Yönetim şekli federal yarı başkanlık tipi cumhuriyet olan Rusya, 17 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle dünyanın en geniş ülkesi ve dünya yaşam alanının sekizde birini kapsıyor. 145 milyonu aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık dokuzuncu ülkesi olan Rusya, Kuzey Asya’nın tamamı ve Doğu Avrupa’nın büyük bir kısmında uzanırken, ülke 11 zaman dilimine yayılıyor; geniş topraklarında çok çeşitli çevre ve yer şekilleri bulunuyor.

Rusya’nın tarihi 3’üncü ve 8’inci yüzyıllar arasında Avrupa’da tanınan bir grup olarak ortaya çıkan Doğu Slavları ile başlar. 9’uncu yüzyılda Varegler tarafından kurulan ve yönetilen Orta Çağ Kiev Rus Devleti, 988’de Ortodoks Hristiyanlığı kabul edince, Bizans ve Slav kültürlerinin sentezinde önemli bir katalizör oldu. Ancak bu devletin dağılmasıyla ortaya çıkan küçük devletler, Moğollar tarafından istila edildi ve Altın Orda Devleti’nin kolları haline geldi. Devam eden yıllarda Altın Orda Devleti’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Rus prenslikleri yavaş yavaş birleşerek Moskova Knezliği’ni kurdu. Bu küçük beylik, 18’inci yüzyıla gelindiğinde, büyük ölçüde fetih, ilhak ve keşif yoluyla Avrupa’da Polonya’dan Kuzey Amerika’da Alaska’ya kadar uzanan tarihin en büyük üçüncü imparatorluğu olan Rusya İmparatorluğu haline gelecekti.

1917 Ekim Devrimi’nden hemen sonra Rus İmparatorluğu yıkılırken, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, dünyanın ilk anayasal sosyalist devleti olarak tarih sahnesin- de yerini aldı. İkinci Dünya Savaşı’nda belirleyici bir rol oynayan ülke, Soğuk Savaş döneminde bir süper güç haline geldi. Dünyanın ilk yapay uydusu ve ilk insanlı uzay uçuşu dâhil olmak üzere, 20’nci yüzyılın en önemli teknolojik başarılarını da gerçekleştiren SSCB, 1991’deki dağılmasının ardından yerini Rusya Federasyonu’na bıraktı.

TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ SİYASİ-EKONOMİK ÇİZGİDE BÜYÜYOR

Türk-Rus ilişkilerinin tarihi, temelde Orta Asya’dan batıya göç eden Türk boylarının Rus prenslikleriyle olan çoğu çatışmalı ilişkilerine kadar uzanıyor. 16’ncı yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun kuzeydeki en büyük rakibi olan Rusya, Ekim Devrimi’nden sonra ise Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye’nin en güçlü destekçilerinden biriydi.

Günümüz Türk-Rus siyasi ve ekonomik ilişkilerinde inişli çıkışlı bir seyir izleniyor olsa da iki ülke arasındaki köklü siyasi-askeri geçmiş, bugünlerde siyasi-ekonomik bir işbirliğine doğru dönüşüyor. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin en önemli unsurlarından birini enerji teşkil ederken, Türkiye enerji tedarikinde Rusya’nın en büyük müşterilerinden biri olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin Rusya ile bu alandaki iş birliği, Akkuyu Nükleer Santrali ve Türk Akımı projeleriyle daha da ileri bir safhaya taşınmış durumda.

Diğer yandan, Türkiye ve Rusya arasında turizm alanındaki mevcut iş birliği, ikili ilişkilerin bir diğer önemli ayağını oluşturmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl 6 milyona yakın Rus vatandaşı Türkiye’yi ziyaret ederken,
bu rakamla Türkiye’ye gelen yabancı turistler arasında son iki yıldır ilk sırada yer almaya devam ediyorlar.

 

Bu kapsamda, Rusya’ya olan yakın coğrafi konumunun da avantajıyla ticarette önemli bir avantaja sahip olan Türkiye, Rusya ile yakın ticari ilişki içinde olmayı sürdürüyor. Rusya, 2018 yılı TÜİK verilerine göre, 22 milyar dolarla Türkiye’nin ithalatında birinci sırada yer alırken, 3,4 milyar dolarla Türkiye’nin ihracatında 12’nci sırada bulunuyordu.

1,6 trilyon dolarlık GSYİH’siyle dünyanın en büyük dokuzuncu ve satın alma gücü paritesine göre altıncı büyük ekonomiye sahip olan Rusya, dünyanın en büyük maden ve enerji kaynaklarına sahip ülkelerden biri ve yine dün- yanın en büyük doğal gaz üreticisidir. Uzun yıllar dünyanın iki süper gücünden biri olan Rusya, halen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi, G8, G20, Avrupa Konseyi, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği, Şanhay İşbirliği Örgütü, Avrasya Ekonomi Topluluğu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Dünya Ticaret Örgütü üyesi; Bağımsız Devletler Topluluğu’nun önde gelen bir ortağıdır. 

EKONOMİDE BÜYÜK ÖLÇEKLİ İŞLETMELER HÂKİM

Rusya, 1991 öncesindeki hantal sanayisine ve atlattığı güçlü kriz dönemlerine rağmen günümüzde büyük bir ekonomik gücün temeli olan doğal kaynaklara ve insan gücüne sahip dünyadaki belli başlı ülkelerden biri konumunu sürdürmeye devam ediyor.Rusya’nın sahip olduğu zengin doğal kaynak rezervleri ülke için büyük bir şans olmakla beraber ülke ekonomisi açısından bazı sakıncaları da beraberinde getiriyor. Son 10 yıllık süreçte yüksek düzeyde seyreden petrol fiyatları ve elverişli ticaret hadlerinin ülkenin  son yıllarda sağladığı güçlü büyümenin itici gücü olduğu düşünülürken, yapılan bilimsel çalışmalar uzun vadeli büyüme ve ekonomideki doğal kaynaklara bağımlılık arasında negatif bir korelasyon olduğunu ortaya koyuyor. Bunun nedeni “Hollanda Sendromu- Dutch Disease” olarak adlandırılırken, aşırı değerlenmiş döviz kuru doğal kaynak dışı sektörlerde büyümeyi olumsuz etkilediğine işaret ediyor.

Diğer yandan, ülkenin geniş yüzölçümü emek, doğal kaynaklar ve iş merkezleri arasında büyük mesafelere neden olduğu için ekonomik olarak bir dezavantaj oluşturuyor. Ülkedeki nehirlerin çoğunluğu doğu-batı yönünde değil, kuzey-güney yönünde akıyor ve bu nedenle denize ulaşım çok zorlaşıyor; ülkedeki taşımacılık maliyetleri uluslararası ortalama maliyetlerin yaklaşık üç katına kadar çıkıyor. Ülkede, Sovyet döneminde uygulanan merkezi planlama nedeniyle tüketim malları ve hizmet sektörlerinin göz ardı edilmişken, 1991’den sonraki dönemde hizmet sektörlerindeki güçlü büyüme de devam ediyor. Resmi verilere göre hizmet sektörlerinin GSYİH’deki payı 1990’larda yüzde 36’nın altındayken, bu rakam günümüzde yüzde 60’ın üzerinde seyrediyor. Bununla birlikte, hizmet ve sanayi sektörü verilerinin transfer fiyatlandır- ması uygulamaları nedeniyle gerçekleri tam olarak yansıtmadığını da söylemeliyiz. Rusya’daki sanayi sektörlerinin ise ağır sanayi yönünde geliştiği biliniyor. Yakıt, enerji ve metalürji üretimi toplam sanayi üretiminin yüzde 35’ten fazlasını oluştururken, elektrik ve gıda üretiminin payı yüzde 25 seviyelerinde ilerliyor. Geçmişte, dünyanın en önemli teknolojik ilerlemelerine imza atan Rus teknolojisinin günümüzdeki gelişmişlik seviyesi ise rakiplerine göre güçlü görünmüyor: İleri teknolojili malların üretimi, Rus ekonomisinde halen
çok küçük bir paya sahip bulunuyor.

Rusya ekonomisi büyük ölçekli sanayi işletmelerinin hâkimiyetindeyken, KOBİ’lerin GSYİH’den aldıkları pay ise yüzde 10-15 civarında seyrediyor. Bu oran, genellikle gelişmiş pazar ekonomilerinde ve geçiş ekonomilerindeki yüzde 50’nin çok altındayken, Rusya’daki küçük öl- çekli işletmelerin ekonomide yeterince rol alamamasının en önemli nedenlerinden biri, yoğun vergi uygulamaları ve karmaşık hukuki düzenlemeler olarak gösteriliyor.

SANAYİ ÜRETİMİ ÜLKENİN BATISINDA DAHA YAYGIN


Diğer yandan Rus sanayisi Moskova, St. Petersburg, Yekaterinburg ve Nijniy Novgorod kentlerinde yoğunlaşmış durumda. Bu büyük kentler 1991’den itibaren geçiş sürecini diğer kentlere göre daha iyi yönetip üretimde çeşitlilik sağlarken, Omsk ve Novosibirsk gibi daha küçük kentlerse Sovyet rejimi tarafından yaratılan sanayi merkezleri olarak üretimde söz sahibi olmaya devam ediyor. Sibirya ve ülkenin en doğusundaki bölgeler ise ya az sanayileşmiş ya da sanayiden yoksun şekilde bulunuyor.

EN ÇOK İTHAL EDİLEN ÜRÜNLER MAKİNE VE AKSAMLARI

Geçtiğimiz yıl 450 milyar dolara yakın ihracat ve 238 milyar doların üzerinde ithalat gerçekleştiren Rusya’nın ticaret fazlası ise 200 milyar do-arın üzerinde gerçekleşmişti. Rusya’nın ihracatında Çin, Hollanda ve Almanya ilk üç sırada bulunurken, Rusya’nın en fazla ürün ithal ettiği ilk üç ülke ise Çin, Almanya ve ABD olarak sıralanıyor. Türkiye, BM İstatistik Bölümü verilerine göre, geçtiğimiz yıl Rusya’nın ithalatında 4,2 milyar dolarla 12’nci; Rusya’nın ihracatında ise 21,3 milyar dolarla beşinci sırada bulunuyordu.

Ülke, çok zengin enerji kaynaklarına sahip olmasıyla, ihracatında da bu doğal kaynaklardan önemli bir gelir elde ediyor. Rusya’nın ihraç ürünlerinde 237,6 milyar dolarla mineral yakıtlar ve yağlar ilk sıradayken, demir çelik ürünleri, tahıl ve bakliyatlar, değerli metaller ve madenler ile makine ve aksamları Rusya’nın diğer önemli ihraç kalemleri olarak sıralanıyor. Ülke ithalatında ise ilk sırada 43,6 milyar dolarlık alımla makine ve aksamları bulunurken, elektrikli makine ve ekipmanlar, otomotiv aksam ve parçaları, ilaçlar ile plastikler ve mamulleri diğer önemli ithalat kalemleri olarak dikkat çekiyor.

Benzer şekilde, BM İstatistik Bölümü verilerine göre, Türkiye’nin Rusya’ya ihracatında en önemli ürün ve ürün grupları turunçgiller (taze/ kurutulmuş), makine ve aksamları, otomotiv aksam ve parçaları, elektrikli makine ve ekipmanlar ile plastikler ve mamulleriyken; Türkiye’nin Rusya’dan gerçekleştirdiği ithalatta ise mineral yakıtlar ve yağlar, demir çelik ürünleri, tahıl ve bakliyatlar, bakır ve alüminyum ham maddeleri ilk beş ürün grubu olarak sıralanıyor.

RUSYA İLE TİCARETİMİZ GÜÇLENECEK


Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Rusya İş Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Cengiz Gül, Rusya Federasyonu ile 2012’de yakalanan 33 milyar doların üzerine çıkan rekor ikili ticaret hacminin, aradan geçen yıllar içerisinde önemli ölçüde düştüğünü; 2018’de iki ülke arasındaki ticaretin 25,4 milyar dolarlık bir hacimde gerçekleştiğini söylüyor. Ancak, Türkiye ve Rusya arasındaki olumlu siyasi iliş- kilerin ticarete de yansıma- sıyla birlikte iki ülke arasında belirlenen orta vadeli ticaret hedefi 100 milyar dolar olarak açıklanıyor. Diğer yandan, Rusya Federasyonu Ticaret Mümessili Aydar Gaşigullin, 3 bine yakın Türk şirketinin Rusya’da 10 milyar dolardan fazla yatırımı olduğunu söylüyor.

RUSYA, MAKİNE SEKTÖRÜNÜN HEDEF PAZARLARINDAN BİRİ


Bununla birlikte, BM İstatistik Bölümü verilerine göre Rusya’nın makine ihracatının, 2018’de yüzde 7,7 artışla 9,8 milyar dolar olarak kayda geçtiğini; en çok ihracat yapılan ülkelerin 1,51 milyar dolarla Çin, 1,28 milyar dolarla Beyaz Rusya ve 1,27 milyar dolarla Kazakistan olduğunu söyleyebiliriz. 2018’de Türkiye, Rusya’dan gerçekleştirdiği makine ithalatında yüzde 4,1’lik düşüşle 50’nci sırada yer aldı ve toplamda 13 milyon dolar değerinde makine alımı yaptı. Bu dönemde Rusya’nın Türkiye’ye gerçekleştirdiği toplam ihracat içindeki makinenin payı da yüzde 0,06 olarak kayda geçti. Aynı dönemde Rusya’nın toplam ihracatının 449,3 milyar dolar olarak gerçekleştiğini ve makine ihracatının toplam ihracattan, bir önceki yıla göre 0,3 puanlık düşüşle yüzde 2,2 pay aldığını da söyleyelim. Diğer yandan, makine ithalatının, 238,2 milyar dolarlık toplam ithalattan yüzde 20,3 pay aldığı Rusya’da, geçtiğimiz yıl 48,5 milyar dolar tutarında makine ithal edildi. BM İstatistik Bölümü verilerine göre Rusya’nın en fazla makine ithal ettiği ilk 10 ülke listesinin ilk sırasında 13,1 milyar dolarla Çin yer alırken, listenin ikinci sırasında bulunan Almanya’dan 7,7 milyar dolar değerinde makine ithal edildi. Üçüncü sıradaki İtalya’dan 2018’de ithal edilen makinelerin değeri ise 3,5 milyar dolar oldu. Bu dönemde Rusya’nın makine ithalatında 22’nci sırada yer alan Türkiye’den de yüzde 18,2’lik artışla 490 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirildi.

Bu veriyle, Rusya’nın toplam 48,5 milyar dolarlık makine ithalatından 2018’de Türkiye’nin aldığı payın yüzde 1 seviyesinde gerçekleştiğini; Rusya’nın Türkiye’den yaptığı toplam ithalat içinde makinenin payının ise 2017’deki yüzde 12 seviyesinden 2018’de yüzde 11,6 seviyesine gerilediğini söyleyebiliriz. Son olarak, Rusya’nın toplam ithalatında makinenin payı yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşirken Türk makine ihracatçılarının 48,5 milyar dolarlık pastadan ancak yüzde 1 pay almış olmasının, Rusya’da değerlendirilebilecek çok güçlü bir potansiyel ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Bu kapsamda, Türk makine ihracatçılarının önümüzdeki dönemde Rusya pazarını ana hedef pazarlardan biri olarak belirlemeleri de doğru bir karar olarak görülebilir.