu ancak TEYDEB gibi kamu desteklerinden sağlanacak Ar-Ge teşvikleri ile aşılabilir.

Sonuç

Sonuç olarak sektör firmalarına önerilerimizi aşağıdaki başlıklar altında toplayabiliriz:

• Ar-Ge ve inovasyonun ana hedefi,rakiplere göre önde olmak ve önde olunan konumu koruyabilmek ve farklılık yaratmak olarak yorumlanmalıdır.Rekabet gücüne sahip olabilmek için kendi özgün patentli ürünümüzle markalaşmaya yönelmemiz gerekmektedir. Makine imalatçılarınınsadece üçte biri ayrı bir Ar-Ge birimine sahiptir. Sınai mülkiyet haklarının korunmasına önem verilmeli,özellikle yeni geliştirilen, rakiplerin imal ettiklerine göre belirli farklılıkları olan makineleri için mutlaka faydalı model tescilleri yaptırılmalı ve patent alınmalıdır.

Makine imalatüreticilerinin yüzde 64,5’inde herhangibir tescilli marka, patent veya faydalımodelin bulunmadığı dikkate değerbir konudur. Makine imalatçıları arasında patenti olanlar ise sadece yüzde8,1’dir. Faydalı model sahibi firma ise sadece yüzde 6,1’dir. Ancak tescilli marka, patent veya faydalı model alabilme kapasitesinin ise üretici ve ihracatçıların yüzde 60’ında mevcut olduğu üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır.

• Günümüz rekabet ortamında kurumsal işletmelerin, işletme maliyetlerinin yüksekliği dolayısı ile fason üretimde bu tip firmalarla rekabet etmesi mümkün değildir.İşletmelerimizin fason üretim yerine katma değeri yüksek özgün ürünlere yönelmeleri gerekmektedir. Fason üretimde ürüne sahip olunamadığı için, kar marjımız ve pazarlık payımız çok düşük kalmaktadır. Özgün ve katma değeri yüksek ürüne ancak Ar-Ge faaliyeti ile sahip olunabilir.

Sektördeki işletmelerin yüzde 85’inin nihai ürün üretmediği dikkati çeken önemli sorundur. Ayrıca yeni imalat teknolojilerinin kullanımı ve imalatta gelişmişyönetim teknolojilerinin uygulanması zorunluluğu bulunmaktadır.

• Sektördeki istihdamın yüzde 1,5’unu mühendis, yüzde 70’ini niteliksiz eleman olarak gözüken sektörde gelişimin ancak nitelikli eleman istihdamına bağlı olduğu unutulmamalıdır.Gelişmiş ülkelere göre maliyet düşüklüğü;işçilik yanında mühendisliğin de ucuz oluşu nedeniyle yüksek maliyetler yüzünden rekabet gücü azalan Avrupa ülkelerindeki bazı firmaların,ülkemiz firmaları ile işbirliği arayışı içinde olmaları; bu konudaki faaliyetlerin artırılması gerekmektedir.

• Firmalarımızın gelişmiş ülkelerdeki firmalara göre, risk alma konusuna daha yatkın olmaları nedeniyle ticari anlamda kullanılan risk almanın,Ar-Ge faaliyetlerinde de gösterilmesi gerekmektedir. Makine imalatçılarının yüzde 58’inde Ar-Ge çalışmaları yapılıyor olması avantaj olup bu faaliyetlerin kalıcı ve daha nitelikli hale getirilmesi gerekmektedir.

• Yapılan araştırmalara göre imalat sanayiinin katma değerinin yaklaşık yüzde 70’ini düşük ve orta-düşük teknoloji gruplarından sağladığı görülmektedir.Bu durum sektör firmalarının orta-yüksek ve ileri teknoloji gruplarına yönelmeleri gerektiğini göstermektedir. AB ülkelerindeki birçok firmanın, yüksek maliyetler nedeni ile ileri teknoloji kullanan makine imalatına yönelmesi, buna karşın ülkemiz firmalarının bir kısmının orta ve orta-yüksek teknolojili makine imalatında iyi bir performansgöstermeleri nedeniyle bu konularda pazar araştırmalarının sürdürülmesi gerekmektedir.

Gelişmiş ve yeniteknolojilere açık, uyum yeteneğiy üksek, genç ve dinamik bir nüfusun mevcut olmasının da avantajlarının bu alandaki arayışlarda kullanılması gerekmektedir.

• Güncel teknolojileri ve yenilikleri uygulayan, kaliteli, farklı hedef pazarlarınstandardları ile uyumlu, güvenilirmakineler imal edilmeli, imalatta müşteri isteklerine cevap verecek esnekimalat yapılmalıdır. Sektörde yeralan İşletmelerin büyük çoğunluğununKOBİ olmasından dolayı bu durumunsağladığı esneklik ile ekonomide ve pazar şartlarındaki değişmelere daha kolay uyum sağlama imkanının kullanılması gerekmektedir.

• Ülkemizdeki girişimcilerin en azından bazı konularda ortak hareket etme,örneğin büyükçe ölçekli araştırma projelerinde ortak hareket konusuna sıcak bakmaları gerekmektedir. Artan rekabet koşulları karşısında kapanma durumuna gelmek yerine ortaklıklara girişilmesi gerekmektedir. Rekabet öncesi işbirlikleriyle pahalı bazı temel Ar-Ge ve test faaliyetlerinin maliyet yükü paylaşılabilir.

• Sektördeki birlik, derneklerin ve odaların ortak hareket ederek, rekabet öncesi işbirliklerinin sağlanması yolundaetkin olmaları gerekmektedir.Bu sayede ürün öncesi temel araştırmalarınfirmalara daha az maliyetlere ulaştırılması sağlanabilecektir. Ayrıca sağlanan işbirlikleri ile kamu ve diğer kurumlardaki sektörün sorunlarına yönelik çözüm arayışlarında önemli bir güç birliği ve sinerji yaratılabilecektir.

• Sektördeki birlik, derneklerin ve odaların bünyesinde sektör firmalarına hizmet veren Ar-Ge ve tasarım ofisleri ile ulusal ve uluslararası teşvik ve destek sistemlerine kolay ulaşılabilmesini sağlayacak danışmanlık hizmetinin sağlanabileceği merkezlerin oluşturulması gerekmektedir.Böylece sanayicinin bu konulardaki zaman ve maliyet kaybı ile yanlış yönlendirilmeleri önlenebilecektir.

Firmalarımızın kendi ürünlerini tasarlamaları ve üretim teknolojilerine sahip olmalarında Ar-Ge yapma çalışmaları zorunluluğu bulunmaktadır. Firmaların Ar-Ge faaliyetlerine ilişkin teşvik ve hibe desteklerden azami faydalanma konusunda,gerektiğinde üniversitelerden veya deneyimli yetkin kişi ve kuruluşlardan danışmanlık hizmeti almaları önerilmektedir.

Araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile ülke sanayimizin tüm sektörlerinin kendi özgün tasarımlarına sahip ürünlerini geliştirmeleri, böylelikle ürünlerine veya üretim yöntemlerine ait teknolojilere sahip olmaları ve dünya ölçeğinde rekabet etmelerini sağlama yolunda TÜBİTAK olarak biz üzerimize düşen görevleri yapmaya devam edeceğiz.