Makine sektörünün olumsuz gelişmelerden daha az etkilenmesinin yolunun üretimden geçtiğini belirten Trakya Üniversitesi Makine Mühendisliği...


Makine sektörünün olumsuz gelişmelerden daha az etkilenmesinin yolunun üretimden geçtiğini belirten Trakya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğrencileri, bu noktada Türkiye’nin kendi imal ettiği makinelerle var olmasının dünya çapında söz sahibi haline gelmesine de katkı sağlayacağına dikkat çekiyor.

METİN YILMAZ
MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ
3. SINIF ÖĞRENCİSİ

“ENERJİ ALANINDA UZMANLAŞMAK İSTİYORUM”

“Makine mühendisliği eğitimi almak planlarım arasındaydı. Üniversite seçimlerimdeki ilk etken ise puanımdı. İstanbul’a yakın ve sevdiğim bir şehirde bulunması nedeniyle Trakya Üniversite’sini de tercihlerim arasına ekledim. Akademik kadrosunun da oldukça nitelikli olması tercihimi belirleyen diğer etkendi. Açıkçası ilk iki sene “Bize ne öğretebilirler ki?” karamsarlığı ile okuyordum. Fakat bu dönemde yavaş yavaş günlük hayatta da kullanılabilecek ders içerikleriyle birlikte bölümüm beklentilerimi karşılamaya başladı. Stajlar ise gelecek açısından beni heyecanlandırmaya yetti. Mesleki derslerimin hepsine dair fikrim olmadan çok net bir şey söyleyemesem de, bugün insanlık ve toplum için en hızlı şekilde alternatifler üretmesi gereken alanın enerji sektörü olduğunu düşünüyorum. Doğadan ne kadar uzaklaşırsak o kadar mutsuzlaştığımızı fark ettiğimiz dönemlerdeyiz ve doğayı çok hızlı tüketiyoruz. Yıkıcı değil yapıcı bir güç olmamız gerekiyor. Bu sebeple enerji alanında bilimsel araştırma sürecinde uzmanlaşmak istiyorum. Şu anda yüksek lisansla birlikte akademisyenlik planlarım bulunuyor. Yabancı dilimin kuvvetli olması sebebiyle yurt dışında yüksek lisans yapabilir ve geleceğin mühendislerini yetiştirebilirim. Türkiye’de makina sektörünün bilimi ve tekniği arkasına alarak büyüyen ve üreten bir durumda değil de var olanı çoğaltan bir noktada olduğunu gözlemiyorum. Sanayileşmenin temelini oluşturan makine, bugün itibarıyla ekonomik sıkıntılardan en çok etkilenen sektör. Sektörün olumsuz gelişmelerden daha az etkilenmesinin yolu üretmekten geçiyor. Bu noktada önce akademisyenlerin sonra da öğrencilerin de içinde yer aldığı çeşitli fonlarla desteklenen üretime yönelik çalışma alanları yaratılmalı. Ülkemizin kendi imal ettiği makinelerle var olması dünya çapında da söz sahibi olmasını sağlayacaktır. Bu yüzden yerli mühendisler sahiplenmeli ve çalışmaları için olanak sağlanmalı. Makine sektörü ancak toplumcu değerlerle bilimi ve tekniği savunan üretim çalışmalarıyla kalkınabilir.”

EMİN ATAY BİTİRMİŞ
MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ
3. SINIF ÖĞRENCİSİ

“MÜHENDİSLİK MESLEĞİNİN HAK ETTİĞİ KONUMA GELMESİ GEREKİYOR”

“Uzmanlaşmak istediğim alan birinci sınıftan beri enerji oldu. Gerek iş imkanı gerekse çalışma alanı olarak enerji sektörü bana oldukça cazip geliyor. Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynakları üzerindeki çalışmalar artış göstermeye başladı. Güneş ve rüzgar enerjsi bakımından ülkemiz ilerleyen zamanlarda büyük bir pazar olacak gibi görünüyor. Bu bakımdan güneş ve rüzgar enerjisi konusunda tecrübeli mühendislere ihtiyacımız olacak. Mezun olduktan sonraki dönemde iki önemli hedefim var: İlk olarak kendimi geliştirebileceğim, mutlu olabileceğim ve geçimimi sürdürebilecek maaşı alabileceğim bir iş bulmam gerekiyor. Bu iş hem hayatta kalabilmek hem de bilime ve teknolojiye katkı sağlayabilmek için çok önemli tabii ki. En az ilki kadar önemli olan ikinci hedefim ise mühendislik etiği üzerine çalışmalarıma devam etmek. Mühendislik mesleğinin hak ettiği konuma gelmesinin yanı sıra halkın mühendisi olmak en büyük önceliğimdir. Meslektaşlar arası dayanışmanın, işçi problemleriyle ilgilenmenin ve halk yararına mühendislik yapmanın en büyük önceliğimiz olması gerektiğini düşünüyorum.”

ÖMER FARUK UĞUR
MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ
4. SINIF ÖĞRENCİSİ

“AKADEMİK KARİYER YAPMAK HEDEFLERİM ARASINDA”

“Mezuniyet sonrası ilk hedefim yüksek lisans ve akademik kariyer olacak. Özellikle yurt dışında yüksek lisans yapmak bana cazip geliyor. Bölümün yüzde otuz İngilizce olması sayesinde İngilizce olarak verilen dersleri de yapabildiğimi görmek beni daha da motive etti. Akademisyen olmayı oldum olası istemişimdir. Enerji alanında uzmanlaşarak ülkeme ve insanlığa dair faydalı çalışmalara imza atmak istiyorum. Bölümümüz, Türkiye’nin ekonomik durumu ve ülkedeki mühendislik eğitimi seviyesine bakıldığında gayet iyi bir durumda. Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında giderek kalitesi düşen mühendislik eğitimi ve piyasada artan mühendislerin sayısı makina sektörünü ve mesleğin geleceği açısından pek de umut verici değil. Mühendisler mühendislik eğitimine göre değil de, usta- çırak ilişkileri bağlamında yetiştiriliyor. Bu durum da aynı olanı devam ettiren, mühendislik bilgilerinin hiçe sayan, teorik açıdan temeli olmayan öğren-yap mantığında bir model ortaya çıkarıyor. Bu ve benzeri sebepler nedeniyle makine sektöründe istenilen gelişimi kaydedemediğimizi düşünüyorum. Potansiyeli olan bir ülke olarak bu durumda olmak hoş değil. Türk makine sektörünün övülmeyi değil, geliştirilmeyi bekleyen bir sektör olduğuna inanıyorum.”

GİZEM ÖZÇELİK
MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ
3. SINIF ÖĞRENCİSİ

“ÜLKEMİZİN ENERJİ SORUNUNA ÇÖZÜM GETİRMEK GİBİ BİR HAYALİM VAR”

“Makine mühendisliği, üniversite sınav sonucumun bana çizdiği sınırlar içerisinde kendime en yakın bulduğum bölümdü. Tercihlerimi bu bölüm üzerinden yaparken benim için önemli etkenlerden biri yaşayacağım ve eğitim alacağım şehirdi. Üniversiteye gelene kadar İstanbul’da yaşıyor ve şehrin yozlaşmışlığından kaçmayı istiyordum bu sınav benim için bir kaçıştı aynı zamanda. Ancak olanaklarından ötürü İstanbul’dan uzaklaşmanın bilgiye ulaşımımı keseceğini düşündüğümden Edirne’yi tercih ettim. Açıkçası müfredat olarak bakarsak bölümümüz çoğu üniversitenin bölümleriyle rekabet edebilecek seviyede. Dersler konusunda hocalarımız öğrencileri fazla zorlamıyor. Üniversitemizin, diğer üniversitelere göre imkanları çok kısıtlı da olsa benim hedeflerim neticesinde beklentilerimi karşıladığını söyleyebilirim.

Son senelerimde aldığım dersleri, dünyadaki enerji problemini ve özellikle ülkemizdeki enerji kaynaklarının yönetimi krizinin büyüklüğünü göz önünde bulundurunca enerji üretimi alanında çalışmak istediğime karar verdim. Temiz ve yenilenebilir enerji konusunda yapacağım çalışmalarla dünyaya karşı olan sorumluluğumu yerine getirmek ve ülkemizin enerji sorununa çözüm getirmek gibi bir hayalim var. Bunun dışında iklimlendirme sektörü de fazlaca ilgimi çekiyor. Bu konuda da çalışmalar yapmak istiyorum. İçeriden yaptığım gözlemlere göre makine sektörü gelişmeye çok açık fakat Ar-Ge yetersizliğinden dışarı bağımlı halde. Yeni teknolojilerin üretimi veya ülkemize gelişi çok uzun zamanlar alıyor. Bu yüzden fabrikalarımız daha zahmetli ve daha az kaliteli ürün imal ediyor. Mühendislerin çoğu gelişime açık değil. Birçok işveren de bilimsel ilerleme yerine parayı tercih ediyor ve bu yüzden yıllarca yerlerinde sayıyor.”