Enerji konusu Türkiye’de sıklıkla gündeme gelen tartışmaların başında bulunuyor. Gerek elektrik kesintileriyle dikkatleri üzerine çeken altyapı yatırımlarındaki eksiklikler, gerekse birincil enerji kaynaklarındaki yüksek ithalat bağımlılığı ve buna önlem olarak yürütülen yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanılmasına yönelik politikalar, temel tartışma konularını oluşturuyor.

Cari açık tarafından bakıldığında, enerjideki yüksek dış ticaret açığı tartışmalarının yalnızca enerji kaynakları ithalatına odaklanması, konunun eksik değerlendirilmesine neden oluyor. Oysa ki enerji kaynaklarının ithalatı kadar, bu kaynaklardan enerji üretilmesinde kullanılacak ekipman ve teknolojinin ithalatı da dikkatle ele alınması gereken bir bileşen. TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nın 2014 yılı raporunda1, artmakta olan enerji sektörü yatırımlarının, mevcut haliyle Türkiye’nin makine ithalatının önemli bir bölümünü oluşturduğu görülüyor.

Yenilenebilir enerji söz konusu olduğunda ise Türkiye’nin henüz bu alanda rekabetçiliği sağlayamamış olması dış ticaret açığını olumsuz etkiliyor. Dış ticaret ürün sınıflaması üzerinden literatürdeki çalışmalardan2 yola çıkılarak yapılan ayrıştırma, 68 ürünün güneş, rüzgâr ve dalga enerjileri gibi yenilenebilir enerji alanları ile ilişkilendirilebileceğini gösteriyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerji ekipmanlarındaki rekabet gücünü ölçmek için söz konusu veriler temel alındığında, 68 ürünün 40’ında Türkiye’nin rekabetçi üretim gücüne sahip olmadığı görülüyor3. Dış ticaret rakamları, Türkiye’nin rekabetçi olamadığı bu 40 ürünün, dünyada 500 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip olduğunu, Türkiye’nin ise 5,95 milyar dolarlık ithalat ve 1,70 milyar dolarlık ihracat ile net ithalatçı (4,25 milyar dolar) konumunda olduğunu ortaya koyuyor. Bu rakamlar, Türkiye’nin mevcut enerji sepetinden kaynaklı enerji ekipman ithalatı sorununun, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha yüksek oranda devreye alınmasıyla artabileceğine işaret ediyor.

Ancak yenilenebilir enerji yatırımlarını hem enerji kaynaklarında, hem de makine/ekipmanda ithalata bağımlılık sorununa aynı anda çözüm sağlayacak politika ve eylem alanları olarak tanımlamak mümkün.