Öncelikle sizi ve Yerli Yeni Yeşil Platformu’nu tanıyabilir miyiz?

İsmim Murad Tiryakioğlu. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisat Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışıyorum ve kuruluşuna vesile olduğum ya da fikri öncülüğünü yaptığım inisiyatifler aracılığıyla hikâyeler anlatıyor, farkındalık çalışmaları yapıyorum. Bu günlerde “Yerli Yeşil Yeni Platformu” aracılığıyla Türkiye’nin yerli, yeşil ve yenilikçi üretim yapan sıra dışı örneklerinin bir kısmının hikâyesini anlatmaya başlıyor; mesleki ve teknik eğitimin hem yerli üretim hem yeşil üretim hem de yenilikçi üretim için sahip olduğu kritik önemi ölçtüğümüz bir çalışmanın sonuçları üzerinden farkındalık çalışması hazırlıyoruz. Bunları, öncelikli olarak sosyal medya hesaplarımız ve internet sitemiz aracılığıyla paylaşacağız. Politika yapıcılar için girdi niteliğinde kabul edilebilecek dokümanları da hazır oldukça kamuoyu ile paylaşacağız.

Yerli Yeşil Yeni Platformu 2017 yılının bahar aylarında, tam da bu zamanlarda yerli, yeşil ve yenilikçi bir geleceğe inanan, hayal kurmaktan vazgeçmeyen, kurdukları hayallerin peşinden koşmaktan yorulmayan, ülkemizin ve dünyanın geleceği için söyleyecek sözü olan bir grup genç tarafından hayata geçirilmiş bir sivil inisiyatiftir. Bize ve yapmak istediklerimize ilk inanan, destek olan ve yol gösteren Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı oldu. Bu vesile ile A. Mete Çakmakçı ve Yücel Telçeken’e selam ve şükranlarımı sunmak isterim. Küresel salgının Türkiye’de ortaya çıkması ve hızla yayılımından hemen önce kâr amacı gütmeyen, yeni nesil bir sosyal kalkınma kooperatifi olmak için başvurumuzu yaptık. Belirsizliğin olduğu bugünlerde ise kuruluş sürecini yavaşlattık ve hazırlığı içinde olduğumuz çalışmaları tamamlamak için gayret ediyoruz. Bu elde olmayan gecikmeyle kurulduğumuzu duyururken yapacaklarımızı değil de yaptıklarımızı anlatma imkânını da yakalamış olacağız.

Peki, neden bir dernek ya da şirket değil de kooperatif olarak yapılanmayı tercih ettiniz?

Biz kâr amacı gütmeyen, sosyal kalkınma ve bilimsel araştırma ve geliştirme kooperatifi olmak üzere bir başvuru yaptık. Bunun öncelikli sebebi, birlikte iş yapma kültürünün çok önemli olduğuna duyduğumuz inançtır. İçinde bulunduğumuz küresel salgın da bir kez daha işaret ediyor ki, dayanışma ve iş birliği çok ama çok önemli. Belki de şimdiye kadar bu önemi yeterince kavrayamadığımız için kırılganlıklar ve eşitsizlikler bu denli arttı ve ne yazık ki daha da artıyor. Öte yandan kooperatif yapılanmasıyla ticari işletmenin hareket kabiliyetine sahip oluyorsunuz ve kâr amacı gütmediğinizi, ortaklara kâr payı dağıtmayacağınızı taahhüt ettiğiniz için de bir sivil toplum kuruluşu esnekliğinde proje desteklerine, fonlara başvurabiliyorsunuz.

Yerli Yeşil Yeni neler yapıyor?

Yerli Yeşil Yeni özetle hikâyeler anlatıyor ve farkın- dalık çalışmaları yapıyor. “Üretim”, “Eğitim”, “Atölye” ve “Konuşmalar” olmak üzere dört modül altında dört projeyi tamamladık, sonuçlarını paylaşmaya hazırlanıyoruz. Üretim modülü, Türkiye’nin yerli ve yenilikçi üretim başarılarının hikâyelerini anlatarak, “Geçmişte harika işler yaptık, bugün muhteşem işler yapıyoruz ve gelecekte çok daha iyisini yapabiliriz” diyor. Mesleki ve Teknik Eğitim Toplumsal Farkındalık (METEF) Projesi ile Zafer Bölgesi’nde (Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa, Uşak) çok katmanlı bir çalışmayla mesleki ve teknik eğitimin taraflarının tecrübe, algı ve beklentilerini ölçtük. Atölye Modülü kapsamında meslek lisesi öğrencileriyle “İklim Farkındalığı ve Girişimciliği” atölyesi uygulayarak, üretim süreçlerinde yer alacak gençlerin, içinde olduğumuz iklim krizi hakkında fikirleri ve söyleyecek bir çift sözleri olsun diye çalışmalar yürüttük ve nihayet Konuşmalar Modülü kapsamında da bu meslek liseli gençlerle, Sivil Düşün desteğiyle yedi bölümlük bir video-podcast serisi hazırladık ve YouTube kanalımız üzerinden yayınladık.

Yerli Yeşil Yeni’nin iklim konusundaki hassasiyeti çok belirgin. İklim değişikliğine yönelik Türkiye’deki toplumsal algıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle üzülerek düzeltmek isterim ki, artık bir “değişikliğin” çok ötesinde bir kriz içindeyiz ve bu kriz hepimizi etkiliyor. Elbette kırılgan grupları ve hayvanları çok daha derinden ve çok daha şiddetli olarak etkileyen bir tahribattan bahsediyoruz. Toplumsal algı konusunda ne yazık ki çok iyimser şeyler söyleyemeyeceğim. Halen, hijyen gerekçesiyle, ortaya binlerce ton (geri dönüşümü neredeyse imkânsız olan) atık çıkartmaya devam ediyoruz. Eve kapandığımız günlerde, belki de günlük yaşamın çok daha ötesinde, çok daha özensiz biçimde tüketmeye devam ediyoruz. Salgın öncesinde ve sürecindeki bu özensizliğin sonucu olarak gittikçe daha sağlıksız gıdalarla beslenmeye devam ediyoruz. Ancak sebze ve meyvenin hem daha pahalı hale gelmesini hem de gittikçe kalitesini yitiriyor olmasını iklim kriziyle, tüketimimiz ve yaşam biçimimizle hiç ama hiç ilişkilendiremiyoruz.

Üretim ekosisteminin konuya yaklaşımı için neler söyleyebilirsiniz? Türkiye’nin yeşil üretim kapasitesi ve yeteneğini nasıl değerlendirirsiniz?

Üretim ekosistemi için görece daha iyimser olduğumu söyleyebilirim. Üretim süreçlerinde çevresel maliyetlerin de ekonomik maliyetlerin de gittikçe artıyor olmasıyla ilişkili olarak bir farkındalık artışı olduğunu söylemek mümkün. Yaptırımlar ve
belki çok daha önemlisi sivil toplum faaliyetlerinin ve savunuculuk faaliyetlerinin gittikçe güçleniyor olması da üretici tarafında bu gelişmeyi destekliyor diye düşünüyorum. Ancak özensizce tüketen bir toplum karşısında üretim ekosistemindeki göreli iyileşmeler ne kadar etkili olabilir diye sormadan da edemiyorum. Bu noktada iş dünyasının hassasiyetlerini, üreticilerin örnek teşkil eden gayretlerini ve ortaya çıkan yeşil iş ve yeşil üretim odaklı yenilikçi yaklaşımlarını göz ardı etmemek gerekiyor. Bu noktada belki de “İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği”nin öncülük ettiği “Türkiye Döngüsel Ekonomi Platformu” gibi, “Hedefler için İş Dünyası” gibi ya da Yerli Yeşil Yeni’nin yakın iş birliği içinde olduğu “D-Cube Döngüsel Ekonomi Kooperatifi” gibi yapılanmalar üretim ekosistemindeki farkındalığın artışına ve başarılı örneklerin yaygınlaş- masına katkı sağlıyor; yapılabilecekler konusunda istekli üreticilere yol göstermeye devam ediyor. Yerli Yeşil Yeni olarak biz de bu savunuculuk faaliyetlerinin hem üretim hem tüketim kanalında çeşitli çalışmalar yapmak üzere hazırlıklarımızı sürdürüyoruz.

Platformun temel hedef kitlelerinden biri ise mesleki ve teknik eğitim öğrencileri, velileri ve öğretmenleri olarak belirlenmiş. Buradaki amaç ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?


Sadece Afyonkarahisar için yapmak istediğimiz bu çalışmalar, Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz’ın himayesi ve vizyonunda, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası, Afyon Kocatepe Üniversitesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Afyonkarahisar Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği ve Zafer Kalkınma Ajansı iş birliği ve destekleriyle TR33- Zafer Bölgesine yaygınlaştırıldı. Proje kapsamında çeşitli kademelerdeki öğrencilerin ve velilerinin, çeşitli branş ve kademelerdeki öğretmenlerin mesleki ve teknik eğitim farkındalığını ölçtük. Toplamda 35 bin civarında anket uyguladık ve 28 bin anketi analiz edilebilir olarak sayısallaştırdık. Ortaokul öğrencilerinin meslek lisesine gitmek isteyip istemediklerini, meslek lisesi öğrencilerine de neden mesleki eğitimi tercih ettiklerini sorduk. Velilerinin ve öğretmenlerinin süreçteki algılarını ölçmeye yönelik sorularımız da oldu. Salgın sürecinde biliyorsunuz özellikle koruyucu ekipmanlar konusunda meslek liseleri muhteşem işler yaptı, biz de var olduğunu çok iyi bildiğimiz ama görünür kılınması için çaba sarf ettiğimiz bu yetenek ve kapasitenin altını çizmek için raporumuzu halen güncelliyoruz. Yakında ilk bulgularla infografikler olarak sosyal medya hesaplarından da paylaşmaya başlayacağız. Aslında bir anlamda “malûmu ilâm ediyoruz.” Sonuçlara göre, mesleki ve teknik eğitime ilişkin olumsuz toplumsal algının iyileştirilmesi için bir dizi faaliyet planlıyoruz.

Sivil bir inisiyatif olarak kamu ve özel sektörden yeterli desteği aldığınızı söyleyebilir misiniz?

Bunun cevabı hem evet hem hayır. Afyonkarahisar’dan sesimizi duyurmak çok güç. Yüzlerce firma ve kuruma bilgilendirme notları gönderdik, onlarca kişi ve kurumla yüz yüze görüşme yaptık. Çok daha fazlasından ise bizi dinlemeleri için talep ettiğimiz randevulara olumlu ya da olumsuz bir cevap bile alamadık. Buna karşın, daha sunumumuzu tamamlamamıza fırsat vermeden “nasıl destek olabiliriz, maddi manevi yanınızdayız” diyen çok güzel insanlarla da temas ettik, ediyoruz. Yerelde mesleki ve teknik eğitim odaklı çalışmamız için kısa sürede harika bir dayanışma örneği sağladık ve Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası çalış- malarımız için bir ofis tahsis etti, çünkü yaklaşık 20’si Afyonkarahisar’da olmak üzere toplam 40 kişilik bir gönüllü ekibiyle çalışıyoruz ve bunun için artık kafelere paramız yetmemeye başlamıştı. Eşsiz bir destek oldu, müteşekkiriz. Sabit giderler için Afyonkarahisar ESOB, Zorlu Enerji ve Aral Teknik Koleji destek sağlamaya devam ediyor. Nurus Mobilya tefrişatımızı yaptı, Kastamonu Entegre ve Zafer Kalkınma Ajansı bilgisayar desteği sağladı, NG Afyon etkinliklerimize ev sahipliği yapıyor. 

Ofisin giderleri konusunda tıkandığımız noktada Murad Tiryakioğlu Eğitim ve Kültür Vakfı olarak ben devreye giriyorum. Şimdilik böyle bir vakıf yok ama bu latifeyi defalarca tekrar ediyorum ki, ilerde böyle bir vakıf olsun ve eğitime destek sağlasın. Hatta öyle ki Yerli Yeşil Yeni için yaptığım sunumlarda bu latifeden hemen sonra bu vakıf neymiş, neredeymiş diye aramalar yapılıyor internetten. Umudumuzu güçlü kılmak için süreci eğlenceli hale getiriyoruz. Diğer yandan, Yerli Yeşil Yeni’ye ilk önce Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı inandı ve başlangıç finansmanını sağ- ladı. STM ve TOBB Ekonomi Teknoloji Üniversitesi başta olmak üzere Gerede Ticaret ve Sanayi Odası, Ford Otosan, Bilkent Cyberpark, İzmir Kalkınma Ajansı, ITC Türkiye ve ErpaPay, Yerli Yeşil Yeni “Üretime Adanmış Sıra Dışı Örnekler” belgesel serisinin çekimine destek verdiler. Onuk Taşıt Sanayi ise ulaşım desteği sağladı.

Henüz sahiplendiremediğimiz video-röportajlar için destek aramaya devam etsek de çalışmalarımızı tamamladık. En son çare, destek bulamayan video röportajlar için Murad Tiryakioğlu Eğitim Kültür Vakfı devreye girer diye umuyoruz. Şaka bir yana, gerçekten hiçbir bütçemiz ve gelir modelimiz olmadan Türkiye’nin yerli üretim kapa- site ve yeteneklerine ilişkin çok önemli bir birikimi bir araya getirmeye çalışırken, çok küçük destekler bulmakta çok ama çok zorlanıyoruz. Ama ziyan yok, bu ülkenin anlatılmayı hak eden ve bekleyen, tarihe not düşülmesi gereken o kadar çok ve o kadar güzel hikâyesi var ki, tüm bu zorluklara ziyadesiyle değer.

Son olarak, eklemek istediğiniz konular var mıdır?

Öncelikle davetiniz için müteşekkiriz ekip olarak. Gerçekten kendimizi anlatmak ve sesimizi duyurmak için, fikirlere ve projelere ayırdığımızdan çok daha fazla enerji harcamak zorunda kalıyoruz. Vesile oldunuz, teşekkürler. Sesimiz vesilenizle çok daha güçlü bir şekilde çıkmaya devam edecek. Çok ama çok önemli bir teşekkürüm daha var. Aslında bu bir teşekkürden çok daha fazlası. Bendeniz fikre öncülük etmiş, fikirleri hayata geçirirken yenilerini yakalamış olabilirim. Ve tabii çeşitli mecralarda, farklı kesimlerde anlatmaya devam ediyor olsam da bahsettiğim tüm bu işlerin arkasında kişisel zamanlarından, uğraşlarından ve hatta küçücük öğrenci bütçelerinden fedakârlık ederek gerçekten uzun saatler boyunca hiç yorulmadan, heyecanlarını ve eğlenceli yanlarını hiç yitirmeden çalışan muhteşem bir ekip var. O kadar şanslıyım ki böylesi harika bir ekiple çalışma şansım olduğu için. Naçizane bendeniz sadece orkestrayı yönetme gayreti içindeyim. O muhteşem ezgiler ekibimizden yayılıyor, iyi ki varlar, hakları ödenmez.