ABD-Çin görüşmelerinde iki somut konuda ilerleme sağlandı: Öncelikle, ABD 15 Ekim’de 250 milyar dolarlık Çin malı üzerindeki gümrük vergisini yüzde 25’ten yüzde 30’a arttırmaktan vazgeçti. Ayrıca, karşılık olarak Çin, ABD’den yapacağı tarım ürünü ithalatını 40 milyar doların üzerine yükseltmeye söz verdi. Mayıs ayında görüşmelerin karşılıklı suçlamalarla kesilmesi sonrasında ilk kez somut bir gelişme sağlanması, küresel risk iştahını destekliyor. Benzer bir adımın “kur manipülasyonu” suçlaması konusunda atılması, yuanın 7,0 civarında dengelenmesini sağlayarak, gelişmekte olan ülke paraları üzerindeki baskıyı azaltır. Peki, yapılan anlaşma kalıcı olur mu? İyimser olmak için gerekçelerimiz var. Birincisi, ABD ve Çin ekonomilerindeki yavaşlama işaretleri ticaret savaşının devam etmesinin her iki taraf için de yüksek maliyeti olduğunu gösteriyor. İkinci olarak, Kasım ayında yapılacak ABD Başkanlık seçimi öncesinde Çin’in tarım ürünü ithalatını arttırması Başkan Trump için olmazsa olmaz şartlardan biri. Yine de, ABD-Çin arasındaki kavganın sona erdiğini söylemek için erken: “Bir Kuşak Bir Yol” projesiyle Asya içindeki ticareti arttırmayı ve Avrupa’ya daha hızlı ulaşmayı hedefleyen Çin, ABD için önemli bir risk unsuru olmaya devam ediyor. Hemen olmasa da, gelecekte -muhtemelen ABD Başkanlık seçimi sonrasındaiki ülke güç kavgası için yeniden karşı karşıya gelecek. Söz konusu kavganın dünya ekonomisi üzerinde yıkıcı bir etkisi olup olmayacağını ise zaman gösterecek. OECD Eylül ayı raporunda 2019 yılı küresel büyüme tahminini, 2008 mali krizi sonrası en düşük seviye olan yüzde 2,9’a (2018’de yüzde 3,6 idi) çekti. OECD uzmanlarının tahminine göre, ABD ve Çin arasındaki güç kavgasının devam etmesi durumunda, 2021-2022 yıllarında ABD’nin büyümesi 0,65yp, Çin’in büyümesi 1,0yp, dünya büyümesi de 0,6yp gerileyecek. Elbette, ABD-Çin arasında sağlanan ateşkes Türkiye için doğrudan bir önem taşımıyor. Ancak dolaylı etkisi, iki nedenden dolayı büyük: Bunlardan ilki, ABD ve Çin ekonomilerinin dış ticaret savaşı nedeniyle yavaşlamasının Türkiye’nin ana ticaret ortağı Avrupa’yı vurarak yeniden dengelenmeyi zorlaştırması. Diğeri de yuanın değer kaybının artmasının gelişmekte olan ülke paralarında bir satışa yol açarak, yeniden devalüasyon-enflasyon sarmalına girmemize neden olabilecek olması. Lafı çok uzatmadan toparlayalım. ABD-Çin arasında geçici de olsa ateşkes sağlanması, gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahını kısa vadede destekliyor. Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle ABD yaptırımı riskini fiyatlayan Türkiye varlıkları, dünya piyasalarındaki yükselişe katılamadı. Türkiye ve ABD’nin Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik 13 maddelik ortak açıklaması sonrasında, bu durumun değişmesini bekliyoruz. Yapılan açıklamaya göre Türkiye, terörist YPG’nin güvenli bölgeden 120 saat içinde geri çekilmesini teminen Barış Pınarı Harekâtına ara verecek; geri çekilmenin tamamlanmasının ardından da harekâtı durduracak. Harekât durdurulduğunda, Türkiye’ye yönelik mevcut yaptırımlar da kaldırılacak. ABD’nin Türkiye’nin güney sınırına dair meşru güvenlik kaygılarını kabul ettiği ve iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelme yoluna girdiğini gösteren ortak açıklamaya, piyasaların güçlü pozitif tepki vermesini bekliyoruz. ABD yaptırımı korkusuyla 105.800 zirvesinden dibe 12.000 puana yakın gerileyen Borsa İstanbul’da, önümüzdeki günlerde yüzde 10’a yakın tepki yükselişi görülebilir.