Makine İhracatçıları Birliği (MAİB), 2016 yılına ait faaliyetlerini ve 2017 yılı çalışma programını ele aldığı 17. Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Kurulda, Şubat ayında alınan kararla kapatılan tanıtım grupları arasında yer alan Makine Tanıtım Grubu’nun (MTG) çalışmalarında emeği geçenlere hatıra plaketi verildi.

MAİB’in 2016 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı, 13 Nisan tarihinde Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri’nin (OAİB) Genel Sekreterlik Hizmet Binası’nda yapıldı. Yönetim ve denetim kurullarının 2016 yılı faaliyetlerinin oybirliğiyle ibra edildiği toplantıda, 2017 yılı faaliyet programı ve bütçesi de onaylandı. Genel Kurul’da, Şubat ayında alınan kararla kapatılan tanıtım grupları arasında yer alan Makine Tanıtım Grubu’nun (MTG) çalışmalarında emeği geçenlere de hatıra plaketi takdim edildi. Sefa Targıt’ın Divan Başkanlığı’nda yürütülen toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren MAİB Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, Türk makine sektörünün bilinirliğini artırmak ve sektörün sorunlarına çözüm bulmak amacıyla MTG’nin 10 yıl boyunca önemli çalışmalara imza attığını belirtti. Sektörün sesinin duyurulması, öneminin fark edilmesi ve teknoloji üretebilmesi için bu yola çıktıklarına dikkat çeken Dalgakıran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim için önemli üç konu vardı. Birincisi, makine sektörünü iş dünyasına, bürokrasiye, her kesime anlatmak. Bu stratejimizi ‘Tıkır Tıkır’ kampanyamızla lanse ettik. İkincisi, birlikte hareket eden bir sektör haline gelebilmekti. Bunu da süreç içinde başardık. Makina İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonumuzla (MAKFED) beraber kendi içinde konuşabilen, tartışabilen, çözüm üretip kararlar çıkarabilen, bunları gerekli mercilere iletip takibini yapabilen bir duruma geldik. Sonuncu arzumuz ise ‘kurumsallaşma’ idi. Sektör olarak sistematik bir duruma gelebilmek için dönemimiz bitmeden bu çalışmamızı da tamamlamayı umuyoruz.”

“SEKTÖRÜMÜZ TÜRKİYE ADINA YEGÂNE ŞANS”

Türkiye ekonomisinin en büyük sıkıntısının orta-düşük/düşük teknolojili sanayi üretimi olduğuna vurgulayan Dalgakıran, “Sektör olarak hedefimiz iş yapma kültürümüzü değiştirip teknolojiye yönelerek gelişmiş ülkelerle Türkiye arasındaki makası kapatmak ve refah seviyesi yüksek bir ülke haline gelmek” dedi. Dalgakıran konuşmasında şu hususlara değindi:

“Türkiye’nin sanayisi yüzde 70 oranında orta-düşük ve düşük teknolojiye dayanıyor. Ülkemizin son 300 yılına baktığımızda, dünya ekonomisinden aldığımız payda hiçbir değişiklik yok. Aslında hep konuşuyoruz ama 300 yıl önce dünya ekonomisinden ne alıyorsak bugün de aynı payı alıyoruz. Bu da yüzde 0,97 gibi bir orana karşılık geliyor. Yani ne Afrika ülkeleri gibi fakir ve sanayi üretimden uzağız, ne de batılı-gelişmiş ülkeler gibi refah seviyesi yüksek ve teknoloji üreten bir ülkeyiz. Biz bunun ortasındayız. Dünya ekonomisi büyürse biz de büyüyoruz, dünya ekonomisi sıkıntı çekerse biz de bulunduğumuz yerde sayıyoruz. Dünya ekonomisi küçülürse biz de küçülüyoruz. Aslında bu ülkede yaşayan herkesin arzuladığı şey ne? Gelişmiş ülkelerle aramızdaki makası kapatmak ve refah seviyesi yüksek, daha özgür, daha güzel, daha yaşanılır bir ülke haline gelmek. Bunu hak ediyoruz diye düşünüyoruz. Ama bunun için geldiğimiz noktadan sonraki değişim çok zor. GSMH’si 10- 11 bin dolara kadar gelen ülkeler var ama bu eşiği geçemiyorlar. Buna, orta gelir tuzağı da deniliyor. Orta gelir tuzağını son 70 yılda geçebilmiş dünyadaki iki ülke Güney Kore ve Tayvan. Üçüncü bir ülke yok. Bu ülkeler çok geniş, çok detaylı ve yıllara yayılan derin bir stratejiyle zoru başardı.” Bunun dışında basitçe söylenmesi gereken bir diğer hususun, söz konusu ülkelerin üç sektörü kendilerine lokomotif edinmesi olduğunu ifade eden Dalgakıran, sözlerine şöyle devam etti: “Bunlardan biri makine, biri elektronik ve diğeri de yazılım. Zaten dünya ticaretinin yarısı da bunlardan oluşuyor. Bu üç sektörün kombinasyonundan hareketle de teknoloji ve bilim alanında hızla ilerlediler. Bu çerçeveden bakıldığında sektörümüzün Türkiye adına yegane ve tek şans olduğunu düşünüyoruz. Teknoloji ve gelişime hazırlıklıyız. İhracat değerimiz 6 dolar ve açıkça söylemek gerekirse uzun yıllardır bu rakamı aşamıyoruz. Demiri eğiyor, büküyor, her türlü formu verebiliyoruz ama elektronik ve yazılımla ona başka nitelikler kazandırmakta çok zorlanıyoruz. Aşağı yukarı 20 yıldır da 6 dolar seviyesinde yol alıyoruz. Bu rakamı 15-20 dolara çıkarmak lafla olabilecek bir şey değil. Eğitimin ve diğer faktörlerin de uygun hale getirilmesi gerekiyor. Kısacası Türkiye’deki iş yapma kültürü de dahil olmak üzere daha pek çok anlayışın değişmesi gerekiyor. Hepimizin değişmesi gerekiyor. Biz bu şartlar içerisinde, sektör olarak elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Makine sektörümüzü de yine bu şartlar içerisinde oldukça başarılı buluyorum.”

“SEKTÖREL ÖRGÜTLENMEMİZİ GÜÇLENDİRMELİYİZ”

Şubat ayında alınan kararla kapatılan tanıtım grupları arasında yer alan MTG’nin sektöre önemli katkılar sağladığına dikkat çeken Dalgakıran, “Büyük emek verdiğimiz, 10 yıldır mücadele ettiğimiz ve dünyaya tanıttığımız MTG kapandı. Kesinlikle yanlış bir iş olduğunu düşünüyoruz. Fakat bu durumun açtığı yaraların başka şekillerde kapanabileceğini ümit ediyor ve bekliyoruz. ‘Derneklerimizin, sivil toplum örgütlerimizin yaşamasını istiyoruz!’ demek beni üzüyor çünkü bu çok ağır bir kelime. Yaşamasını istiyoruz ne demek? Çok gelişmiş olmasını ve güçlü olmasını istiyoruz ama onları yaşamak için mücadele veren kuruluşlar olarak görmek beni üzüyor. Birlikte çalıştığımız Genel Sekreterimiz ve diğer tüm arkadaşlarımız emin olun bizlerden daha fazla makineci oldu. Onlara da tek tek teşekkür ediyorum” dedi.

“MTG KENDİ YOLUNU AÇTI”

Genel Kurul’da MAİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kutlu Karavelioğlu da MAİB ve MTG’nin 2016 yılı faaliyetlerini özetleyen ve Birliğin 2017 yılı çalışma takvimini içeren bir sunum gerçekleştirdi. Konuşmasında MTG’nin kapatılması konusuna da değinen Karavelioğlu şunları söyledi: “Hep birlikte kurduğumuz MTG’yi bir bakıma hep birlikte uğurluyoruz. 5-10 yıllık zaman dilimleri duraksayıp geçmişe bakma dönemleri, sonlar ise yitirdiklerimizi görme zamanıdır. Hüzünlü olmasına rağmen her son, bir başlangıca vesiledir. MTG bünyesinde hep birlikte müthiş bir performans ortaya koyduk. Aramızda olsun-olmasın herhangi bir örgütümüze gönüllü hizmet vermiş, buralarda profesyonel görev yapmış herkese, TİM’e ve Bakanlık kadrolarına da müteşekkiriz. Bu sektör adına görev yapan bütün arkadaşlarım her yerde ve herkesten büyük bir ilgi-sevgi görmüştür. Destek ve katkı almıştır. Gayretimiz de bunun karşılığını verebilmek içindir. MTG, önünde tek bir örnek bulunmuyorken kendi yolunu açtı. Sektörün problemlerini bilen ellerde rasyonel çözümler geliştirdi. Sektörü kendi etrafında topladı demiyoruz, çünkü sektör onu kurdu ve sahip çıktı. Örnek alınacak bir sektörel yaşam sürdü. Bizden sonrakilere MTG’yi bir meşale olarak devretme imkanımız yok. Ama herkesin gözü önünde, hep birlikte oluşturduğumuz bir başka yol göstericimiz var. O da elden ele devredeceğimiz ışık, meşale, bayrak, ne dersek diyelim, o da ‘makineci kültürüdür’.”

Genel Kurul toplantısının ardından, Makine Tanıtım Grubu’nun kurulduğu 2007 yılından bu yana görev üstlenen ve çalışmalarda emeği geçen Yönetim Kurulu Üyeleri, sektörel dernek temsilcileri, çözüm ortakları ve profesyonel kadroya hatıra plaketi verildi. Törende, Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu üyeleri de plaket verilen kuruluşlar arasında yer aldı.