Çevrim içi gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu yaptı. Karavelioğlu konuşmasında, son dönemde Avrupa ve özellikle Almanya pazarına artan makine ihracatının önemine değinirken, Almanya ile teknik ve ticari iş birliklerini hem kurumsal hem de işletme bazında daha üst seviyelere taşımak için yoğun faaliyette bulunduklarının altını çizdi. Karavelioğlu, bu çabaların Almanya tarafında karşılık bulmasından büyük bir memnuniyet duyduklarını da bildirdi. Yeni dönem sanayileşme mimarisinde Türkiye’nin Makinecileri’nin daha aktif rol almaya hazır olduğunu ve üye işletmelerin bunun için yeterli kapasite ve potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Karavelioğlu, başta Almanya olmak üzere tüm AB ülkeleriyle daha fazla partnerlik ilişkilerinden yana olduklarını dile getirdi ve “Salgın sonrası dönem ilişkilerini, gelecek 30 yılı belirleyecektir.” dedi. Türkiye’nin Makinecileri Almanya Danışmanı Ahmet Yılmaz ise sunumunda, küreselleşmenin bugün geldiği seviyede ticaret savaşlarının, tarife dışı engellerin, dijitalleşme ve Yeşil Mutabakat alanlarının satın almacıları yeni görevlerle karşı karşıya bıraktığını belirtti. Türkiye makine sektörünün rekabet yeteneği üzerine 30’a yakın alt ürün grubunda Türkiye’nin rekabet avantajını RCA analizleriyle (Revealed Comparative Advantage) kanıtladığını vurgulayan Yılmaz, adı geçen ürün gruplarında Türkiye’nin AB ülkeleri ve başta Almanya’ya ihracatını sürekli arttırdığına dikkat çekti. Türkiye’nin Makinecileri’nin bu alanda beş kat daha fazla potansiyele sahip olduğunun altını çizen Yılmaz, Alman satın almacıları daha fazla ürün almaya davet etti ve bunun için gerekli desteği vermeye hazır olduklarını söyledi. Türkiye’nin Makinecileri Almanya İrtibat Ofisinden Nevzat Sargın da konuşmasında, iki ülke arasındaki iş hukuku, iş kültürü ve lojistik avantajlara değindi. Özellikle salgın nedeniyle kırılan tedarik zincirlerinde “güvenli lojistik” konusuna değinen Sargın, Türkiye-Avrupa ve Almanya arasındaki güvenli ve güçlü tedarik zincirinin önemine vurgu yaptı. Alman Makine ve Tesis Birliği (VDMA) Dış Ticaret Departmanı Türkiye Masası Sorumlusu Friedrich Wagner ise konuşmasında, Türkiye makine pazarında son yıllarda önemli değişimler olduğunun altını çizdi ve Türkiye’nin Alman makine sektörü için hem satış hem de satın alma pazarı olarak önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çekti. Türkiye’den gelen makine ve ekipmanların son yıllarda kalite anlamında önemli mesafeler kat ettiğini ve bunun sonucu olarak Türkiye’den ithalatın arttığını söyleyen Wagner, Türkiye’nin Makinecileri’nin Almanya faaliyetlerini de yakından takip ettiklerini ifade ederek, “Umarım yakın bir tarihte salgın zayıflar ve Türk dostlarımızla yine fuarlarda ve B2B görüşmelerinde karşılıklı çay yudumlarız.” dedi. Almanya’nın önemli yat üreticilerinden Lürssen-Kraeger Werft GmbH’nin Satın Alma Direktörü Kristian Hamm da sunumunda, Türkiye’den tedarikçilerle olan ilişkileri üzerine tecrübelerini ve Türkiye pazarından nasıl ürün temin ettiklerini anlattı. Kâğıt üzerinde anlatılan rekabetçilik ve kalite performanslarının pratikte de kanıtlandığını dile getiren Hamm, Türkiye’den tedarik ettikleri ürün grubunda çeşit ve miktarı sürekli arttırdıklarını söyledi. Hamm, Alman işletmeleri Türkiye’nin avantalarından yararlanmaya davet ederken, “Biz pozitif tecrübeler yaşadık, sizler de yaşayacaksınız.” değerlendirmesinde bulundu. MAİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sevda Kayhan Yılmaz da kapanış konuşmasında, etkinlik konuşmacılarına ve katılımcılara teşekkür etti ve en yakın zamanda yüz yüze görüşmek ve ilişkileri bir üst seviyeye taşımak için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduklarını belirtti.