Skip to content

ARAŞTIRMA

AĞUSTOS 2010 SAYI: 27

Türkiyenin İhracat Limanları



Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz denizcilik hatlarında stratejik konumda yer alan limanlarıyla, doğu-batı ve kuzey-güney yönlü  uluslararası ulaştırma koridorlarının kesişim noktasında çok önemli limanlara ev sahipliği yapıyor. İhracatın belkemiğini oluşturan limanları mercek altına aldık.  Ekonominin belkemiğini oluşturan limanlar, ihracatın en önemli ayaklarından biri. Doğu Akdeniz ve Karadeniz denizcilik hatlarında stratejik konumda yer alan Türkiye limanları, Doğu-Batı ve Kuzey-Güney yönlü uluslararası ulaştırma koridorlarının kesişim noktasında çok önemli bir konumda bulunuyor. Moment Expo’nun sorularını  yanıtlayan Mersin Limanı Genel Müdürü John Phillips, bulundukları avantajlı konum ile transit yükleri çekebilecek özellikte olan limanlar için, coğrafi konumun tek başına yeterli bir özellik olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Liman operasyonlarının verimliliği, hizmet kalitesi, liman tarifeleri ve güvenliği de dikkate alınan diğer etkenlerdir. Yılport Genel Müdürü Şeyda Güre ve Altaş Ambarlı Liman Tesisleri Tic. A.Ş. Genel Müdürü Gürdal Karadeniz Moment Expo’nun sorularını yanıtladı.

BAĞLANTI KOLAYLIĞI SAĞLIYOR
Mersin Limanı Genel Müdürü John Phillips, limanın coğrafi konumu, kapasitesi ve geniş hinterlandının yanı sıra yurtiçi ve yurt dışına olan bağlantı kolaylığının sağladığı avantajlarla yalnız Türkiye’nin değil, aynı zamanda Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’in
de en önemli limanlarından biri olduğunu söylüyor. “Mersin Limanı, Serbest Bölgesiyle bitişik olarak konumlandırılmış olup, kendi aralarında koridor yolu ile bağlantı sağlanmaktadır. Limandaki zengin imkânlar sayesinde, her türlü kargo çeşitlerine; konteyner,  genel kargo, proje kargo, ro-ro, kuru dökme yük ve sıvı dökme yük hizmeti verilmektedir. 1 milyon 100 bin metrekare alan üzerine kurulmuş olan ve 21 tane rıhtım bulunan Mersin Limanı’nda, yıllık 15 milyon tonun üzerinde yük elleçlemesi yapılmaktadır. Dizayn kapasitesi 2 milyon 500 bin TEU olan limanda, 2012 yılına kadar rıhtım kapasitesinin 1 milyon 700 bin TEU’ya çıkarılması  planlanmaktadır.” 2009 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizin, Mersin Limanı’nda konteyner yük hareketinin 2008 yılına göre yüzde 2 oranında düşmesiyle etkisini gösterdiğini ifade eden Phillips, şöyle devam ediyor: “2009 yılında yaklaşık 2 milyon 800 bin ton yükleme, 2 milyon 900 bin ton boşaltma olmak üzere toplam 5 milyon 700 bin ton yük elleçlenen Mersin  Limanı’nda, 2008 yılına göre yüzde 3 artış gözlenmiştir. 2010 yılının ilk çeyreğinde toplam konteyner yük hareketinde 2009 yılının aynı dönemine göre yüzde 32 oranında artış kaydedilmiştir. Konvansiyonel kargo yük elleçlemesinde, özellikle dökme katı yüklerde ise yüzde 11 oranında bir artış görülmüştür.”

ASYA ÜLKELERİ İÇİN GİRİŞ KAPISI
Türkiye ve Doğu Akdeniz limanları arasındaki rekabetin giderek büyümekte olduğu günümüzde, rakip limanların verimlilik seviyesinin de artmakta olduğunu aktaran Phillips, “Bu nedenle Mersin Limanı’nın Akdeniz pazarındaki limanlar ile rekabet gücünü yükseltmek, Anadolu ve denize kıyısı olmayan Asya ülkeleri için giriş kapısı olarak hizmet vermesini sağlamak amacıyla birçok çalışma başlatılmıştır” diyor.
Mersin Limanı’nda, iş hacmini karşılayacak ekip man yatırımlarına 2010 yılı Şubat ayında 12 milyon dolar değerinde 8 adet RTG (Tekerlekli Vinç) eklendiğini de vurgulayan Phillips, “Bunun yanında bu yıl siparişi verilecek ve 2012 yılında teslim alınacak olan 2 adet rıhtım vinci (post panamax type) ile operasyon hızının arttırılması hedeflenmektedir” diyor. “Özelleştirme sonrası özellikle altyapı yatırımlarını tamamlamaya ve liman sahasında işlevsiz alanların ıslahına çalışılan Mersin Limanı’nda, yeni saha yatırım projeleri ile şu ana kadar 160 bin metrekare yeni konteyner stok sahası kazanılmıştır.
Geçici depolama sahası ile bu miktar 170 bin metrekare’ ye ulaşmıştır. 5 yıllık yatırım planı kapsamında stok kapasitesinin arttırılması amacıyla yeni saha çalışmalarına devam edilecektir.” Türkiye limanlarının, Doğu Akdeniz ve Karadeniz denizcilik hatlarında stratejik konumda yer aldığını ve Doğu-Batı ve Kuzey-Güney yönlü uluslararası ulaştırma koridorlarının kesişim noktasında bulunduğunu belirten Phillips, “Bulundukları avantajlı konum ile transit yükleri çekebilecek özelliktedirler. Ancak limanlar için, coğrafi konum tek başına yeterli bir özellik değildir. Liman operasyonlarının verimliliği, hizmet kalitesi, liman tarifeleri ve güvenliği de dikkate alınan diğer etkenlerdir.”
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için limanların doğru yerde konumlandırılmasının, ülke ekonomisine katkıda bulunması açısından çok önemli olduğunu söyleyen Phillips şöyle devam ediyor: “Bu limanlarda yükleme boşaltmanın en verimli biçimde yapılması ve nakliyesi için gerekli olan altyapı için planlanma ve uygulamaların yapılması gerekmektedir. Özellikle bölgesel kaynakların güncel ve gelecekteki yük hacminin taşınması için ortaya çıkacak talepleri karşılayacak liman analizlerinin yapılması ve en önemlisi ulaşım ağlarının planlanması gerekmektedir.”


HEDEF YILLIK 2 MİLYON TEU ELLEÇLEME

Yılport Genel Müdürü Şeyda Güre,Yıldırım Holding çatısı altında 2005 yılında Sedef ve Alemdar limanlarının alınması ve  birleştirilmesi ile kurulan Yılport Konteyner Terminali ve Liman İşletmeleri’nde ağırlıklı yatırımların sürdürüldüğü Konteynerın elleçlenmesinin yanısıra genel ve sıvı kargo da elleçleyebildiklerini söylüyor. Şu anda genel kargoda 2,5 milyon ton,
sıvı kargo da ise, 650 bin ton elleçleme kapasitesine sahip olan limanın konteyner elleçleme kapasitesi ise şuan için yıllık 450 bin TEU. Yılport’un kuruluşundan itibaren 3 aşamadan oluşan bir gelişim projesi ile yapılandırıldığını aktaran Genel Müdür Güre
şöyle devam ediyor: “450 bin TEU ise bu projenin yalnızca ilk fazının tamamlanmış hali, ikinci ve son fazların tamamlanması ile aşamalı olarak önce 1 milyon TEU ve ardından 2 milyon TEU yıllık elleçleme kapasitesine çıkmak hedefimiz.”
Yılport’ta değişik uzunluklarda ve farklı derinliklerde 5 tane rıhtım olduğuna da değinen Güre, “Bunlardan 1 numaralı rıhtımımızda sadece konteyner elleçleniyor ve böyle bir iskeleye sahip olduğumuz için onur duyuyoruz” diyor. Türkiye’de bunun başka örneğinin  olmadığını belirten Güre şöyle devam ediyor: “Şu anda Türkiye’de üzerinde 4 tane gantry crane barındıran ve dolayısıyla en iddialı, en hızlı rıhtım. Uzunluğu 325 metre, genişliği ise 50 metre. Draft çalışmaları sonucunda derinlik minimum 16 metreye  ulaştı. Her bir Gantry crane ile saatte 25 hareket yapılabiliyor. Aynı zamanda vinçlerimiz aynı anda iki 20’lik konteyneri elleçleyebiliyor. Dolayısıyla saatlik hareket sayısını konteyner olarak düşündüğünüzde her bir vinç için 25’in üzerinde bir performans söz konusu.Rıhtım toplamında düşündüğümüzde ise saatte 100 hareketin üzerine çıkabiliyorlar. Diğer rıhtımlarımızdan iki tanesinde genel kargo ve sıvı kargonun yanı sıra konteyner elleçlemesi de yapılabiliniyor. Diğer iki rıhtımımızda ise Sadece genel ve sıvı kargo elleçlemesi yapılmakta. Limanın şu anki toplam rıhtım uzunluğu ise 1 km’nin üzerinde.” Konteyner Elleçleme işlemlerinin Ana Terminal ve Kara Terminali olmak üzere iki alanda yapıldığı limanda, 450 bin TEU yıllık kapasitenin bu iki terminale göre dağımı ise sırasıyla, 300 bin TEU ve 150 bin TEU şeklinde.
Tüm bu çalışmaların yanı sıra ekipman ve teknolojik içerikli yatırımlarının da devam ettiğini vurgulayan Güre, son olarak Türkiye’de bir ilk olan ‘Otomatik Kapı Kontrol Sistemi’ni tümüyle devreye aldıklarını ve bunun da Türkiye için çok büyük bir gelişme olduğunu söylüyor. Şu an Yılport Kara Terminalinde işlem gören araçların sistem giriş ve çıkışlarına ve araçlar tarafından taşınan konteynerlara ilişkin bilgiler özel kameralar vasıtasıyla otomatik olarak, kullanılan Terminal işletim programına (Navis Sparcs N4) aktarılıyor ve sistemde hâlihazırda bulunan bilgilerle eşleştiriliyor. Araç Şoförleri ise Yılport’ta araçlarından inmeden işlem yapabilmenin rahatlığını yaşıyorlar. Yılport Kapı otomasyon sistemi Navis Sparcs N4 Terminal işletim programı ile APS Technology’e ait olan Kamera sistemlerinin dünyadaki ilk entegrasyonu olma özelliğini de taşıyor.

İHRACATÇIYA 7/24 HİZMET
Özellikle ihracatçılar için büyük önem taşıyan konteyner içerisine ürünlerin doldurulması yani CFS kapsamındaki hizmetlerde de 2009 yılı sonundan beri pek çok yatırım yapıldığını belirten Güre, “Ekipman parkının tümüyle yenilenmesi ve Yılport bünyesinden sağlanmasının yanı sıra, yalnızca ihracatçılara hizmet vermek üzere açılan Terminal dışı CFS Dolum alanı hizmete alındı” diyor. Bu alanda ihracatçılar 7 gün 24 saat hizmet alabiliyorlar. Üstelik gece veya hafta sonu verilen hizmetler için ihracatçıya herhangi bir ek masraf da yansıtılmıyor. Avrupa’daki limancılığın Türkiye’de günümüzde yapılandan çok daha profesyonel bir yapıya sahip olduğuna da değinen Güre şöyle devam ediyor: “Yılport olarak bizim de hedefimiz, dünya standartlarında hizmet üreten bir liman olmak ki, şimdiden bu hedefimize ulaştığımızı düşünüyoruz. Yılport bugün sahip olduğu teknolojiler (Otomatik Kapı Kontrol  Sistemleri, Dünyaca bilinen liman İşletim Programı, Personel eğitimlerinde  kullanılan Türkiye, Doğu Avrupa ve Ortadoğu’da ilk ve tek olma vasfına sahip simülatörler vb.) ve ekipmanlarla ( 4 Sahil Vinci (STS Gantry), 18 Saha Vinci (RTG), 2 MHC ve pek çok diğer ekipmanı (forkliftler, dolu ve boş konteyner elleçleyiciler, taşıma araçları vb.) Türkiye’nin en modern limanıdır. Dolayısıyla Türkiye’de limancılığın gelişmekte olduğuna iyi bir örnek olduğumuzu düşünüyoruz. Şuan genel çerçevede baktığımızda liman hizmetlerinde Avrupa ile Türkiye arasında farklılıklar var ancak gelişim devam ediyor ve limancılık alanında hizmet veren firmaların profilleri değişiyor. Türkiye’de özel limanlar anlamında bakıldığında genellikle üreticilerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kurdukları ancak kapasite fazlasını doldurulabilmek için 3. kişilere de hizmet verilmeye başlanılan limanları görmekteydik.
Günümüzde ise profesyonel limancılığın ön plana çıkmaya başladığı ortada.” 2010 yılı itibariyle İhracat elleçleme rakamlarında ciddi oranda artmış bulunduğunu da belirten Güre, “Bulunduğumuz bölge itibariyle geçtiğimiz yıllarda ithalat ve ihracat arasında
ciddi farklılıklar ve ithalatın ağırlığı söz konusuydu. Oysa 2010’da ihracat rakamlarımız ithalat rakamlarımız ilehemen hemen aynı denilebilir” diyor.

1992’DE KURULDU
Altaş Ambarlı Liman Tesisleri Tic. A.Ş. Genel Müdürü Gürdal Karadeniz, “İstanbul’un Çevre Düzeni Nazım İmar Planlarında 1984  yılında Ambarlı Liman Kompleksi’nin bulunduğu bölge, kentsel ihtiyaçlar için açık ve kapalı depolama faaliyetlerinin  gerçekleştirileceği  bir koltuk limanı olarak planlandı” diyor. Karadeniz şöyle devam ediyor: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 1989 yılında İstanbul’un Zeytinburnu Sahilinde yer alan S.S. İstanbul Batı Yakası Kumcuları Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’nin  faaliyetlerinin kent dışına çıkarılması kararı ile Kumcular, bölgede konuşlandırılmış. 1990’lı yılların başında liman  tesisi yapmak üzere oluşan talepleri dikkate alan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından 1993 yılında 10 bin DWT’lik gemilere hizmet vermek  üzere ‘Ambarlı Liman Kompleksi Mevzii İmar Planı’ onaylandı.” Ambarlı Liman Kompleksi’nin gerçek manada temellerinin Ulaştırma Bakanlığı ve ilgili Bakanlıklar  ile mevcut firmaların uzlaşma süreci sonrası atıldığını aktaran Karadeniz, “Kompleksteki  ortak konuların  organizasyonu, ortak altyapıların yapılması, ortak konuların çözümü ve hizmetlerin gerçekleştirilmesi amacıyla Kompleksin kamu kurum ve kuruluşları  karşısında temsili ve tek muhatap arayışları kapsamında 1992 tarihinde ALTAŞ Ambarlı Liman Tesisleri Tic. A.Ş.’i kuruldu” diye konuşuyor. 1993 yılında onaylanmış Ambarlı Liman Kompleksi Mevzii İmar Planı, projenin yapım çalışmalarının tamamı bitirilmeden, ülkenin giderek artan ithalat ve ihracat ihtiyacının doğal sonucu olarak limana olan talepler göz önünde bulundurulup, İmar Planlarında Revizyon ihtiyacının doğduğunu aktaran Karadeniz şöyle devam ediyor: “Daha büyük tonajlı gemilere hizmet verebilecek planlama çalışmaları 1998 yılında tamamlanmıştır. Ülkemizin hızla artan dış ticaret hacmine bağlı olarak Ambarlı Liman Kompleksine olan talep, büyüyen gemi boyları ve liman işletmesi terminallerin daha efektif limancılık hizmetleri verebilmeleri amacıyla, 2008 yılında sonuçlanan yeni ilave imar plan revizyonları ile Ambarlı Liman Kompleksi bugünkü fiziki yapısına kavuşmuştur.
Gelişen teknik ve ekonomik şartlara uygun olarak yenilenen Ambarlı Liman Kompleksi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 15 Haziran 2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni İmar Planında da Liman alanı olarak İstanbul metropolüne ve liman hinterlandına hizmet vermek üzere onaylanmıştır.” Ambarlı Liman Kompleksi, bünyesinde çalışmakta olan iki binin üzerinde çalışanı, limanla doğrudan ve dolaylı iş yapan firmalarda çalışan sayısı da dikkate alındığında yaklaşık dokuz bin kişinin çalıştığı Türkiye’nin en büyük konteyner limanı olma özelliğini elinde bulundurmaktadır. Ambarlı Limanı bulunduğu bölge itibariyle, İstanbul’un Avrupa yakası, Trakya ve İstanbul’un Anadolu yakası ağırlıklı olarak hizmet verdiği bölgelerdir.

7 AYRI LİMAN İŞLETMESİ TERMİNALİ VAR
Altaş Ambarlı Limanında 7 ayrı liman işletmesi terminal bulunuyor: Kumport Liman Hizmetleri Lojistik San. ve Tic. A.Ş., Akçansa Çimento San. ve Tic. A.Ş., Mardaş Marmara Deniz İşletmeciliği Tic. A.Ş., Marport Liman İşletmeleri Tic. ve San. A.Ş. (Marport Ana ), Marport Liman İşletmeleri Tic. ve San. A.Ş. (Marport Batı), Set Çimento San. ve Tic. A.Ş., Total Oil Türk A.Ş. Ambarlı Limanında ilgili Bakanlıkların isteği üzere kurulmuş bulunan Altaş Ambarlı Liman Tesisleri Ticaret A.Ş., Kompleksin ortak hizmet faaliyetlerini, Liman’ın genel yönetimini, altyapı, planlama, jeolojik etüt, ortak güvenlik, çevre düzenlemesine yönelik sorumluluklar, kamu kurum ve kuruluşları ile koordinasyon ve planlama çalışmalarını gerçekleştirmekte, ayrıca Ambarlı Limanında Uluslararası ISPS Kod kapsamında ‘Yetkilendirilmiş Güvenlik Kuruluşu’ (RSO) olarak faaliyet gösteriyor. Ambarlı Limanının, Römorkaj, Pilotaj ve Kılavuzluk hizmetleri ise yine Altaş’ın ortaklarından Arpaş Ambarlı Römorkaj Pilotaj Ticaret A.Ş. tarafından gerçekleştiriliyor. Arpaş, bu faaliyetlerini bir adedi 55 ton gücünde, bir adedi 45 ton gücünde, diğer ikisi 30 ton gücünde toplam 4 adet Römorkör, 2 adet palamar ve 1 adet kılavuz botu ve 14 pilot ile sürdürüyor.