İşletmelerin büyümesine ve iş sonuçlarına katkıda bulunmak, test ve kalite güvencesinin en büyük hedeflerinden biri. Capgemini, Sogeti ve Micro Focus iş birliğinde 12’ncisi yayınlanan Dünya Kalite Raporu da bunu ortaya koyuyor. Bu yıl 32 ülkeden 10 sektörde 1.750 bilgi sistemleri direktörü (CIO) ve diğer üst düzey teknoloji uzmanlarıyla röportaj yapılarak hazırlanan Dünya Kalite Raporu, uygulama kalitesi ve test eğilimlerini analiz eden tek küresel rapor olmasıyla önem arz ediyor. 2009’dan beri yıllık olarak düzenlenen rapor, bu yıl 12’nci baskısını gerçekleştirirken, 2020 raporunda bilgisayar destekli telefon görüşmeleri üzerinden veri toplanmış. Altı katılımcı grubunun analizine dayalı olarak, bilgi sistemleri direktörleri ve başkan yardımcıları uygulamaları; bilgi teknolojileri direktörü, kalite güvence/test yöneticisi, pazarlama ve satış ile teknoloji/ürün direktörleriyle hayata geçirilen rapor için, niceleyici görüşmeler ve ardından niteleyici tartışmalar yoluyla dünyanın dört bir yanından katılımcılarla anketler yapılmış. Raporun en dikkat çekici sonucu ise iş büyümesine ve iş sonuçlarına katkıda bulunmada, test ve kalite güvencesinin en yüksek puan alan hedef olarak öne çıkması. Bu yıl 2018’e göre 6 puanlık artışla bu oran yüzde 74’e ulaşmış durumda. Dünya Kalite Raporu’na göre kalite güvencesinden beklenenler, özellikle işletmelerin büyümesini desteklemek ve son kullanıcı memnuniyetini sağlamak gibi stratejik hedeflerde yükselen bir trendle artıyor. Önceki raporlarda da belirtildiği gibi test otomasyonuna yapılan yatırımlar ve bunun getirileri günden güne artış gösteriyor.

ZORLUKLAR HALEN DEVAM EDİYOR
Son iki yılda gözlemlenen eğilime paralel olarak, bu yıl da Agile ve DevOps metodolojilerine yönelmede bir ivme görülüyor. Agile ve DevOps kullanarak test otomasyonu düzeyini arttırmaya ve “shift left testing” üzerine belirgin bir odaklanmaya işaret eden rapor sonuçları, diğer yandan daha yüksek “sprint içi” otomasyon düzeylerine ve istenen hedeflere ulaşmak için ihtiyaç duyulan kalite güvenlik ekibinde yeterli uzman olmayışını önemli bir eksiklik olarak vurgulamayı sürdürüyor.

YAPAY ZEKÂ VE MAKİNE ÖĞRENİMİ KALİTE GÜVENCESİNE AVANTAJ SAĞLAYACAK

Kalite güvencesinde yapay zekâ ve makine öğreniminin kullanımı da giderek artıyor. Ankete katılanların yüzde 88’i yapay zekânın test faaliyetlerinde en güçlü büyüme alanı olduğunu söylerken, katılımcıların yüzde 86’sı ise yapay zekâyı yeni kalite güvencesi çözümlerini seçmek için en önemli kriter olarak görüyor. Bu veriler, her ne kadar sağladığı avantajlara henüz tam olarak ulaşılmamış olsa da büyük çoğunluğun hâlâ yapay zekâ ve makine öğreniminden beklentilerini yüksek tutmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Bağlantılı şekilde rapor, kalite güvencesinde yapay zekâ ve makine öğrenmesini uygulama konusunda en büyük sıkıntının ise bu alandaki yetenek eksikliği olduğunu dile getiriyor: Ankete katılanların yüzde 34’ü bu yönde görüş vermiş.

KURULUŞLAR, KALİTE GÜVENCESİNDE DAHA FAZLA KONTROL İSTİYOR

Önceki Dünya Kalite Raporları, test otomasyonu alanındaki zorluklara değiniyordu. Yapılan araştırmalar doğrultusunda, test otomasyon uzmanlarına göre 2019 yılında karşılaşılan en büyük zorluk uygulamaların değişme sıklığı olarak belirtilmiş. Önceki yıllarda ise test otomasyonunda yeterli uzmanlık ve deneyime sahip insan kaynağı eksikliğine dikkat çekiliyordu. Yine, 2020 anketinde şirketler, test otomasyonunun çeşitli yönlerine ilişkin görüşleri sorulduğunda bir dereceye kadar güven duyduklarını ifade ederken, anket katılımcılarının yüzde 68’i gerekli otomasyon araçlarına sahip olduklarını, yüzde 63’ü ise testleri otomatikleştirmek için yeterli zamana sahip olmadığını belirtmiş. Ancak bu umut verici istatistiklere rağmen katılımcıların sadece yüzde 37’si yatırımın geri dönüşünü aldığını ifade ediyor; bu da güven ile sonuçlar arasında bir boşluk olduğunu gösteriyor.

KALİTE GÜVENCESİNE YAKLAŞIMDA SALGINDAN YARARLANILIYOR

Ankete katılanların yüzde 47’si salgının bir sonucu olarak müşteri deneyimi doğrulama ve kullanılabilirlik testine çok daha fazla odaklanacağını söylerken, katılımcıların yüzde 43’ü daha fazla ve daha iyi iş birliği araçlarına odaklanmanın artacağını bildiriyor; yüzde 34’ü test sistemlerine ve test ortamlarına daha fazla uzaktan erişime ihtiyaç duyacaklarını açıklıyor. Salgın etkisiyle kalite güvencesine yönelik uygulamaların da gerçekleştiğini ortaya koyan raporda, bilgi sistemleri ve bilişim teknolojileri direktörlerinin yüzde 83’ünün uzaktan çalışma dünyasına geçişin bir sonucu olarak uygulama güvenliği endişelerinin son 12 ayda arttığı da vurgulanıyor. Capgemini Group Dijital Güvence ve Kalite Mühendisliği Hizmetleri Küresel Lideri Mark Buenen, raporu değerlendirirken, “Salgının getirdiği zorluklara rağmen, şirketlerde bir arada çalışma ve kalite güvencesi için umut verici bir yıl oldu.” derken, “Aslında salgın, kalite güvencesinin operasyonlar için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyarken kalite güvencesi için bir hızlandırıcı görevi gördü. Kalite güvencesi uzmanlarının test becerileri konusunda iyimser olduklarını görmek de teşvik edici. Ancak bulguların da ortaya koyduğu gibi bu iyimserlik her zaman sonuçlarla örtüşmüyor. Kalite güvencesi için daha fazla bulut altyapısına ve yapay zekâya güvenmenin sonucunda bu ekipler daha hızlı, daha akıllı ve daha etkili iş sonuçları yaratabilir.” yorumunda bulunuyor. Micro Focus Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Uygulama Dağıtım Yönetimi Genel Müdürü Raffi Margaliot ise rapora ilişkin görüşlerini, “Kalite güvence ekipleri çalışmalarını sürdürürken daha azla daha çok iş başarıyorlar. Bu, yeni dijital dönüşüm girişimlerini hızlandırırken, halihazırda devam eden süreçleri de güçlendirdi. Salgının yarattığı zorluklara daha da hazır olmalarını sağladı. Bu yılki Dünya Kalite Raporu, yazılım kalitesi kuruluşlarının yeni normale ve modernizasyon için artan aciliyete nasıl uyum sağladığına dair eşsiz bilgiler sunuyor.” sözleriyle ifade ediyor.