Duran makina, karton ambalaj katlama ve yapıştırma makineleri üretiminde 23 yılı geride bırakarak bugüne kadar 500’e yakın makineyi dünyanın 54 ülkesine ihraç etti. firmanın yönetim kademelerinde görev alan üç kadın yöneticiyle gerçekleştirdiğimiz röportajda, her birinin özellikle üzerinde durduğu nokta, işi yönetme sürecinde gösterilen titizlik oldu. 

Eğitim hayatlarından makine sektöründe çalışmaya nasıl karar verdiklerine kadar birçok konuda sorularımızı yanıtlayan, Duran Makina Bölge Satış ve Pazarlama Müdürü Ceylan Duran Üçgün, Satış ve Pazarlama Direktörü Pınar Küçükaras ve Ürün Geliştirme Müdürü Aysel Yol, firmanın çeşitli kademelerinde görev alan tüm kadın çalışanların katkısından bahsederken başarının anahtarının eğitim, tecrübe ve disiplinli çalışma olduğunu vurguladı.

İş hayatına başlama ve bulunduğunuz göreve gelme süreciniz hakkında bilgi verir misiniz?

Ceylan Duran Üçgün:
Central Saint Martin’s Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Endüstri Tasarımı Bölümü’nden mezun oldum. Son derece keyifli ve keyifli olduğu kadar da gelişmeye zorlayan ve çok çalışma gerektiren bu eğitim, aynı zamanda öğrencileri iş hayatına hazırlamaya odaklıydı. İngiltere’de, hem endüstri tasarımı eğitimim sürerken hem de eğitimimi tamamladıktan sonra birkaç staj dönemi geçirdim. Bu ülkede en uzun süreli görevim önemli bir firmanın çöp poşetleri ve plastik filmlerin kullanım alanlarının genişletilmesi ile yeni ürün geliştirme projeleri konusundaydı. Türkiye’de ise büyük bir firmanın Ar-Ge departmanında staj yaptım. Bu firmalarda çalıştığım süre boyunca edindiğim tecrübenin iş hayatıma önemli katkıları oldu. 2001 yılında Duran Ofset’te Stant ve Ar-Ge Departman Müdürü olarak çalışmaya başladım. Müşterilerimizin çeşitli ürünleri için yapılan pazar araştırmaları sonucuna yönelik ürün ve ürün ambalaj grafiği geliştirme, satış noktaları malzemeleri tasarımları geliştirme, ürün lansmanları, satış noktası reyon ve stant uyumluluğu projelerinin yönetimini üstlendim. Bu hizmetlerin yanı sıra; promosyon malzemeleri geliştirme danışmanlığı, AVM ve/veya süpermarket aktivite planlamaları ve aktivite noktası tasarımları, satış noktası standları tasarımı ve üretimini gerçekleştirdik. Çalışma alanlarının her birinde Türkiye’nin ve dünyanın birçok tanınmış markasına hizmet verdik. 2007 yılında ise Duran Makina’da Rusya, Bağımsız Devletler Topluluğu ve İtalya’dan Sorumlu Satış ve Pazarlama Yöneticisi olarak göreve başlayarak firmamızın ürünlerinin bu ülkelerde satış ve pazarlama faaliyetlerinin yönetimini üstlendim. Global trendlerin izlenerek yeni karton ambalaj modellerinin geliştirilmesi, geliştirilen modeller doğrultusunda Duran Makina ürünlerinin (Omega kutu katlama ve yapıştırma makineleri) tasarım uyarlamaları ve geliştirilen makinelerin karton ambalaj endüstrisine sunumu da görevlerim arasında bulunuyor.

Pınar Küçükaras:
Okul bitmeden çalışma hayatına başlayanlardanım. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdim, daha mezun olmadan özel bir bankada yönetici adayı uzman yardımcısı (management trainee) olarak işe başladım. Şimdi olduğu gibi o dönemde de bankaların uzman ve müfettiş yardımcısı programları, binlerce başvuru alan, hızlı kariyer planlamalarıyla çok revaçta olan programlardı. Bankadaki ilk günümde 25 kişilik bir uzman yardımcısı grubu olarak ilk toplantımıza alındık ve personel müdürümüz “Biz size eğitim ve oryantasyon olarak gereken tüm imkanı vereceğiz. Beş yıl içinde müdür olmamışsanız ya da hemen yarın müdür olabilecek bir konuma gelmemişseniz buradaki kariyerinizde yanlış giden bir şey var demektir!” dedi, ne kadar rekabetçi bir ortam olduğunu tahmin edebilirsiniz sanırım. Yaklaşık üç aylık bir eğitim programından sonra bankanın kurumsal krediler departmanında şube görevine başladım. Ardından da insan kaynakları departmanına geçtim. Bu dönemde, okuldan bölüm birincisi olarak mezun olduğum ilan edildi. İşimin sunduğu öğrenme fırsatlarını o kadar sevmiştim ki akademik kariyer olasılığına dönüp bakmadım bile. Şubeden tayinimi istediğimde insan kaynaklarından sorumlu genel müdür yardımcısı beni görüşmeye çağırdı ve “Hangi bölümleri istiyorsun?” diye sordu. Ben de çekinerek “Krediler, uluslararası işlemler gibi bankacılık bölümlerini tercih ederim, destek departmanlarını düşünmüyorum.” dedim. Görüşmeden çıktım, binadan dışarı çıkacağımı düşünüyorum. Yürüdüğüm uzun koridorun sonunda da biraz önce bahsettiğim personel müdürümüzün odası var. Odasından dışarı çıktı ve bana gülümseyerek “Hoşgeldin Pınar!” dedi. “Hoşbulduk!” dedim ama öyle bir ifadeyle gülümsüyor ki ardında kesin bir şey var diye düşündüm. Hemen ardından bana “Ders bir; buldun mu kaçırmayacaksın. Masan burada!”dedi. İnsan kaynakları, istihdam bölümünde iki yıla yakın çalıştım. Banka benim için okuldan öte okul oldu, hala da orada edindiğim bilgilerden faydalanıyorum. Bu dönemde çalışma hayatıma birkaç yıl “annelik” arası verdim. 1,5 yaş araları olan iki bebek beni sadece fiziksel olarak yoruyordu, aklım iş hayatındaydı. Dolayısıyla o dönem eşimin de fabrika müdürü olduğu Duran Ofset’ten yarı zamanlı bir insan kaynakları projesini yürütmem için teklif aldığımda çok mutlu oldum. Bu projedeki görevim bitince aradaki zamanda İngilizce roman çevirdim, hatta kendi alanında ilgi gören bir kitap yazdım. Yine de gerçek iş hayatı gibi değildi ancak oğlumun sağlık sorunları sebebiyle o dönemde tam zamanlı çalışmaya geçemiyordum. 2005 yılının başında yine yarı zamanlı olarak Duran Makina’nın reklam yöneticiliği görevini üstlendim. Bu, iş hayatımın en önemli dönüm noktasıdır; Okan Duran ve Oktay Duran Beylerin Duran Ofset’teki görevimden sonra bana bir diğer şirketlerinde görev vermelerinin, üstelik daha önce çalışmadığım bir alanda başarılı olacağıma inanmalarının benim için değeri çok büyük. Birkaç yıl reklam yöneticisi olarak devam ettim, şirketin özellikle yurt dışındaki tanıtımına odaklandım, bunu yaparken de global faaliyet alanımızı tanıdım. Ürün broşürlerini, basın bültenlerini, web sitesi ve video metinlerini yazmak sayesinde de ürünleri öğrendim. Makineciliği bu kadar seveceğimi hayatta tahmin edemezdim. Takip eden yılda Türkiye’de üretilmeyen bazı ambalaj makinelerinin bölge

temsilciliğini almak ve satışını gerçekleştirmek için Duran Makina’da yeni bir departman oluşturduk. Ben de birkaç yıl reklam görevlerimin yanında bu faaliyeti sürdürdüm. Amerikan, İtalyan, Fransız ve İsrailli ambalaj makinesi üreticilerinin Türkiye temsilci olarak, buradaki firmalarda sürdürdükleri projelerde yanlarında oldum, satış ve pazarlama faaliyetlerini yürüttüm. Duran Makina’nın satış ve pazarlama yöneticiliği görevinden önce yurt dışında benzer alanlarda faaliyet gösteren firmaların temsilciğini yapmak bana büyük fayda sağladı; “Nasıl tanıtım yaparlar?” sorusundan tutun da, projeyi nasıl dökümante ettiklerine kadar birçok alanda gözlem yapma fırsatım oldu. Bu görevin yanı sıra Duran Makina’daki Ar-Ge çalışmalarımızın TÜBİTAK TEYDEB nezdinde projelendirilmesini de sürdürdüm, geçtiğimiz yıllarda biri dünyada ilk kez üretilen bir makina olmak üzere üç büyük projemiz TEYDEB desteğine layık görüldü. Duran Makina yüksek teknolojili ve yüksek kaliteli karton ambalaj katlama yapıştırma makineleri tasarlayıp üreten ve çoğunlukla Amerika ve Avrupa ülkeleri olmak üzere çok önemli pazarlara ihraç eden bir firma. Uzun zamandır konusunda dünyanın en önemli üç üreticisinden biri ve bir dünya markası. Şu anki görevim firmanın global pazarlama ve satış faaliyetleri. Özellikle Avrupa ülkelerinde yerleşik ve/veya çok uluslu firmalardan oluşan müşterilerimiz için ürettiğimiz makinelere ait projeler de benim sorumluluk alanımda.

Aysel Yol:
Karadeniz Teknik Üniversitesi, Rize Meslek Yüksek Okulu, Makine Resim Konstrüksiyon Bölümü’nden mezun oldum. Yaklaşık 15 yıldır Duran Makina’da çalışıyorum. Firmamızda teknik ressam olarak göreve başladım ve ardından teknik resim departmanının sorumluluğunu üstlendim. Sonrasında üretim müdürü olarak görev yaptım. Halen Duran Makina’da Ürün Geliştirme Müdürü olarak çalışmaya devam ediyorum. İş hayatımın makine tasarımı eğitimini seçmekle başladığını söyleyebilirim. Dışarıdan bakıldığında bir kadın için ilginç bir eğitim ve iş seçimi olarak gelebilir ama işimin verdiği keyfi ve kişiliğime uygunluğunu düşündüğümde okul seçerken ne kadar isabetli davrandığıma şaşırıyorum diyebilirim. Tabii ki mesleği edinmiş olmak tek başına yeterli değil, uzun süre aynı işyerinde, aynı yöneticilerle yürütülen istikrarlı çalışmanın iş hayatıma katkısı büyük oldu. Duran Makina ürünleriyle, müşterisine yaklaşımıyla ve her şeyden öte işyeri kültürüyle çok sayıda olumlu farklılıklar gösteren bunu da dünya çapında başarısıyla ispat eden bir firma. Bu durumun da hepimizin kariyerinde çok olumlu sonuçları olduğuna inanıyorum.

Yoğun bir iş temposuna sahip makine sektöründeki başarınızı neye borçlusunuz?

Ceylan Duran Üçgün:

Başarımın başkalarının ne yaptığına değil de, “Biz ne yapabiliriz, hatta yaptığımızın da ilerisine nasıl gidebiliriz!” mantalitesine bağlı olduğunu düşü-nüyorum. Bu bence sadece makine sektörü ile ilgili değil, hayatın her alanına genellenebilecek bir yaklaşım
ve bugüne kadar da benim için hep olumlu sonuçlar getirdi.Pınar Küçükaras:Firma olarak en önemli avantajımız müşterilerimize özel projeler geliş-tirmekte. Dolayısıyla bazı dönemlerimizde uzun çalışma saatlerini doğal karşılıyoruz. İşimiz, titizliği ve detaycılığı elden bırakmadan, büyük resmi -yani proje hedefini- gerçekleştirmeyi ve uzun soluklu koşmaya hazır olmayı gerektiriyor. Ben de bu yönde başarılı olduğumu düşünüyorum.

Aysel Yol:
Görevim hem maraton, hem de kısa mesafe koşularını içeriyor. Mesela projenin genel tasarımı maratonsa üretim aşaması sonlanırken zaman zaman karşılaştığımız talep değişiklikleri de hız koşusudur. Ben de başarımın bu tempoya ayak uydurabilmekten geçtiğine inanıyorum.

Erkek egemen yapıya sahip bir sektörde kadın yönetici olmanın sizce ne gibi zorlukları var?

Ceylan Duran Üçgün:
Çalışma hayatım boyunca herhangi bir zorluk yaşamadım. İnsanların iş hayatında cinsiyetine göre değil, davranış ve karakter yansımasına göre değerlendirildiğini düşünürüm. Edindiğim tecrübe de hep bu yönde oldu. Türkiye’de makine sanayi diğer pek çok sanayi dalı gibi saygın bir yere sahiptir. İnsanlar bulundukları konumlarına, cinsiyetten ziyade donanım, yetenek ve disiplin özellikleriyle gelir. Artık çalışma hayatında kadın ya da erkek olmak değil, o görevi layıkıyla yapabiliyor olmak ön planda.

Pınar Küçükaras:
İş hayatında önemli olanın yetkinlik, doğru noktada doğru kararları vermek ve görevi gerektiği gibi yerine getirmek olduğuna inanıyorum. Bu çerçevede iş hayatında kadın yönetici olmakla ilgili bir zorluk yaşamadım ve bundan sonra da yaşayacağımı sanmıyorum. Bana göre karşılaşılan zorluklar kadın ya da erkek olmakla ilgili değil, kişinin kendisiyle ilgilidir. Makine sektörü de bu noktada bir istisna değil. En çok karşıma çıkan, yurt dışından yeni iletişime geçtiğim kişilerle yazışırken otomatik olarak “Mr. Pınar” diye yazmaya başlamalarıydı. Sanırım makine sektöründe sadece erkeklerin çalıştığı önyargısı her yerde geçerli. Ben de elektronik imzama “Mrs.” ibaresini ekleyerek bu durumun önüne geçtim.

Aysel Yol:
Makine sektöründe sadece erkeklerin çalıştığı gibi bir önyargı var ama bunu aşmak zor değil. Uzun süre sadece erkeklerin çalıştığı bir departmanın yö-neticiliğini yaptım. Bizim gibi her ürünü müşteriye özel olarak tasarlayan bir işte, üretim müdürlüğü zorlu bir görev ama zorluk bu görevi kadın ya da erkek olarak üstlenmekten değil de işin gereğinden kaynaklanıyor. Şimdi de tamamı kadın olan bir teknik resim ekibiyle çalışıyorum, iki görevimi karşılaştırdığımda büyük bir farklılık görmüyorum. Tabii ki yoğun iş hayatının getirdiği zorluklar var ama bunun kadın olmakla bir ilgisi yok.

İşinizle ilgili yurt dışı seyahatleri gerçekleştiriyor musunuz? Bu seyahatlerinizde kadın olarak herhangi bir olumsuz durumla karşılaştınız mı?

Ceylan Duran Üçgün:
Çoğunlukla uluslararası fuarlar dolayısıyla yurt dışı seyahatlerine çıkıyorum. Şu anda gelişme aşamasında olan bir projemiz mevcut. Tasarımlar tamamlanınca tekrar ziyaretlere başlayacağım. Seyahatlerimin hiçbirinde olumsuz bir durumla karşılaşmadım.

Pınar Küçükaras:
Fuar, kongre ve müşteri ziyaretleri için yurt dışı seyahatleri yapıyorum. Avrupa ülkelerine yılda üç-dört kez seyahat ettiğim oluyor. Bu seyahatlerde herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadım, tersine tüm yurt dışı seyahatlerim son derece olumluydu. Zaten söz konusu seyahatler havaalanından karşılamak, programa uygun bir otelde rezervasyon organizasyonu çerçevesinde yürütülüyor. Aynı yöntemi burada bizi ziyaret eden müşterilerimiz için de memnuniyetle uyguluyoruz. O yüzden beklenmedik bir olayla karşılaşmak çok olası değil.

Aysel Yol:
Katıldığımız fuarlar sebebiyle yurt dışına seyahat ediyorum. Zaman zaman da projelerimiz dolayısıyla yurt dışına çıkıyorum. Örneğin Amerikalı proje ortağımızla geliştirdiğimiz aseptik ambalaj katlama yapıştırma makinesi için uzunca bir süre önce Amerika’da sonra makinenin teslimi aşamasında Japonya’da kaldım. Ben de hiçbir olumsuz durumla karşılaşmadım.

Çalışmalarınız çerçevesinde aldığınız ödüller var mı?

Ceylan Duran Üçgün:
Çeşitli ödüller aldım ve hepsiyle de gurur duyuyorum. Benim için en önemlisi Stand Tasarım ve Ar-Ge ekibi olarak aldığımız “Walt Disney Best Store Application” ödülüdür.

Aysel Yol:
Müşteri memnuniyeti odaklı çalışıyoruz, benim için en büyük ödül ürettiğimiz makinenin müşterimizin fabrikasına kurulması ve başarıyla çalışmasıdır. Hele müşterimiz, memnuniyetini bir makine siparişi daha vererek bize bildirmişse bu benim için en güzel ödül.

Sizce makine sektöründe erkeklere oranla neden daha az kadın çalışan var?

Ceylan Duran Üçgün:
Makine ve mekanik dünyasının doğası gereği erkeklerin ilgi odağı olması normaldir. Konuyla ilgilenen kadınların bu sektörde çalışmasını engelleyecek hiçbir faktör yok.

Makine sektöründe daha fazla kadın çalışan ve yönetici görmek için neler yapılabilir?

Ceylan Duran Üçgün:
Sektörümüzde çalışan kadın sayısını artırmak için makine dünyasındaki yaratıcılığın önemi ve zevkini aşılayacak bazı eğitim programları düzenlenebilir. Genel kanıya rağmen Türkiye’nin matbaa ve matbaa makineleri alanında hem üretim, hem de yönetimde önemli oranda kadın çalışana sahip olduğunu söyleyebilirim.

Pınar Küçükaras:
Yakın zamanda şöyle bir tecrübemiz de oldu: Çok uluslu bir firmanın Hollanda fabrikası için çalışan proje müdürü ve Almanya’dan gelen iş güvenliği yöneticisiyle, onlar için üreteceğimiz makinenin İstanbul’daki ilk proje toplantısını yapıyorduk. Aysel Hanım, ben ve yurt dışı teknik servis sorumlusu arkadaşımız Şule Hanım’la masaya oturduk. O görüşme bitti ve akabinde makinenin tasarım detaylarını görüşmeye başladık. İkinci görüşme sırasında teknik ressamlarımızdan Naime Hanım odaya geldi ve bazı çizimler getirdi. Daha sonra Aysel Hanım’ın ekibinden bir teknik ressam arkadaşımız daha geldi. Sonunda müşterimiz “Kusura bakmayın ama bunu sormam şart: Türkiye’de makinecilik kadınların özellikle seçtiği bir iş midir? Bu kadar yıl çok çeşitli firmalarda proje yöneticiliği yaptım, hiçbir makine üreticisinde karşıma tamamı kadın bir proje grubu çıkmadı” dedi.

Diğer kadın çalışanlara ve yöneticilere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Ceylan Duran Üçgün:
Her sektörde çok sayıda ve oldukça başarılı kadın çalışanlar var. Buradan da belli ki artık iş hayatımızda kadın olmaktan kaynaklanan büyük zorluklar yaşanmıyor. İş hayatındaki kadınlarımız da karşılaştıkları sorunların üstesinden gelmenin yollarını uzun zamandır biliyor. Dolayısıyla iş hayatına yeni başlayan kadınlara tavsiyede bulunabilirim diye düşünüyorum; hedefledikleri görevler için gereken eğitimi almaya odaklansınlar ve kendilerine güvensinler.

Pınar Küçükaras:
Günümüzde iş hayatının zorluğu çalışan kadın olmaktan öte iş hayatının doğası ile ilgili artık. Bununla da başa çıkmak için eğitim, organizasyon ve pozitif yaklaşım çok önemlidir. Benim tavsiyem de iş gününü etkin biçimde organize etmeleri yönünde olacak. Neye ne kadar zaman harcadığımızı gözlemleyerek yola çıktığımızda birçok şey daha kolay hale geliyor.

Aysel Yol:
Benim de gözlemim doğru iletişimin etkinliği yönünde; eğer iletişiminiz doğruysa yapılan her iş daha da kolaylaşıyor. Tabii bu sadece kadınlar için değil, herkes için geçerli.