Önümüzdeki yıl dünya ekonomisini belirleyecek unsurların başında Covid-19 aşısı ve uygulanma süreci gelecek. Bunu, ABD’nin yeni uygulayacağı politikalar başta olmak üzere çok sayıda önemli diğer unsur izleyecektir. Yaşadığımız salgınla dünya ekonomisi bu yıl yüzde 5 daralırken, dünya ticareti de yüzde 12 küçülecek. 2021 yılına girerken Covid-19 aşısına ilişkin iyimser senaryolar öne çıkıyor. Ancak yine de Aralık ayı ve 2021 yılının ilk aylarında zorlu bir süreç yaşanacağını söyleyebiliriz. Aralık ayı itibarıyla uygulamaya hazır üç aşı bulunduğunu biliyoruz. Bunların 2021 yılı başından itibaren dünya genelinde yaygın şekilde uygulanması bekleniyor. Aşının yaygın olarak uygulanması ve başarılı olması halinde salgın 2021 yılının ikinci yarısında kontrol altına alınmış olacak ve yeni vaka sayıları hızla azalacaktır. Aşıya ilişkin bu iyimser senaryo çerçevesinde, dünya ekonomisinde de özellikle 2021’in ikinci çeyreğinden itibaren kuvvetli bir büyüme beklentisi bulunuyor. Aşının yaygın uygulanamaması ya da aşının beklentilerin aksine başarılı olamaması halindeyse salgının ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri 2021 yılı boyunca devam edecektir.

GENİŞLEMECİ VE DESTEKLEYİCİ POLİTİKALAR SÜRECEK

Bu yıl salgın nedeniyle ülkelerin merkez bankaları olağanüstü genişlemeci politikalar uygulamaya başlamış, hükümetler de önemli destek paketleri uygulamaya koymuştu. Genişlemeci politikalar ve hükümetlerin destekleri 2021 yılı boyunca da sürecektir. Salgın dünya genelinde tamamen kontrol altına alınmadan bu politikalar geri çekilmeyecektir. Buna bağlı olarak 2021 yılında da geniş finansal olanaklar ve çok düşük faiz oranları olacaktır.

BIDEN’LI ABD DÜNYA İLE İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE OLACAK

Trump döneminde ABD izolasyon politikaları ve dünyanın geri kalanıyla çatışmacı bir politika izlemişti. Biden ile ABD ise dünyanın geri kalanıyla diyalog ve iş birliği içinde olacaktır. ABD müttefikleriyle iş birliğini arttıracak, İklim Anlaşması başta olmak üzere uluslararası anlaşmalara geri dönülecek ve Çin gibi rakip ülkelerle hegemonya mücadelesi çatışma içinde değil diyalog içinde sürdürülecektir. ABD ayrıca yeşil ekonomiye büyük ağırlık vermeye başlayabilir. ABD’nin bu yeni yaklaşımı, elbette dünyada gerginlikleri ve riskleri azaltacaktır.

TİCARETTE KORUMACILIK ZAYIFLAYACAK

Trump, 2018’den itibaren dünyada ticaret savaşlarını başlatmış, 2019’da zirveye çıkan karşılıklı koruma önlemleriyle dünya mal ticareti daralmıştı. Bu yıl ise dünya mal ticareti salgından önemli ölçüde zarar gördü. Biden, Çin ile ticaret savaşlarını ticaret müzakerelerine indirgemeyi ve iyi niyet göstergesi olarak da Trump döneminde uygulanmaya başlanan ek ithalat vergilerini azaltmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, dünya genelinde yaygınlaşan korumacılık eğilimlerini de azaltacak ve yeniden Dünya Ticaret Örgütü kuralları altındaki çok taraflı ticaret anlaşması hükümleriyle serbest ticarete geri dönülebilecektir.

BREXIT BİLMECESİ ÇÖZÜLMÜŞ OLACAK

Bu makaleyi kaleme aldığım Kasım ayının son günlerinde halen belirsizliğini koruyan Brexit sürecinde de düğüm 31 Aralık itibarıyla çözülmüş olacak. İngiltere’nin AB’den bir ticaret anlaşması yapmadan ayrılması halinde, iki taraf arasındaki ticaret bundan sonra DTÖ kuralları ve karşılıklı ithalat vergileri uygulanarak yapılır hale gelecek. Türkiye de bu senaryo içinde İngiltere ile ticarette karşılıklı vergiler uygulayacak. İngiltere’nin Japonya, Vietnam ve Kanada gibi ülkelerle 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren her koşulda uygulayacağı ticaret anlaşmalarına varmış olması, Türk makine ihracatı için İngiltere pazarında yeni rekabet baskıları da yaratmaya başlayacak.

DOLARDA ZAYIFLAMA BEKLENTİSİ VAR

ABD’de Biden’ın iktidarı döneminde doların zayıflaması bekleniyor. Zayıflama beklentisinin iki gerekçesi var: Bunlardan ilki, ABD’nin dünya ile diyalog ve iş birliğine geri dönmesiyle risklerin ve dolara yönelik güvenli liman talebinin azalması; ikincisi ise 2021’de genişletici para ve mali politikalarının daha da artacak olmasıdır. Bunlara bağlı olarak, dolarda zayıflama beklentisi bulunmakla beraber dolardaki değer kaybının yüzde 5 ila yüzde 6 arasında kalması da öngörülüyor. Emtia fiyatları ise Covid-19 aşısının başarılı ve yaygın olarak uygulanması halinde artacak talebe ve zayıflayacak dolara bağlı olarak, bugünkü seviyelerinin üzerine yüzde 10 daha artabilir.

BÖLGESELLEŞME, YEŞİL ÜRETİM VE TİCARET

Salgının öğrettiklerinden biri de gelişmiş ülkelerin başta Çin olmak üzere Asya ülkelerine olan aşırı ithalat bağımlılığı ve bunun sakıncalarını ortaya çıkarmasıydı. Bu nedenle yeni normal döneminde küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması, Çin ve diğer Asya ülkelerine olan bağımlılığın azaltılması beklenebilir. Bu eğilim içinde yakından tedarik ve bölgeler içinde iş birlikleri öne çıkacaktır. Bölgesel ticaret birlikleri daha da önem kazanacak, tedarikte veya ihracatta yeşil ve güvenli üretim aranan bir diğer şart haline gelecektir. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı bunu kurallı bir hale getirirken, mal alınacak firmalardan asgari sürdürülebilirlik kurallarına uyması isteniyor.

ALTYAPI YATIRIMLARI GENİŞLEYECEK

Covid-19 salgını sonrası merkez bankalarının parasal genişlemesiyle hükümetlerin sundukları uygun hibe ve kredi olanakları ekonomileri desteklemişti. Ancak bu destekler daha çok transfer ödemeleri şeklinde olduğu için yeni gelir yaratma kapasiteleri zayıf kaldı. Bu nedenle başta IMF olmak üzere uluslararası kurumlar yeni normal dönemde kamu yatırımlarına daha çok ağırlık verilmesini istiyor. Kamu yatırımları, çarpan etkisiyle üretim, istihdam ve gelir alanında önemli bir katkı sağlar; ABD’de Biden da bu kapsamda 10 yıl içinde 2,2 trilyon dolarlık altyapı yatırımı planladığını söylüyor. Bu kapsamda, gelişmiş ve gelişen ülkeler, muhtemelen 2021 yılından itibaren kamu yatırımlarını genişletecektir. Dolayısıyla da enerji, ulaştırma, iletişim ve dijital altyapı ile eğitim ve sağlık yatırımlarının öne çıkması beklenebilir.

2021 YILI İÇİN GENEL BEKLENTİLER OLUMLU İLERLİYOR

2021 yılını belirleyecek unsurlar ve bu alanlardaki beklentileri genel hatlarıyla bu şekilde özetleyebiliriz. Bu beklentiler çerçevesinde dünya ekonomisinde özellikle 2021’in ikinci çeyreğinden itibaren hissedilecek bir toparlanma ve yılın sonunda yüzde 5’lik bir büyüme öngörülebilir. Dünya mal ticaretinde ise 2021 yılında yüzde 10 ila yüzde 12 arasında bir büyüme bekleniyor. Toparlanma ve büyümede imalat sektörü ile hizmet sektörü arasındaki ayrışma da yine devam edecektir.

TÜRKİYE’DE FİNANSAL İSTİKRAR BELİRLEYİCİ OLACAK

Türkiye’nin makine ihracatını etkileyen en önemli yurt içi ekonomik değişken finansal istikrar ve döviz kurları olmaya devam edecektir. 2020’de finansal kırılganlıkların artması, TL’de hızlı değer kaybı, ardından gelen yüksek faiz artışlarıyla makine ihracatı için uygun finansal koşullar sağlanamadı. 2021’de de finansal istikrar ve öngörülebilir döviz kurları yine belirleyici olacaktır. Finansal istikrarın sağlanmasına yönelik adımlar atılmaya başlandı, ayrıca 2021 yılı başından itibaren ekonomide yeni bir reform döneminin başlatılması da hedefleniyor. TL’deki değer kaybı da durağanlaştı ve TL bir miktar değer kaybı köpüğünden kurtulmaya başladı. Ancak Merkez Bankası’nın Ekim ayı sonu itibarıyla 46,6 milyar dolar olan net döviz rezervi açığı, yurt içi yerleşiklerin DTH hesaplarının halen artıyor olması, bankaların döviz likiditesinin yaklaşık yüzde 75’ninin Merkez Bankası ve kamu borçlanma kağıtlarına yatırılmış olması, 2021’deki yüksek borçlanma ihtiyacı gibi nedenler, finansal istikrar ve TL üzerinde baskı yaratmaya devam edecektir. Bu kapsamda, finansal kırılganlıkların azaltılması ve TL’ye istikrar kazandırmak için Merkez Bankası faiz artışı dışında çok daha yapısal iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha söylemeliyiz.

MAKİNE SEKTÖRÜ İÇİN BEKLENTİLER

Dünya ekonomisinde 2019’daki yavaşlama ve 2020’deki daralma yeni makine ve teçhizat yatırımlarını olumsuz etkiledi. Buna rağmen 2019’da Endüstri 4.0 uyumu, 2020’de ise yurt içi tedarik güvenliği ve dijitalleşme ihtiyaçları makine ve teçhizat yatırımlarını destekledi. 2021 yılında ise iyimser aşı senaryosunun gerçekleşmesi ve dünya ekonomisinde yüzde 5’lik büyüme sağlanması halinde yeni makine ve teçhizat yatırımları da 2021’in yılın ikinci yarısından itibaren hızlı bir büyüme gösterecektir. Kamu altyapı yatırımlarında 2021’de beklenen genişleme de makine ve teçhizat talebini arttıracaktır. Düşük faiz oranları ve finansal olanaklar yatırımları destekleyecek, yine küresel tedarik zincirindeki yapılanma sürecinde Çin ve Asya ülkelerine bağımsızlığın azaltılması girişimleri yeni yatırımlar yapma konusunda zorunlu kılacaktır. Yeşil ekonomi ile uyumlu olmanın getireceği baskı da mevcut makine parklarının sürdürülebilirlikle uyumlu yeni makineler ile değiştirilmesini gerektirecektir. Özetle, 2021’de makine ve teçhizat yatırımlarında büyümeyi destekleyecek birden çok unsur bulunması ümit vericidir.