Kendi deyişiyle “Emekçi bir mühendis babanın kızı” olan Merve Torbalı, lisans eğitimini siyasal bilimler alanında tamamlamasına rağmen babası Salih Torbalı’ya destek olmak için Hidelsan’da çalışmaya karar vermiş. “Aslında üniversite sonrası hemen iş hayatına atılmak istemedim, ailem de benim kararıma saygı gösteriyordu. Ancak babamın makine aşkı, benim de duygusal bir karar vermemde etkili oldu ve babama ben de destek olmak istedim” diyen Merve Torbalı, verdiği kararın doğruluğunu ise “Üretmenin hazzı ve sanayici olmanın verdiği gurur, bana iyi ki böyle bir karar vermişim dedirtiyor” sözleriyle özetliyor. Erkek egemen bir sektörde çalışıyor olmanın zorluklarını hemen hemen hiç yaşamadığını da dile getiren Merve Torbalı, “İşinizi biliyorsanız ve ukalalık yapmadan mütevazı bir şekilde bunu karşı tarafa hissettiriyorsanız, sarışın olmanızla ya da cinsiyetinizle ilgilenilmiyor, aksine cinsiyet farkı olmaksızın size saygı duyuluyor” derken, kadınların detaycılığı, empati yeteneğinin yüksek olması ve çok yönlü düşünebilmesi nedeniyle erkeklere göre avantajlı konumda olduğunun altını çiziyor.

“Kadınlar iyi bir eş, iyi bir anne ve iyi bir sanayici olabilir. Çünkü güçlü, dengeli, çok yönlü ve hassas bir yapımız var. Allah vergisi bu yapıyı sadece kullanmayı bilmek gerek, içimizdeki cevheri çıkarmalıyız” diyen Merve Torbalı ile iş hayatının, sanayi sektörlerindeki kadınların yaşadığı zorlukları ve kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha görünür olmalarının nasıl bir fark yaratacağını konuştuk.

İş hayatına adım atmanızın hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

Eğitimi çok sevdiğim için sanırım, üniversiteyi bitirir bitirmez yüksek lisans yapmak istedim. Bu dönemde iş hayatının sorumluluğunu hemen üstlenmek istemedim. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne giderken bir karar vermem gerekiyordu: Aldığım eğitim gereği devlet sektörünü mü seçmeliydim yoksa özel sektörü mü? Ailem kararı bana bırakmıştı. Sanayici bir ailenin kızıyım. Babam çok disiplinli ve çalışkan bir insandır. Kendisi İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun olmuş tam bir emekçi mühendistir. 60 yaşında ve hala makinelerin tepesinde, üretimin başındadır. Hal böyle olunca ben de duygusal bir karar verdim ve babama destek olmak istedim. Üretmenin hazzı ve sanayici olmanın verdiği gurur, iyi ki böyle bir karar vermişim dedirtiyor.

Hidelsan bünyesinde bugün hangi görevi üstleniyorsunuz? Faaliyet alanınıza giren çalışmalardan söz eder misiniz? Ortalama bir iş gününüz nasıl geçiyor?

Mezun olduğum yıldan bu yana işi öğrenmek adına Hidelsan’ın birçok biriminde çalıştım. Muhasebe, finans, satış, satın alma, insan kaynakları, koordinasyon hepsinde görev aldım. Zaten KOBİ olduğumuz için her alanla ilgilenmek durumundayız. Herhalde tek yapmadığım imalatta makine montajıdır, onu da denedim fiziksel gücüm maalesef yetmedi. Halen idari yöneticilik ve satış direktörlüğü görevlerini sürdürüyorum. Ortalama bir günüm kontroller, raporlamalar ve müşteri ziyaretleriyle geçiyor.

İş dünyasında kadın yönetici olmak zor mu? Çalışmalarınızı sürdürürken karşınıza ne gibi güçlükler çıktı ve bunları nasıl aştınız?

Bu durum nereden baktığınızla ilgili: Her alanda olduğu gibi bu alanda da pozitif ve iş bitirici olmak çok önemli diye düşünüyorum. Özellikle sanayi sektörlerinde ustasından satın almasına, teknik müdüründen firma sahibine kadar herkesle empati kura - rak iletişime geçmek gerekiyor. Kadınların iş hayatında özellikle sanayi sektörlerinde daha fazla yer alması, ekonomik avantajın yanı sıra sosyal adalet, refah ve istikrarı da beraberinde getirecektir.

Erkek egemen bir sektörde kadın yönetici olmanın zorluklarını yaşıyor musunuz?

Tam tersi, bu durumu zorluk olarak değil avantaj olarak görüyorum. Firmamız İstanbul Anadolu Yakası Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alıyor. Ben de Anadolu Yakası Organize Sanayi Bölgesi’nin Denetim Kurulu Üyesiyim. Tüm Türkiye’deki OSB’ler arasında en genç yönetim kurulu biziz. Hatta ben, tek kadın olarak bu kurulu temsil ediyorum. İşinizi biliyorsanız ve ukalalık yapmadan mütevazı bir şekilde bunu karşı tarafa hissettiriyorsanız, sarışın olmanızla ya da cinsiyetinizle ilgilenilmiyor, aksine cinsiyet farkı olmaksızın size saygı duyuluyor. Sonuç olarak, çoğu zaman erkek yöneticilere göre avantajlı olduğumu bile düşünüyorum. Bu anlamda, detaycılığımızın, empati ve çok yönlü düşünebilme yeteneğimizin, biz kadın yöneticilerin işini daha da kolaylaştırdığına inanıyorum.

Makine imalat sektöründe, diğer sektörlere kıyasla sizce neden daha az sayıda kadın çalışan görüyoruz?

Aile, kadınlar için iş hayatını etkileyen önemli bir unsur. Onlar, aile içinde erkeklerden daha fazla sorumluk alıyor ve aile konusundaki duygusallıkları, kariyerlerine ara vermelerine sebep olabiliyor. Kadınların bu tutumu, iş hayatında bazı önyargıları da ortaya çıkarıyor. Her an kariyerlerine ara verme ya da bitirme olasılıkları olduğu düşünülüyor ve bu düşünce terfilerinde de etkili oluyor. Üst düzey pozisyonlar aralıksız sorumluluk gerektirir ve patronlar, kadınlardaki iş bırakma riskini göze almak istemiyor.

Bir kadın yönetici olarak Türkiye’de kadınların toplumdaki ve iş dünyasındaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadınların iş hayatında, özellikle sanayi sektörlerinde daha fazla yer alması, ekonomik avantajın yanı sıra sosyal adalet, refah ve istikrarı da beraberinde getirecektir. Kadın- erkek olarak ayrım yapmanın çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta iş hayatında ve hayatta başarılı olmanın yolları erkek veya kadına göre değişmiyor. Kaldı ki, biz Türküz, özümüze baktığımızda çalışkan, güçlü ve iş bitirici analarımızın olduğunu unutmamak gerekir. Kadınlar birçok şeyi aynı anda yapabilme yetisine sahiptir. İyi bir eş, iyi bir anne ve iyi bir sanayici olabilirler. Çünkü güçlü, dengeli, çok yönlü ve hassas bir yapımız var. Allah vergisi bu yapıyı sadece kullanmayı bilmek gerek, içimizdeki cevheri çıkarmalıyız. Gelecek nesillerin kendi ayakları üstünde durabilen, kendine yetebilen, işini iyi yapan ve topluma değer katabilen bireyler olması için annelerinin rol model olması, üretmesi ve çalışması çok önemli.

Türkiye’de halen kadın girişimciliği de yeterli değil: Her 10 girişimden ancak 1’i kadın girişimi olarak gerçekleşiyor. Bu tablo sizin için ne ifade ediyor? Kadın girişimciliğini nasıl artırabiliriz?

Özellikle makine imalat sektöründe üretimin otomasyona geçmesiyle doğru orantılı olarak kadın girişimcilerin sayısının artacağını düşünüyorum. Belki yakın zaman sonra kadınların önemli ölçüde sanayiye yön vereceği kanaatindeyim. İnsan, ancak hayal gücüyle farklı düşünerek farklı ürünler, farklı fikirler üretebilir. Yaradılışımızda var olan bu özelliklerimizi, üretimdeki otomasyon geliştikçe faydalı bir şekilde kullanacağımız inancındayım.

Diğer kadın çalışan ve yöneticilere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Kadınlar paylaşımcı, yaratıcı düşünen ve üretkendir; bu üç ölçüt çok önemli. Her ne kadar üretimde kullandığımız malzemeler erkek-dişi olarak nitelendirilse de sanayinin cinsiyeti yoktur. Bu üç ölçütle sanayi sektöründe kadınların fark yarattığını ve sayıları halen yetersiz olsa da her geçen yıl artacağı inancındayım.