Skip to content

AKADEMİK

OCAK 2013 SAYI: 56

“Türkiye ’nin İlk Otomotiv Mühendisleri Hacettepe’li”

Hacettepe Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bora Yıldırım, Hacettepe’de Türkiye’nin ilk otomotiv mühendislerini yetiştirdiklerini söyledi. Bölüm içerisinde kurulan Teknoloji Transfer Merkezi sayesindesanayiyle ne kadar iç içe çalıştıklarına değindi.

Ankara’da 13 fakülte, 14 enstitü,2 yüksekokul, 1 konservatuvar,6 meslek yüksekokulu,45 araştırma ve uygulama merkeziyle faaliyetlerini sürdüren Hacettepe Üniversitesi’nde yer alan Makina Mühendisliği Bölümü’nde; makine sektöründe önemli yerlere gelen mühendisler yetişiyor.

Ülkemizin önde gelen üniversitelerinden biri olarak bilim ve teknoloji alanlarında toplumsal kalkınmaya ve evrensel değerlere katkılarını sürdüren Hacettepe Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü;aynı zamanda ülkemizin ilk Otomotiv Mühendisliği Lisans Programı öğrencilerini 2005 yılında kabul ederek eğitime başladı.

Hacettepe Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nde Otomotiv Mühendisliği Lisans ve Makina Mühendisliği Yüksek Lisans programları bulunuyor.Bölümün araştırma faaliyetleri;otomotiv mühendisliği, katı mekaniği ve tasarım, mekanizmalar ve makine teorisi, malzeme, kontrol, mekatronik,algılayıcılar, termal-akışkan sistemler ve enerji üzerine yoğunlaşmış durumda.Hacettepe Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr.Bora Yıldırım ile fakültede verilen eğitim hakkında görüştük. Yıldırım fakültede yapılan araştırmalardan, bölümde yer alan laboratuvarlara kadar bizlere geniş kapsamda bilgi verdi.

“ÜLKEMİZİN İLK OTOMOTİV MÜHENDİSLERİNİ YETİŞTİRDİK”

1967 yılında eğitim öğretim hayatına başlayan Hacettepe Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği Bölümü, fakülte içerisinde açılanyeni bölümler arasında sayılıyor. Öğrencilerini ilk kez 2005 yılında kabul eden Makine Mühendisliği’nin aynı zamanda Kurucu Üyesi olan Prof. Dr. Bora Yıldırım,bölümün kuruluşunu şu şekilde anlattı: “Hacettepe Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü, Mühendislik Fakültesi’nin yeni bölümlerinden biridir.

Makina Mühendisliği Bölümü çatısı altında kurulan ülkemizin ilk Otomotiv Mühendisliği Lisans programı, 2005 yılında eğitime başladı. Türkiye’ninilk otomotiv mühendislerini fakültemizden 2010 yılında mezun ettik.

2009 bahar yarı yılında Makina Mühendisliği Yüksek Lisans programı başlatıldı.Öğrencilerimiz, büyük bina ve bir hangardan oluşan bölümümüzde öğrenim görüyor.

Toplam alanı 15 bin metrekare olmakla beraber, sınıfların ve laboratuvarların bulunduğu iki büyük bina 13 bin metrekare, hangar ise 2 binmetrekaredir. Bölümümüzde kapasitesi 40 ile 100 kişi arasında değişen 13sınıfımız bulunuyor.”

“11 LABORATUVARIMIZ, 1 ATÖLYEMİZ VAR”

2010-2011 öğretim yılında 26 kişinin mezun olduğu Hacettepe Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nde 11 laboratuvar ve 1 adet atölye bulunuyor.Öğrencilerin dilediği zaman söz konusu laboratuvarları kullanabileceğini söyleyen Yıldırım, pratiğe daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğinin altını çizdi: “Bizim fakültemizde derslerimiz daha çok teoriye dayanıyor; ancak birçok dersimizin laboratuvarı da mevcut. Arzu edenler ders programımıza www.me.hacettepe.edu.tr uzantılı linkten ulaşabilir. Şu anda fakültemizde aktif olarak kullanılan laboratuvarlar arasında Araç Parça Laboratuvarı,Bilgisayar Laboratuvarı, CNC Laboratuvarı, İçten Yanmalı Motorlar Laboratuvarı, Malzeme Laboratuvarı,Makina Atölyesi, Mekanik Laboratuvarı,Mekatronik Laboratuvarı, Otomotiv Laboratuvarı,Çok Fazlı Akış Laboratuvarı,Esnek Mekanizmalar Laboratuvarı ve SensTech Laboratuvarı bulunuyor.

Araç Parça Laboratuvarı’nda binek ve ağır vasıta araçlarının fren, aktarma organları,süspansiyon gibi mekanik parçaları var. Bu laboratuvar ‘Nasıl çalışır?’sorusuna yanıt vermek için kullanılıyor.

Ayrıca Araç Parça Laboratuvarı’nda fren ve süspansiyon testleri yapabilen iki düzeneğe sahibiz. Bölüm lisans ve lisansüstü öğrencilerinin kullanımına açık olan Bilgisayar Laboratuvarımızın içerisinde birçok lisanslı yazılım var.

Sektörde ağırlıklı olarak kullanılan bu programlar üzerinde öğrencilerimiz dilediği zaman çalışma yapabiliyor.CNC Laboratuvarı’nda ise bir adet 3 eksen nümerik kontrollü torna ve bir adet 5 eksen nümerik kontrollü dik işleme merkezi bulunuyor.

İçten yanmalı motorlar eğitim ve araştırma çalışmalarında kullanılan laboratuvarımızda 5 kW’lık bir motor test sistemi mevcut. Makina Atölyesi’nde öğrencilerimiz konvansiyonel talaşlı üretim tezgahlarında uygulama yapabiliyor.Söz konusu atölyemizin yanı sıra Mekatronik Laboratuvarı’nda ölçüm ve test mühendisliği konularında eğitim ve araştırmalar yapılıyor. Laboratuvarda ayrıca sensor ve kontrol eğitim setleri de bulunuyor.

Otomotiv Laboratuvarımızise diğer laboratuvarlardan daha ayrı bir yapıdadır. Söz konusu laboratuvar toplam 2 bin 155 metrekare kapalı alana sahip (990 metrekare ofisler, bin 165 metrekare laboratuvar alanı) ayrı bir binadır. Bu laboratuvar araç test merkezi olarak tasarlandı.Yakın bir gelecekte içinde barındıracağı temel araç dinamiği ve motor test ekipmanlarıyla tez çalışmalarında ve sanayi ile ortak yürütülecek projelerde etkin olacak kilit bir tesistir.

Çok Fazlı Akış Laboratuvarı da TÜBİTAK projesi desteğiyle kuruldu. Bu alanda öğrencilerimiz çok fazlı akışları inceleyebiliyor.SensTech Laboratuvarı’nda robotik mekanizmalar incelenip üretiliyor. Bu laboratuvar da aynı şekilde TÜBİTAK desteği ile kuruldu. Esnek Mekanizmalar Laboratuvarı’nda da esnek mekanizmaların üretilip yorulma testleri yapılıyor. Öğrencilerimiz laboratuvar sorumlularının ve kurucu hocalarının gözetimi altında laboratuvarları rahatlıkla kullanabiliyor.”

Müfredatı belirlerken Amerika, Kanadave Avrupa’daki mühendislik okullarından esinlendiklerini vurgulayan Prof.Dr. Bora Yıldırım;Türkiye’deki ilk Otomotiv Mühendisliği Lisans Programı öğrencilerini Hacettepe Üniversitesi’nin yetiştirdiğini belirtti.

“MÜFREDATIMIZDA AMERİKA,KANADA VE AVRUPA’DAN ESİNLENİLDİ”

Makine Mühendisliği Bölümü’nde müfredatın belirlenmesinde ne gibi kıstasları örnek aldıklarını sorduğumuz Yıldırım şuaçıklamada bulundu:“Fakültemizde derslerin müfredatı belirlenirken Amerika, Kanada ve Avrupa’daki mühendislik okullarından esinlendik.Ben yüksek lisans ve doktoramı Amerika’nın Pensilvanya eyaletinde bulunan Lehigh Üniversitesi’nde yaptım.

Bu üniversitede uzun süre kaldığım için hem lisans, hem de yüksek lisans ve doktora programlarının müfredatlarını incelemek için yeterli vakit buldum.Verilen müfredat bizim üniversitelerimizle uyum içinde. Bizden farklı olarak onların derslerinin biraz daha pratiğe dayalı olduğunu ve laboratuvar saatlerine önem verdiklerini söyleyebilirim.
Belki biz de teorinin yanında biraz daha pratiğe önem verebiliriz. Bunun haricinde verdiğimiz eğitimin gayet kaliteli olduğu kanaatindeyim. Bölümümüzü,Mercedes Benz Türk A.Ş.kuruluşumuzdan bu yana destekliyor.

Verilen derslerin bazılarındaki pratik laboratuvar saatleri ve bölümümüze başlamadan önce tamamlanması gereken bir sene İngilizce hazırlığın yanında bir sene de Almanca hazırlık dersleri,Mercedes Benz Türk A.Ş’nin isteği üzerine konuldu.

İngilizce ve Almanca bilgisi yeterli olan öğrencilerimiz bu hazırlık sınıflarını okumadan sınava girip geçerek hemen bölüm derslerine başlayabiliyor. Böylelikle müfredatımızın belirlenmesi aşamasında, aynı zamanda sanayiyle de ne kadar iç içe olduğumuzu görebilirsiniz.”

“9 TÜBİTAK, 1 SANTEZ PROJEMİZ VAR”

Hacettepe Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü dahilinde ulusalve uluslararası alanda tamamlanan ya da devam eden toplam 11 projenin olduğuna dikkat çeken Yıldırım;projelerle ilgili olarak şunları söyledi:“Bölümümüz dahilinde tamamlanan ve devam etmekte olan 11 proje mevcut.Bunların 9 tanesi TÜBİTAK projesi ve1 tanesi SANTEZ projesidir. 1 taneside Hacettepe Üniversitesi’nin desteğiile yapılan projedir.

Proje detaylarına değinecek olursam devam eden ulusal bazda 6 adet çalışmamız var. ‘Biyolojiden Esinlenilmiş Yeni Nesil Bütünleşik Eyleyici ve Algılayıcı Olarak Kullanabilen Mikro-Nano Sentetik Polimer Fiber Dizisi Tasarımı ve Üretimi’, ‘Binek Taşıtların ABS Kontrol Algoritma Performanslarının Artırılmasına Yönelik Çoklu Model Geçiş Tabanlı Kazanç Uyarlamalı Dayanıklı Tekerlek Kayması Kontrolcüsü Tasarımı ve Testleri’,‘Yakıt Tüketimini Azaltmak Üzere Araç Üretiminde Kullanılacak Olan Magnezyum Alaşımlarının Düşük Sıcaklık Deformasyon Kabiliyetini Geliştirmek’,‘Mikro-Fiber Yapılar ile Birçok Farklı Yüzeylere Tırmanabilen Enerji-Verimli Gözlem, İnceleme ve İstihbarat Robot Tasarımı ve Üretimi’, ‘Esnek Uzaysal Mekanizmalar’ ve ‘Yakıt Tüketimini Azaltmak Üzere Araç Üretiminde Kullanılacak Olan Magnezyum Alaşımlarının Düşük Sıcaklık Deformasyon Kabiliyetini Geliştirmek’ devam eden projeler arasında yer alıyor.

Bunların yanı sıra ‘Namlu Ömrünü ve Balistik Özelliklerini Artırıcı Isıl İşlem Metodu Geliştirilmesi’, ‘Taşkın Yatak Nükleer Yakıt Kaplayıcıların Hidrodinamik Özelliklerinin İncelenmesi’, ‘İleri Malzemelerin Higrotermal Kırılma Analiziİçin Hesaplamalı Yöntemler’ ile ’İleri Otomotiv Mühendisliği Malzemeleriİçin Yapısal Tanımlama Laboratuvarı’ tamamlanan projelerdir. Uluslararası bazda devam eden projemiz ise Fransa ile yaptığımız işbirliği ile devam ediyor.‘Köpük Şekil Bellek Alaşımların Gözenek Yapısının Modellenmesi, Üretilmesi,Mikroyapı ve Mekanik Karakterizasyonu İle İlgili Konularda İşbirliğinin Kurulması ve Geliştirilmesi’ ismiyle söz konusu proje yürütülüyor.”

Hacettepe Üniversitesi’nde Teknoloji Transfer Merkezi çalışanları, tek tek sanayideki firmaları dolaşıyor. Söz konusu birim, sanayi üniversite işbirliği noktasında her iki tarafa da artı kazanımlar sağlıyor.

“SANAYİ ÜNİVERSİTE İŞBİRLİĞİNDE KAZANIMLAR ORTAKTIR”

Üniversite sanayi işbirliğinin sektöreartı kazanımlar getireceğini ifade eden Yıldırım; “Üniversiteler sanayide çalışanların tecrübelerinden ve ekipmanlarından yararlanır. Sanayidekiler ise üniversitede çalışanların teorik bilgilerinden faydalanır. Bu noktada sanayi üniversitelerle birlikte çalışmalarını ne kadar fazla yürütürse bunun sektöre de yansıması o kadar olumlu olacaktır.

Firmaların, karşılaştıkları problemler doğrultusunda, konusunda uzman akademisyenlere tecrübelerini ve bilgilerini aktarması gerekir.Bu sayede firmalar çözüme daha kolay yoldan ulaşabilir. Ancak genelde bir problemle karşılaşan firmalar,akademisyenlerle irtibata geçmekte zorlanıyor. Bu durum ya birbirlerini tanımamaktan ya da güvensizlikten kaynaklanıyor. Firmalar uzman akademisyenle karşılaşamıyor, hatta birbirlerinden haberleri bile olmuyor.Bazen de kar amacı güden firmalar süre anlamında yeterince uzman akademisyenlere güvenemediğinden (firmalar kar amacı güttüğü için çok daha kısa zamanda sonuca ulaşmak istiyor), sorunlarını kendi başlarına halletmeye çalışıyor ancak bu durumda da sonuca genel itibariyle ulaşamadıkları için her halükarda uzman akademisyenlerden destek alıyor.

Sonuçta ise akademisyenlerin konuyu çözümlemesi için tanınan zaman daha fazla azalıyor. Bunun yanı sıra üniversitelerde sanayide çalışanların seneler boyunca kazandıkları tecrübelerinden ve bu süre boyunca kurduğu, sahip olduğu ekipmanlardan yararlanabiliyor.Elbette bunun yanında bir miktar maddi kazanç da sağlanıyor;fakat ikili çalışmalardaki en önemli kazanım, tecrübelerin iki tarafa da aktarılmasıdır. Mesela bizim üniversitemizde,Teknoloji Transfer Merkezi isminde bir birim oluşturuldu.

Bu birimde çalışanlar sanayideki firmaları dolaşıp sorunlarını araştırıyor ve sonra üniversiteye gelip bu sorunları çözebilecek hocaları buluyor. Dahasonra bu firmalar ile bu hocaları bir araya getirerek anlaşmalar ve projeler dahilinde bu sorunlara çözüm üretiyor. Böyle bir sistem her üniversitede kurulabilir ve bu sayede Ar-Ge ve sanayi işbirliği konusunda ilerlemeler kaydedilebilir. Özellikle gelişmiş üniversiteler araştırma ağırlıklı olmalı. Lisansüstü, özellikle doktora eğitimine önem verilmeli. Tabiiyüksek lisans ve doktora düzeyinde araştırma görevlisi maaşları çekici hale getirilmeli” dedi.