Makine sektörünün erkek egemen bir sektör olduğunu ve kadınların bu sektörde başarılı olabilmek için büyük
mücadeleler verdiğini vurgulayan Nalçacı, bu dezavantajlı durumu kendi adına avantajlı duruma çevirebilmiş
kadınlardan bir tanesi. Nalçacı eğitim hayatını, başarı öyküsünü, erkekegemen bir sektörde başarılı bir kadın
olmanın yollarını Moment Expo okurlarıyla paylaştı. Nalçacı; “Önemli olan zorlukları yönetebilmeyi başarabilmek
ve bunu fırsata dönüştürebilmek” dedi.

Gül Nalçacı’yı daha yakından tanıyabilir miyiz?

Diyarbakır’da, 1977 yılında doğdum. Ortaöğrenimimi Özel Toros Fen Lisesi’nde tamamladım. Orta Doğu
Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü mezunuyum. 2011 yılında Çağ Üniversitesi’nde Master of Business
Administration (MBA) Yüksek Lisans Programı’nı tamamladım. Çukurova Makina’da (Avrupa, CIS, Afrika, Orta
Doğu, Pasifik Asya ve Latin Amerika) 35’in üzerinde ülkenin bayiliğini yönetiyorum.

İş hayatına başlama ve bulunduğunuz göreve gelme süreciniz hakkında bilgi verir misiniz?

Çalışma hayatıma, 2000 yılında Çukurova Makina İmalat ve Ticaret Anonim Şirketi’nde başladım. Halen bu şirkette
İhracat Satış Yöneticisi olarak çalışmaya devam ediyorum. İşe başladığım ilk yıllarda satışlarımızın tamamı yurt
içine yapılıyordu. Dünya genelinde ilk üç sırada yer alan Avrupalı bir üretici ile yurt dışı pazarlarına girmek için görüşülüyordu.

Projenin amacı; firmanın markasıyla ürünlerimizin tüm dünyada ihracatının sağlanmasıydı. Ben de tam bu dönemde projeye destek için pazar analisti olarak göreve başladım. Proje yaklaşık iki-üç yıl sürdü. Maalesef bu dönem sonunda yaşanan ekonomik
olumsuzluklar nedeni ile projeyi hayata geçiremedik. Ancak bu olumsuz gelişme bizi durdurmadı. Ürünlerimizin ihracatı için dağıtım ağı kurmaya karar verdik.

Bu şekilde şirketimiz bünyesinde yeni bir ihracat departmanı kurarak yola çıktık. Önce komşu ülkeler ile çalışmaya başladık. Ardından Afrika’ya, Avrupa’ya, CIS ülkelerine, Orta Doğu’ya açıldık. Son iki yılda Asya Pasifik ve Latin Amerika ülkelerini ihracat ağımıza katmayı başardık. Bu şekilde son altıyedi yılda oldukça geniş bir coğrafyada 40’a yakın ülkeye ihracat yapabilen bir
firma konumuna geldik.

Bu gelişmeler paralelinde departmanımız büyüdü. Ben de son dört yıldır bu departmanın yöneticisi olarak çalışıyorum.

Toplumsal roller genel olarak kızlar için güzellik, narinlik; erkek çocuklar
için güç faktörleri şeklinde öğretiliyor. Bu durum ileride kadınların aktif
olamadığı toplumsal rollerde çalışmasına neden oluyor.

İhracat Satış Yöneticisi olarak hangi sıklıkta yurt dışına çıkıyorsunuz?

Çukurova Makina İhracat Satış Yöneticisi olduğum için sık sık seyahat yapıyorum. Bu iş gezilerimin yoğunluğu
dönemlere göre değişiklik gösteriyor. Ayda en az bir hafta yurt dışına çıkıyorum. Makine sektöründe var olan
erkek egemenliği sadece Türkiye’ye has bir durum değil. Tüm dünyada kadına karşı bir ön yargı mevcut. Ancak
kendi adıma bu ön yargıyı kırdığımı düşünüyorum.

Yurt dışı gezilerinizde bir kadın olarak olumsuz olaylar yaşıyor musunuz, gözlemleriniz nelerdir?

Kadınlar için olumsuzluk olarak değerlendirebileceğim en önemli konununbaşında güvenlik geliyor. Bu noktada
erkekler de bu soruna maruz kalabilir; ancak fiziki avantajları nedeni ile bizden daha şanslılar. Açıkçası bugüne
kadar bu yönde herhangi bir olay yaşamadım.

Nedeni ise seyahat ettiğim ülkelerdeki firmalar, ülkeye gittiğim andan dönüş anına kadar gerekli tüm
organizasyonu yapıyor. Bu noktada biz de ülkemize gelen ziyaretçilerimizin,kadın ya da erkek, gerekli olan tüm
ihtiyaçlarını karşılıyoruz.

Bulunduğunuz firmada sizin gibi iyi birkonuma gelmiş başka kadın çalışanlar var mı?

Çukurova Makina, bu konuda çalışanlarına eşit imkanlar sunabilen bir firmadır. Benim haricimde departman
yöneticisi olan iki çalışma arkadaşım daha var. Onlar da sırf kadın olmalarından kaynaklanan pek çok sorunla
karşılaşabiliyor. Ancak çalışma disiplinleri ve başarılarıyla karşılaştıkları ön yargıları kırabiliyorlar.

Erkek egemen bir sektörde kadın olarak ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Çukurova Makina olarak ağır iş makineleri üretip pazarlıyoruz. Müşterilerimizin ve kullanıcılarımızın tamamına
yakını erkek diyebiliriz. Bizim de en önemli amacımız müşterilerimize çok yönlü fayda sağlayan ürünler sunup
memnuniyetlerini artırmak. İşte bu noktada müşteri kadın ya da erkek olmanıza aldırış etmiyor ve maksimum
fayda sağlamaya çalışıyor.

Ancak sektörümüz tamamen erkek egemen bir sektör. Bu durum beraberinde zorlukları da getiriyor; ama bunu cinsiyetle sınırlandırmak yanlış olur. Zira her sektörün kendine göre bir takım zorlukları var.

Önemli olan bu zorlukları yönetebilmeyi başarabilmek ve bunu fırsata dönüştürebilmek. Açıkçası benim bugüne kadar yaşadığımçok önemli bir zorluk olmadı. Aksine doğru iletişimle daha sağlam ve uzun soluklu müşteri ilişkileri kurabildim.

Sizce sektörde niçin sayıca az kadın yer alıyor?

Ne yazık ki sektörümüz kadınların ilgisini çekebilen bir sektör değil. Çocukluk dönemine baktığımızda kız çocukları
oyuncak bebekler ile oynarken erkekler de iş makineleri ve kamyon ile büyürler. Dolayısıyla toplumsal roller genel olarak kızlar için güzellik, narinlik; erkek çocuklar için güç faktörleri şeklinde öğretiliyor. Bu durum da ileride kadınların aktif olamadığı
toplumsal rollerde çalışmasına neden oluyor. Erkeklerin ise kas gücü ile çalışarak para kazanmaları bekleniyor. Bu nedenle hizmet ettiğimiz sektör güç sembolü olarak bir nevi kendiliğinden erkek egemen bir yapıyı oluşturuyor.

Kadınlar kalabalık bir erkek topluluğu içinde, ilgilerini fazla çekmeyen bir ürünün satışında veya hizmetinde yer almak istemeyebiliyorlar. Diğer bir neden olarak da buna ilgi duyan kadınlar kimi erkek yöneticilerin önyargısı ile karşılaşıyor. Kadınların karşılaştığı bu sorunlar ortadan kalkarsa bu sektörde daha fazla kadın çalışan olur.

Ben kadınların pek çok başarıya imza atacağını ve çok iyi konumlara yükselebileceğine inanıyorum.

Daha fazla kadın çalışan ve yönetici görmek için neler yapılabilir?

Bu noktada kadın çalışanlara ve tüm yöneticilere önemli görevler düşüyor. Yapılacak en önemli şey; sektörün
erkek egemen tabusunu yıkmak. Biz kadınların sadece bu sektörde değil, diğer tüm sektörlerde de yılmadan,
daha azimli ve mücadeleci bir tutumizlemesi gerekiyor. İçsel sınırlarımızı yıkarak yapabileceklerimizin farkında
olmalıyız. Çocukluk döneminde öğretilen toplumsal roller, iş hayatımızda önümüzde engel olmamalı. Zira bir
erkeğin düşünebildiğini ya da yapabildiğini bir kadın da gerçekleştirebilir.

Yöneticiler de kadınlara karşı sırf kadın oldukları için ön yargılı davranmamalı. Makine sektöründe ve diğer sektörlerde
başarılı olmak için erkek olmaya gerek yok. Kadınlar da nasıl olsa kadın olduğum için başarılı olamam şeklinde
bir umutsuzluğa asla kapılmamalı. Azim ve mücadele beraberinde başarıyı getiriyor.

Çalışan diğer kadınlara ve yöneticilere neler söylemek istersiniz?

Diğer çalışan kadınlara söyleyebileceğim; eğer cinsiyet ayrımına maruz kalmak istemiyorlarsa toplumun
kendilerine yüklediği rollerden kurtulup hedefledikleri yolda inançla ilerlemeleridir. Kadın çalışanların bu
konuda toplu hareket etmesi ve fikir alışverişinde bulunmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Yöneticilerin de
önyargılarını yıkıp bu sektörde cinsiyet ayrımına gitmeden yetkinlik bazında kişilere şans tanımaları gerekiyor.

Kadınların sadece bu sektörde değil, diğer tüm sektörlerde de yılmadan, daha azimli ve mücadeleci bir tutum izlemesi gerekiyor. İçsel sınırlarımızı yıkarak yapabilirliklerimizin farkında olmalıyız.