Skip to content

MAKALE

OCAK 2018 SAYI: 116

Yüksek Teknolojili Sanayi Üretimi Ve Makine Sanayisi Önündeki Yapısal Engeller

Öncelikle Türkiye’de makine sanayisinin hemen tüm alt makine gruplarında kendi üretim ve ürün teknolojisine sahip hale gelmesi gerekiyor. Makine sanayisi bu hedefe yaklaşma sürecindedir. Ancak makine sanayisi, gelişiminin önündeki birçok yapısal engelle de karşı karşıya bulunuyor. Bu nedenle gelişme için yapısal engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor.

TÜRKİYE SANAYİLEŞMİŞ ÜLKE OLMADAN SANAYİDEN KAÇIŞ BAŞLADI

Makine sanayilerinin gelişimi, ülkelerin sanayileşme süreçleriyle paralel hareket eder. Makine sanayisi ülkenin sanayileşme sürecinde yarattığı makine talebi ve iç pazar ihtiyaçlarıyla gelişir. Türkiye’de makine sanayisinin gelişimi 2000’li yılların başından itibaren yeni bir döneme girdi. Makine sanayisinin ölçek, kalite ve teknoloji alanında gelişmeye başlayacağı bu dönemde Türkiye henüz sanayileşmiş ülke olmadan sanayinin payı hızla azalmaya başladı. Sanayideki bu gelişme makine sanayisinin gelişmesi için de önemli bir engel oluşturdu.

İMALAT SANAYİSİNİN GSYİH İÇİNDEKİ PAYI HIZLA GERİLİYOR

Makine sanayisinin gelişimiyle imalat sanayisinin arasında da önemli bir ilişki bulunuyor. İmalat sanayisinin ihtiyaçları ve talepleri makine sanayisindeki gelişmeleri şekillendiriyor. Zayıf bir imalat sanayisi ve durağan talepler makine sanayisindeki gelişmeleri de sınırlıyor. Bu çerçevede Türkiye’de imalat sanayisinin payında görülen hızlı düşüş de makine sanayisinin önünde engel oluşturuyor. İmalat sanayisinin GSYİH içindeki payı yüzde 15’lere kadar geriledi. Küçülen bir imalat sanayisi, makine sanayisindeki gelişmeyi de olumsuz etkiliyor.

SANAYİ DIŞI SEKTÖRLER DAHA CAZİP HALE GELDİ

Türkiye’de birçok alan sanayi yatırımlarından daha cazip hale geldi. Bu cazibenin bir bölümü sektörlerin doğasından kaynaklanırken kamunun politikaları ve uygulamaları da diğer sektörlerin cazibesini artırdı. İnşaat, enerji, gayrimenkul, perakende, eğitimsağlık, turizm, ulaştırma-lojistik ve ithalatticaret getirileri ve kârlılıklarıyla öne çıkan sektörler oldu. Bu gelişme Türkiye’de sermayenin sanayi dışı alanlara kaymasına yol açarken böylece dolaylı yoldan makine sanayisine yönelik talebi sınırlıyor.

MAKİNE VE TEÇHİZAT YATIRIMLARINDA DURAĞANLIK VAR

Makine sanayisinin gelişimi ilk aşamada özel sektörün yatırımları ve talebiyle büyüyen makine ve teçhizat yatırımlarına ve iç pazara bağımlıdır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde Türkiye’de toplam kamu ve özel sektör makine ve teçhizat yatırımlarının 2011 yılında beri durağan kaldığı görülüyor. Makine ve Teçhizat yatırımlarındaki bu durağanlık makine ve teçhizat iç pazarının da büyümesini sınırlandırırken makine sanayisinin gelişimi önünde de yapısal bir engel oluşturuyor.

TÜRKİYE’DE YATIRIMLARI FİNANSE EDECEK BİR KAMU KALKINMA BANKASI YOK

Makine sanayilerinin gelişim süreçlerinde ülkelerde önemli ve uzun süren bir yatırım hamlesi olduğu görülürken, aynı zamanda yatırım hamlesini destekleyen kamu kalkınma bankaları da bulunuyor. Kalkınma bankaları, günün ihtiyaçlarına göre dönüşüm geçirerek özel sektörün makine ve teçhizat yatırımlarını destekler. Günümüzde başta Güney Kore olmak üzere, Polonya, Çekya, Malezya, Meksika, Endonezya, Hindistan gibi ülkelerde kamu kalkınma bankaları faaliyet gösteriyor. Türkiye’de ise kamu kalkınma bankacılığı işlevini yitirmiştir. Makine ve teçhizat yatırımlarını finanse eden bir kamu kalkınma bankası olmaması, makine sanayisinin gelişimini doğrudan sınırlıyor.

KÜRESEL KRİZİN ARTÇI ETKİLERİYLE DÜNYA MAKİNE YATIRIMLARINDA DURGUNLUK HAKİM

Türkiye’de makine sanayisi 2000’li yılların başından itibaren yeni bir gelişme dönemine girmiş olup, dünya ekonomisindeki koşullar da 2008 yılına kadar bu gelişmeyi destekledi. Ancak 2008 yılında yaşanan küresel kriz tüm dünyada atıl kapasiteleri ortaya çıkarırken yeni makine yatırımları uzun süre geriledi. İlk kez 2016 yılından itibaren dünya genelinde makine ve teçhizat yatırımları yeniden artmaya başladı. Türk makine sanayisi de gelişme sürecindeki bu yatırım kesintisinden olumsuz etkilendi.

MAKİNE İTHALATI HALA YÜKSEK

Türkiye, dünyanın makine sanayisinde en gelişmiş ülkelerine makine ihraç ediyor. En çok ihracat da Almanya’ya gerçekleştiriliyor. Türkiye’de yapılamayan az sayıda makine bulunuyor. Buna rağmen Türkiye çok yüksek oranda makine ithal ediyor ve bu ithalat makine sanayisinin gelişimini engelliyor. Makine ithalatını adeta teşvik eden birçok uygulama da bulunuyor. Yatırım teşvik sisteminde verilen destekler bunun başında geliyor. Kamu ihalelerindeki tercihler ve ikinci el makine ithalatı ise diğer unsurlar olarak öne çıkıyor.

YATIRIM TEŞVİKLERİ YÜKSEK TEKNOLOJİ YOĞUNLUKLU SEKTÖRLERİ ÖZENDİRMİYOR

Makine sanayisinin gelişimi imalat sanayisinin orta yüksek ve ileri teknoloji yoğunluklu sanayilere geçmesiyle paralellik gösteriyor. Nitekim bu sanayilerin makine ve teçhizat talepleri, üretilecek makinelerdeki kalite, teknoloji ve bilgi içeriğini de artırıyor. Türkiye de sahip olduğu iyi niyete rağmen mevcut yatırım teşvik sistemi yüksek teknolojili yatırımları teşvik etmiyor. Bu da makine talebinin geleneksel ürünlerde kalmasına yol açıyor. Makine sanayisinin teknolojik gelişim ihtiyacı sınırlanıyor.

YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI YETERSİZ

Makine sanayisinde yabancı sermaye yatırımları itici bir güç oluşturuyor. Gelişmiş ülkelerin makine firmaları yatırım yaptıkları ülkelerde teknoloji, bilgi birikimi, mühendis ve nitelikli işgücünün birikmesine katkı sağlıyor. Türkiye’de genel olarak sanayide yabancı sermaye yatırımları oldukça sınırlıyken makine sanayisinde daha da düşüktür. Makine sanayisine 2016 yılında 24 milyon dolar, 2017 yılında ise 37 milyon dolar yabancı sermaye yatırımı geldi. Yabancı sermaye yatırımlarının neredeyse olmaması da makine sanayisinin gelişimi önünde yapısal bir engel oluşturuyor.

NİTELİKLİ VE YETERLİ MÜHENDİSİMİZ YOK

Makine sanayisinin gelişimi büyük ölçüde mühendislik kapasitesine bağlıdır. Firmalarda çalışan mühendis sayıları ve toplam çalışanların içinde mühendislerin payı önemli göstergelerdir. Sayılar ve oranlar kadar mühendislerin nitelikleri de önemlidir. Bu çerçevede Türkiye’de mühendislerin makine sanayisinde çalışanlar içinde payı oldukça düşükken nitelik açısından da iyileşmeye ihtiyaç duyuluyor.