Skip to content

ÜNİVERSİTELER

ŞUBAT 2011 SAYI: 33

Türkiye'de ki Teknokentlerde neler yapılıyor?



 

Günümüz itibariyle Türkiye’de 39 adet teknokent var; ancak bunların yalnızca 28 tanesi faaliyette, kalan 11 teknokentin ise kuruluş çalışmalarına devam  ediliyor. Ülkemizde bulunan bu teknokentlerin ne zaman kurulduğundan bugüne kadar yaklaşık kaç proje ürettiklerine; özellikle makine mühendisliği bölümlerinin ne gibi çalışmalarda bulunduğundan teknokentlerin çalışma prensibine kadar geniş bir yelpazede ele aldığımız yazımızda ülkemizin belli başlı en önemli teknokentleri yer alıyor.

Sanayi Bakanlığı tarafından açıklanan istatistiklere göre; Türkiye’de faaliyette olan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde diğer adıyla teknokentlerde 2003 yılından günümüze kadar yaklaşık 6 bin 800 proje tamamlanmış, yaklaşık 3 bin 800 proje çalışması ise devam ediyor. Peki, bu projelerin ne kadarı biliniyor, teknokentlerdeki son durum ne? Teknokentlerle yaptığımız görüşmelere geçmeden önce dilerseniz öncelikle Türkiye’ye teknokent kavramının nasıl geldiğine bakalım.
Öncelikle teknokent yeni fikir ve buluş sahiplerinin başarılı olabilmeleri için büyük ve küçük şirketlerin, yeni girişimcilerin ve akademik personelin iyi tasarlanmış uygun bir çalışma ortamı sunan bir yaşam ve yerleşim yerinde bir araya gelerek üniversite ve sanayi iş birliği sağlayan bir sistem olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca teknokent; bilim ve teknoloji alanındaki buluşları ve gelişmeleri girişimciler ve bilim adamları aracılığıyla, sanayi alanına aktarmak için bir araç olarak da tarif edilebilir.
1950’li yıllarda ABD’de kurulan Silikon Vadisi ile ortaya çıkan teknokentler, dünyada üniversite sanayi iş birliğini sağlama konusundaki en başarılı model olarak öne çıkmıştır. Günümüzde birçok sanayileşmiş ülke, teknokentleri knolojik ve ekonomik gelişmenin en önemli aracı olarak görmektedir. ABD, İngiltere, Fransa, Japonya, Çin, Kore, Hindistan, İsrail, Finlandiya gibi birçok ülkede üretim ve hizmet ektörleri ürettikleri katma değerin önemli bölümü, teknokentler bünyesinde yürütülen AR-GE çalışmalarına borçludur.
Teknokentler büyüklüğüne, işlevine, yapısına, bulunduğu ülkeye bağlı olarak farklı isimlerle anılıyor. Bilim parkı, araştırma parkı, endüstri parkı, teknopark, teknopolis kullanılan isimlerden bazıları… Teknokentler kurulduğu yöre, bölge ve genel olarak ülkedeki bilgiye dayalı kurumların ve işletmelerin teknoloji alanındaki rekabet edebilirliğini ve yenilikçi niteliğini geliştirmek amacıyla; bilgi ve teknolojinin üniversiteler, araştırma merkezleri, şirketler ve pazarlar arasında dolaşmasını teşvik eden ve kolaylaştıran, innovasyona dayalı şirketlerin kurulmasını ve gelişimini destekleyen, paydaşlarına Ar-Ge çalışmalarında kullanılacak yüksek nitelikli ofis alanları ve destek hizmetler sunan, profesyonel anlayışla yönetilen organizasyonlardır. Teknokentlerde Ar-Ge faaliyeti yürüten kuruluşlar; sanayi ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren kuruşların Ar-Ge birimleri olabileceği gibi bu kuruluşların kurduğu müstakil Ar-Ge şirketleri, bilgi tabanlı şirketler, öğretim üyelerinin kurduğu Ar-Ge şirketleri, genç girişimciler tarafından kurulmuş bilgiye dayalı çalışmaya odaklanmış Ar-Ge şirketleri olabiliyor.
Teknokentlerde ağırlıklı olarak ileri ve yeni teknoloji alanında Ar-Ge çalışmaları yapılarak yeni ürünler ve yeni teknolojiler üretilmesi amaçlanıyor. ABD, bilgisayar teknolojisi alanındaki üstünlüğünü dünyada kurulmuş ilk teknokent olan Silikon Vadisi’nde geliştirilen ürünler ve teknolojiye borçludur. Fransız sanayisi, oluşturduğu katma değerin yüzde 24’ünü ülkedeki çok sayıda teknokentten sadece Sophia Antipolis Teknokent’inde yapılan Ar-Ge çalışmalarına borçludur. Teknokentlerde üretilen teknoloji doğrudan ihraç edilebiliyor. Bugün dünyadaki teknokentlerin sayısı bini geçmiştir.

TÜRKİYEDE TEKNOKENT İSTATİSTİKLERİ
• Ankara 6 adet, İstanbul 5 adet, Kocaeli 3 adet, İzmir, Konya, Antalya, Kayseri, Trabzon, Adana, Erzurum, Mersin, Isparta, Gaziantep, Eskişehir, Bursa, Denizli, Edirne, Elazığ, Sivas, Diyarbakır, Tokat, Sakarya, Bolu, Kütahya, Samsun, Malatya’da 1’er adet ve inşaası devam eden 2 adet olmak üzere Türkiye’de toplam 39 adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulmuştur.
• 28 Teknoloji Geliştirme Bölgesi fiilen faaliyete geçmiş, diğerlerinin ise yatırım faaliyetleri sürdürülmektedir.
• Bugüne kadar yaklaşık 6 bin 800 proje tamamlandı, 3 bin 800 proje devam ediyor.
• Aralık 2009 verilerine göre ise istihdam edilen personel sayısı 10 bin 806 (9 bin 396 Ar-Ge, 2 bin 522 Destek Personeli) ve firma sayısı ise bin 235’tir.

TEKNOKENT PROJE BAŞVURU SÜRECİ
Başvuruların Özellikleri: Kurulu bir şirket (merkez taşıma veya şube açılımı) ve/veya yeni kurulacak bir şirket için başvuru yapılabilmektedir. Başvuruda bulunan şirketlerin teknokent bünyesinde yapacakları Ar-Ge projelerini ve Ar-Ge proje alt yapılarını başvuru dosyasında anlatması gerekmektedir. Sağlanan Teşvikler: Teknokent bünyesinde yapılan her bir Ar-Ge projesi için; Kurumlar Vergisi muafiyeti, Ar-Ge personeli gelir vergisi muafiyeti, KDV’siz fatura kesme ve alma imkanı (yazılım projeleri için), stopaj ve damga vergisi muafiyetleri sağlanan teşvikler arasındadır. Destek Süresi: Mevcut Teknokentler Kanunu 2013 yılına kadar geçerlidir. Kimler Başvurabilir: İleri teknoloji, yenilik, yaratıcılık ve bilgiye dayalı faaliyetler esas olmak üzere, Ar-Ge ve Ar-Ge’ye dayalı faaliyette bulunan/bulunacak olan tüm kuruluşlar başvurabilir.



ODTÜ Teknokent’te Makina Mühendisliği’nden 26 proje

ABD ve İngiltere gibi örnekler başta olmak üzere dünya örnekleri incelenerek somut adımların atıldığı ODTÜ Teknokent’in kurulması ile ilgili ilk çalışmalara, 1980’li yılların sonunda başlandı. Bu çalışmaların desteğiyle, 1992 yılında teknoloji geliştirmeye yönelik kuluçka merkezleri kurmak ana hedefi altında KOSGEB ile iş birliği içinde olan ODTÜ TEKMER hizmete açıldı. Burada elde edilen başarılı sonuçların, ODTÜ’de teknokent kurulmasına yönelik çalışmalara teşvik oluşturması neticesinde; 2000 yılında ODTÜ Teknokent’in ilk binası hizmete girmiş ve 2001 yılında teknokentlerle ilgili yasal çerçeveyi belirleyen 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası yürürlüğe girmiştir. Yasanın yürürlüğe girmesi ile ODTÜ Teknokent’in büyümesi de hız kazandı.
ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Mustafa İhsan Kızıltaş; 2010 yılı sonu itibariyle 114 hektarlık alan üzerine kurulu olan ODTÜ Teknokent’in, 87 bin metrekare kapalı alanda, 254 firmanın faaliyetlerine devam ettiği,
yılda ortalama 600-700 Ar-Ge projesinin gerçekleştirildiği bir yer olduğunu söyledi. Yüzde 90’ı lisans, yüksek lisans veya doktora derecesine sahip yaklaşık 3 bin 600 kişinin çalıştığı bir teknokent olmanın haklı gururunu yaşadıklarını sözlerine ekleyen Kızıltaş; “Bilişim, elektronik, savunma sanayi, telekomünikasyon ve biyoteknoloji ODTÜ Teknokent’in öncelik verdiği sektörlerdir. 2010 yılı sonu itibari ile ODTÜ Teknokent bünyesinde toplamda 2 binin üzerinde Ar-Ge projesi gerçekleştirilmiş ya da gerçekleştirilmeye devam edilmektedİr. Uçak/helikopter sistemleri dinamik model geliştirme ve simülasyon projeleri, kontrol sistemleri geliştirilmesi çalışmaları, uydu geliştirme projeleri, alternatif enerji ve alternatif yakıt projeleri, rüzgar ve su türbini tasarımı, araç takip sistemi, test ve ölçüm sistemlerinin tasarlanması, güç kaynakları ve enerji besleme sistemleri, lazer uygulamaları, sensor teknolojileri, doku ve gen araştırmaları, e-devlet, e-ticaret, uzaktan eğitim, e-öğrenme ve e-eğitim yazılımları, ERP-MRP çözümleri, eğitim yönetim sistemleri, coğrafi bilgi sistemi yazılımları, formatlı mesaj yönetim sistemleri, hastane yazılımları, farklı alan uygulamaları olan ileri malzeme çalışmaları ve mikro elektronik mekanik sistem uygulamaları ODTÜ Teknokent bünyesinde yürütülen Ar-Ge çalışmalarının bazılarıdır” dedi.
ODTÜ Teknokent bünyesinde sıkı bir üniversite-sanayi iş birliğinin olduğunu sözlerine ekleyen Mustafa İhsan Kızıltaş; “Bu alanda yapılan çalışmalara bakıldığında ODTÜ Teknokent firmaları 2002’den 2010 yılı sonuna kadar 39 farklı bölümden 442 farklı akademisyen ile bin 245 sözleşme imzalanmıştır. Bu kapsamda akademisyenlerimiz, ODTÜ Teknokent şirketleri ile 734 ortak Ar-Ge projesi yürütmüştür. 2010 yılında 28 bölümden 129 akademisyen ile 127 yeni proje yürütülmeye başlanmıştır. Bu projelerden 26 tanesi Makina Mühendisliği Bölümü ile gerçekleştirilmiştir. Birçok projede Makine Mühendisliği Bölümü yüksek lisans öğrencisi de aktif olarak görev almaktadır. Bu kapsamda Makine Mühendisliği Bölümü öğrencisi teknokent firmasında stajını gerçekleştirmektedir.

Aynı zamanda ODTÜ Teknokent’te akademisyenler tarafından kurulmuş (spin-off) şirket sayısı 26’dır. Bu şirketlerden 3 tanesi yine Makina Mühendisliği Bölümü akademisyenlerine aittir” dedi.
Günümüz itibariyle Türkiye’de 39 teknokentin olduğunu; ancak bunların yalnızca 28 tanesinin faaliyette bulunduğunun altını çizen Mustafa İhsan Kızıltaş, kalan 11 teknokentin ise kuruluş çalışmalarına devam edildiğini ifade etti. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından sağlanan hibelerin teknokentler açısından gelişime büyük fayda sağladığını vurgulayan Kızıltaş; “Buna rağmen Türkiye’de teknokentler istenilen seviyede değildir. Ancak takdir edilmelidir ki her alanda olduğu gibi sadece devletten gelecek desteklerle teknokentlerin gelişmesini ve ilerlemesini beklemek çok da gerçekçi değildir. Dolayısıyla özel sektöre de bu alanda bir takım görev ve sorumluluklar düşmektedir. Tüm teknokentler arasında sinerjinin yaratılması ve iş birliklerinin arttırılarak teknokentlerin gelişmesini hızlandırmak için Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği adında yeni bir dernek kurulmuştur. Bu ve benzeri faaliyetlerle teknokentlerin gelişimi hızlanacak ve yakın zaman içerisinde teknokentler Türkiye’nin teknolojik gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır” dedi.


2010 yılı sonu itibari ile ODTÜ Teknokent bünyesinde toplamda 2 binin üzerinde Ar-Ge projesi gerçekleştirilmiş ya da gerçekleştirilmeye devam ediliyor. ODTÜ Teknokent bünyesinde sıkı bir üniversite-sanayi iş birliğinin olduğunu sözlerine ekleyen Mustafa İhsan Kızıltaş; “Bu alanda yapılan çalışmalara bakıldığında ODTÜ Teknokent firmaları 2002’den 2010 yılı sonuna kadar 39 farklı bölümden 442 farklı akademisyen ile bin 245 sözleşme imzalandı” dedi.





Dünyanın ilkleri İTÜ ARI Teknokent’te

Türkiye’nin en önemli teknokentlerinden birisi olan İTÜ ARI Teknokent’in girişimini başlatan ilk adım ise 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi ve KOSGEB iş birliği ile İTÜ-KOSGEB TEKMER’in (Kuluçka Merkezi) faaliyete geçmesi olmuş. İTÜ-KOSGEB TEKMER ile başlayan üniversite-sanayi iş birliği girişimi, bugüne kadar birçok teknoloji tabanlı girişimci firmanın İTÜ’nün sağladığı akademik alt yapı olanakları ve KOSGEB’in sunduğu destek mekanizmaları sayesinde ticari hayatta başarılı olmalarını sağladı. Bugün halen başarılı çalışmalarına devam eden Kuluçka Merkezi, 1997 yılında İTÜ’ye ‘Teknokent’ kurma ilhamını veren önemli bir başarı göstergesi olmuş ve Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurma amacıyla çalışmalar başlatılmıştır. Bu kapsamda, İTÜ ARI Teknokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi (TGB) ve Bölge Yönetici Şirketi ARI Teknokent Proje Geliştirme Planlama AŞ 2002 yılı Mart ayında kuruluşunu tamamlayarak faaliyete geçmişti. ARI Teknokent Proje Geliştirme Planlama Genel Müdürü Nazire Peker; İTÜ ARI Teknokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde ağırlıklı olarak sırasıyla; bilişim teknolojileri, telekomünikasyon, elektrik-elektronik, çevreye uyumlu teknolojiler başta olmak üzere; mekatronik, enerji, otomotiv, nanoteknoloji ve ileri malzeme teknolojileri konularında çalışan yenilikçi firmaların yer aldığını belirtti. Bölgede ise yürütülen toplam Ar-Ge proje sayısı Kasım 2010 sonu itibariyle bin 431, biten proje sayısı ise bin 96.
Projelerin başarı hikayeleri konusunda birkaç örnek veren Nazire Peker; “Görme engellilerinin web surf yapabilmelerini sağlayan dünyanın ilk Türkçe konuşan yazılımı; neredeyse tüm dünyadaki LCD televizyon ekranlarının ‘pixellence’larını arttırarak daha kaliteli görüntü sağlayan çipleri; dünyada simülasyon sistemlerinin alt yapısında özellikle kritik haberleşmede verilerin gerçek zamanlı/yakın gerçek zamanlı aktarılmasını saylayan telsiz sistemleri; operatörler tarafından telefonlarda kötü niyetli çağrıları engellemeyi sağlayan yazılım; Türkiye’deki metro ve hafif raylı tren sistemlerinde kullanılmak üzere geliştirilen merkez operatör tren durum kontrol ve haberleşme on board sistemi; dünyada bir ilk olarak kamera ve robot sistemi ile ufacık bir fotoğrafı çok büyük bir yüzeye otomatik olarak mozaik dizgi sistemi ile aktarabilen sistem; kamera kayıtlarının analiz edilerek görüntülerden araçların plakasını, markasını, türünü, rengini ve hızını saptayan entegre taşıt tanıma/ sorgulama/yönetim sistemi; mini LCD (4.3’’lik) ekranlarla mağazalarda ürün, reklam, fiyat, vb. bilgisi gösteren elektronik tasarım ürünü; dünyada bir ilk olarak internet üzerinden gerçek zamanlı 11’e 11’lik takımlarla yapılan futbol oyunu; güneş ışığını belirli dalga boyları arasında yüksek değerle elde ederek yüksek verimli termal enerji (ısı) elde eden sistem; okul öncesi dönemdeki çocukların zihinsel kabiliyetlerini ve sosyal becerilerini oyunlar aracılığıyla geliştiren ve bunu veliye geri bildirim olarak sunan web tabanlı portal üreten ve daha pek çok alanda yüzlerce projeyle Türkiye’ye teknolojik katma değer yaratan girişimci firmalar, İTÜ ARI Teknokent’te faaliyet gösteriyor” dedi.
İTÜ ARI Teknokent bünyesinde Makine Mühendisliği disiplininden gelen dört firmanın bulunduğunu sözlerine ekleyen Nazire Peker; “Bunlardan ikisi akademisyenlerce kurulmuş ya da desteklenen otomotiv ve makine mühendisliğinin çeşitli disiplinlerinde faaliyet gösteren olgunluk aşamasına geçmiş olan firmalardır. Diğer iki firma ise KOSGEB tarafından desteklenip öğrenciler ve yeni mezun mühendislerce kurulmuştur” dedi. Makine Mühendisliği disiplininde yürütülen projeler için örnek veren Peker şu şekilde devam etti: “Ambalaj atığı toplama makinesi ve nanolif esaslı su geçirmez nefes alabilir membran imalatı sayılabilir. Ambalaj atığı toplama projesinde amaç, metal ambalaj atık toplama işinin otomasyona geçişini sağlamak, atık tasnifinin kullanıcı aşamasında başlamasını sağlamak, toplanan ürünlerle ilgili istatistikî bilgi edinmek ve bu veriler doğrultusunda toplanan atıkların geri dönüşümü sürecine katkıda bulunmaktır. Nanolif esaslı su geçirmez nefes alabilir membran imalatı projesinde ise nano teknoloji ve tekstil ürünleri kapsamında nanolif esaslı, su geçirmez, nefes alabilir performans kumaş imalatı ve ilgili makinelerin tasarımı yapılacaktır.
Bir başka proje de İTÜ ARI Teknokent Proje Geliştirme Planlama AŞ ve İTÜ akademisyenlerinin iş birliği ile yürütülmekte olan haberleşme amaçlı “Türksat-3USAT” uydu projesidir. Bu proje kapsamında, uydu tasarlanıp geliştirilecek ve fırlatmaya hazır halde TÜRKSAT’a teslim edilecek. Tüm testler İTÜ laboratuarlarında yapılacak. Bu boyutlarda bir uydu ile ilk defa karşılıklı sesli görüşme olanağı sunulacaktır. Uydu, veri toplama ve değerlendirmeye yönelik birçok sensör de bulunduracaktır. Uydu üzerine ömrü sonunda yörüngeden ayrılmasını sağlayacak bir yörüngeden düşürme sistemi eklenmesi de planlanmıştır.”
Teknokentlerin bir ülkenin teknoloji ve mühendislik birikiminin dünya ölçeğinde ticari değere dönüştürüldüğü bir ortam olduğunu vurgulayan Nazire Peker teknokentlerle ilgili olarak şunları söyledi: “Bu tanım, ‘teknoloji ve mühendislik birikimi’ yönüyle üniversiteyi, ‘ticari değere dönüştürülmesi’ açısından ise özel şirketleri içererek konunun en temel iki paydaşını bir araya getirmektedir. Devlet – üniversite – özel sektör iş birliğinin en önemli örneklerinden olan teknokentlerde, devlet çeşitli yasal düzenlemelerle Ar-Ge firmalarına vergi avantajı getirmiş ve özel sektör firmalarını araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütmeye teşvik etmiştir. Teknokentlerin üniversite ya da araştırma enstitüleri bünyesinde kurulabiliyor olmasının iki sebebi; hem yürütülen projelerin Ar-Ge olduğuna ve Ar-Ge niteliğini sürdürdüğüne dair denetim mekanizması kurmak; hem de girişimci firmaların, üniversite ve enstitülerin laboratuar ve diğer teknik olanaklarından yararlanmalarını sağlamaktır. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde yürütülen projelerde araştırma ve özellikle geliştirme unsuru ön planda tutulmalı ve yönetici şirketler, firmalarını bu yöne teşvik etmelidirler. Unutulmamalıdır ki, ancak kendi teknolojisini üretebilen ülkeler bağımsız olabilirler.”

İTÜ ARI Teknokent bünyesinde Makine Mühendisliği disiplininden gelen dört firmanın bulunduğunu söyleyen Nazire Peker; “Bunlardan ikisi akademisyenlerce kurulmuş ya da desteklenen otomotiv ve makine mühendisliğinin çeşitli disiplinlerinde faaliyet gösteren olgunluk aşamasına geçmiş olan firmalardır. Diğer iki firma ise KOSGEB tarafından desteklenip öğrenciler ve yeni mezun mühendislerce kurulmuştur” dedi.








Hacettepe Teknokent 10 yıl içinde de 500 milyon dolar ciro bekliyor

Hacettepe Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde faaliyet gösteren firmalar tarafından tıp teknolojileri, ilaç, medikal, biyomedikal, savunma sanayi, nanoteknoloji, ileri malzeme, elektrikelektronik, telekomünikasyon, bilişim ve kimya gibi önemli sektörlerde yürütülen projelerin ülkemizin ekonomisine ciddi katkı sağladığını söyleyen Hacettepe Teknokent AŞ Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili İlyas Yılmazyıldız; “2003 yılından bu yana Hacettepe Teknokent bünyesinde toplam 346 proje üzerinde çalışılmaktadır. Bu projelerin 94’ü olumlu sonuçlanmış, 31 proje ise çeşitli nedenlerle bitirilememiştir. Bölgede halen 221 proje üzerinde araştırma-geliştirme (Ar-Ge) ve yazılım faaliyetleri devam etmektedir” dedi.
Hacettepe Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü Otomotiv Mühendisliği programında öğrencilerin bitirme projesi kapsamında içten yanmalı motorlar, araç sensörleri, araç dinamiği, şasi tasarımı ve aerodinamik gibi farklı konularda çalışmalarını sürdürmekte olduğunu söyleyen İlyas Yılmazyıldız;“Halen devam etmekte olan en önemli projemiz Dr. Engin Tanık ile Dr. Volkan Parlaktaş ve öğrencileri tarafından geliştirilen hafif elektrikli araç, HUGO’dur.
Tasarımı tamamıyla bölümümüzde gerçekleştirilen bu elektrikli aracın prototip üretimi tamamlanmış ve görsel ve yazılı basında yer almaya başlamıştır” dedi.
Hacettepe Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’ndeki araştırmageliştirme ve yazılım üretme faaliyetinde bulunan firmalarca yürütülen toplam 221 projenin büyük bölümünün henüz teknolojik ürüne dönüşme safhasında olduğunu kaydeden Yılmazyıldız; bu projelerin birkaç yıl içinde ekonomiye kazandırılarak önemli bir katma değer yaratmasını beklediğini söyledi.
Bu projelerin hayata kazandırılmasıyla öncelikle yurt dışına döviz kaçışının engellenebileceği gibi 5 yıl içinde ihracat rakamlarının yaklaşık birkaç yüz milyon ABD doları, 10 yıl içinde de 500 milyon - 1 milyar ABD doları arasında olacağını vurguladı.
Yıllar itibariyle gerçekleşen ciro miktarı şu şekildedir:Bu projelerin ülke ekonomisine yaratacağı artı değer açısından büyük önem arz ettiğini sözlerine ekleyen İlyas Yılmazyıldız; “Ülkemizin yeni teknolojik ürün geliştirilmesi ve bu ürünlerle dünyadaki pazar payını arttırıcı ve rekabet gücünü yükseltici ciddi projelerin Hacettepe Teknokent’te hayata kazandırılması bizim mutluluğumuzu kat kat arttırmaktadır. Firmaların araştırma ve geliştirme faaliyetleri ve yürüttükleri projelerle ilgili olarak www.hacettepeteknokent.com.tr web sitemizin ‘Firmalar’ başlığından bilgi alınabilecektir” dedi.
“4691 sayılı yasa kapsamında 17 Mart 2003 yılında faaliyete başlayan Hacettepe teknokent, Türkiye, Balkanlar, Ortadoğu ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nda teknoloji yoğun üretim ve girişimciliği geliştirmek ve desteklemek, gelişmiş ülkelerle de, yeni ve ileri teknolojilerin transfer ve uyumunu sağlamak için çok sayıda etkinlikte bulunmuş ve Mart 2009 ayında da Hacettepe Teknokent Teknoloji Transfer Merkezi’ni kurarak üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi yolunda etkin rol üstlenmiştir” diyen İlyas Yılmazyıldız; “HT-TTM’nin, ağırlıklı olarak Hacettepe Üniversitesi’nin akademik kadrosu ile yaklaşık 1,5 yıl içinde 50’yi aşkın ortaklaşa proje yürüterek önemli katma değer yaratılmıştır” dedi.
“Üniversite sanayi iş birliğinin sağlanması sanayi ve Ar-Ge konulu hemen her ortamın değişmez dileklerinden birisidir” diyen Yılmazyıldız; “HT-TTM proje fikrinin değerlendirilmesi, üniversiteden ilgili bilgi kaynaklarının bulunması gerek duyulursa Ar-Ge finansmanına yönelik desteklerin alınması gibi fikirden ürüne giden yolda her noktada üreticinin yanında yer almaktadır. Bu çerçevede 2010 yılı içinde irili ufaklı 50’den fazla proje HT-TTM’nin üstlendiği çeşitli rollerle hayata geçti. Aynı yıl içinde HT-TTM’nin imzaladığı sözleşme toplamı ise 3 milyar TL’sını aşmıştır.
Projeler gıda, eczacılık, makine mühendisliği, kimya gibi birçok bilimsel alanda faaliyete geçmiş ve çok sayıda işletme ile çalışma fırsatı yakalanmıştır. Sadece iş dünyası tarafından geliştirilen Ar-Ge ve ürün geliştirme projelerinin hayata geçirilmesinde değil, bunun yanında üniversitede geliştirilen inovatif fikirlere ait patent haklarının alınması ve ticarileştirilmesine önem verilmiştir.Hacettepe Teknokent’te firmaların geliştirdikleri ileri teknoloji ürünleri, Türkiye’de kullanılmasının yanı sıra ABD, Japonya, İngiltere, Almanya, Hindistan, Güney Kore, Ortadoğu ülkeleri, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri gibi dünyanın dört bir tarafına da ihraç edildiğini memnuniyetle görmekteyiz” dedi.
Hacettepe Teknokent’te olumlu sonuçlandırılan proje sayısının 94 olmasına rağmen 2010 yılı itibariyle bölgenin kuruluşundan bu yana toplam 205 milyon TL’nı aşkın ciro elde edilmesi büyük bir başarı olarak değerlendiren İlyas Yılmazyıldız; “Geçen süre zarfında ithalatın ihracatı karşılama oranı oldukça düşük iken bu projelerin ekonomiye kazandırılarak firmaların yurt dışı satışlara yönelmesi sonucu 2010 yılı sonu itibariyle ithalat rakamı 1.644.657 ABD doları olmasına karşılık ihracat ise 2.331.425 ABD doları seviyesine yükselmiştir. Bu rakamlar da, Türkiye’de halen aktif olan 27 adet Teknokent’in yaş ortalamasının diğer ülkelere nazaran çok genç olması nedeniyle yürütülen projelerin 5 ile 10 yıl arasında teknolojik ürüne dönüştürülmesiyle Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nin ülke ekonomisine ciddi katkı sağlayacağı düşünülmektedir” dedi.

Hacettepe Teknokent’te 2010 yılı itibariyle bölgenin kuruluşundan bu yana toplam 205 milyon TL’nı aşkın ciro elde edilmesini büyük bir başarı olarak değerlendiren İlyas Yılmazyıldız; “Geçen süre zarfında bu projelerin ekonomiye kazandırılrak firmaların yurt dışı satışlara yönelmesi sonucu 2010 yılı sonu itibariyle ihracat rakamı 2.331.425 ABD dolar seviyesine yükselmiştir” dedi.




Yasa değişikliği en kısa zamanda gerçekleşmeli
Çukurova Teknoloji ve Geliştirme Bölgesi (Çukurova Teknokent); Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın 28.06.2004 tarihli ve 906 sayılı yazısı üzerine, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun 4’üncü maddesine istinaden oluşturuldu. Bakanlar Kurulu’nca 07.07.2004 tarihinde kararlaştırılarak, Çukurova Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak tespit edilmiş ve ilgili karar 17.07.2004 tarihinde 25525 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 3 bloktan oluşan Çukurova Teknokent’in A Blok inşaatına 2005 yılında başlanmış, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın desteği ile Nisan 2010’da tamamlanmış ve 11 Aralık 2010 tarihinde Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül tarafından açılışı yapılmıştır.
Teknokent’te bu süreç içerisinde 80 proje yürütülmüştür. Bu projelerden 24 adedi sonuçlandırılmış olup halen 20 Ar-Ge şirketi tarafından 52 proje yürütülmektedir. Özellikle makine mühendisliği öğrencilerinin hazırladığı en önemli projeler arasında ise Sanayi ve Ticaret Bakanlığı destekli “Tıbbi ve Aromatik Bitki Posalarından Doğal Antioksidan Elde Edilmesi” ve yine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı destekli “Servis Robotu Tasarımı ve Prototip Üretimi” yer alıyor.
Şu anda üzerinde çalışılan son projeler hakkında bizlere bilgi veren Çukurova Teknokent Genel Müdürü Mustafa Berberoğlu; “Yürütülen 52 projenin 30’u yazılım, 10’u kimya, 4’ü makine, 4’ü teknik, 3’ü tarım ve 1’i tıp üzerine olup 19’u TÜBİTAK-TEYDEP, 3’ü KOSGEB ve 3’ü de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından; 24’ü de sanayiciler ve şirket ortakları tarafından desteklenmektedir” dedi. 

Çukurova Teknokent Genel Müdürü Mustafa Berberoğlu; “Yürütülen 49 projenin 27’si yazılım, 10’u kimya, 4’ü makine, 4’ü teknik, 3’ü tarım ve 1’i tıp üzerine olup 19’u TÜBİTAKTEYDEP, 3’ü KOSGEB ve 3’ü de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenmektedir” dedi.

Uygulamalardan doğan sorunların giderilmesi amacıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın gündeminde olan 4691 sayılı kanundaki değişikliklerin en kısa sürede gerçekleştirilmesinin üyük önem taşıdığını ifade eden Mustafa Berberoğlu; “Bu değişikliklere yasanın Ar-Ge şirketlerinin mali denetim ve sorumluluklarının Maliye Bakanlığı’nca üstlenilerek teknokent yönetimi üzerinden alınması, Bakanlığın verdiği desteklerin oluşturularak kriterlere göre sürdürülmesi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca verilen mali desteklerin gelişimini ve fiziki kapasitesini tamamlamış teknokentler yerine gelişmekte olan merkezlere kaydırılması, 4691 sayılı yasanın yürürlük süresinin 2023’e kadar uzatılması gibi konular örnek gösterilebilir.
Döner sermaye işletmelerinde yapılmakta olan yeni düzenlemeler ile özellikle üniversitelerde teknokentlerin cazibesi azalacak ve öğretim üyelerinin projelerini Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde uygulamalarını olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle teknokentlere Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca verilen desteklerin arttırılarak hizmet kabiliyetlerinin yükseltilmesi büyük önem taşımaktadır. Bilim ve teknolojiye dayalı yeni fikir ve buluşlara sahip KOBİ’ler ile teknolojik fikirlere sahip tekno-girişimcilerin desteklenmesi, KOBİ’lerde Ar-Ge bilincinin yaygınlaştırılması ve Ar-Ge kapasitesinin arttırılması, Ar-Ge ve inovasyon proje sonuçlarının ticarileştirilmesi ve endüstriyel uygulamalarının sağlanması amacıyla; Çukurova Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde Teknoloji Geliştirme Merkezi (TEKMER) kurulmuştur. Ayrıca Çukurova Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde bir Kuluçka Merkezi kurulması, Çukurova Kalkınma Ajansı’nın 2010 yılı çalışma programına alınmış ve güdümlü proje fikrinin hayat geçirilmesi Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’nca onaylanmıştır. Proje hayata geçtiğinde Kuluçka Merkezi’nde girişimcilere ve firmalara fotokopi, telefon, internet, yerleşim ve lojistik destekler yanında teknik ve sürdürülebilirlik eğitimi, şirket kurulumu destekleri sağlanmış olacaktır” dedi.

Mustafa Berberoğlu; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın gündeminde olan 4691 sayılı kanundaki değişikliklerin en kısa sürede gerçekleştirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.