Salgın öncesi tahminlere göre, bilgi teknolojileri alanında 2030’a kadar dünya çapında 20 milyon ila 50 milyon iş ortaya çıkabileceği, 40 milyon ila 160 milyon kadının daha nitelikli rollere geçmesi gerektiği, 400 milyon ila 800 milyon bireyin otomasyonla yerlerinden olabileceği söyleniyordu1. Salgın sonrası yapılan bir başka araştırmada ise çalışanların yüzde 47’sinin becerilerinin geçerliliğini yitireceği ve beş yıl içerisinde işsiz kalacaklarından endişe duyulduğu sonucuna varıldı. Öyle görünüyor ki 2030 yılına kadar en ihtiyaç duyulan beceriler bilişim teknolojileri ve programlama gibi dijital beceriler olacak. Tekrar eden, insan hatasına müsait, dijital veriye dayalı, belirli kurallara bağlı çoğu iş şimdiden insanların elinden robotların eline geçmeye başladı. Artık robotlar ve yapay zekâ sadece mavi yakalı kesimin işlerini değil, beyaz yakalılara özgü işlerde de kullanılmaya başlayarak “Metal yakalılar” gibi yeni bir çalışan sınıfı oluşturuyor. Bir başka araştırmada ise 2030’a bile gelmeden; 2022’de 130 milyon yeni iş imkânı olacağı ve bunların 70 milyonunun robotlara, geriye kalan 60 milyon işin yüzde 54’ünü yapmak içinse yeni teknolojiler hakkında bilgi ve yetenek sahibi insanlara gideceği söyleniyor. Bu da her yaştan insanın işlerini sürdürülebilir kılmaları için dijital becerilerini geliştirmeleri gerektiğini hepimize gösteriyor. Salgın sürecinde dönüşen sektörlerden özellikle e-ticaret sektöründe yüzde 160’lık bir büyüme gözlemlendi. Çevrim içi mobil uygulamalar, çevrim içi satış uygulamaları, telekonferans ve uzaktan eğitim uygulamaları çok talep gördü. Uzaktan yürütülen, yarı zamanlı işleri tanımlayan gig ekonomi modeli arttıkça, ödemeler ve satın almalar temassız gerçekleştirilemeye başladıkça, temassız ekonomi kavramı da hayatımızda çok büyük yer almaya başladı. Uzaktan çalışma artık birçok çalışan için bir öncelik haline gelirken, şu anda iş gücünün en büyük neslini oluşturan Y neslinin yüzde 40’ından fazlasının iş fırsatlarını değerlendirirken “her yerden çalışma esnekliğini” bir öncelik olarak gördüğüne şâhit oluyoruz. Temassız ekonomi ve gig ekonomi kavramlarının yaygınlaşmaya başladığı dijitalleşen iş dünyasında ise yazılım geliştiriciler, bilgisayar programcıları gibi mesleklerin başta olduğu mesleklerin yer alacağı söyleniyor. Gelişen teknoloji, değişen şartlara süratle uyum sağlayan yeni iş modellerinin gelişmesine altyapı sunuyor. Geleneksel iş modelleriyle hayal bile edilemeyecek milyarlarca dolarlık satış rakamları, bu yeni iş modelleriyle gerçek oluyor. Tüm dünyanın “Biz nereye gidiyoruz?” diyerek geleceğe endişe içinde baktığı bu zorlu salgın sürecinde ekonomiler ağır darbe almış olsa da, bu kriz çok güzel bir fırsata dönüştürülebilir. Herkesin dilinde olan “Yapay zekâ bizi ele geçirecek” algısını kırıp yapay zekâyı anlamayı, kullanmayı ve yaratmayı öğrenmeye başlamamız gerekiyor. Önümüzdeki beş yılda, geleceğin teknolojileri diye isimlendirdiğimiz ancak günümüz teknolojilerinin en önemli yapıtaşı olmuş olan bulut teknolojisi, yapay zekâ, büyük veri, siber güvenlik, 5G ve makine öğrenimi gibi alanlar iş dünyası üzerinde etkili olacak2. Tüm bu teknolojilerin yer alacağı yeni sistemde gelecek vadeden meslekler de genelde yaratıcılık gerektiren, insan ilişkileri gerektiren ya da geleceğin meslekleri dediğimiz meslekler olacak.

PEKİ, NEDİR BU GELECEĞİN MESLEKLERİ?

İnsanlar çalışma saatlerinin yaklaşık yüzde 10 ila yüzde 20’sini, tekrarlayan bilgisayar görevlerine harcıyor. Bu da kolayca otomatikleştirilebilecek süreçlerde harcanan oldukça büyük bir zamana işaret ediyor. Artık bu süreçler yapay zekâ ve robotlarla otomatikleştiriliyor. İnsansı robotlar, metal yakalılar olarak şirketlerde yerlerini almaya başlıyor. Bu dönüşümle bir sürü yeni iş tanımı da ortaya çıkıyor. Bunlara, “öngörülemeyen geleceğin meslekleri” diyoruz. Bu başlık altında birçok meslek adı şimdiden oluşmuş durumda. • Örneğin veri, gelecekte para kadar değerli olup para gibi kullanılacak. Bu nedenle veri mühendisleri, veri dedektifleri, veri yorumlayıcıları ya da veri ayıklayıcıları gibi meslekler oluşmaya başlıyor.

• Yine, gelecekte insansız hava araçları da çok kullanılmaya başlanacağı için drone operatörleri çok yükselişte olan bir meslek grubu olacak.

• Birleşmiş Milletler’e göre 2050 yılı itibarıyla dünya nüfusunun yüzde 68’inin akıllı şehirlerde yaşayacağı ve 2021 yılı itibarıyla da akıllı şehirler için yapılan teknoloji harcamalarının 135 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Akıllı şehirlerin sayısı arttıkça, siber şehir analistleri teknolojiyi çalışır durumda tutacak.

• Blok zinciri mimarları, karşılıklı güven sağlamada çok önemli rol oynayacaklar.

• Son olarak, yapay zekâ ve robot mühendisleri, 3D üretim mühendisleri, arttırılmış gerçeklik geliştiricileri, arttırılmış gerçeklik yolculuğu oluşturucular, sanal gerçeklik geliştiricileri, nanoteknoloji mühendisleri, iklim kontrolü mühendisleri, biyoteknologlar, yaşlanma karşıtı uygulayıcılar, gen sekanserleri, epigenetik terapistler gibi daha nice meslek gelecekteki yerlerini şimdiden oluşturmaya başladı.