Skip to content

MAKALE

NİSAN 2019 SAYI: 131

TÜRK TARIMININ YAŞLI TRAKTÖRLERLE İMTİHANI - BÖLÜM 2

SELAMİ İLERİ
TARMAKBİR GENEL SEKRETERİ

GEÇTIĞIMIZ AY TÜRKIYE’DEKI YAŞLI TRAKTÖR PARKI SORUNUNA DEĞINMIŞ VE TRAKTÖRLERIN EKONOMIK ÖMRÜ ILE TARIMSAL IŞLETMELERIN TRAKTÖR SAHIPLIĞI SAYISINDAKI KARŞILAŞTIRMALI VERILERE ODAKLANMIŞTIK. BU SAYIMIZDA ISE YAŞLI TRAKTÖRLERIN EKONOMIYE, ÇEVREYE VE INSAN SAĞLIĞINA NASIL YÜK OLUŞTURDUĞUNA DEĞINECEK VE ÇÖZÜM ÖNERILERIMIZI PAYLAŞACAĞIZ.

Yaşlı traktörlerin, -ne denli bakımlı olurlarsa olsunlarverimli kullanılmaları mümkün değildir. Mekanik ve ekonomik ömrünü fazlasıyla doldurmuş traktörlerle çalışmak ülkemiz tarımında olağanüstü boyutlarda ekonomik kayıplara neden oluyor. Bu kayıpların başında aşırı yakıt ve yağ tüketimi gelirken, eski teknoloji ürünü olmaları ve çok eskimiş bulunmaları nedeniyle, bunların çalışır durumda tutulmaları da zorlaşıyor. Ömrünü doldurmuş traktör kullanılmasının neden olduğu ekonomik kayıpların bedeli, çiftçilerimize verilmekte olan tarımsal destekleri de alıp götürüyor. Ekonomik ömrünü doldurmuş traktörle çalışmak, yakıt ve yağ maliyetinin yanı sıra bakım-onarım masraflarında da büyük artışlara yol açıyor, ayrıca tarımsal faaliyetlerde ürün verimi ve kalitesi için büyük önem taşıyan iş ve zaman kayıplarına neden oluyor. Ayrıca hepsinden önemlisi, bu traktörler kaza yapma ve can güvenliği riskleri açısından da yüksek risk taşıyor. CARE (Community Road Accident Database- Yol Kazaları Veritabanı Topluluğu) veritabanından alınan yedi AB ülkesine ait (Avusturya, Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere) istatistiki bilgilere göre, yaralanmayla sonuçlanan yol kazalarının yüzde 56’sında ve ölümle sonuçlanan yol kazalarının yüzde 69’unda, 12 yaşından büyük traktörler yer almış (https://www.cema-agri.org/ press-releases/179-road-accidents- with-tractors-main- problem-is-older-machinery). Ömür dışı traktör kullanımı, anılan ekonomik kayıpların yanı sıra limitlerin çok üstünde çevre kirliliğine de yol açıyor. AB ve diğer bazı gelişmiş ülkelerde değişik nedenlerle yaratılan çevre kirliliklerinin birer sosyal maliyetleri olduğu kabul edilirken, hükümetlerin çevrenin korunmasına yönelik yatırımları, kısaca “Karbon Sosyal Maliyeti” (SCC-Social Cost of Carbon) olarak adlandırılan bu maliyetler ölçüsünde finanse etmeleri planlanıyor.

YAŞLI TRAKTÖRLERIN ÇEVRESEL ETKILERI

Toksik zararların büyüklüğüne gelince; Türkiye’de kullanımda olan yaklaşık 1,9 milyon traktörün 1,1 milyon adedi, AB’nin yayımlamış olduğu ve kara yolu dışında kullanılan hareketli makinelere takılan içten yanmalı motorlardan çıkan gaz ve parçacık halindeki kirletici emisyonların sınırlandırıldığı 97/68/AT numaralı direktifin Türkiye’de devreye giriş tarihinden önce üretilmiş. Bir başka deyişle, bu direktifin devreye girmesinden önce üretilen ve emisyon seviyeleri için herhangi bir sınırın olmadığı yaklaşık 1,1 milyon adet traktör şu anda Türkiye’de çalışmaya devam ediyor. Faz 0 olarak adlandırılabilecek bu traktörlerin emisyon seviyeleri veya toplamda ne büyüklükte kirletici emisyona sebep oldukları konusunda net bir bilgi bulunmuyor. Bununla birlikte, fikir vermesi açısından bazı teorik hesaplar yapılabilir. Örneğin Hindistan’da traktörlerde 1999 yılı itibarıyla yürürlüğe giren Faz 1 seviyesi için 14 g/ kWh CO, 3,5 g/kWh HC ve 18 g/kWh NOx değerleri söz konusu. Bu değerler dikkate alındığında 1,1 milyon Faz 0 seviye traktör için 449 bin ton kirletici yayımı söz konusudur (46 kW ortalama traktör gücü ve 250 saat/yıl dikkate alınmıştır). AB’de ise N3 kategorisi yük kamyonları için 1988-1992 yılları arasında uygulanan Euro 0 için 12,3 g/kWh CO, 2,6 g/kWh HC ve 15,8 g/kWh NOx değerleri söz konusu. Bu değerler dikkate alındığında 1,1 milyon Faz 0 seviye traktör için 388 bin ton kirletici yayımı söz konusu olduğunu söyleyebiliriz (46 kW ortalama traktör gücü ve 250 saat/ yıl dikkate alınmıştır).

ÇÖZÜM ORTAK MAKINE KULLANIMINDA OLABILIR MI?

Evet, resmi TÜİK rakamlarına göre traktör parkımızda yaklaşık 1,9 milyon adet traktör varlığı söz konusu. Ama yine resmi rakamlara göre parkın yaş ortalaması 24. Üstelik parkta 25 yaş ve üzerinde yaklaşık 872 bin adet traktör bulunuyor. Bu traktörlerin yaş ortalaması ise 39,7. Yine resmi rakamlara göre 600 bin adet civarında traktör 35 yaşın üstünde! Yani aslında parkta gözüken (trafik tescili süren) traktörlerin büyük bir kısmı hurda veya çalışamaz bir nitelikte. Çalışanlar da hem ekonomik hem de güvenli olmaktan uzak. Parkta bulunan traktörlerin sadece yüzde 33’ü tarımsal faaliyetlerde ekonomik olarak kullanılabiliyor.

Türkiye’de işletme başına bir traktör bile düşmezken, traktör parkımızı da verimli kullandığımızı söylememiz mümkün değil. Bunun da başıca sebebi, arazi ölçeğimizin son derece küçük olması. Türkiye’de işletme başına düşen tarım arazisi sayısı 5,9; ortalama parça büyüklüğü 12,9 dekar olarak hesaplanıyor. Arazi toplulaştırma ile kısa ve orta vadede ortalama arazi büyüklüğümüzün artması ise gerçekçi görülmüyor. Bu yüzden sanal toplulaştırma, sınırsız köy projeleri gibi modellerin de dikkate alınması önemli. Diğer yandan Almanya ve Fransa’da olduğu gibi ortak makine kullanımına yönelik çalışmaların yapılmasının da elzem olduğuna inanıyoruz. Ortak makine kullanımında şimdiye kadar uygulanan yöntemler, tarımın kendine özel zaman kısıtları, ortalama arazi büyüklükleri ve özellikle çiftçilerimizin sosyal alışkanlıkları nedeniyle başarılı olamadı. Bu anlamda, Fransa ve Almanya’daki ortak makine kullanımı modellerinin incelenip, ülkemize özgü bir “Ortak Makine Kullanım Modeli” oluşturulmasının önemli olduğunu yinelemeliyiz.

Ve son olarak; yaşlı tarımsal mekanizasyon araçlarımızın neden olduğu ekonomik zararlar, çevresel ve sosyal etkileri ve güvenlik sorunları mutlaka dikkatle irdelenmeli ve parkın süratle yenilenmesine dair projeler üretilmelidir.