Ekim ayında 1,7 milyar dolar ihracat gerçekleştiren makine sektörü, yılın ilk 10 ayı sonunda toplam ihracatını 13,7 milyar dolara taşıdı. Yaz döneminde gelen siparişlerin etkisiyle sektör, en büyük ihracat pazarları Almanya, ABD, İngiltere ve İtalya’da yaşanan ihracat düşüşünü yüzde 10’nun altına çekmeyi başardı. Hedef pazarlarında toplu bir kapanma olmazsa, yılın sonunda geçen yılın rakamlarına çok yaklaşacaklarına inandığını belirten Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “AB ülkelerinde salgında ikinci dalga etkisiyle kısmi bir kapanma yaşanıyor. Vaka sayılarına bağlı olarak kısıtlamalar artabilir fakat Noel tatiline kadar fabrikaların faaliyetlerini sürdürecekleri anlaşılıyor. Sonrası için kaygılar sıklıkla ifade edilse de bu pazarlarda imalat süreçleri devam ettiği sürece bize yeni siparişler gelecektir.” dedi. Avrupalı imalatçıların tedarik güvenliği ve çeşitlendirmesine yönelik arayışlarının somut neticeler doğurmaya başladığına dikkat çeken Karavelioğlu şunları söyledi: “Üçüncü çeyrekte hızlanan talebi kalıcı kılmak üzere çok yoğun çalışıyoruz. Ekim ayında sadece Almanya’da 10 binden fazla firmaya doğrudan ulaştık, onlara iş birliği ve dayanışmaya her zaman hazır olduğumuzu anlattık. Ekim ayında aylık ihracat artışımız Avrupa’daki en büyük iki ticaret ortağımızdan Almanya’da yüzde 12’ye, İngiltere’de yüzde 19’a ulaştı. Doğu ülkelerindeki üreticilerin serbest rekabete gölge düşüren girişimlerine karşı birbirimize kenetlenmek zorunda olduğumuzu Avrupa ülkeleri çok iyi biliyor. Özellikle AB’nin karbon nötr kıta hassasiyetini ve döngüsel ekonomi mevzuatı hazırlıklarını yakından takip edişimiz, sektörel camiada saygı uyandırıyor. Güvenilir, yetkin bir iş ortağı ve tedarikçi olarak, Türkiye’nin Makinecileri markamızla yurt dışında her zaman büyük ilgi görüyoruz.”

“İHRACAT FİYATLARIMIZIN 1 SENT BİLE DÜŞMESİNE İZİN VERMEDİK”

Çin’in ülkesindeki işletmelere devasa destekler sağlayarak önemli bir kapasite fazlası oluşturduğu ve dengesiz biçimde sunduğu örtülü destekler ve finansman gücüyle rakiplerini saf dışı bırakmalarına yardımcı olduğu bir dönemde, Türkiye’nin Makinecileri marka gücünü korumak için çalıştıklarına dikkat çeken Karavelioğlu, “Türkiye’yi makine alanında markalaştıran bir kalite anlayışımız var. Biz, marka gücümüzü korumak için çok çalıştık: Esnek ve çevik üretim altyapımız sayesinde siparişleri çok hızlı teslim ettik; ihracat fiyatlarımızın 1 sent bile düşmesine izin vermedik. Türkiye’de makine ithalatına olan düşkünlüğün bu koşullar altında bile sürebildiği ve bunun teknoekonomik kapasitelerimizde önemli bir zaafa yol açtığı göz önüne alındığında, pazarlarımızı koruyabilmemiz bizce büyük başarıydı.” değerlendirmesinde bulundu.

“CARİ AÇIĞI KAPATMAK SADECE İHRACATI ARTTIRMAKLA MÜMKÜN DEĞİL”

Bir önceki aya ait ithalat rekorunun, Ekim ayında yaşanan ihracat rekorunun getirdiği memnuniyete gölge düşürdüğünün de altını çizen Karavelioğlu, “Eylül ayında makine ithalatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 47,8 artarak 2,8 milyar doları buldu. Takım tezgâhları ve tekstil makinelerine yoğun taleple oluşan bu olağanüstü artış, dokuz aylık ithalat rakamımızı da 19,1 milyar dolara taşıdı. Türkiye’deki imalat yatırımlarının hızlanması elbette sevindirici bir gelişme fakat Doğu Asya’dan ithalatımızın yüzde 40 artarak 6,4 milyar dolara ulaşması çok ciddi bir uyarıdır. Ocak-Eylül döneminde sadece Tayvan’dan ithalatımız yüzde 83 arttı. İthalatımızın yüzde 50,9 arttığı Çin’e ise her ay 500 milyon dolardan fazla makine bedeli öder olduk. Cari açığı kapatmanın sadece ihracatı arttırmakla mümkün olmayacağını görmeliyiz.” dedi.

“DOĞUYA MAL ALMAYA DEĞİL, MAL SATMAYA GİTMENİN YOLUNU BULMALIYIZ”

Tüm dünyanın Uzak Doğu’nun dampingli mallarına karşı hızlı tedbirler alarak kendisini haksız rekabete karşı koruduğunu hatırlatan Karavelioğlu, “Bu tedbirler iç kamuoyunu bilinçlendirecek kampanyalar, kamu alımlarında yerli malı önceliği, teknik ve tarife dışı engeller, ek vergiler, piyasa denetimi gözetimi ve gümrük denetimlerinin sıkılaştırılması gibi birçok uygulamayı içeriyor. Bu kadar yaygın tedbirin arka planında damping soruşturma süreçlerindeki zaaflar ve çifte fatura uygulamaları var. Bir başka deyişle kuralsız, agresif ve aşırı rekabetin körüklediği hukuksuzluğa kendi lisanında cevap veriliyor. Gelişmiş ülkeler Vietnam ve Japonya ile serbest ticaret ve yatırım anlaşmaları, Asya-Pasifik ülkeleri ile ticaret ve yatırım anlaşmaları yapmaya başladı. Biz de bu bölgedeki ülkelerle makinelerimize uygulanan vergileri makul oranlara çekecek ya da oralarda boy göstermemizi kolaylaştıracak yeni nesil anlaşmalar yapmalıyız. Markalarımızın küreselleşmesi için verdiğimiz desteklere dış yatırımları eklemeliyiz. Doğuya mal almaya değil, mal satmaya gitmenin yolunu bulma zamanı.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’DE EN ÇOK İHRACATÇISI BULUNAN MAL MAKİNEDİR”

Makine imalatı yüksek ihtisas isteyen bir iş olmasına rağmen, ihracatçı birlikleri kayıtlarına göre Türkiye’de en çok ihracatçısı bulunan malın makine olduğuna da dikkat çeken Karavelioğlu şunları söyledi: “İhracat odaklı büyüme stratejisi başarıya ulaşacaksa, bunun ön koşulu makinede rekabetçi olabilmektir. Türkiye’deki aktif ihracatçı firma sayısının salgın nedeniyle 76 bine düştüğü Eylül ayı sonunda, 25 bine yakın firmanın makine ihraç ettiğini gördük. 25 bin makine ihracatçısının yarıdan fazlasını 50 bin doların altında ihracat yapan küçük ve mikro işletmeler oluşturdu. Birçoğu ihracatla yeni tanışan bu firmaların sayısında dikkate değer artışlar oluyor. Herkes sektörün önünün açık olduğunun farkında ve pastadan daha fazla pay almak için birbiriyle yarışıyor.”

“REKABET GÜCÜ, İMALATTA OLDUĞU GİBİ İHRACATTA DA ÖLÇEKLE SAĞLANIR”

Makine sektörünün toplam ihracatının yüzde 90’ını büyük işletmelerin gerçekleştirdiğine ve rekabet gücünü imalatta da ihracatta da ölçekle sağlandığına dikkat çeken Karavelioğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Çok fazla makine ihracatçımız var fakat asıl değeri sayısal olarak firmaların yüzde 10’una denk gelen, imalatı büyük 2 bin 400 firma yaratıyor. Bu, ölçek ekonomisinin getirdiği rekabet gücünün ve ihtisas alanlarında niteliğin nicelikten önce geldiğinin de bir göstergesidir. Diğer yandan, orta ölçekli firmalarımız teknolojilerini ve ihracat fiyatlarını sürekli arttırıyor. Bu da niş alanlarda teknoloji geliştiren inovatif firmaların önemini ortaya koyuyor. Doğu-Batı rekabetinde, dijital teknolojilere öncelik verilecek ve motor güç olarak makine sanayisi kullanılacak. Salgınla çok hızlanan bu sürece seyirci kalmamalı, dönüşüm çabalarımızı çeşitlendirmeli ve yaygınlaştırmalıyız. Bu amaçla yeni projeler üzerinde çalışıyoruz ve son olarak, AB fon desteğiyle hayata geçmesi için taahhüte girdiğimiz ODTÜ Dijital İnovasyon Merkezi projesini çok değerli buluyoruz.”