Salgın süreciyle birlikte etkisini çok daha hızlı hissettiğimiz ticaret savaşları içinde, Türkiye’nin de kendini korumaya çalıştığını ifade eden MİB Yönetim Kurulu Başkanı S. Emre Gencer, “Yıllardır söylemeye çalıştığımız imalatın önemi, bu süreçte çok daha fazla ön plana çıktı. Tüm dünyada yükselen korumacılık duvarlarının bu dönemde ülkemizde haklı şekilde uygulanıyor olması kimseyi rahatsız etmemeli. Makine imalat sektörünü korumak, ülkenin geleceğini korumaktır. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı gibi stratejik programlarla ön plana çıkarılan katma değerli makine imalatının desteklenmesi de bunlara örnek olarak gösterilebilecek en önemli programlardan biridir. Zamanında kurulmuş ve yanlış politikalar sonucu geri plana itilmiş birçok yatırımın bugünlerde tekrar hayata geçiyor olması da ülkemizin ayaklarındaki ağırlıklardan kurtarılmasını ve yükselmesini sağlayacaktır” diye konuştu.

“YERLİ MAKİNELERİ VE MAKİNECİLERİ KORUMAK, TEMEL GÖREVLERİMİZ OLMALI”

“Mart ayından sonra yayımlanan kararnamelerle 3000 kalem üzerinde ticarete konu ürüne konulan ek gümrük vergileri de bu koruma çabalarının olumlu sonucudur” diyen Gencer, “Enerji fiyatlarının dibe vurduğu şu günlerde, dünya genelinde enerjiden sonra parasal olarak en büyük ticaret hacmine sahip mal grubu olan makineler ve ülkede bu makineleri yapanları koruyan kararları görmek bizleri sevindiriyor ve daha fazla yatırım yapmak için yüreklendiriyor. Sanayi Devrimi ile  çok büyük rakamlara ulaşabilen üretim altyapısının kalbi makinelerdir ve makine imal etmeyi bırakmak, stratejik olarak yapılacak en büyük hatalardan biri olacaktır. Bu sadece salgın sürecinde değil savaş, kıtlık ve deprem gibi felaketlerde de önemini çok daha fazla hissettirecektir. Hiçbir ülke, depremde yıkılan binalarınızı kaldırmak için gereken iş makinesini, mali sisteminiz çalışmıyor olsa bile, sizden para istemeden vermez. Savunma sanayisinde kullanılacak temel makineleri barış zamanı bile vermekten imtina ederler. Dolayısıyla kendi imalatımız olan makineleri ve makine imalatçılarını da korumak, temel görevlerimizden olmalıdır” dedi.

“UZAK DOĞU MENŞELİ UCUZ VE KALİTESİZ MAKİNELERE KARŞI YERLİ İMALATÇI KORUNMALI”

Değişen dünya düzeninde, daha hızlı karar almayı gerektiren durumlardan devletlerin de nasibini aldığını aktaran Gencer, “Daha hızlı ve etkili karar alma süreçlerine geçiş yapan ülkemizin de özellikle salgın sonrası çıkan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile çok daha etkin bir biçimde kendini korumaya alabildiğini görüyoruz. Çok ucuz ham madde ve işçilik maliyetleriyle dünyanın öbür ucundan ülkemizi tehdit eden ve dünyanın ucuz üretim merkezi haline gelen Uzak Doğu ülkelerinin, bu süreçte öncelikle bizim de bulunduğumuz pazardan pay almaya çalışması, yerli imalatı sürekli olarak tehdit ediyor. Yerlinin gelişmesi için gerekli kâr payını da bu firmalarla rekabet esnasında kaybetmek, bir üst lige çıkabilmek için gerekli olan enerjiyi ve kaynağı maalesef sömürüyor. Üst seviyedeki liglerle nasıl baş edeceğini düşünmesi gereken imalatçı, ucuz üretimle yurt içinde rekabette tüm zamanını harcamak istemiyor. Yerli imalatçının tüm dünya genelinde rekabetten kaçınmadığı ve devlerle rekabet ettiği bir ortamda, Uzak Doğu menşeli ucuz ve kalitesiz makinelere karşı en azından yurt içinde korunmamız şarttır” ifadelerini kullandı.

YERLİ MAKİNELERİN ÖNÜ KESİLMEK İSTENİYOR

“Kimsenin içeriğini ve detayını bilmediği, kaynak gösterilmeden ve halka açık şekilde yayımlanmadan sadece ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda hazırlanan raporlarla ‘İhracatımız azalacak’ algısı yaratmak ülkemize zarar vermektedir” diyen Gencer, “Geçtiğimiz aylarda aralıklı kararnamelerle getirilen ek gümrük vergilerini, ‘daha fazla vergi yükü’ mantığından hareketle okumak mümkün değildir. Ülke içinde belirli bir üretim kapasitesine haiz makinelerin çoğu, bu dönemde korunmaya alınmış, cari açığı azaltmayı ve yerli imalatı ön plana çıkarmayı amaçlayan politikalar ilk kez bu kadar güçlü bir biçimde devlet iradesi olarak halk yararına sunulmuştur. Savunma, otomotiv, gıda gibi önemli sektörlere ilişkin peşi sıra açıklamalar önemli gibi görünse de geleceğin parçası olacak ‘Güçlü Türkiye’ için geliştirilen yerli makinelerin önü kesilmek isteniyor. Destek verilmek isteniyorsa, koşulsuz biçimde alınan bu kararlar alkışlanmalı, sistemde görülen eksiklikler olumlu yönde değiştirilmeye çalışılarak yola devam edilmelidir” dedi.

YATIRIMLARDA YERLİ VE YENİ MAKİNE ALIMLARINDA DESTEK KRİTERLERİ ARTTIRILMALI

“Yerli imalatın korunması ve bu korumanın temelinde yapılan yatırımların yerliye yönlendirilmesi hususu da önümüzdeki dönemde gündeme mutlaka gelmeli” diyerek devam eden Gencer, “Yatırım teşvik sistemi gereği, yerli-yabancı ayrımı yapılmaksızın verilen destekler, korumakta olduğumuz makinelerin neredeyse tamamının koruma duvarları üzerinden rahatça aşmasını sağlamaya yönelik destekler sunuyor. Yatırım çerçevesinde kullanılmış veya sıfır olarak ithal edilmek istenen makineler, KDV ve gümrük vergisi yanında, varsa ek gümrük vergisinden muaf olarak ülkeye giriş yapıyor. İmalatçılarımız da bu makinelerle rekabet etmeye zorlanıyor. Bu, bizlerin vergileriyle sübvanse edilen ithal makineler anlamına da geliyor ve bizleri oyun dışı bırakmaya yönelik bir düzenleme olarak karşımıza çıkıyor. Yatırım teşviklerindeki bu uygulama, ek vergilerle korumaya çalıştığımız ucuz ve kalitesiz ithal makinenin önünü açmaya yönelik bir kara deliktir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve özellikle Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’nin bu konudaki çalışmalarını yürekten destekliyoruz. Yatırımlarda yerli ve yeni makine alımlarında destek kriterleri arttırılmalı, yatırım ile yurt içinde kalacak dövizin yeniden yatırıma ve istihdama dönüşeceği unutulmamalıdır” açıklamalarında bulundu.