Türkiye’de iş ve inşaat makineleri ve ekipmanları sektörü 75 yıllık bir tarihe sahip. 2002 yılında sektörün güçlü üreticilerinin işbirliğinde hayata geçirilen Türkiye İş Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Birliği (İMDER), bugün iş ve inşaat makineleri ve ekipmanları sektörünün yüzde 93’ünü temsil ediyor; ismindeki “Türkiye” vurgusunun hakkını vererek, iş ve inşaat makineleri sektörünü ulusal ve uluslararası platformlarda ve organizasyonlarda etkili ve güçlü bir şekilde temsil etmeye devam ediyor.

İMDER Yönetim Kurulu Başkanı Merih Özgen, geçtiğimiz yıl Türkiye iş ve inşaat makineleri sektörünün yüzde 8 ihracat artışı yakaladığının altını çizerken, bu yılın ilk iki ayında iç pazar satışlarında yüzde 40, ihracatta ise yüzde 35 artış gerçekleştiğine dikkat çekiyor ve “Türkiye iş ve inşaat makineleri sektörü, pazar büyüklüğü olarak Avrupa’da beşinci, dünyada ise sekizinci sırada yer alıyor. Kalkınmanın en önemli unsurlarından biri üretim gücüdür. Üretim gücümüzü yüksek teknolojiyle buluşturarak, Türkiye’nin kalkınması için önemli katkılar yapabiliriz” diyor.

İMDER’i ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

İMDER, 2002 yılında sektörün ihtiyacı neticesinde kurulmuş bir sivil toplum kurumudur. İş ve inşaat makineleri sektöründeki firmaların, dernek olarak hareket edilmesinin sektörümüze büyük katkısı olacağı inancıyla kurulan İMDER, bugün sektördeki en yüksek temsil oranına sahip kurum olmuştur. Kamu kurum ve kuruluşları ile olan ilişkilerden yoğun tempodaki uluslararası ilişkilere kadar üyelerinin menfaati yönünde çalışmalar yürüten derneğimiz, sektörde dengeli bir güç birliği oluşturmaya çalışıyor.

Kendimden de kısaca bahsetmek gerekirse; ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümünden 1976 yılında mezun oldum ve hemen ardından 1981’de yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Yaklaşık 40 yıldır sektörün içerisinde yer alıyorum. 1995 yılından bu yana çalıştığım HİDROMEK firmasında şu anda Strateji Yönetimi Direktörlüğü görevini yürütüyorum. İMDER’in kurulduğu yıldan bu yana faaliyetlerinde aktif olarak yer aldım. 16 yıllık İMDER üyeliğim boyunca İmalat Komitesi Başkanlığı, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı gibi çeşitli görevler üstlendim. Bu yılın Mart ayı içinde yapılan son genel kurul toplantısında da üyelerin teveccühü ile Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine layık görüldüm. Sektörde önemli bir yeri olan İMDER’in başkanlık görevini yürütecek olmaktan dolayı gururluyum. Beni bu göreve layık gören üyelerimize bu vesile ile tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.

Geride kalan yıl sektörünüz ve İMDER için nasıl geçti? Bu yıla ilişkin üretim, iç satış ve ihracat beklentileriniz nedir?

Sektörümüzün, geçtiğimiz yılı öngörülerimiz içerisinde geçirdiğini söyleyebilirim. 2017’nin ilk ayları durgun geçse de yılsonu itibarıyla satış rakamları beklediğimiz oranda gerçekleşti. İç pazarda yaklaşık 12 bin civarında iş makinesi satılırken, ihracatımız da bir önceki yıla kıyasla yüzde 8 oranında artış gösterdi. Euro bölgesinde yaşanan canlanma ve konut talebinin artması, ihracatımızı olumlu yönde etkileyen faktörlerin başında geliyor. Türkiye’de devam eden altyapı, inşaat, kentsel dönüşüm projeleri ve mega projeler iç pazardaki talebi hareketlendirirken, üretim yapan firmalar da ihracat politikalarını geliştirerek 2017 yılında ihracata güvenle odaklanabildi. Cezayir, İngiltere, Suudi Arabistan, ABD, İran, Hollanda, Avusturya ve Rusya ihracat pazarlarımız arasında öne çıkan ülkeler olarak yer alıyor. 2018 yılında da pazar hacminin önemli ölçüde artacağını öngörüyoruz. Zaten iç pazardaki Ocak ve Şubat ayı satışlarının geçtiğimiz yılın ilk iki ayına oranla yüzde 40 civarında artması da bunun en önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Bildiğiniz üzere sektörümüzde kış ayları genelde durgun geçer fakat hem iç pazardaki hareketlilik hem de ihracatta yaşanan yüzde 35 civarındaki artış, bu yıla umutla bakmamızı sağlıyor. İç ve dış pazardaki ümit verici bu gelişmelerin gerçekleşmesine paralel olarak, yerli üreticilerimizin üretimlerinin de artmasını bekliyoruz. İMDER, geçtiğimiz yıl yoğun bir gündeme sahipti. Hem yurt içinde hem de yurt dışında sürdürdüğü faaliyetlerle yıl içerisinde üyelerinin taleplerine en iyi şekilde yanıt vermeye çalıştı. Bunların yanında temsil oranını artırma gayesiyle yeni üyeleri de yanına alarak, 2017 yılında güçlü bir çalışma programı izledi.

İMDER’in Türk makine sektörü açısından önemini sizin cümlelerinizle dinleyebilir miyiz? Hem iş ve inşaat makineleri sektörü hem de Türk makine sektörünün genel güncel durumu ve gelecek stratejileri için neler söyleyebilirsiniz?

İMDER, yürüttüğü çalışmalarla hem üyelerini hem de içinde yer aldığı Türkiye makine sektörlerinin önemli alt gruplarından biri olan iş ve inşaat makineleri sektörünü en iyi şekilde temsil etmek için gayret gösteren bir kurumdur. Katkıda bulunduğu ve yürüttüğü faaliyetlerle zamanla sektöre yön veren bir konuma kavuştu. Bildiğiniz gibi İMDER bünyesinde hem ticaretle uğraşan distribütör firmaları hem de üretim yapan firmaları barındırıyor. Bir taraftan görüşlerin dönem dönem farklılaşması nedeniyle yönetilmesi gereken bir durum olan bu özellik, diğer taraftan sektörün büyük bir bölümünü kapsama imkânı vererek İMDER’i sektörünün gerçek bir çatı kuruluşu haline getirmiştir.

Türkiye iş ve inşaat makineleri sektörü, pazar büyüklüğü olarak Avrupa’da beşinci, dünyada ise sekizinci sırada yer alıyor. Makine sektörü için genel bir değerlendirme yapacak olursak; 2016 yılı verilerine göre dünya makine ithalat hacmi yaklaşık 2 trilyon dolar olarak gerçekleşirken, Türkiye yaklaşık 28 milyar dolarlık bir hacimle 19’uncu sırada yer almıştı. İhracatta ise dünyada 1,9 trilyon dolarlık makine ihracat hacminde Türkiye yaklaşık 12,5 milyar dolarlık payla 28’inci sırada yer alıyordu. Türkiye, makine sektörü ihracatında 2017 yılı verilerine göre dünyada 25’inci sıraya yükseldi. Makine sanayisinde ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 38 civarında gerçekleşiyor. Bu rakamlar ışığında, Türkiye’nin hem makine imalat sektörlerinde hem de özelde iş ve inşaat makineleri sektöründe büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu potansiyeli doğru bir şekilde kullanarak teknolojinin gerisinde kalmayan, rekabetçi ve nitelikli ürünleri üretmeli; doğru stratejilerle ihracatımızı artırmalıyız. Kalkınmanın en önemli unsurlarından biri üretim gücüdür. Üretim gücümüzü yüksek teknolojiyle buluşturarak, Türkiye’nin kalkınması için önemli katkılar yapabiliriz. Makine ihracatında önde gelen ülkelere baktığımızda, bu ülkelerin büyük bir bölümünde, yüksek teknolojiye sahip sanayi ürünlerinin ihracatta önemli paya sahip olduğunu görüyoruz. Dünya ekonomisinde söz sahibi olmak için yerli ve milli üretimimizi ivedi bir şekilde bulunduğu noktadan çok daha yukarıya taşımamız gerekiyor. Bu bağlamda, son dönemde hükümetimizce kuvvetle ifade edilen “yerli ve milli sanayi” söyleminin hayata geçirilmeye başlanması, bizleri oldukça memnun ediyor. Yeni oluşturulan Yerlileştirme Yürütme Kurulu Başkanlığı’na, sektörümüzü destekleyen değerli bir isim olan Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı Müsteşarı Veysel Yayan’ın getirilmesi de, derneğimiz ve sektörümüz tarafından takdirle karşılanmıştır.

Diğer yandan, sanayi sektörleri içerisindeki alt sektörlerin üretim kabiliyetlerini doğrudan ve mutlak biçimde etkileyen, bu nedenle diğerlerine göre stratejik bir öneme sahip olan makine imalat sektörlerinin ayrıntılı olarak incelenmesine yönelik Sanayi Genel Müdürlüğü tarafından kapsamlı bir çalışma başlatılırken, buna ek olarak, belirlenen ürünler özelinde tecrübe ve kabiliyeti olan sivil toplum kuruluşları tarafından da bu hususta çalışmalar yapılması istendi. Başlayan bu önemli çalışmalar; Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Faruk Özlü ile Şubat ayı içerisinde İzmir’de gerçekleştirdiğimiz Türkiye Makine Sanayi Zirvesi çıktılarının ses getirmeye başladığına da işaret diyor. Bu kapsamda, bağlı bulunduğumuz MAKFED ile Sanayi Genel Müdürü Zübeyde Çağlayan ile bu konuda dirsek temasında çalışmalarımızı sürdürmenin motivasyonumuzu artırdığını ayrıca ifade etmek isterim. Yerli üretimi geliştirebilmek adına dünyanın birçok ülkesinde en önemli alıcı konumunda olan kamu alımlarının ülkemizde de rekabeti bozmayacak şekilde yerli üretimin desteklenmesi için kullanılmasının sanayimize olumlu katkıları olacağı aşikârdır. Bahsettiklerime ek olarak; müspet sonuçlar çıkartmaya çalışacak kamu ve özel sektör işbirliğinin hem makine imalat sanayisini hem de ülkemizi bulunduğu konumdan daha da ileriye taşıyacağına inanıyorum. Yani, teşvik ve destekler açısından seçici olarak, sektör hatta sektörler içerisinden geliştirilmeye uygun belirli ürünlere odaklanmanın da bu hususta büyük önem arz ettiğini düşünüyorum.

Sektörünüzün Ar-Ge yetkinliği ve kapasitesi için görüşünüz nedir? Sektör temsilcilerinin Ar-Ge çalışmalarına İMDER’in katkısı hangi aşamalarda gerçekleşiyor?

Üyelerimizden yerli üretici olanların bir kısmı son derece gelişmiş ve faal Ar-Ge merkezi sahibidir. Gururla söylemek isterim ki, bu firmalarımız endüstriyel tasarım da dâhil olmak üzere tüm yeni ürün geliştirme süreçlerini yerli ve milli olanaklarla gerçekleştiriyor ve kendi markaları ile küresel arenada Türkiye’yi başarıyla temsil ediyor. Aslında devletimizin ve hükümetimizin otomotiv sanayisinde yapmaya çalıştığı büyük projeler, bizim sektörümüzde şimdiden gerçekleşmiş durumda diyebiliriz. Üyelerimizin teknolojik içerikli faaliyetlerinde gereksinim duyacakları, özellikle milletler arası ve AB kökenli teknik mevzuata erişimleri konusunda İMDER, başta CECE (Avrupa İş Makineleri Federasyonu) olmak üzere irtibatta olduğu diğer sektör kuruluşların kaynaklarını da temin edip üyelerinin kullanımına sunmaya devam ediyor. Keza, başta pazar bilgileri olmak üzere üyelerin ticari faaliyetlerinde gereksinim duyabilecekleri bilgi de yine benzeri kaynaklardan yararlanılarak temin ediliyor ve üyelerimizin bilgisine sunuluyor.

Benzer şekilde sektörünüzün kalite yönetimi yaklaşımı için neler söyleyebilirsiniz? Sektör temsilcilerinin yerel ve küresel rekabetteki pozisyonlarında “kalite”nin önemi nedir?

Makine sanayisinde, hele de yıllarca taş, toprak ve kaya ile boğuşan makineler üreten iş ve inşaat makineleri sektöründe kalite, ürünlerimizin DNA’sında olması gereken bir özelliktir. Elbette sektörümüzün üretim süreçlerinde, başta tüm ilgili standartlar, regülasyonlar ve teknik şartnameler olmak üzere tüm ilgili teknik dokümantasyonlara taviz vermeksizin uyuyor olmamız, kaliteyi getiren unsurların en başında yer alır. Keza, dünyada mevcut en son teknolojiyi hem tasarım aşamasında hem de üretim süreçlerinde kullanıyor olmamız da yine sektörümüzün kaliteye vermiş olduğu önemin bir diğer göstergesidir. ISO 9001, ISO 140001, OHSAS 180001 ve ISO/IEC 25001 yönetim sistemleri de tüm sektörümüzde harfiyen ve ruhuna uygun olarak kullanılmaya devam ediliyor.

İMDER Yönetim Kurulu olarak görev süreniz içinde odaklanacağınız önemli başlıklar neler olacak? Halen devam eden ve projelendirilecek çalışmalarınız hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?

İMDER sektör için bir anlamda çatı kuruluşu görevi üstleniyor. Bu doğrultuda da hem üyelerimizin hem de üyelerimiz dışındaki sektör temsilcilerinin bir araya gelerek fikir alışverişi yaptığı sektör platformu niteliğimizi artırmayı planlıyoruz. Önümüzdeki dönemde sektörümüz, ülkemiz ve üyelerimiz için daha verimli çalışabilmek adına kapsamlı bir iş planı çıkarttık ve gerçekleştirmeye başladığımız iş planımızı belirli kategoriler altında topladık. Bu bağlamda, İMDER işlevselliğinin ve profesyonel yapısının güçlendirilmesi ana başlığı altında; İMDER bünyesindeki komiteleri daha etkin çalıştırmayı ve Endüstri 4.0 ile ilgili yeni bir komite kurmayı, tüzük çalışmaları gerçekleştirmeyi, İMDER profesyonel ekibinin sektöre daha güçlü hizmet verebilmesi adına gelişim programlarına katılmayı, kurumsal kimlik çalışmaları yapmayı ve PR konusunda daha yoğun ve efektif çalışmayı hedefliyoruz. Üyelerimize ve sektöre dönük çalışmalar ana başlığı altında ise İMDER kariyer merkezi, iletişim portalı, gelişmiş online veri paylaşım sistemi ve düzenli dönemlerde gönderilecek e-bültenler oluşturmayı, sektöre yakışır bir fuar düzenlenmeyi, ek olarak üyelerimizi ve sektörü ilgilendiren her türlü mevzuat/yasal düzenleme çalışmalarına mevcuttan daha fazla katkıda bulunmayı ana hedeflerimiz arasına aldık.

Benzer şekilde, topluma dönük çalışmalar ana başlığı altında da; sektöre dair paylaşılabilir nitelikte veri ve bilgi üretmeyi, İMDER üyelerinin irtibatlı olduğu yurt dışı OEM’ler başta olmak üzere yabancı sermayeli kuruluşların Türkiye’de yatırım yapmaları için aktif bir biçimde çaba göstermeyi, son olarak da kendi sektörümüz ve ilgili diğer sektörlerin pazara ait ön görülerinde faydalanabilecekleri bir İMDER indeksi oluşturmayı hedeflediğimizi söyleyebilirim.

Sektörünüzün insan kaynakları potansiyeli/niteliği için neler söyleyebilirsiniz?

Sektörümüzde etik çalışan, ilkelerine sahip çıkan bir çalışan anlayışı benimsenmiş durumda. Fakat son yıllarda kalifiye ve istikrarlı eleman bulma konusunda istihdam sıkıntıları da yaşıyoruz. Bunun için İMDER eğitim komitesi çalışmalar yapıyor ve sektörümüzün ihtiyacı olan nitelikli elemanların yetiştirilmesi adına tüm üye firmalarımıza destek oluyor. Yapılan çalışmalarla geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin iş makineleri sektörüne ilgisini çekmeyi amaçlıyoruz. Düzenlediğimiz kariyer günlerinde üyelerimiz, sektördeki iş fırsatlarını ve sektörün ekonomimiz için önemini öğrencilerle paylaşıyor ve alan seçiminde öğrencilerin iş makineleri dalına yönelmelerini tavsiye ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığımız protokol çerçevesinde gerçekleştirilen eğitim komitesi faaliyetleriyle, son yıllarda iş makineleri dalına yönelen öğrenci sayısında da artışlar yaşandığını gözlemliyor; ekmiş olduğumuz tohumların meyvelerini en kısa sürede almayı umuyoruz.

Bununla birlikte, yeni dönem planlarımız arasında insan kaynakları konusu da bir çalışma başlığı olarak yer almaya devam edecek. Kariyer merkezleri noktasında İMDER olarak bu alanda çalışan bir komite de kurmayı düşünüyoruz. Amacımız, kurulacak bu komitenin hedeflerinin üyelerimizin ortak beklentileri etrafında şekillenerek operatör, bakım-onarım, montaj eğitim ve sertifikalandırma alanlarında İMDER ve İSDER Eğitim Komitesiyle birlikte verimli çalışmalar yapması ve sektörün ihtiyaçlarına yanıt vermesidir.

Türk sanayicilerinin sivil toplum kuruluşlarına yaklaşımı ve bu yapılar içinde görev alma kabiliyetleri/istekleri için neler söyleyebilirsiniz?

İMDER’de her üyenin aktif olarak çalışabileceği bir yapılanma söz konusudur. Komitelerimiz de bunun en güzel örneğidir. Üye firmaların ürün gamlarına göre oluşturulmuş bu komitelerde kendi alt sektörleri için fikir alışverişi yapan üyelerimiz, komiteden çıkan kararlar doğrultusunda da faaliyetler yürütür. Üyelerimizin, ilgili resmi kurum toplantıları ve İMDER ile ilgili yurt içi ve yurt dışı etkinliklere de aktif olarak katıldığını gözlemliyorum. İMDER’in sektör için bütünleştirici etkisini, bir anlamda üyelerimizin katıldığı çalışmalarda da görebiliyoruz. İMDER üyeleri, sektörümüzün daha ileriye taşınması ve dünya pazarlarındaki yerinin sağlamlaşması için dernek çalışmalarında büyük bir hevesle yer almaya devam ediyor. Katılamadıkları bir program olsa bile görüş paylaşarak, bize yol göstererek desteklerini esirgemeyen üyelerimize de teşekkürlerimi sunmak istiyorum.