Skip to content

AKADEMİK

MAYIS 2015 SAYI: 84

Türk Sanayisini İleriye Taşıyacak Yegane Unsur Eğitimli Nesillerdir

Ege Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi bünyesinde 1968 yılında eğitim-öğretime başlayan makine mühendisliği bölümü, 1982 yılında Dokuz Eylül Üniversitesinin kurulmasından sonra bu üniversitenin mühendislik- mimarlık fakültesine bağlandı. Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünde; 13 profesör, 11 doçent, sekiz yardımcı doçent, iki öğretim görevlisi, 15 araştırma görevlisi ve yedi teknik personel görev alıyor. Mesleğinin etik sorumlulukları, evrensel ve toplumsal etkileri hakkında bilinçli, çağın sorunlarına duyarlı makine mühendislerini sanayinin hizmetine sunmak için çalıştıklarını ifade eden Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ramazan Karakuzu; bölümün yapısı, mühendislik eğitiminde uyguladıkları temel prensipler ve sanayi kuruluşları ile birlikte sürdürdükleri projelerle ilgili bilgi verdi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü ne zaman kuruldu? Eğitimde belirlediğiniz temel hedefler nelerdi?

Ege Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesinin bir bölümü olarak 1968 yılında eğitimöğretime başladık. Bölümümüz 1982 yılında Dokuz Eylül Üniversitesinin kurulmasından sonra mühendislik-mimarlık fakültesine bağlandı. Bölümümüzde; enerji, konstrüksiyonimalat, makine teorisi ve dinamiği, mekanik, otomotiv ve termodinamik anabilim dallarında eğitim veriliyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü; 13 profesör, 11 doçent, sekiz yardımcı doçent, iki öğretim görevlisi, 15 araştırma görevlisi ve yedi teknik personelden oluşan güçlü bir eğitim kadrosuna sahiptir. Bölümümüz yüzde 30 “İngilizce Destekli Türkçe Program” şeklinde tanımlanan örgün ve ikinci öğretim eğitimlerini başarıyla sürdürüyor. Lisans programlarının yanında, fen bilimleri enstitüsü kapsamında; enerji, konstrüksiyon-imalat, makine teorisi ve dinamiği, mekanik, termodinamik ana bilim dallarında yüksek lisans ve doktora eğitimleri de veriliyor. Yurttaşlık sorumluluğu ve toplumsal gelişmeye katkı yapmayı ön planda tutarak nitelikli bir eğitim sunmak için çalışıyoruz. Temel ve gelişen alanlarda araştırmalar yaparak bilimsel-teknolojik gelişmelere katkıda bulunmak istiyoruz. Ülkemiz için öncelikli alanlara eğilerek endüstrinin gelişimine yardımcı olabilmek başlıca gayemizdir. Isıl ve mekanik sistemlerle ilgili mühendislik problemlerini tanımlayabilen; matematik, fen ve mühendislik bilgilerini, modern mühendislik araçları, analiz ile ölçme metotları kullanarak çözümler geliştirebilen kuşaklar yetişmesine aracılık ediyoruz. Üretim endüstrilerinde etkin takım çalışmasına yatkın, yazılı ve sözlü iletişim kurabilen, mesleki gelişme için gerekli altyapıya sahip, yaşam boyu öğrenme gerekliliğini kavramış, mesleğinin etik sorumlulukları, evrensel ve toplumsal etkileri hakkında bilinçli, çağın sorunlarına duyarlı, makine mühendislerini sanayinin hizmetine sunuyoruz.

Kuruluşundan bugüne bölümünüzde gelişim ve değişim yaşandı mı? Daha iyiye ulaşma noktasında önceliği hangi konulara verdiniz?

Bölümümüz 2005 yılında Mühendislik Değerlendirme Kurulu (MÜDEK) tarafından akredite edilmiştir. 2011 yılından bu yana da EURACE etiketine sahiptir. 2010 yılından itibaren de “Avrupa Yükseköğretim Alanı” içinde yer alan ülke vatandaşlarının yükseköğrenim görmesi veya çalışması amacıyla Avrupa’da kolayca dolaşabilmelerini sağlayan Bologna Süreci (Avrupa Yükseköğretim Alanı Uyum Çalışmaları) çalışmalarına başladı. Bu çalışmaların yanında, mezun olacak öğrencilere, 2011 yılından itibaren “Diploma Eki” verilebiliyor. Bu etiket, diploma eki uygulamalarını her bakımdan doğru şekilde gerçekleştirdiği tespit edilen yükseköğretim kurumlarına verilen saygın bir belge niteliğindedir. Ayrıca Dokuz Eylül Üniversitesinin, Eylül 2013 tarihinde yapmış olduğu AKTS Etiketi başvurusu, Avrupa Komisyonu tarafından değerlendirilmiş, başarılı bulunarak onaylanmış ve üniversitemiz Bologna Sürecinin önemli basamaklarından ikincisi olan, AKTS Etiketini (ECTS Label) almaya hak kazanmıştır. Bu etiket, yükseköğretim kurumlarına verilen uluslararası tanınırlık açısından önemli bir belgedir. Öğrencilerimiz Erasmus ve Mevlana Değişim Programları ile üniversitemizin anlaşmalı olduğu Avrupa ve dünyanın farklı ülkelerindeki üniversitelerde eğitimlerinin bir veya iki yarıyılını geçirebiliyor. Farabi Değişim Programıyla da Türkiye’de istediği üniversitelerde eğitimlerinin bir veya iki yarıyılını tamamlayabiliyor. Lisans programını başarıyla yürüten öğrencilerimiz endüstri, maden, metalurji- malzeme, tekstil mühendisliği bölümlerinde Çift Anadal Lisans Programı (ÇAP) yaparak çift diploma sahibi olmaya veya yandal programını tamamlayarak sertifika almaya hak kazanıyor. Son sınıftaki seçmeli derslerle de öğrencilerimizi mekanik ve ısıl tasarım opsiyonlaşmasına yönlendiriyoruz. Mekatronik, bilgisayar destekli mühendislik, kompozit malzemeler, nano akışkanlar, yenilenebilir enerji sistemleri ve otomotiv gibi güncel konularla eğitimimizi zenginleştiriyoruz. Öğrenciler için dersler kapsamında firmalara teknik geziler düzenliyoruz. Uygulamalı eğitim konusunda dünyanın önemli firmalarından biriyle ortak protokol imzaladık. Bölümümüzde kurulacak yeni bir laboratuvara robot, elektriksel ekipmanlar gibi sistemler bu firma tarafından sağlanacak. Mevcut dersler kapsamında ve gerektiğinde yeni seçmeli dersler açılarak öğrencilere uygulamalı eğitim verilecek. Ayrıca laboratuvarda firma elemanları ve sanayiden kişiler de eğitilecek. Bu konuda ortak bir merkez kurulmasını da planlanıyoruz.

Eğitim konularını oluştururken sanayiden gelen talepleri de dikkate aldınız mı? Teorik eğitimlerle pratik arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?

Eğitimi iyileştirme çalışmalarımız devam ediyor. MÜDEK akreditasyonu kapsamında 2004 yılında paydaşlarımızdan Endüstri Danışma Kurulu (EDK) oluşturuldu. Bu kurul alanında uzman mühendisler, sanayiciler, bölüm başkanı ile bölüm öğretim üyelerinin bir kısmından oluşuyor. Kurul toplantılarını bölümümüzde yapıyoruz. EDK görüşleri doğrultusunda eğitim müfredatımıza teknik ve sosyal zorunlu ve seçmeli dersler ilave edildi. Ayrıca dekanlık tarafından oluşturulan teknik ve sosyal seçmeli dersler havuzumuz var. Bu havuzlardaki derslere sanayiden gelen kişiler, diğer fakültelerden ve kendi fakültemizden öğretim elemanları tarafından destek veriliyor. Eğitim programımız her yıl gözden geçirilip yeni güncel seçmeli dersler müfredata ilave ediliyor. İsteyen öğrencilerimize ilk seneden mezun olana kadar “Dış Danışman” olarak adlandırdığımız sanayiden bir danışman atanıyor. Bu sistem Türkiye’de sadece bölümümüzde uygulanıyor. Konuyla “Dış Danışmanlık Komisyonu” birimimiz ilgileniyor. Öğrenci yılda en az iki kez dış danışmanının firmasını ziyaret ediyor. Sabahtan akşama kadar firmada kalıyor, firma hakkında bilgiler alıyor ve sanayinin havasını teneffüs ediyor. Dış danışman, öğrencinin staj yapacağı yeri ayarlama gibi değişik konularda öğrenciye yardımcı oluyor. Teorik eğitimin yanında öğrencilerimize son sınıfta “Makine Mühendisliğinde Ölçüm ve Analiz Laboratuvarı” dersi veriliyor. Bu ders kapsamında öğrencilerden 12 farklı deney yapması ve deney sonuçlarını irdeleyerek rapor hazırlaması isteniyor. Ayrıca grup çalışması olarak öğrencilere deney tasarım projesi veriliyor, öğrenciler deney tasarlayıp deneylerini tamamlıyor ve sonuçlarını raporlayıp sunuyor. Hazır bir deney düzeneği kullanılabildiği gibi yeni tasarımların imalatları gerçekleştirilip sonuçları yapılan analiz sonuçları ile karşılaştırılabiliyor. Araştırma projesinde öğrencilerden güncel konuları araştırmaları isteniyor, internetten veya bizzat sanayide yerinde gözlemle araştırmalarını sürdürmeleri bekleniyor. Mühendis adayları diploma projesiyle teorik deneysel bilgilerini birleştirerek tasarımlar yapabiliyor. Son zamanlarda öğrencilerimiz diploma projelerini gerçekleştirirken araştırma projelerine dahil oluyor veya uygulamaya yönelik projeler üstleniyor. Yılsonunda bölümümüzde diploma projeleri poster olarak sergileniyor. Ayrıca Makina Mühendisleri Odasının organizasyonunda İzmir ve Manisa’daki makine mühendisliği bölümlerinden öğrencilerin yaptığı bitirme projeleri odanın Tepekule Kongre ve Sergi Salonunda sergileniyor, sanayicilerin ve akademisyenlerin davet edildiği etkinlikte projeler görücüye çıkarılıyor. Projeler akademisyenler ve sanayicilerden oluşan bir jüri tarafından değerlendiriliyor ve Makina Mühendisleri Odası tarafından ilk üçe giren projeler ödüllendiriliyor. Bölümümüz öğrencileri geçen yıl pek çok ödüle layık görüldü. Uygulamaya yönelik olan “4 Eksenli CNC Freze Tezgahı”, “Üç Boyutlu Yazıcı” ve “Doğrudan Metanol Yakıt Pili Tasarımı-Üretimi” projelerimiz ziyaretçilerin takdirini kazandı. Bu yılki sergiye de iddialı bir şekilde hazırlanıyoruz. Güneş enerjisiyle çalışan araçlar konusunda da bölümümüz önemli projeleri uygulamaya geçirdi. Solaris, 2003 yılında çalışmaları başlayan güneş enerjili araç projemizdir. Solaris Ekibi Türkiye’nin ilk güneş enerjili aracını üretmeyi başardı. Proje kapsamında şimdiye kadar beş güneş enerjili, dört de elektrikli araç geliştirdi. Solaris, üniversite-sanayi işbirliği sağlamasının yanında öğrencilere teorik bilgiyi-pratik ortama aktarma imkanı da sunuyor. Araçlarda kullanılan elektrik motoru ve kompozit araç gövdesi dahil neredeyse tüm mekanik ve elektronik bileşenler, öğrenciler tarafından tasarlanıp üretiliyor. Solaris geliştirdiği araçlarla TUBİTAK yarışlarında yarı final ve final dereceleri, yurt dışında ise Fas’ta birincilik ve ikincilik, Avustralya’da dünya altıncılığı ve Belçika’da Avrupa beşinciliği gibi başarılar elde etti. Öğrencilerimiz TÜBİTAK’ın bitirme projelerini destekleme programlarına başvurup, kabul edilen çalışmalarıyla uygulamaya yönelik bitirme projeleri de hazırlıyor.

Teorik eğitimler haricinde araştırmageliştirme ve yenilikçiliğe önem veren bir eğitim kurumu olarak öğrencilerinize sunduğunuz teknik olanaklar nelerdir?

Türkiye’nin en geniş laboratuvar imkanlarına sahip makine mühendisliği bölümlerinden biriyiz. Zorunlu ve seçmeli derslerde, laboratuarlarımızdan fazlasıyla yararlanıyoruz. Bölümümüz bünyesinde; Akışkanlar mekaniği, BATÜL otomasyon sistemleri, BATÜL üretim, biyomekanik, enerji, kaynak, kırılma mekaniği ve yorulma, kompozit araştırma ve test, kompozit üretim, konstrüksiyon, makine dinamiği, makine elemanları, malzeme muayenesi ve metalografi, mekanik test, motor ve taşıt tekniği, nanoteknoloji, otomatik kontrol, robotik, tahribatlı malzeme muayenesi, tahribatsız malzeme muayenesi, termodinamik ve ısı transferi, titreşim ve ses, triboloji laboratuarlarımız bulunuyor. Temel Bilgi Teknolojileri, Bilgisayar Programlama, Teknik Resim, Bilgisayar Destekli Tasarım derslerimiz bilgisayar laboratuarlarında yapılıyor. İlgili dersler ve öğrencilerin diğer çalışmaları için gerekli yazılım ve donanımlar bu laboratuarlarımızda mevcuttur. Öğrencilerin kayıt esnasında ve diğer zamanlarda kullanabileceği, çalışmalarının çıktısını temin edeceği bilgisayar laboratuarımız da bulunuyor. Ayrıca projeler için tasarlanan sistemlerin imal edileceği mekanik atölyesi ve deneyler için numune hazırlayacakları numune hazırlama laboratuvarı da öğrencilerimize hizmet veriyor. Atölyemizde öğrencilere yardım eden iki teknisyen görev yapıyor.

Makine mühendisliği eğitimi almak isteyen bir öğrencinin Dokuz Eylül Üniversitesini seçmesindeki temel nedenleri sıralayabilir misiniz?

Güçlü bir akademik kadroya sahibiz. Türkiye’de teorik açıdan nitelikli mühendislik eğitimi veren bölümlerden biriyiz. Teknik altyapımız yeterli. Laboratuvar olanaklarımızın öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde. Özellikle güncel konularda sanayi ile ortak eğitim imkanları sunuyoruz. Öğrencilerin dersleri dışında vakitlerini geçirebilecekleri aktivite merkezi bölümümüze çok yakın.

Makine mühendisliği öğrencileri sanayiyle koordineli çalışma yapma şansına sahip mi? Sağladığınız staj olanakları nelerdir?

Mühendis adayları birinci sınıf sonunda Çınarlı Endüstri Meslek Lisesinde dört haftalık atölye eğitimi alıyor. Kaynak, döküm, modelcilik, talaşlı imalat, el tesviyesi gibi temel eğitimler öğretmenler nezaretinde bizzat öğrencilerin uygulamalı olarak yaptığı çalışmalardır. İkinci sınıfın sonunda öğrencilere beş haftalık temel staj sanayi kuruluşlarında yaptırılıyor. Staj, talaşlı imalat ve döküm uygulamalarını kapsıyor. Üçüncü sınıf sonunda ise beş haftalık meslek stajı için yine sanayide çalışmalarını sağlıyoruz. Bu stajın üç haftası üretim proseslerini, iki haftası ise yönetim organizasyonunu içeriyor. Staj dışında dünyaca ünlü bir firma ile yapılan protokol gereği son sınıf öğrencilerimiz belli bir kontenjan dahilinde yarıyıl içinde haftada iki-üç gün uzun süreli staj yapabiliyor. Buna ilave olarak isteyen öğrencilerimizin boş günleri olduğu zaman sigortası fakülte tarafından yapılmak üzere yarıyıl içinde sanayide çalışması ve sanayi tecrübesi kazanması sağlanıyor.

Bölümünüz bünyesinde gerçekleştirdiğiniz veya gerçekleştirmeyi planladığınız sanayi projeleriyle ilgili bilgi verir misiniz? Bölümümüzde çok sayıda öğretim üyesi sanayiye danışmanlık hizmeti vermekte, projeler hazırlayarak ve ortak proje yapma deneyimlerini artırmaktadır. Yapılan projelerde genel olarak yüksek lisans ve doktora öğrencilerimiz görev alıyor. Ayrıca lisans öğrencilerinin de bu projelere adapte olması sağlanıyor.

Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının üniversitelere bakışını nasıl yorumluyorsunuz? Gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında nasıl bir algı farklılığı gözlemliyorsunuz?

Üniversiteler teorik ve uygulamalı eğitimin verildiği, bu arada öğretim üyelerinin nümerik ve deneysel araştırmalar yaptığı çalışmalarını makale, patent ve faydalı ürüne dönüştürdüğü kurumlardır. Sanayi kuruluşları ise üretim temelinde ürününü hemen pazara sunan kuruluşlardır. Akademisyenin sanayiden uzak kalması ve sanayicinin de problemini kısa zamanda çözme isteği nedeniyle üniversite- sanayi işbirliği gelişemedi. Sanayicinin ürününün büyük bir kısmını ihraç etme düşüncesini hayata geçirmesi ve ürünün rekabet edebilirliğinin yükselmesi için kalitesinin artırması gerekiyor. Bu amaçla özellikle büyük sanayi kuruluşları Ar-Ge merkezleri kurarak ürün kalitesini iyileştirme yoluna gidiyor. Son dönemde üniversite-sanayi işbirliği ile birçok TÜBİTAK-TEYDEB ve Sanayi Bakanlığı SAN-TEZ projeleri gerçekleştiriliyor. Projeler kapsamında ya ortak çalışmalar yapılıyor ya da sanayi kuruluşlarının üniversiteden danışmanlık hizmeti alması sağlanıyor. Bunun yanında üniversiteler bünyesinde kurulan teknoparklar ve teknoloji transfer ofisleri üniversite-sanayi işbirliğinde köprü vazifesi görüyor. Bu çalışmalar neticesinde sanayinin üniversitelerden ürün geliştirme, danışmanlık ve hizmet alımı gibi çeşitli taleplerinde artış gözleniyor. Halen gelişmiş ülkeler düzeyinde yeterli bir sistemi inşa edememiş olsak da bu açığı hızlı bir şekilde kapayacağımıza inanıyorum.