On dokuzuncu yüzyılın sonları nda İngiltere’ deki sanayi havzalarıyla (bölgeleriyle) ilgilenerek ekonomik coğrafya çalışmalarına öncülük yapan İngiliz iktisatçı A. Marshall, firma yığınlaşması sonucu ortaya çıkan bu sınaî uzmanlık alanlarındaki ticari başarı için “havasındaki bir şey” ifadesini kullanır. Kuruluşlar arasındaki yakınlıkların sanayi performansına yaptığı katkıyı temsil eden bu deyim bölgenin, yoğun ilişkiler sayesinde bilgi, beceri ve deneyimi paylaşan bir ortam olduğunu anlatır. Böyle bir ortamda, ürün ve değer yaratılması öğrenme faaliyetiyle iç içe gerçekleşir. Sanayici günümüzde giderek karmaşıklaşan bir çevrede rekabet etmek zorundadır. Üretirken çok değişik iç ve dış faktörleri dikkate almaya, piyasa talebine karmaşık teknolojileri kullanarak, gelişmiş ürünler üreterek cevap vermeye zorlanmaktadır. Belirsizliklerle dolu çevreyle başa çıkabilmek için bilgisini sürekli olarak güncellemekte, kaynakları n ve yeteneklerin paylaşıldığı stratejik işbirliklerine gitmektedir.

TEKNOLOJİ HAVZASI

Ticari önemi yüksek yeni bir ürün, proses veya organizasyon sunmak diye tanımlayabileceğimiz inovasyon kavramı ülkemizde yaygın biçimde ele alınıyor. Ama teknik değişiminin önemli başka bir kaynağı daha var. Mevcut tekniklerin özümsenerek kuruluş yetenekleri arasına katılması ve örneğin ürün geliştirme için kullanılması anlamına gelen teknolojik öğrenme. Bilginin kuruluşlar arasında dolanımıyla başlayan öğrenme süreçlerinin ihmali, sanayileşmesini tamamlamamış ülkelerdeki prodüktivite yetersizliğinin nedenleri arasında sayılmaktadır (taklitten öteye geçemeyenlerin taklitle başlayan öğrenme sürecini nasıl yönettiklerini sorgulamaları gerekiyor). Araştırma ve inovasyon faaliyetleri bilgi akışına bağlı olarak gerçekleştiğinden, öğrenmeyi sağlayan ilişkiler ve işbirlikleri, nitelikli işgücünün yaptığı gibi büyümeye doğrudan katkı sağlarlar. Kuruluşların teknolojik öğrenmeyi ve inovasyonu kararlı biçimde sürdürerek rekabet üstünlüğü sağladıkları öğrenme bölgesini teknoloji havzası olarak adlandırıyoruz.

İmalat sanayisi kuruluşlarının inovasyon yetenekleri sorgulanırken, “teknoloji transferi ve ürün geliştirme” ile “ürün ve proses inovasyonları”nın ilişkili ama farklı faaliyetler olabileceği dikkate alınmazsa sağlıklı destek politikaları nı ve destek sistemlerini geliştirmek güçleşecektir. Öğrenme ile inovasyonun aynı kavramlar olmamasından kaynaklanan bu farklılık aynı zamanda teknoloji havzası tanımını açmamıza yardımcı oluyor; teknoloji havzalarındaki öğrenme genelde ürün geliştirmeye bağlı olarak gerçekleşen bir öğrenmedir. Ürün geliştirme sırasında erişilen veya üretilen yeni teknolojik bilgi ve bu yeni bilginin sağladığı rekabetçilik nedeniyle, teknoloji havzalarına sanayi havzalarının teknolojik düzeyi ve dinamizmi yüksek modern türleri olarak bakılabilir. Makine imalat sektörü teknoloji havzası modelinde, havza girişimi ihracatçı büyük firmaların öncülüğünde yürütülecektir. Bu firmalar, üretim kapasiteleri yanında yeni teknoloji edinme ve yeni ürün geliştirme yetenekleri sayesinde havzanın hedef pazarlara uygun olarak uzmanlaşmasına yardımcı olacaklardır.

Havzada iki değişik ilişki ağından söz edilebilir:

1- Ana imalatçı-tedarikçi ağyapısı: Büyük firmaların hakim olduğu tedarik zincirlerinin havza hedefleri açısından önemli olan segmentlerinin havza ile ilişkilendirilmesi ve bazı tedarikçilerin havzada yer almaları bir “havza tedarik zinciri yönetimi” yaklaşımı ile ele alınacak ve havzanın uzmanlaşmasına taban oluşturacaktır.

2- Tedarikçi-tedarikçi ağyapısı: Uzmanlaşmaya yardımcı olacak önemli bir unsur da ana firmanın tedarikçilerini kendi aralarında üretim ve teknoloji işbirliklerine yönlendirmesidir. Bu yönlendirmede ana firma ihaleleri kadar ana firmanın tedarikçilerine öğretmenlik yapmasının da rolü olacaktır. Toyota örneğinde olduğu gibi, çok uluslu firmaları n yönetiminde faaliyet gösteren küresel üretim ağyapılarında tedarikçilerin ana firmanın nezaretinde oluşturdukları teknoloji ağyapıları görülmektedir. Aynı coğrafyayı paylaşan Çinli küçük tedarikçilerin kendi aralarında oluşturdukları üretim ağyapıları ise ulusal imalat sektörü rekabetçiliğine büyük katkı yapmaktadır.

DESTEK SİSTEMİ

Havzanın ihtiyaç duyacağı bilgi ve beceri için destek sağlayacak kuruluşlar “bilgi yoğun ticari servisler” olarak adlandırılan hizmet sunucuları niteliğinde tasarlanmalıdır. Geleneksel ticari ve idari danışmanlıklara ek olarak yeni bilgi ve insan kaynakları, araştırma ve inovasyon konularında da hizmet veren bu kuruluşlar makine imalat sanayisi için ileri bir servis sektörünün gelişmesine yardımcı olacaktır. Teknolojik destek için öngörülen örnekler arasında “teknoloji klinikleri” dikkati çekmektedir.

Teknolojik problem çözümü, teknoloji izleme, teknoloji transferi, ürün geliştirme desteği vb. gibi teknik destekleri sağlayan klinikler, firmaların gerekli nasıl-bilgisi (know-how) ile donatılmasını ve yeni teknoloji uygulamaları için uzman yardımı almalarını sağlarlar. Destek sistemi teknik servislerin dışında; nitelikli işgücünün havzaya çekilmesi ve yetiştirilmesi, yerli ve yabancı yatırımcıların havzaya çekilmesi, ticari ve yasal hizmetler, finansal destek araçlarının geliştirilmesi, kuruluşlar arası arayüz/köprü işlevleri vb. değişik görevleri kapsayabilir. İlgili yasal mevzuatın havzaya özgü mekansal ve Şnansal destek araçlarını içerecek şekilde düzenlenmesi teknoloji havzası modelinin uygulanmasına yönelik ilk aşamalardan birisi olacaktır.

HAVZA YAKINLIKLARI

Havza kuruluşları ilişkileri için sadece coğrafi yakınlıktan yararlanmazlar. Benzer üretimden doğan teknolojik yakınlı k; aynı tedarik zincirinde, meslek organizasyonları nda vb. yer almaktan doğan organizasyon yakınlığı; sosyal ilişkilerden doğan sosyal yakınlık; benzer bilgi ve deneyim birikimine sahip olmaktan doğan kavrama yakınlığı gibi bir dizi yakınlık havza kuruluşları arasındaki iletişimi ve öğrenmeyi kolaylayan unsurlardır. Yakınlar, kuruluşlar arasında bilgi taşıyarak havzanın “havasındaki bir şey”i (ortak bilgi havuzunu) yaratırlar. Birbirlerinden etkilenerek güçlenen yakınlıklar firmaların karşılıklı etkileşme ve öğrenme göstergeleri olarak kullanılmaktadır.

 

SPOT:

KURULUŞLAR ARASINDAKİ YAKINLIKLARIN SANAYİ PERFORMANSINA YAPTIĞI KATKIYI TEMSİL EDEN “TEKNOLOJİ HAVZASI” DEYİMİ BÖLGENİN, YOĞUN İLİŞKİLER SAYESİNDE BİLGİ, BECERİ VE DENEYİMİ PAYLAŞAN BİR ORTAM OLDUĞUNU ANLATIR. BÖYLE BİR ORTAMDA, ÜRÜN VE DEĞER YARATILMASI ÖĞRENME FAALİYETİYLE İÇ İÇE GERÇEKLEŞİR.

 

KUTU:

Prof. Dr. Metin Durgut kimdir?

Prof. Dr. Metin Durgut 1968 yılında ODTÜ Elektrik Mühendisliğinden mezun oldu. Yüksek Lisans ve Doktorasını ABD’de fizik dalında aldı. 1978- 2003 döneminde ODTÜ Fizik Bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra emekli oldu. ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politika Çalışmaları Programında ders verdi. Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyeliği, TÜBİTAK bilim ve teknoloji politikaları danışmanlığı, TÜBA Bilim Politikaları Komitesi üyeliği, TMMOB Sanayi Kongresi danışmanlığı, DPT 5 Yıllık Kalkınma Planları Komisyon üyeliği yaptı. Bazı üniversitelerin kuruluş çalışmalarına katıldı. Halen ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümünde görev yapmaktadır. İlgi alanları arasında; karmaşık sistemler ve ağyapılar, bilim-teknoloji-inovasyon sistemleri ve politikaları, inovasyon yönetimi, bölgesel ve kentsel sistemler yer almaktadır.