Skip to content

AKADEMİK

EYLÜL 2017 SAYI: 112

Ülkemizin İhtiyaçlarını Karşılayabilecek Mühendisler Yetiştiriyoruz

Karabük Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü 29 Mayıs 2007 tarihinde Mühendislik Fakültesi’nin açılmasıyla birlikte faaliyete geçti. 2008-2009 döneminde 43 lisans öğrencisiyle eğitim- öğretime başlayan bölüm, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında tezli yüksek lisans, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında da doktora programlarıyla lisansüstü eğitime kapılarını açtı. Türkiye’nin teknolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel yönde gelişimi ve ilerlemesinde gençliğin önemli bir yeri ve payı bulunduğuna işaret eden Karabük Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bilge Demir, “Bu bilinçle öncelikli olarak gelecek nesilleri, bölümümüzün misyonu doğrultusunda nitelikli bir şekilde yetiştirmeyi, ülkemizin ve dünyanın ihtiyaçları doğrultusunda uygun teknolojik araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunmalarını ve bu faaliyetlerin çıktılarını insanlığın hizmetine sunmalarını sağlamayı amaç edindik” diyor.

Kuruluşundan bugüne bölümünüzde gelişim ve değişim yaşandı mı? Daha iyiye ulaşma noktasında önceliği hangi konulara verdiniz?

Bölümümüz kurulduğu andan itibaren benimsediği ilkelerle büyük bir gelişme gösterdi. 2008-2009 eğitim-öğretim yılında yüzde 30 İngilizce programıyla eğitim-öğretime başlayan bölümümüz, daha sonra yüzde 100 İngilizce programının dâhil edilmesi ve ikinci öğretim programlarının açılmasıyla birlikte toplamda dört lisans programına ulaştı. Bunun yanı sıra, makine mühendisliği bölümü çatısı altında; ülkemizin otomotiv sektörünün gereksinimlerini karşılamak maksadıyla 2009-2010 eğitim-öğretim yılında otomotiv mühendisliği bölümü ve yine ülkemizin raylı sistemler sektöründe yetişmiş mühendis ihtiyacını karşılamak amacıyla Türkiye’nin ilk raylı sistemler mühendisliği bölümü açıldı. Otomotiv mühendisliği bölümümüz yüzde 30, raylı sistemler mühendisliği bölümümüz ise yüzde 30 ve yüzde 100 İngilizce programlarıyla eğitimöğretime devam ediyor. 2008-2009 eğitimöğretim yılında 43 öğrenci ile faaliyetlerine başlayan bölümümüz bugün kayıtlı 4 binden fazla öğrencisiyle çalışmalarını sürdürüyor. Tüm bu gelişmeler yaşanırken üniversite ve bölüm olarak görevimiz öğrencilerin bilimsel anlamda teorik bilgi edinmelerinin yanı sıra pratik anlamda da beceri kazanmalarıdır. Bunun için gerekli alt yapının daha da geliştirilmesi, yeni laboratuvarların kurulması ve tüm bölümler için uygun ekipmanların bulundurulması ve öğrencilerimize mühendislik ürünlerini-düşüncelerini uygulayabilecekleri serbest alanlar oluşturması her zaman önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Akademik kadronuzun uzmanlık alanları hakkında bilgi verir misiniz?

Makine mühendisliği bölümümüz; enerji, termodinamik, mekanik, konstrüksiyon ve imalat, makine teorisi ve dinamiği, otomotiv ve raylı sistemler mühendisliği anabilim dallarından oluşuyor. Her anabilim dalında evrensel standartlardaki temel ve uygulamalı bilimsel araştırmalar yapılıyor. Öğrenciler ve yerel sanayi paydaşlarıyla birlikte çeşitli projeler yürütülüyor. Enerji anabilim dalında; sürdürülebilir enerji sistemleri, güneş enerjisi ve güneş hücreleri, ısıtma, havalandırma, iklimlendirme ve soğutma gibi konuların yanı sıra hidrojen üretim teknolojileri, yakıt hücreleri, termoelektrik jeneratörler ve termal sistemlerin modellenmesi ve optimizasyonu gibi konulara ağırlık veriliyor. Termodinamik anabilim dalında; enerji ve ekserji hesaplamaları, ısı transferi, akışkanlar mekaniği, hesaplamalı akışkanlar dinamiği ve nano akışkanlar konularında çalışmalar yapılıyor. Mekanik, konstrüksiyon ve imalat ve makine teorisi ve dinamiği anabilim dallarında ise; bilgisayar destekli tasarım (CAD), geleneksel ve geleneksel olmayan imalat yöntemleri, kesici takım teknolojileri, toz metalurjisi, metal esaslı kompozit malzemeler, plastik enjeksiyon/ ekstrüzyon kalıp teknolojileri, nano malzemeler, sonlu elemanlar analizi, akustik, titreşim gibi konularda lisansüstü çalışmalar yürütülüyor. Otomotiv mühendisliği ve raylı sistemler mühendisliği anabilim dallarında da; elektrikli taşıtlar, alternatif yakıtlar, emisyonlar, içten yanmalı motorlar, tren-ray etkileşimi, boji tasarımı gibi konularda araştırma-geliştirme faaliyetleri sürdürülüyor.

Eğitim konularını oluştururken sanay iden gelen talepleri dikkate aldınız mı? Teorik eğitimlerle pratik arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?

Eğitim konuları oluşturulurken ülkemizin teknolojik gereksinimlerine bağlı kalarak, sanayiden ve diğer tüm paydaşlarından gelen talepleri dikkate aldık. Bu taleplerin gerçekleştirilmesi için kamu ve özel sektör kuruluşlarıyla çeşitli sempozyumlar, konferanslar ve çalıştaylar yaparak eğitim müfredatlarını düzenledik. Dünya genelinde süre gelen teknolojik gelişmeleri gözlemleyerek, uygulamalı eğitime ağırlık vermeye çalıştık. Bu kapsamda, öğrencilerimizin ikinci ve üçüncü sınıfta sanayinin değişik kollarında staj yapmalarına imkân tanıdık ve böylece aldıkları teorik eğitimin uygulamalı eğitimle harmanlanması sağladık. Bunun yanı sıra, son sınıfa gelmiş öğrencilerin bitirme projelerinde diğer kamu kuruluşlarından danışmanlık desteği alarak, endüstrideki sorunların çözümüne yönelik bilgi ve tecrübe paylaşımına olanak tanıdık.

Teorik eğitimler haricinde Ar-Ge ve yenilikçiliğe önem veren bir eğitim kurumu olarak öğrencilerinize sunduğunuz teknik olanaklar konusunda neler aktarmak istersiniz?

Mühendislik öğrencilerinin uygulamalı eğitim alabilmeleri için öncelikli olarak gerekli laboratuvarların kurulmasını ve bu laboratuvarlarda kullanılacak ekipmanların teminini amaçladık. Bu doğrultuda bilgisayar laboratuvarlarının yanı sıra tüm mühendislik bölümlerinde okuyan öğrencilere yönelik laboratuvar imkânları tesis ettik. Bunun yanı sıra, Türkiye ve dünyada demir- çelik üretimi konusunda yeni teknolojilerin geliştirilmesine, ürün kalitesinin artırılmasına, katma değeri yüksek vasıflı çelik üretilmesine, üretim atıklarının değerlendirilmesine, demir-çelik tesislerindeki verimliliğin artırılmasına ve demir-çelik üretiminde yerli ham madde ve cevherlerin etkili ve verimli kullanımına yönelik araştırmalar yapmak için 2011 yılında Demir- Çelik Enstitüsü’nü kurduk. Enstitüde bulunan dinamik test, elementel analiz, sem, statik, ısıl işlem, triboloji ile enerji ve çevre laboratuvarı tüm mühendislik öğrencilerinin kullanımına açıldı. Demir-Çelik Enstitüsü’ne ek olarak 2019 yılında tamamlanması planlanan ve 10 bin metrekarelik alana sahip olacak yeni bir laboratuvar kompleksinin yapımına da başladık. Öğrencilere sağlanan imkânları laboratuvar olanaklarıyla sınırlandırmayıp yapacakları bilimsel çalışmalar için de destekler sağladık. Bu kapsamda, lisans bitirme projelerini üniversitemizin Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) birimi tarafından destekliyor ve öğrencilerimizin hayallerini pratiğe dönüştürme fırsatını sağlıyoruz. Öğrencilerimizin yurt dışındaki üniversitelerle gerçekleştireceği ortak proje ve staj çalışmaları üniversitemizin uluslararası ilişkiler ofisi tarafından destekleniyor. Bu çerçevede gerekli prosedürler gerçekleştirilerek öğrencilerimizin yurt dışı deneyimi kazanmalarını sağlıyoruz.

Makine mühendisliği eğitimi almak isteyen bir öğrencinin Karabük Üniversitesi’ni seçmesindeki temel nedenleri söyleyebilir misiniz?

Teknolojik gelişmeler ve sanayi üretiminin hızla büyümesi sonucu ülkemizde nitelikli makine mühendisi ihtiyacı her geçen yıl artıyor. Karabük Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü; gelişen teknolojiyi takip eden, yenilikçi, sanayiyle işbirliği içerisinde olan beş profesör, altı doçent, dokuz yardımcı doçent ve 18 araştırma görevlisinden oluşan toplam 38 kişilik akademik kadroya sahip. Bünyemizde, Türkiye’nin ilk ve tek raylı sistemler mühendisliği ve otomotiv mühendisliği bölümlerinin bulunması sebebiyle üniversitemizin kuruluşundan itibaren öğrencilerin öncelikli tercihleri arasında yer alıyoruz. Demir-çelik endüstrisinde ülkemizin önemli entegre tesisleri arasında yer alan Kardemir ile bölgemizde bulunan haddehaneler, bölümümüz öğrencileri için çeşitli staj ve iş imkanları sunuyor. Karabük Üniversitesi, Kardemir ve bağlı kuruluşlarla ortak çalışma ve projeler yürüterek Ar-Ge ve inovasyona katkı sağlarken, öğrencilerinin sahada yetişmesini de mümkün kılıyor. Bununla birlikte üniversite-sanayi işbirliği kapsamında öğrencilerimizin son sınıfta Kardemir’de part-time çalışma imkânı bulunuyor. Kardemir bu öğrencilerden bir kısmına mezuniyet sonrası iş imkânı sunuyor. Ayrıca öğrencilerimiz lisans bitirme tezlerini danışman hocalarının yönlendirmeleriyle TÜBİTAK ve BAP projeleri kapsamında tamamlayabiliyor. Üniversitemizde ayrıca öğrencilerimizin kendilerini geliştirebilmeleri için birçok aktif öğrenci kulübü mevcut. Öğrencilerimiz kendi mesleki eğitimlerine yönelik olanlarda yer alıp yapacakları teknik gezi ve diğer faaliyetlerle tecrübe edinebilir. Ayrıca Türkiye’nin en yeşil kampüslerinden birine sahip olan üniversitemiz; sosyal tesisleri, tenis kortları, kapalı havuzu, fitness salonu, voleybol ve basketbol sahalarıyla birçok sosyal imkân da sağlıyor. UNESCO Dünya Mirası listesindeki Safranbolu’nun çok yakınında olan üniversite kampüsümüz, aynı zamanda Batı Karadeniz turizm noktalarının da tam merkezi konumundadır.

Yurt dışı öğrenci değişim programları çerçevesinde öğrencilerinize ne tür imkânlar sunuyorsunuz?

Üniversitemizin, öğrencilerimizin ufuklarını genişletebilmek için Erasmus+ ve Mevlâna Değişim Programları kapsamında birçok üniversiteyle anlaşması bulunuyor. Bunun dışında Erasmus+ Staj Hareketliliği kapsamında öğrencilerimiz stajlarını yurt dışında yapabiliyor ve oradaki firmaların çalışma şartlarını, işleyişlerini yakından takip etme fırsatı bulabiliyor. 2008 yılından bu yana Erasmus+ Değişim Programı kapsamında birçok üniversiteyle anlaşma yaptık ve bugüne kadar bu programlardan 1000’e yakın öğrencimiz yararlandı. Yurt dışı öğrenci değişim programlarıyla öğrencilerimiz yurt dışı deneyimi, çok kültürlü ortamda ders işleme, değişik kültürleri tanıma, kendi kültürünü tanıtma, yeni arkadaşlıklar edinme ve eğitim sonrası mesleki bağlantılar edinme imkânlarına erişiyor.

Bölümünüz bünyesinde gerçekleştirdiğiniz veya gerçekleştirmeyi planladığınız sanayi projeleriyle ilgili bilgi verir misiniz?

Kardemir ve diğer paydaşlarla ortak projeler yürütüyoruz. Bu kapsamda Türkiye’nin ilk ve tek Demir-Çelik Enstitüsü 2011 yılında üniversitemizde kuruldu. Demir çelik-enstitüsü bünyesinde bulunan laboratuvarlar hem üniversitemizin bilimsel çalışmalarına olanak sağlıyor hem de özellikle ilimizde bulunan sanayi kuruluşlarına hizmet veriyor. Üniversitemizle Kardemir arasında oluşturulan işbirliklerinden bir diğeri de Kardemir’le birlikte yürütülen ray profil haddehanesi projesidir. Proje kapsamında Kardemir’de bulunan ray profil haddehanesinde iyileştirmeler yapılarak çok yüksek miktarda tasarruf sağlandı. Bununla birlikte yine üniversite-sanayi işbirliği kapsamında Kardemir’de bulunan diğer birimlerde ve şehrimizde bulunan diğer tesislerde enerji verimliliği alanında iyileştirmeler yaptık. Ayrıca, öğretim üyelerimizin yürüttüğü, ray üretimi, çelik üretim merkezlerindeki atık ısısının kullanılarak verimliliğin artırılması, yüksek fırınlar için ısı değiştirici tasarımı, iklimlendirme sistemleri, ekserji ve enerji analizleri, kompozit üretim yöntemleri, talaşlı imalat ve içten yanmalı motorlar konularında sanayi odaklı TÜBİTAK projeleri mevcut.

Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının üniversitelere bakışını nasıl yorumluyorsunuz?

Bir ülkenin gelişmesinde en önemli etkenlerden birisi de üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesidir. TÜBİTAK bu anlamda hem üniversiteler hem de sanayi kuruluşlarına gereken desteği veriyor. Üniversitesi-sanayi işbirliği kapsamında ülkemizde birçok proje gerçekleştirilmesine rağmen bu projeler henüz yeterli seviyelere ulaşamadı. Kurumsal şirketlerle üniversiteler arasındaki işbirliği belirli bir seviyeye gelmişken küçük ölçekli veya kurumsallaşamamış şirketlerde ise bu işbirliği düşük seviyelerde seyrediyor. Bunun nedeni küçük şirketlerin bu çalışmalara yeterince önem vermemeleri ve sonucunda fayda elde edemeyeceklerini düşünmeleridir. Bu noktada, akademisyenlerimiz çalışmalarını şirket yöneticilerine aktararak işbirliğine talip olmalı, bununla birlikte şirket yöneticilerine işbirliği sonucu elde edecekleri katkılar ayrıntılı bir şekilde aktarılmalı diye düşünüyorum. Eğer bu işbirliği sağlanabilirse hem şirketlerimiz hem de üniversitelerimiz karşılıklı olarak kazanacak ve çalışmalarını daha ileri seviyelere götürecektir.