Tedarik zincirlerinin zaaflarıyla yüzleşmekte olan küresel markaların Çin’deki üretim yatırımlarının geleceğini tartışmaya virüsten çok önce başladıklarını belirten Karavelioğlu; “Son iki yıldır keskinleşen korumacı politikaların meydana getirdiği belirsizlikler, salgın hastalıklar karşısındaki çaresizlikle daha da pekişecektir. Üretimin Batı’ya doğru çekilip makine geliştiren ülkeler arasında daha dengeli bir şekilde paylaştırılacağı bir geçiş dönemine hazır olmalıyız.” dedi.

“MAKİNE ALT GRUPLARINDA DIŞ TİCARET YÜZDE 5 DARALABİLİR”

Açıklamasında, Çin’in küreselleşmiş makine imalatçılarının ana üretim üssü olduğunu vurgulayan Karavelioğlu, “Çin, dünya makine üretiminin üçte birini, toplam makine ihracatının ise beşte birini tek başına yapıyor. Yıllık 430 milyar dolara ulaşan makine ihracatının yüzde 50’sini AB ve ABD’ye paylaştırıyor, yüzde 25’ini ise Japonya, Güney Kore ve Singapur üzerinden dünyaya dağıtıyor. Bu kadar güçlü ve vazgeçilmez hale gelmiş olan Çin’in yatırım çekme ve büyüme konularındaki agresif stratejileri, makine sektörünün diğer merkez bölgelerini tedbir almaya zorluyordu” diyerek Covid-19 salgınının bu süreci hızlandırdığı değerlendirmesinde bulundu.

Çin makine imalat sanayisinde yaşanacak bir sıkıntının bütün dünyayı etkileyeceğini belirten Karavelioğlu, “Komponent ve ara mal akışı daralmaya başladı. Fason imalatta ortaya çıkacak sorunlar, makinelerin menşe kazandığı ülkenin marka değerine de bağlı olarak dış ticaret rakamlarını iki ila üç kat düşürebilir. Tahmin yapmak kolay değil fakat kriz kontrol altına alınamaz ve tam karantina uygulanan eyaletler artarsa, makine alt dallarında farklılaşan, bazı grupların ihracatında değer bazında yüzde 5’e, miktar bazında yüzde 10’a kadar daralmalarla karşılaşabileceğimizi öngörerek pozisyon almaya çalışıyoruz. Yaşanan riski yönetmek için, atıl kapasitelerimizin yetmeyebileceği alanlarda ölçek büyütmek gerekeceğine inanıyoruz” dedi.

“DÜNYAYA AB VE ABD ÜZERİNDEN MAL SATIYORUZ”

Salgından dolayı komponent, yarı mamul ve ham madde ihtiyacını Çin’den karşılayamayan makine imalatçılarının ciddi sıkıntılar yaşayacağının altını çizen Karavelioğlu, şunları söyledi: “Bir an önce virüsün tedavisinin bulunmasını ve daha fazla can kaybı yaşanmamasını temenni ediyoruz. Fakat işlerin de bütün dünyada devam etmesi gerekiyor. Makine sektöründeki herhangi bir sorun, bütün sanayi dallarının sorunudur. Türkiye’nin Makinecileri’nin küresel sisteme entegrasyonu Almanya ve ABD üzerindendir. Bu ana iki pazarımızdan başlayarak, tüm imkânlarımızla makine kullanıcılarının ihtiyaçlarına cevap vermek istiyoruz.

Bu süreçte ciddi sorunlarla karşılaşacak olan Avrupalı makine imalatçılarının gözlerini Türkiye’ye dikmesinin ise beklenen bir gelişme olacağını düşünüyoruz.”

“KÜRESEL YATIRIMLARIN YENİ ADRESİ OLMALIYIZ”

Salgın krizinin küresel mar- kaların doğrudan yatırım planlamalarında takvimi öne çekebileceğini de belirten Karavelioğlu, “Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı firmalar, küresel ihtiyaçlarını ilk etapta ölçek artışıyla karşılamaya çalışacaklardır. Makine üretim yatırımlarının bir yıldan kısa sürelerde yapılamayacağını ve tevsi projelerinin ağırlık kazanacağını düşünerek, teşvik ve destek mekanizmaları geliştirmeliyiz. Orta vadede de yeni adres arayacak yatırımları Türkiye’ye çekmek konusunda aktif, istekli ve ısrarcı olmalıyız” dedi. Yabancı sermaye çekmenin ilk şartının makine imalatçısına güven veren bir yatırım ortamı sağlamak olduğunu da vurgulayan Karavelioğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Yatırım ortamının cazip hale getirilmesi için kayıt dışıyla mücadele ile piyasa denetimi ve gözetiminde tavizsiz bir tutum sergilemeliyiz. Ölçek zaafımızı ortadan kaldırmak ve Ar-Ge faaliyetlerimizi sürdürülebilir kılmak için de bu elzemdir. Üretim üslerinin coğrafya değiştireceği, Covid-19 virüsü tedarik zincirlerini vurmadan önce de belliydi. Eğer geçiş dönemini iyi değerlendirebilirsek, yeniden sanayileşme çabamız için çok önemli kazanımlar elde ederiz.”