Tarih boyunca madencilik açısından büyük öneme sahip olan Kırklareli iline bağlı Demirköy ilçesi, Osmanlı hâkimiyetine girdikten sonra da bu önemini devam...

Tarih boyunca madencilik açısından büyük öneme sahip olan Kırklareli iline bağlı Demirköy ilçesi, Osmanlı hâkimiyetine girdikten sonra da bu önemini devam ettirdi. Demir madenlerine sahip olması nedeniyle Roma Dönemi’nden itibaren büyük öneme sahip olan bölgede, Fatih Sultan Mehmet’in öğretmeni Molla Gürani’nin yönlendirmesiyle bir dökümhane inşa edildiğini tarihi kayıtlardan takip edebiliyoruz. Döneminin ünlü top ustası Macar Urban, mimar Muslihiddin ve Saruca Paşa’nın döktürdüğü toplar ve güllelerle İstanbul’un fetih hazırlıklarında büyük bir rol oynayan dökümhane, yüzyıllar boyunca Osmanlı savunma sanayisinde önemi hiç azalmayan bir sanayi tesisi olarak varlığını sürdürdü. 1878’de Ruslar tarafından tahrip edilmesine rağmen üretime devam eden tesis, 1913’te bir İngiliz şirketine 99 yıllık imtiyaz hakkı ile devredilmiş, ancak Birinci Dünya Savaşı nedeniyle bu imtiyaz hakkı 1916’da feshedilmişti. 1950’li yıllara kadar büyük bir kısmı ayakta olmasına rağmen bakımsızlıktan, çoğunlukla da insan eliyle tahrip edilen Osmanlı’nın bu önemli sanayi tesisi 2001- 2015 yılları arasındaki “Kırklareli Demirköy Osmanlı Dönemi Demir Dökümhanesi Araştırma- Kazı ve Restorasyon Projesi” ile yok olmaktan kurtarıldı.

OSMANLI’NIN ENDÜSTRİYEL ÜRETİM ÜSSÜ

İstanbul’un fethi ve Osmanlı kara ve deniz birliklerinin ateşli silahlarla donatılmasında önemli bir görev üstlenen Fatih Dökümhanesi, kısmen korunarak günümüze dek ulaşmış durumda. Tarihin ilk gerçek “topçu” birliklerinin oluşturulması ve havan topunun geliştirilmesinde de önemli bir yeri olan dökümhane, Osmanlı belgelerinde Samakocuk Dökümhane-i Amiresi ya da Kârhanesi olarak anılıyor. 1367 yılında Osmanlılar tarafından fethedilen, bugün Kırklareli’ne bağlı Demirköy ilçesinin dört kilometre güneydoğusunda yer alan Fatih Dökümhanesi, Türk savunma sanayisinin köklü geçmişi ve birikimini de ortaya koyuyor. İstanbul’un fetih hazırlıklarına lojistik destek sağlayan Fatih Dökümhanesi, Molla Gürani’nin yönlendirmesiyle, top ve diğer silahların yapımı için demir üretimine katkı sağlamış, tunç toplara dökümhane hizmeti vermişti.

GÜCÜNÜ HİDROLİK ENERJİDEN ALIYORDU

Yaklaşık 10 bin metrekarelik bir alanı kaplayan Fatih Dökümhanesi’nde, iki teras halinde yerleştirilmiş birimler, kalıntılarıyla da olsa halen görülebiliyor. Yaklaşık 100x60 metre ölçülerinde dikdörtgen plana sahip olan, yaşama ve hizmet alanları, üretim ve depolama tesisleriyle toplam muazzam bir büyüklük ve organizasyon kapasitesine sahip, döneminin en ileri teknolojisiyle donatılmış sanayi tesisi olan dökümhanede sürdürülen arkeolojik kazı çalışmalarında elde edilen en önemli bilimsel bulgu ise tesiste hidrolik enerjinin kullanılmış olmasıdır. Dökümhanede demirin üretilmesi için gerekli yüksek ısı ise bölgede bulunan ve kalorisi yüksek meşe kömüründen sağlanıyordu.

Savunma, koruma amacıyla tahkim edilmiş üst teras etrafı surlarla çevrili, köşelerinde çokgen burçları bulunan bir yerleşke iken kuzey yöndeki ana girişten avluya ulaşılan bu üst terasta, avluya açılan yaşam ve hizmet mekânları ile mescit bulunuyordu. Dökümhane işçilerinin barındığı yerler, yatakhane binaları gibi birimlerden oluşan yaşam ve hizmet mekânları da kuzey, doğu, batı sur duvarı boyunca yerleştirilmişti.

Avlunun güneybatı yönünde ise taş kaideli, tuğla gövdeli minaresi ve bodrum kat duvarları görülebilen dökümhane mescidi bulunuyordu. Kazı çalışmalarında, avlunun güneydoğu köşesinde yer alan iki ocaklı bir demir ergitme fırını da belirlendi. Bu alanın batı yönünde, su gücüyle çalışan çark sisteminin olduğu bilinen büyük kanal; üretim alanının doğu ve batı yönlerinde ise işlik alanları yer alıyor.

Dökümhanede, eritme fırınlarında gerekli olan yüksek ısıyı elde etmek için su çarkı ile tahrik edilen körüklerden yararlanıldığı belirlenirken, su gücüyle çalışan çarkın çevirme gücünün yatay bir milden yararlanılarak körüklere aktarıldığı tahmin ediliyor. Nitekim dökümhanenin kuzeybatı yönünde, açık bir kanal vasıtasıyla suyun işletme alanına getirildiği de biliniyor. Dökümhanenin batı sur duvarı altından avluya giren, taş tonozlu bir su kanalı bulunurken, bağlantıları da olduğu anlaşılan bu ana kanal avlunun altından geçerek güney yönünde devam ediyor ve alt kottaki üretim alanının ana elemanlarından biri olan demir çark sisteminin oturduğu kanala ulaşıyor.

Kazılarda demir çark sisteminin oturduğu ayaklardan biri ile çark sistemine ait demir parçaları da açığa çıkarılmış. 2010-2015 dönemindeki kazıların başkanlığını sürdüren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Görevlisi Doç Dr. Nurcan Yazıcı Metin, dökümhane ile ilgili kesin bilgilerin, söz konusu alanın üretim bölgesindeki kazı çalışmaları tamamlandıktan, çark yuvası, yüksek fırınlar ile izabe çukuru ve körüklerin yer aldığı alanlar ortaya çıkarılarak ayrıntılı değerlendirmeler yapıldıktan sonra söylenebileceğini ifade ediyor.

DÖNEMİN EN YÜKSEK TEKNOLOJİSİNE SAHİPTİ

Kazı çalışmalarının yürütüldüğü ana dökümhanenin yanı sıra çevrede küçük dökümhane örneklerinin de olduğu çalışmalarla ortaya konulmuş durumda. Buralardaki mekanik aksamın çalıştırılması için gerekli olan enerjinin üstün nitelikli su gücü teknolojisi ile sağlandığı anlaşılırken, bunların 17. yüzyıl Orta Avrupa’daki metalurji teknolojileri ile aynı düzeyde olduğu; Osmanlı yönetiminin bu sırada iyi örgütlenmiş endüstriyel demir üretimini gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Dökümhanede yapılan çalışmalarla çevrede metal ergitme fırını kalıntıları, depolanmış cüruf yığınları ile odun kömürü depolarının yanı sıra tarihi maden galerisi ve cevher çıkartma çukurlarının varlığı da belirlenmiş. Demirköy’de bugüne kadar yürütülen arkeolojik kazı çalışmaları, çevre araştırmaları ve analiz sonuçlarından, burada hem yüksek fırınlarda dökme demir hem de Renn türü fırınlarda yumuşak demir/luppe üretildiği izlenebiliyor.

OSMANLI SAVUNMA SANAYİSİNİN BEL KEMİĞİYDİ

Dökümhanede bugüne kadar yapılan kazılarda gülle kalıbı, değişik çaplarda top gülleleri, çeşitli madeni parçalar, farklı boylarda çiviler, demir tozları; dökümhanedeki mevcut demir fırınlarının yapısı ve çalışma sistemi hakkında bilgi verebilecek üfleçler, cüruflar, yerli üretim ve ithal (İngiliz) ateş tuğla örnekleri ile çark sistemine ait, üretimde kullanılmış olması muhtemel demir parçaları, demir şebeke parçaları; son dönemde çeşitli tarım ve ev araç gereçlerinin üretildiğini belgeleyen parçalar da bulunmuş.

Türkiye sınırları içinde demircilik alanında günümüze ulaşmış en önemli arkeolojik verileri içeren Demirköy Dökümhanesi ve çevresinde bugüne kadar yapılmış olan çalışmalarla dökümhane ve çevresinde çok sayıda fırın kalıntısının olduğu da tespit edilmiş. Osmanlı belgelerinden izlenebildiği üzere dökümhanede Osmanlı ordusu için top güllesi ve humbara üretiminin olduğu; özellikle 18. ve 19. yüzyıllara ait belgelerde dökümhanede üretilen yarı mamul demir ürünlerin İğneada Limanı’ndan İstanbul’da, Tophane-yi Amire ile Tersane-i Amire’ye gönderildiğini biliyoruz.

YÜZYILLAR BOYUNCA AKTİF HİZMET VERDİ

Osmanlı Dönemi’nde bir devlet işletmesi olarak hizmet veren ve çağının en ileri teknolojisine sahip olduğu bilinen Demirköy Dökümhanesi’nde, 16. yüzyılın başlarından itibaren üretimin varlığı; dökümhanenin II. Mahmut Dönemi’nde kapsamlı bir şekilde ihya edildiği; sonrasında da birtakım tahribatlara rağmen onarım ve düzenlemelerle işletmenin 19. yüzyılın sonlarına, hatta 20. yüzyılın başlarına kadar aralıksız faaliyetini sürdürdüğü biliniyor. Hatta dökümhane, 1913’te bir İngiliz şirketine 99 yıllığına ihale edilmiş, Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine sözleşme 1916’da feshedilmişti.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kaderine terk edilen Dökümhane’nin 1950’li yıllara kadar çoğu birimleri ile ayakta olduğu, çevre duvarlarının dört metreye kadar durduğu da biliniyor. Kısa zamanda ciddi bir tahribata uğradığı anlaşılan Fatih Dökümhanesi, temel/duvar seviyesinde de olsa günümüze ulaşmış Osmanlı demir sanayisinin önemli tesislerinden biri ve Demirköy’ün adıyla özdeşleşen dökümhanenin Osmanlı tarihindeki itibarını iade etmek adına açık hava endüstri müzesi olarak kültür ve turizme kazandırılması çalışmaları da sürüyor. Dökümhanenin dünya turizmine kazandırılması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Nurcan Yazıcı Metin, “Konservasyon, restorasyon, çevre düzenlemesi gibi projelerle tesisin verilerinin sunularak ülke ve dünya turizmine açılması gerekli. Bugün bu haliyle bile Kırklareli Demirköy çok fazla ziyaretçi çeken bir yer. Fatih Dökümhanesi kültür turizmini canlandıracak bir tesis” yorumunda bulunuyor.