Skip to content

MAKALE

EYLÜL 2018 SAYI: 124

Yeni Ekonomi Programı Ve Makine Sektörüne Etkileri

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YOL GÖSTERİCİ OLARAK GÖRÜLEN YENİ EKONOMİ PROGRAMI AÇIKLANDI. YENİ EKONOMİ PROGRAMI, TÜM İKTİSADİ FAALİYETLERİ VE BİRİMLERİ ETKİLEYECEĞİ GİBİ MAKİNE SEKTÖRÜ ÜZERİNDE DE BELİRLEYİCİ ETKİYE SAHİP OLACAK.

Geleneksel orta vadeli programlar yerine, yeni bir yaklaşımla 2019- 2021 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı hazırlandı. Program, birçok açıdan yenilikler içeriyor. Yeni Ekonomi Programı gerçekçi hedefleriyle orta vadeli programlar ile kaybolan ekonomi yönetiminin itibarını da yeniden kazandırabilecek. Yeni Ekonomi Programı’nda önemli bir yenilik ise eylem planlarıyla izleme ve hesap verme mekanizmasının getirilmiş olması olarak dikkat çekiyor.

EKONOMİDE DENGELENME, KAMUDA MALİ DİSİPLİN VE ÜRETİMDE DÖNÜŞÜM

Yeni Ekonomi Programı’nda öncelikle Türkiye’nin ekonomi gündeminde yer alan ancak bugüne kadar öncelik ve politika sıralaması yapılamayan üç başlık birbirleriyle uyumlu olarak sıralandı. İlk aşamada ekonomide dengelenme yani enflasyon başta olmak üzere makroekonomik istikrarın, fiyat istikrarının ve finansal istikrarın sağlanması amaçlanıyor. Buna paralel olarak ikinci aşamada kamuda mali disiplin için önemli iyileştirmeler ve üçüncü olarak da reel sektörde sanayi ve ihracat odaklı bir dönüşüm hedefleniyor.

EKONOMİK BÜYÜMEDE GERÇEKÇİ HEDEFLER

Yeni Ekonomi Programı’nda büyümeye ilişkin konulan hedefler gerçekçi iken dengelenme sürecinde ekonomide büyüme kaçınılmaz olarak yavaşlayacak. Bu olumlu bir gelişme çünkü hızlı büyüme talebi gerçekçi hedeflere dönüşecek. Ayrıca büyümeyle diğer ekonomik göstergeler de kendi içinde uyumlu. Bir diğer önemli unsur ise büyümede sanayi ve ihracata yapılan vurgu, verilen öncelik ve bu haliyle sanayi ve ihracatın, programın gizli çıpası yapılmış olması.

ENFLASYONLA MÜCADELE ZAMANA YAYILIYOR

Yeni Ekonomi Programı, temel öncelik olan enflasyonla mücadeleyi zamana yayıyor. Yüzde 20-30 bandına yerleşen ve halen artış eğilimde olan enflasyonla mücadele için gerekli olan bir istikrar programı uygulanması tercih edilmedi. Dengelenme süreci içinde enflasyonun da düşeceği varsayılıyor. Bu çerçevede enflasyon uzun süre çift haneli rakamlarda kalacak, enflasyon beklentileri kolay iyileşemeyecek ve faiz, kur, enflasyon sarmalından kolay çıkılamayacağını söyleyebiliriz. Bu da programın dengelenmeyle dönüşüm hedeflerini bozabilir.

YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE REEL SEKTÖRÜN ACİL SORUNLARI

Oluşan yüksek enflasyon ve yüksek faizlerle TL’nin aşırı değer kaybı ile reel sektör şirketlerinde dört sorun yaşanıyor. Firmalar döviz kredileriyle döviz cinsi ödemlerini yapmakta zorlanıyor. Maliyet ve fiyat artışları piyasaları kilitlerken ödemelerde de aksaklıklar yaşanıyor. Banka kredileri yüksek faizlerle kullanılabilir olmaktan çıkmış durumda. Firmalarda zararlar ve nakit sıkışıklığı nedeniyle konkordato ve iflaslar yaşanıyor. Ekonomi programı ve bugüne kadar alınan önlemler bu sorunları çözemedi. Reel ve mali sektörün bugün yaşadığı sorunlar ve sıkıntılara yönelik olarak ise acil bir eylem görülmüyor. Bankalarda mali yapı incelemesi yapılması ve daha sonra adımlar atılması planlanıyor. Bu çerçevede, özellikle kredi geri ödemelerinde yaşanan sıkıntılar piyasanın çözümüne bırakılıyor. Birçok reel sektör firması kapanmaya devam edecek. Bu kapsamda, Yeni Ekonomi Programı reel sektörün sorunlarının çözümünü büyük ölçüde piyasaya bırakıyor. Bu nedenle reel sektörde sıkıntıların sürmesi beklenebilir.

YENİ EKONOMİ PROGRAMI İLE YATIRIMLAR VE MAKİNE SANAYİSİ

Yeni Ekonomi Programı’nın hedefleri kapsamında yatırımlarda önemli bir yavaşlama bekleniyor. Bu durum da yurt içinde makine talebini sınırlarken, ihracat en önemli çıkış yolu olmaya devam edecek. Yeni Ekonomi Programı, 2019 yılında ekonomide yüzde 2,3 büyüme öngörüyor. Büyümenin bileşenleri içinde özel tüketim harcamaları 2019 yılında yüzde 2, kamu tüketim harcamaları ise yüzde 1,4 büyüyecek. Özel tüketim harcamalarındaki yavaşlama öncelikle özel sektörde kapasite kullanımlarının sınırlanması anlamına geliyor ki bu da özel sektörün yeni kapasite yatırımlarını öteleyecektir. Kamu tüketim harcamalarındaki yavaşlama ise kamu alımlarının yavaşlaması anlamına geliyor. Makine sektörü açısından daha önemli olan büyüklük ise yatırım harcamasıdır. Özel yatırımların 2019 yılında yüzde 2 büyümesi öngörülüyor. Bu büyüme hedefi içinde makine ve teçhizat yatırımlarındaki büyüme de çok zayıf olacak. Kamu yatırım harcamalarında ise 2019 yılında yüzde 36,1 küçülme öngörülüyor. Kamunun 2019 yılında yurt içinde makine alımları da azalacak.

 

Yeni Ekonomi Programı’nın 2019 yılındaki ihracat artışı için ortaya koyduğu yüzde 7 büyüme hedefi ise oldukça temkinli bir hedef. İç pazardaki daralmayla ihracata yönelim artacaktır. Makine sanayisinde 2018 yılı ihracat artışı yıllık yüzde 20’lere yaklaştı. Böyle bir ortamda 2019 yılında ihracat daha yüksek gerçekleşebilir. İthalattaki artış hedefi ise kurların yüksek kalacağını, ekonomide ve yatırımlarda büyümenin zayıflayacağını teyit ediyor. Yeni Ekonomi Programı’nın 2019 yılı mali hedeflerine göre 2019 yılında üretim maliyetlerinde artışlar sürecek ve aynı zamanda yüksek faizler ve finansman maliyetleri de devam edecek. Kârlılıklar ve nakit akışları olumsuz etkilenmeyi sürdürebilir. 2019 yılı için hedeflenen yüzde 15,9 yılsonu enflasyon hedefi muhtemelen 2019 yılı boyunca ortalama yüzde 20 maliyet artışının devam edeceğini gösteriyor. Buna bağlı olarak da kredi faizleri yüzde 20-30 aralığında gerçekleşecektir. Bu da finansman maliyetlerinin yine yüksek kalacağına işaret ediyor.

2019 yılında önemli bir diğer gösterge döviz kurları veya TL seviyesi olacak. Yeni Ekonomi Programı 2019 yılı için ortalama dolar kurunu 5,60 TL olarak kullanıyor. Bu bir hedef veya taahhüt değil ancak ekonomi yönetimi TL’nin 2018 ikinci yarısındaki seviyelerinin altında kalacağını öngörüyor. TL’nin değerini programın uygulaması ve sonuçları belirleyecek. Ancak yüksek enflasyon ve faiz ortamında Türk Lirası üzerinde değer kaybı baskısının sürmesi beklenebilir.

GENEL BEKLENTİLER

İş dünyası olarak programa temkinli iyimser yaklaşılmalı. Acı bir reçete tercih edilmedi veya ihtiyaç görülmedi. Bu nedenle fiyat istikrarıyla finansal istikrarın ne kadar sağlanabileceği belirsiz ancak her koşulda iç piyasa 2019 yılı sonuna kadar zayıf kalacak. İhracat önemli alternatif olacakken maliyet artışları, yüksek faizler, kur artışlarının yavaşlasa da süreceği öngörülebilir. Maliyet, fiyat, stok ve nakit yönetimi çok önemli hale gelmiş durumda. Reel sektörün işlerindeki durağanlık, mali yapılarındaki bozulma ve kredi geri ödemelerinde yaşanan sorunlarla reel sektördeki kayıpların hızlanması, bankacılık sektörü üzerinde sistematik bir risk yaratabilir. Programda çok yer almayan reel sektörün sorunları da hızla ele alınarak çözümler üretilmeli.